Salzburg Mozarteum Üniversitesi’nin başarılı viyolacılarından Öykü Güneç: “Benim için başarı insanın her zaman ne istediğini ve hayallerini keşfedebiliyor olması”

Öykü Güneç 2011 yılında Anadolu Üniversitesi Devlet Konservatuarı Müzik- Viyola bölümünü kazanarak Prof. Burcu Yazıcı ile çalışmaya başladı. Oda müziği çalışmalarına ise Bilgütay Kaan Öztürk ile adım attı.

Sinan Dizmen ve Olgu Kızılay gibi isimlerin Oda Müziği Ustalık Sınıflarına aktif olarak katılan genç viyola sanatçısı, 2020 yılında Anadolu Senfoni Orkestrası ile solist olarak konser vermeye hak kazandı. Prof. Tatjana Masurenko, Prof. Veronika Hagen, Prof. Jone Kaliunaite, Betil Başeğmezler, Beste Tıknaz Modiri, Ali Başeğmezler, Isabella Carbolini, Önder Baloğlu, Ulrich Mertin gibi isimlerin aktif olarak Ustalık Sınıflarına katıldı.

2018 yılında Mozerteum Yaz Akademisi’nde Prof. Jean Sulem’in ustalık sınıfına kabul edilip aktif olarak katılım sağladı. 2017 yılında Doğuş Çocuk Senfoni Orkestrası’nı kazanan Güneç, birçok konserde çalma imkanı bularak tekniğini sahnede de geliştirdi.

2020 yılında Salzburg Mozerteum Üniversitesi’ni Lisans derecesinde kazanan genç sanatçı, eğitimine Salzburg’ta Prof. Veronika Hagen ile devam ediyor. Kendisinin yurtdışında okuma hayallerini gerçekleştirmesinde ise öğretmeni Burcu Yazıcı’nın büyük etkisi var. “Burcu hocam hayallerimi, hedeflerimi biliyordu. Yurtdışında okumayı çok istediğimi ve çabaladığımı görüyordu. Onunla hep bunlar üzerine çalışıyorduk. Müziğe, sanata, viyolaya bakış açısıyla beni hep çok etkiliyordu. Viyola çalarken , endişelerimi, sahne heyecanımı bir kenara bırakıp sadece müziğe odaklanıp zevk almayı öğretti bana” diyor Öykü.

Şu anda çalışmakta olduğu Hagen’in kendisine katkısını ise “her dersim benim için farklı bir yolculuk aslında, bir detay üzerine düşünmek, çok ince ince çalışmak, çalarken sadece keyif almayı ve doğru çalışmayı öğretmesi ve beni en çok besleyen detay ise sıklıkla konser verip, sahnede sürekli yeni bir şeyler öğrenmek ve deneyimlemek, kendimi tanımak ufkumu açıyor” şeklinde ifade ediyor.

Kendisini tanımak ve müthiş Schubert performansını dinlemek için sabırsızlandığınıza eminim. Buyrun karşınızda Öykü Güneç:

Sevgili Öykü, viyola alanında gelecek vaat eden genç müzisyenlerimizdensin. Müziğe nasıl başladın? Biraz kendini anlatır mısın çocukluğundan itibaren?

Müziğe olan ilgimi ailem küçük yaşta fark etmişti. İlkokuldan beri en zevk aldığım tek ders müzikti. Babam 10 yaşında bir gitar kursuna yazdırdı. Gitar öğretmenim kulağımın iyi olduğunu düşündü, şarkı söylemeyi çok seviyordum ve keyif alıyordum. Profesyonel olarak eğitim almak istiyor , kendini bu meslekte hayal edebiliyor musun? diye sordu, gitar öğretmenim. Çok heyecanlanmıştım, çok istiyordum. Bu süreye kadar belediye korolarına, konservatuarın hazırlık kurslarına katıldım. 11 yaşına geldiğimde gitar öğretmenimle konservatuar sınavına hazırlanmaya başladım. Müziği meslek olarak istediğime ve çok mutlu olacağıma emindim. Sınava girdim ve başarılı oldum. Müzik hayatıma başlamam bu şekilde oldu, hayalim ve kendimi ait hissettiğim için çok şanslı hissediyorum.

