Köy okullarında konser veren küçük piyanist Ela Tatlıer: “Her birimiz gökkuşağı gibi rengarengiz, sanat renklerimizin ortaya çıkmasını sağlıyor”

13 Ocak 2011 yılında Ankara’da dünyaya gelen Ela Tatlıer, bir yıl aldığı Orff eğitiminin ardından 2016 yılında Bilkent Üniversitesi Erken Müzik Eğitimi Bölümü’ne kabul edildi ve bir yıl boyunca Nuran Barut  eşliğinde orf eğitimi aldı. 2017 yılında Bilkent Müzik Hazırlık İlkokulu kabul sınavında Piyano Bölümüne kabul edildi ve Piyano Sanat Dalı Bölüm Başkanı Gamze Kırtıl’ın sınıfında ilk piyano eğitimine başladı.


Birinci sınıf sömestr tatilinde piyanist Cem Babacan ile ustalık sınıfına katıldı. İkinci sınıfta Köy Okullarında Sanatı Yaygınlaştırmak Projesi Kapsamında yapılan sınıf konserinde yer aldı. Bu proje onun hayatında önemli bir açılım yarattı; sanatla yaşıtlarına, özellikle de ekonomik olarak dezavantajlı gruplara erişimin önemini bir kez daha görmüş oldu. “Biz köy okulunda konser verdiğimizde, orada bizi dinleyen arkadaşlarımız bizlere kendi yaptıkları resimleri hediye ettiler. Benim için çok kıymetliydi. Sanat kendimizi anlatmanın ve duygularımızı paylaşmanın en güzel yolu bence. Sanatı paylaştıkça içimizdeki iyi duygular da artıyor. Her birimiz gökkuşağı gibi rengarengiz, sanat renklerimizin ortaya çıkmasını sağlıyor” diyor Ela.

İkinci sınıf dönem sonunda 21-22 Haziran’da düzenlenen iki aşamalı Mozart Akademi Uluslararası 5. Piyano Yarışmasına katılıp üçüncü oldu. Dördüncü sınıfın bitiminde Oliver Jia ile çalışmaya başladı ve halihazırda 5. sınıfa devam ediyor. İleride eğitimini yurtdışında da taçlandırma hayalleri kuruyor. Çünkü Ela, piyano çalarken sihirli bir dünyaya adım attığını ve sanki o dünyanın içindeymişçesine hissettiğini belirtiyor.

“Biz, küçük çocuklar boyumuzdan büyük işler başarmaya çalışırken büyüklerimizin bizlere destek olmaları çok kıymetli” diyor Ela. Ve sanatçının çaldığı eserin ruhunu dinleyicilere hissettirebilmesinin oldukça önemli olduğunu da sürekli vurguluyor. Ne kadar içten ve ne kadar çarpıcı ifadeler değil mi? Kendisini tanımanızı çok isterim. O yüzden keyifli bir söyleşi bizi bekliyor:

Merhaba Ela. Henüz beş yaşındayken Bilkent Üniversitesi Erken Müzik Eğitimi Bölümü’ne kabul edildin. İçindeki bu müzik yeteneği nasıl fark edildi? Evde müzikle ilgilenenler var mıydı?

Merhaba Menekşe Hanım, öncelikle anılarımda ve kariyerimde önemli bir yeri olacak bu söyleşiyi yaptığımız için teşekkür etmek isterim. Biz, küçük çocuklar boyumuzdan büyük işler başarmaya çalışırken büyüklerimizin bizlere destek olmaları çok kıymetli.

Sorunuza gelecek olursak; annem ve babam müzikle profesyonel anlamda ilgilenmeseler de ikisi de çok iyi dinleyicidirler. Özellikle babam mümkün olan her fırsatta müzik dinlememizi sağlamıştır, halen de öyledir.

İki yaşımdan beri ses ve müziğe verdiğim tepkileri gören ve müzik alanında uzmanlığı olan yakınlarımız, aileme benim iyi bir müzik kulağım olduğunu hep söylemişler. En son Kreşteki Müzik öğretmenimin aileme müzik konusunda yetenekli olduğumu, bu alanda desteklenirsem çok iyi işler başarabileceğimi söylemesi üzerine Bilkent’teki müzik maceram başlamış oldu.

Peki bir yıl boyunca aldığın Orff eğitimi sana neler kazandırdı?

Okul öncesi dönemde bir yıl boyunca Orff eğitimi aldım. Bilkent’te yetenek sınavı yapılarak seçilen çocuklara verilen özel bir programdı. Daha öncede söylediğim gibi Kreş öğretmenimin yönlendirmesi üzerine yetenek sınavına katılmıştım.

