Vivo Kuartet’in genç çellisti Mehmet Berkem Bursal: “Keşke’li cümlelerim iyi ki’li deneyimlere dönüştü”

1994 yılı Ankara doğumlu genç çellist Mehmet Berkem Bursal, müziğe, Kültür Bakanlığı Çoksesli Çocuk Korosunda başladı. 2006 yılında Hacettepe Üniversitesi Ankara Devlet Konservatuvarı Viyolonsel Sanat Dalı’na kabul edildi. Viyolonsel çalışmalarına Doç. Sinan Dizmen ile başladı, lisans dönemine kadar olan süreçte Prof. Ali Doğan ve ardından Yrd. Doç. Nuray Eşen ile devam etti. 2013 yılında World Peace Orchestra odisyonunu kazanarak, Gintaras Rinkevičius yönetiminde, New York Lincoln Center’da gerçekleşen konser kadrosunda yer aldı.

2014 yılında viyolonsel çalışmalarını Academy of Performing Arts in Prague’da Tomas Strasil ile sürdürdü. 2016 yılında H.Ü. Ankara Devlet Konservatuvarı viyolonsel sanat dalından şeref öğrencisi olarak mezun oldu. Lisans dönemi süresince Doç. Kerem Aykal ve Garbis Atmacayan ile çalıştı. Aynı yıl H.Ü. Ankara Devlet Konservatuvarı yüksek lisans sınavını kazanarak yüksek lisans eğitimine başladı.

2017 yılında Ankara Devlet Opera ve Balesi’nin açmış olduğu sınavı kazanarak kurumun viyolonsel grubu üyesi oldu. 2019 yılında “Hacettepe Üniversitesi Ankara Devlet Konservatuvarı Örnekleminde Viyolonsel İcra Tekniğine Bağlı Gelişebilecek Fizyolojik Rahatsızlıklar” başlıklı yüksek lisans tezi ile mezun oldu. 2020 yılında, Ankara Devlet Opera ve Balesi orkestra sanatçılarından oluşan Vivo Kuartet’in üyesi olarak oda müziği alanında çalışmalarına başladı, kurum bünyesinde Vivo Kuartet ile kayıt, radyo programı ve konser projelerinde yer aldı. 2021 yılında İtalya’da düzenlenen, XI. Uluslararası Palermo Müzik Festivaline, Palermo Classica Senfoni Orkestrası viyolonsel grubu üyesi olarak davet edildi. Festival kapsamında 6 konserde yer aldı.

Bilkent Senfoni Orkestrası, Antalya Devlet Senfoni Orkestrası, KKTC Cumhurbaşkanlığı Senfoni Orkestrası, Ankara Kent Filarmoni Orkestrası, Hacettepe Senfoni Orkestrası gibi çeşitli orkestraların bünyesinde birçok konserde yer aldı.

H.Ü. Ankara Devlet Konservatuvarında Sanatta Yeterlik (Doktora) eğitimine Doç. Kerem Aykal ile devam devam ediyor. Berkem’in akademik derinleşmesi, müziğe yaklaşımında da kendini belli ediyor. Örneğin yeni bir eser çalışırken eserin yazıldığı dönem ve bestecinin karakteristik özelliklerini daha detaylı anlayabilmek için eser hakkında yayınlanmış akademik çalışmalar varsa incelemesi beni oldukça etkiledi ve kendisini bir kez daha takdir ettim. Çünkü müziğe derinlikli ve bütünsel bir bakış en çok ihtiyacımız olan şeylerden biri…

Berkem ayrıca Vivo Kuartet ile konserlerini sürdürmekle birlikte, klarnet, korno, viyolonsel, piyano dörtlüsü için 2 yeni müzik siparişinin de seslendirileceği yakın tarihli konser projeleri bulunuyor. Konserle ilgili ayrıntılar röportajın içerisinde. O tarihlerde İstanbul’da iseniz kaçırılmaması gereken bir konser olacağına eminim.