Konservatuarda öğretmenin Burcu Yazıcı’nın sana kattıklarından da söz eder misin? Örneğin hiç unutamadığın öğütleri var mı? Seni hangi alanlarda özellikle derinleştirmeye çalışıyor?

Burcu hocam bana sadece müzik ve viyola anlamında değil, sanatın her alanından beslenmemi öğütlüyordu. Burcu hocam hayallerimi, hedeflerimi biliyordu. Yurtdışında okumayı çok istediğimi ve çabaladığımı görüyordu. Onunla hep bunlar üzerine çalışıyorduk. Müziğe, sanata, viyolaya bakış açısıyla beni hep çok etkiliyordu. Viyola çalarken , endişelerimi, sahne heyecanımı bir kenara bırakıp sadece müziğe odaklanıp zevk almayı öğretti bana. Bakış açımı değiştirdi, ufkumu genişletti. Hayallerime kavuşmamda, sadece bana viyola ve müzik değil, bu yolda bir anne sıcaklığında hep yanımda olup beni destekledi. Her fikre açık olmamı, sahnede keyifle, hayal ederek ve sadece müziği düşünerek çalmak konusunda derinleştirmeye çalışıyor.

Bir yandan da oda müziğine ilgin yüksek. Türkiye’de oda müziğinin son dönemde yeterince geliştiğini düşünüyor musun? Neler yapılabilir bu alanda sence?

Oda müziği yaparken çok keyif alıyorum. Burada güzel bir grubum var ve bu şekilde devam edersek, dağılmadan güzel işler yapabileceğimize inanıyorum. Toplu bir iş yapmak ve aynı zamanda kendi müzikal fikirlerimi rahatça ifade ve icra edebildiğim için oda müziği hep hayalimdi. Türkiye’de yaptıkları konserleri takip ettiğim çok değerli oda müziği grupları var. Ama bunun konservaturlarda  kariyerini sadece bu yönden çizmek isteyen , kendi grubunu kurup bunun üzerine profesyonelleşmek isteyen arkadaşlarım için yeterli alan olduğunu düşünmüyorum. Konservatuarlarımızda oda müziği bölümü açılması, sadece bunun üzerine yoğunlaşmak isteyen öğrencilerin daha detaylı bir çalışma ortamı oluşturulması gerektiğini düşünüyorum. Aynı zamanda oda müziği üzerine, değerli isimlerin bünyesi altında ustalık sınıfları açılıp, bu alandan daha çok beslenip kendimizi geliştirebileceğimizi düşünüyorum.

Viyolaya en çok yakıştırdığın eşlikçi enstrümanlar hangileri?

Korno ve klarnetin çok yakıştığını düşünüyorum.

Viyola sanatçıları arasında Türkiye’de ve yurtdışında kendine örnek aldığın isimler kimler?

Türkiye’de kendi hocam olan Burcu Evren Yazıcı’nın müziğe bakış açısı, fikirlerini örnek aldığım bir insan. Aynı zamanda çalıcılığı, ve müzikal fikirleriyle bir diğer örnek aldığım isim Beste Tıknaz Modiri. Yurtdışında ise Tabea Zimmerman kendime örnek aldığım en büyük isim. Yaptığı müzik beni her zaman çok etkiliyor.

2018 yılında Mozarteum yaz akademisiyle birlikte önemli bir yurtdışı deneyimin oldu. Biraz ondan söz eder misin? Yurtdışındaki sanat dünyasını deneyimlemek sana neler kazandırdı?

Benim için çok özel bir deneyimdi, en önemlisi hayalini kurduğum üniversiteyi görebilmek, oradaki insanların neler yaptıklarını, müziğe nasıl yaklaştıklarını, ne gibi detaylar üzerine çalıştıklarını görmek çok geniş bir bakış açısı sağladı. Bana birçok fikri karşılaştırabilmeyi, farklı perspektiflerde bakabilmeyi ve en önemlisi de teknik detaylar içinde boğulmadan, bütünüyle müziği düşünmeyi kazandırdı.

Bir yandan da Doğuş Çocuk Senfoni Orkestrası bünyesindeki çalışmaların var. Biraz onlardan söz eder misin? Bu orkestra deneyimi sence hangi açılardan özeldi?