Sonrasında Nuran Barut Hocamızın sınıfında oyunlar oynayarak ve dans ederek hiç farkına varmadan bir sürü şey öğrenmiş oldum. Küçük yaşta daha okuma yazma bile bilmeyen biz çocuklar için harika bir program bence.

Neden piyanoyu tercih ettin? Bir diğer deyişle, neden başka bir enstrüman değil de piyanoya yöneldin?

Orff eğitimi aldığım bir yıl boyunca, yanı sıra piyano eğitimi de aldım. Piyano dersleri daha çok oyun gibiydi. Piyanoyu çok sevmemi sağladı. Sonra okul Kabul sınavında Komisyon beni piyano sanat dalına seçince çok mutlu oldum. Ben piyanoyu, piyano da beni seçmiş oldu. 😊 Şimdi ise birçok enstrümanı seviyorum. Piyano her zaman başrolde tabii.

Köy Okullarında Sanatı Yaygınlaştırmak Projesi Kapsamında yapılan sınıf konserinde yer aldın, kutlarım. Peki sence Türkiye’nin farklı noktalarında, köylerde, kasabalarda sanat yaygınlaşırsa çocuklarda nasıl değişimler yaşanır?

Biz köy okulunda konser verdiğimizde, orada bizi dinleyen arkadaşlarımız bizlere kendi yaptıkları resimleri hediye ettiler. Benim için çok kıymetliydi. Sanat kendimizi anlatmanın ve duygularımızı paylaşmanın en güzel yolu bence. Sanatı paylaştıkça içimizdeki iyi duygular da artıyor. Her birimiz gökkuşağı gibi rengarengiz, sanat renklerimizin ortaya çıkmasını sağlıyor.

21-22 Haziran’da düzenlenen iki aşamalı Mozart Akademi Uluslararası 5. Piyano Yarışmasına katılıp üçüncü oldun. Hangi eseri seslendirmiştin ve sahnede neler hissetmiştin?

İlk aşamada tam sahneye çıkarken sahne arkasında merdivene takılıp düştüm ve dizim çok acıdı. Sıram geldiğinde sahneye çıkıp çalmaya başladığım anda dizimin acısını çoktan unutmuş sahne heyecanına kapılmıştım. İkinci gün nedense daha stresliydim ve performansımı hiç beğenmemiştim. Neyse ki üçüncülük derecesi aldım ve tatlı bir anı olarak kaldı.

Şu anda Doç. Dr. Olivier Jia ile çalışıyorsun. Öğretmenin sana nasıl yönlendirmelerde bulunuyor ve hiç unutamadığın öğütleri var mı?

Piyano eğitimime Gamze Kırtıl öğretmenimle başladım. Bana öğrettiği her şey için kendisine çok teşekkür ediyorum. Bu sene Doç. Dr. Olivier Jia öğretmenim ile çalışmaya başladım.

Öğretmenimi çok seviyorum. Sayesinde piyanoyu daha da çok sevdim. Derslerimi hep sabırsızlıkla bekliyorum.

Öğretmenimle ders yaparken beni en mutlu eden şey benimle çok ilgilenmesi ve bana çok yararlı önerilerde bulunması. Öğrettiği yeni teknikler sayesinde zorlandığım kısımları kolayca çalabiliyorum. Ayrıca derslerimiz çok iyi ilerliyor. Derslerimizde çok yararlı bilgiler ve teknikler öğreniyorum. Bu bilgileri unutmamalı ve piyano çaldığım süre boyunca tüm parçalarımda kullanmalıyım.  

Çalıştığımız tüm parçalarda farklı dünyalara yolculuk yaptığımızı hissediyorum. Hatta aynı parçanın içinde birçok duyguyu hissetmemizi sağlayacak kısımların olması bana şahane geliyor.

Kendine örnek aldığın konser piyanistleri kimler?

Gülsin Onay, Fazıl Say, Gökhan Aybulus, Cem Babacan, Emre Şen ilk aklıma gelen piyanistlerdir. Onları dinlemek beni çok mutlu ediyor.

Klasik müzik konserlerini sık sık takip eder misin? Sahnedeki piyanistin yerinde kendini hayal ettiğin olur mu?

Pandemi öncesi ailemle birlikte klasik müzik konserlerini kaçırmamaya çalışırdık. Ne yazık ki, pandemide uzun bir ara vermek zorunda kaldık. Konserlerde sahnedeki piyanist ile birlikte çaldığımı hayal ederim.

Sence başarılı bir piyanistin hangi özellikleri ön plana çıkar? Yeteneği mi, çok çalışması mı, yoksa başka özellikleri mi?