Kuartet’in, özellikle yeni müziklerin, profesyonel kayıt, stüdyo ve dijital platformlarda albüm süreci için sponsorluk arayışı ise sürüyor. Bildiğiniz gibi, bu süreç ciddi maddi imkanlar gerektiriyor ve dolayısıyla hem icracıların hem bestecilerin yeni müzik besteleri ve icrası için teşvik edilmesi gerekiyor. Berkem Bursal da modern çoksesli müzik üretimini teşvik etmek isteyebilecek sponsorlara ulaşmak istiyor. Buradan aracı olayım…

Haydi Berkem’i tanımaya başlayalım:

Berkem bey, müziğe çoksesli çocuk korosunda başladınız. Şan eğitimi aslında iyi bir müzisyen olmanın en önemli adımlarından biri. Bu eğitim size sonraki kariyerinizde nasıl bir sıçrama noktası oldu?

Çocuk korosu üyesi olmak, çoksesli müziğin içinde bulunarak müziği ve her anlamda çoksesliliği daha yakından tanımamı ve öğrenmemi sağladı öncelikle. Koroya devam ettiğim süreçte, Devlet Opera ve Balesi’nin sahneye koyduğu Verdi’nin Otello operasında ve Cumhurbaşkanlığı Senfoni Orkestrası ile Aspendos Antik Tiyatro’da sergilenen C. Orff’un Carmina Burana eserinde çocuk korosu ile sahneye çıkmak, sekiz yaşında benim için çok büyük deneyimlerdi. Bir orkestranın provalarını, operanın sahne çalışmalarını görmek beni çok etkilemişti. Bütün bu deneyimler, o yaşlarda belki çok farkında olmasam da konservatuvar için ciddi bir zemin hazırlamış oldu.

Peki viyolonseli seçme motivasyonlarınız neydi? Neden başka bir enstrüman değil de viyolonsel?

Konservatuvar giriş sınavına girmeden önce, babam ile birlikte internetten enstrümanları tek tek inceleyip solo olarak hepsini dinledikten sonra, viyolonsel sesini özel olarak çok sevdiğimi hatırlıyorum. Aslında o gün için en büyük motivasyonum yalnızca sesini çok sevmiş olmamdı, tabii sonra giriş sınavında hangi enstrümanı çalmak istediğimi sorduklarında viyolonsel diye cevap verdim.

Henüz 21 yaşında World Peace Orchestra odisyonunu kazanarak New York Lincoln Center’daki konser kadrosunda yer almak müthiş bir şey… Neler hissetmiştiniz ilk öğrendiğinizde? Ve konser nasıl geçmişti? Bize biraz o ortamı yeniden canlandırır mısınız?

Birçok ülkeden 130 müzisyenin bir araya geldiği büyük bir projeydi. Bir ay süre ile New York’ta farklı şefler ve eğitmenler ile çalışma fırsatı bulmak, Alexander Markov solistliğinde Lincoln Center Avery Fisher Hall’de çalmak gerçekten heyecan vericiydi.

H.Ü Ankara Devlet Konservatuarı viyolonsel sanat dalından şeref öğrencisi olarak mezun oldunuz. Sizin başarı tanımınızı öğrenebilir miyim? “Başarılı bir öğrenciydim, çünkü…” Nasıl tamamlarsınız bu cümleyi?

Gerçekten severek ve isteyerek yapılan her şey olarak tanımlayabilirim. Lisans mezuniyetime kadar olan 11 senelik konservatuvar öğrencilik sürecimde farklı öğretmenler ile çalıştım, farklı ekolleri, bakışları tanıma fırsatım oldu. Bu uzun süreçte her zaman başka kazanımlarla devam ettim. Başarı için tek bir “çünkü” cümlem yok, viyolonsel çalışmayı ve çalmayı sevmeme sebep olan, birbirinden ayıramadığım her detay sayesinde başarılıyım ve hala öğrenciyim diyerek cümleyi tamamlamış olayım.

Bir yandan da müzisyenlerin sağlığı konusuna önem veriyorsunuz. Siz de ağır bir enstrüman taşıyorsunuz. Kendi sağlığınızda bu açıdan sorunlar yaşadınız mı? Ne tür önlemler aldınız?