İyi şeflerle çalışmış olmak, orkestracılık temelinde öğrenmem gereken şeyleri öğretmesi,  disiplini sağlaması ve birçok iyi müzisyen tanımak, güzel arkadaşlıklar kurmak benim için çok özel bir deneyimdi.

Şu anda Salzburg’da eğitimini sürdürüyorsun. Viyola özelinde bakıldığında yurtdışı eğitimi hangi açılardan ufuk açıcı ve seni besleyen nitelikte?

Çalışmakta olduğum hocam Veronika Hagen ile her dersim benim için farklı bir yolculuk aslında, bir detay üzerine düşünmek, çok ince ince çalışmak, çalarken sadece keyif almayı ve doğru çalışmayı öğretmesi ve beni en çok besleyen detay ise sıklıkla konser verip, sahnede sürekli yeni bir şeyler öğrenmek ve deneyimlemek, kendimi tanımak ufkumu açıyor.

Salzburg’daki kültür-sanat hayatını da bize biraz anlatır mısın? Klasik müzik toplumun bir parçası mı? Konserlere sık sık gidiyor musun? 

Kesinlikle klasik müzik toplumun bir parçası. Salzburg sanatın ve müziğin çok değer verildiği  önemli bir kent. Kültürel anlamda gezebileceğiniz çok fazla müze var. Mozart’ın doğduğu şehir olmasıyla birlikte verilen değeri ve önemi gittiğiniz her yerinde hissedebiliyorsunuz. Çok sık konserler oluyor, açıkçası hepsine gidebilmeyi çok istiyorum ama öğrenci olduğum için maalesef çoğu zaman ücretleriyle  karar vermem gerekiyor. Ama üniversitedeki konserlere sıklıkla gitmeye çalışıyorum.

Viyola için ve seni ilk duyuşta büyüleyen birkaç besteyi öğrenmek isterim.

Walton Viyola Konçertosu, Schubert Arpeggione Sonat, Brahms Viyola Sonat No.1 Fa minör

Viyolanın tanınırlığı yurtdışında daha fazla diyebilir miyiz?

Gerçekten öyle aslında. Çok fazla viyolacı olması, viyola için birçok masterclass ve yarışma olması, aynı zamanda okuldaki her keman öğrencisinin zorunlu olarak viyola dersi almaları  bunun bir göstergesi olabilir.

Sence başarı ne demek Öykü? Kendini ne zaman başarılı addedersin?

Benim için başarı insanın her zaman ne istediğini ve hayallerini keşfedebiliyor olması. Kişi hedefleri doğrultusunda korkmadan ilerleyebiliyorsa, risk alabiliyorsa benim için en büyük başarı budur. Kendini tanımak, ne istediğini bilmek ve en önemlisi inancının tam olması, hedeflerinin yolunda sapmadan ilerlemek tüm bunların sonunda güzel bir sonuç elde edebiliyorsam kendimi başarılı addederim.

Peki eğitim hayatın boyunca herhangi bir burstan yararlandın mı?

Hayır yararlanmadım, ama şu anki durumda epey ihtiyaç duyuyorum. Umarım destek alabileceğim bir burs bulabilirim.

Yakın dönem projelerin ve hedeflerin neler? Türkiye’ye dönmeyi düşünüyor musun? Yurtdışında kendine nasıl bir hayat kurguluyorsun?

Buraya kendimi iyice ait hissettikten sonra, hocama ve onun fikirlerine alıştıktan,  kendimi bulduktan sonra, çeşitli gençlik orkestralarının sınavlarını denemek istiyorum. Oda müziği, solo yarışmalara katılmak istiyorum. Türkiye’ye dönmek konusunda şartlar ne gösterir bilemiyorum açıkçası, önüme çıkacak fırsatlar doğrultusunda karar verebileceğim bir durum ama burada tutunabildiğim kadar kalmaya çalışacağım. Buradan, hocamdan olabildiğince beslenip solo kariyerimde  kendimi geliştirip, iyi bir orkestrada çalmayı ve oda müziği grubumla da konserler vermeyi hayal ediyorum.

Bu keyifli söyleşi için çok teşekkür ederim.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s