Yetenek çok önemli ama tek başına yeterli değil bence, düzenli çalışmak da gerekiyor. Başarılı piyanist deyince ise aklıma gelen en önemli özellik çaldığı eserin ruhunu dinleyicilere hissettirtebilmesidir.

“Günlerce piyanoda çalsam yorulmam” dediğin eser hangisi peki?

Çok şanslıyım;  şimdiye kadar çaldığım  tüm eserleri çok sevdim. Bazılarını ilk dinlediğimde, bazılarını da üzerinde çalıştıkça. Yeni bir eseri deşifre edinceye kadar inanılmaz bir heyecan duyuyorum. Sonrasında o eser üzerinde çok vakit geçirirsem bir süre sonra çalmaya ara vermek isteyebiliyorum. Aradan zaman geçince özleyip tekrar çalmak istediklerim oluyor. İkinci sınıfın ilk döneminde çaldığım J.F.Burgmüller’in Arabesque isimli eserini ara ara çalar, çalışımdaki ilerlemeyi hissettikçe de mutlu olurum. L.V.Beethoven’ın Fur Elise isimli eserini de sıklıkla çalmaktan mutlu olurum.

Yaşıtların arasında klasik müzik sevgisini nasıl değerlendiriyorsun? Senin hayatında klasik müzik nasıl bir yere sahip?

Ben evde ve okulda hayatımın vazgeçilmezlerinden olan klasik müzikle hep iç içeyim. Okul binamıza yaklaşırken pencerelerden gelen enstrüman seslerini ve farklı farklı eserleri duyarsınız. Bazıları beni öyle etkiler ki bir an önce piyano çalmak isterim. Okul dışındaki sosyal çevremde ise günümüzün popüler müziklerini daha çok dinliyoruz.

Hayatından en çok etkilendiğin besteci veya piyanist kim ve neden?

Eğitim hayatım boyunca Bach, Mozart, Beethoven, Haydn, Tchkovsky, Schumann, Schopin, Kavalevsky, Prokofiev, İ. Baran ve Adnan Saygun’un eserlerini seslendirme imkanım oldu. Beni en çok etkileyen besteci Haydn çünkü yaptığı besteleri çalarken çok keyif alıyorum. 

Zorlu bir parçayı çalışırken nasıl bir yöntem izlersin?

Zorlu parçaları seslendirmek bana büyük mutluluk verir.

Eseri deşifre ederken bazı arkadaşlarım birçok yorumcudan o eseri dinlerler. Ben, birkaç yorumcudan dinleyip bir an evvel eseri çalmak için sabırsızlanırım. Çalmaya başladığımda zorlandığım ölçülerde öfkelenir, piyano ile kavga etmeye başlarım. O bölümü çalana kadar uğraşırım. Bazen hemen olur, bazen epey uğraşmam gerekir. Ama ölçüyü olması gerektiği gibi çaldığımda dünyalar benim olur. Annem yanımdaysa genelde ona sarılır, sevinçle dans eder, kendimce başarımı kutlarım.

Peki müzik çalışmalarınla çocukluğun arasında nasıl bir denge kuruyorsun? Arkadaşlarınla oyun zamanından feragat ettiğin oluyor mu?

Müzik eğitimim sürecinde kendi adıma en zor olan kısım, çocukluğumu yaşamama engel olmadan müziği dengeli götürebilmem. Sonuçta bir çocuğum ve oyun oynamalıyım.

Ailem zamanı programlama kısmında hep çok yardımcı oldu, olmaya da devam ediyorlar. Annem, babam ve kardeşim planlarımızda önceliği hep bana verirler ve benim düzenimi bozmayacak şekilde organize oluruz. Tatil planları bile çalışma programıma göre yapılır.  Çok şanslıyım istediğim kadar olmasa da oyun oynayıp, arkadaşlarımla vakit geçirebiliyorum. Bunları yaparken eğitimime de gerekli vakti ayırıyorum.

Piyano senin kalbinde, hayatında, hayallerinde nasıl bir yere sahip? Onu bu kadar “büyülü” kılan nedir?

Piyano çalarken sihirli bir dünyaya adım attığımı ve sanki o dünyanın içindeymişim gibi hissediyorum. Kendimi o hikayenin kahramanı olarak görüyorum ve o duyguyla çalıyorum.

Kendine dair hayallerinden de bahseder misin Ela? İleride yurtdışında okumak istiyor musun? Başka hayallerin var mı?

İleride yurtdışında okumayı isterim. Dünyanın farklı yerlerinde konser vererek insanları mutlu etmek istiyorum.

Bu keyifli söyleşi için çok teşekkürler Ela. Eğitiminde başarılar dilerim.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s