Enstrümanı sürekli taşımanın ötesinde, çalmak ve çalışmak çok daha ciddi bedensel efor gerektiren bir eylem. Çalışma ve icra sürecinde dikkat etmek gereken fizyolojik pek çok önemli nokta var. Uzun süreli arasız çalışmalara ve sürekli tekrar eden hareketlere bağlı olarak, ben de bir dönem küçük sakatlıklar yaşadım, yüksek lisans yaptığım süreçte tez çalışmamı bu konuda yapmak istedim. Doç. Kerem Aykal ve o dönem Hacettepe Üniversitesi fizyoterapi bölümünde öğretim elemanı olan aynı zamanda fizyoterapistim Prof. Dr. Burcu Semin Akel’in danışmanlığında “Hacettepe Üniversitesi Ankara Devlet Konservatuvarı Örnekleminde Viyolonsel İcra Tekniğine Bağlı Gelişebilecek Fizyolojik Rahatsızlıklar” başlıklı tez çalışmasını yaptım. Kendi yaşadığım deneyim üzerinden yola çıkarak araştırmaya ve öğrenmeye başladığım bütün önlemler, bu çalışmanın ortaya çıkmasını sağladı.

Sizce müzik tarihinin gelmiş geçmiş “en büyük” çellistleri kimlerdir? Biliyorum seçmek zor ama aklınıza ilk gelenleri öğrenmek isterim.

Müzik tarihinde farklı yönleriyle “en büyük” denebilecek pek çok çellist sayılabilir.  Viyolonselin solo çalgı olarak kullanılmaya başlandığı dönemden Boccherini, Romberg gibi birçok besteci çellist ve Casals, Fournier, Starker, Rostropovich, Jacqueline du Pre gibi isimler ilk aklıma gelenler. Ayrıca yaşayan ve en çok dinlediğim çellistlerden Truls Mork, Nicolas Altstaedt, Steven Isserlis ve Gautier Capuçon’u sayabilirim.

Bize biraz da Vivo Kuartet’in kuruluşundan ve projelerinizden söz eder misiniz?

Vivo Kuartet, Ankara Devlet Opera ve Balesi orkestrasından arkadaşlarımız ile pandemi koşullarında bir araya gelerek kurduğumuz yaylı dörtlümüz. Uzun süren karantina süreçlerinden sonra her birimizin keyifle çalışmak ve müzik yapmak için sabırsız olduğu bir dönemde başladı çalışmalarımız. Seçtiğimiz eserlerin provalarını sürdürürken konser tarihleri için görüştüğümüz sırada, eserlerin belli bölümlerinde sergilenmek üzere modern dans eklenmesi fikri ile konser projemiz operanın ve modern dans topluluğunun katkısı ifle biraz evrilmiş oldu. Seslendirdiğimiz eserlerin seçilen bölümlerine koreografiler yazıldı ve Ankara Devlet Opera ve Balesi sezon programında “Vivo Kuartet ile Dans” başlığı ile yer verilmek üzere dahil edilmiş oldu. Bu süreçte Vivo Kuartet ile seslendirdiğimiz eserlerin kayıtlarını da yaptığımız TRT Radyo3’te Eskiden Yeniye adlı radyo programında proje hakkında detayları daha fazla duyurma şansı bulduk. Önümüzdeki dönemde farklı program ve projelerde birlikte müzik yapmayı sürdüreceğiz.

Çello son dönemde oldukça popülerleşti. Birçok çelliste neredeyse rock star muamelesinde bulunuluyor. Tanınırlığın içeriği ve sofistikasyonu zedelediğini düşünüyor musunuz, yoksa bu iyi bir şey mi?

Popülerlik, yapılan işin veya icranın kalitesi önünde bir engel değil. Bu anlamda sunduğu müzik ile bütün dünyada kabul görmüş, tanınırlığı çok yüksek pek çok virtüöz icracı var. Yani bu durum icracının ne sunmak istediğiyle ilgili, sunulan her ürünü tüketmek isteyen birileri mutlaka var.

Yeni bir eser üzerinde çalışırken nasıl bir metot izlersiniz?

Çok fazla dinlerim, yeni yazılmış bir müzik değilse bulabildiğim bütün yorumlarını duymak isterim mutlaka. Eserin yazıldığı dönem ve bestecinin karakteristik özelliklerini daha detaylı anlayabilmek için eser hakkında yayınlanmış akademik çalışmalar varsa incelerim. Bütün bir çalışma sürecinde kendimi sürekli kaydeder ve dinlerim.

Bach’ın çello süitlerini çalarken neler hissedersiniz? Sizi en çok etkileyen özellikleri nedir?

Barok dönem müziğini dinlemek ve çalmak benim için ayrı bir keyif. Özellikle Bach süitleri çaldığım ve dinlediğim ortam, müziğin bütün yorumunu ve karakterini etkiliyor. Döneminde saray, kilise gibi büyük alanlarda çalınmış, bugün ise duyuş bakımından benzeri şekilde sesin daha fazla geri dönebildiği akustikte yerlerde çalmak, barok müzik yazısındaki abartı ve genel mistik yapıyı yansıtarak kendimi o dönemin içinde hissettiriyor.

Bir eser çalarken notalara tamamen bağlılıktan yana mısınız yoksa spontanlığa yer var mı sizce? Örneğin Debussy’e kıyasla Bach’ın notalara dair talimatlarında çok detaycı olmadığı söylenir.

Bir icracı olarak elbette bestecinin yazısına bağlı kalmak gerekir, yorum farklılıkları bestecinin çizdiği çerçeve dahilinde, dönemin de üslubuyla şekillenmeli. Notada her detayın yazmaması spontan bakış açısından ziyade bestecinin ve dönemin yapısını daha fazla öğrenmeyi gerektirir diye düşünüyorum.

Peki sırf popülerlik adına bir eserin kötü yorumu sizde neler hissettirir?

Bir icra hakkında değerlendirme yapabilmek için çok fazla detay hakkında bilgi sahibi olmak gerekiyor. Popüler kültürün çoğu zaman kolay anlaşılırlık üzerine kurulması, yorumlarda da popülerlik uğruna bu detayların ve derinliğin kaybolmasına sebep olabiliyor. Hangi amaçla yorumlandığı, kime, nerede ve ne zaman sunulmak istendiği de fikrimi etkileyebilecek olsa da, popülerlik veya benzeri sebeplerle bir eser yıpratılmamalı.

Kariyerinizde “keşkeleriniz” ve “iyi ki”lerinizden de söz eder misiniz?

Üniversite dönemim ve sonrasında, keşke diye başladığım cümlelerimin birçoğu bugün iyi ki dediğim deneyimler oldu. O nedenle bugün benim için en büyük “iyi ki” hepsinin farkına varmış olmak.

Yakında iki yeni müzik siparişinizin de seslendirileceği konser projeleriniz var. Onları da öğrenebilir miyiz? Ve sipariş edilen müziklerin kapsamını da anlatırsanız sevinirim.

Klarnet, korno, viyolonsel ve piyano olarak kurduğumuz kuartetimiz için, isimlerini çeşitli yarışmalarda da duyurmuş olan besteci Ege Gür ve Doğaç İşbilen’e yakın zamanda iki yeni müzik sipariş ettik. Bu dördül ile repertuvara iki yeni Türk eseri eklenirken bunun bir parçası olmak ayrıca mutluluk verici. Aynı zamanda bu konserde C. Czerny’nin “Grande Sérénade Concertante” başlıklı eserinin Türkiye Prömiyeri’ni de gerçekleştireceğiz. Konser 23 Şubat 2022 Çarşamba günü Yeldeğirmeni Sanat, İstanbul’da. Kuartet için olan müzik siparişlerimiz dışında önümüzdeki dönemde “viyolonsel ve piyano” için yeni müziklerin yer alacağı bir duo albümünü piyanist Zeynep Ülbegi ile birlikte seslendireceğiz.

Bu keyifli söyleşi için çok teşekkürler.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s