Viyolonselden piyanoya evrilen bir başarı öyküsü, Alp Güngördü: “Hedefim kendimi bütüncül bir yaklaşım ile olabildiğince geliştirmek”

Genç piyanistlerimizden Alp Güngördü, müzik eğitimine henüz 5 yaşında İbrahim Aydoğdu ile viyolonsel çalışarak başladı. 2007 yılında Bilkent Üniversitesi Adnan Saygun Müzik Hazırlık İlkokulunu kazanarak Sardor Rasulov ile viyolonsel eğitimini sürdürdü.

2014 yılında Hacettepe Üniversitesi Ankara Devlet Konservatuvarı’na geçerek Garbis Atmacayan, Nuray Eşen ve Erdoğan Davran ile çalıştı. 2013-2018 yılları arasında Doğuş Çocuk Senfoni Orkestrası’nın konserlerinde yer aldı. 2017 – 2018 eğitim öğretim döneminde aynı okulun piyano bölümüne kabul edildi, Sanem Berkalp ve Marek Drewnowski ile piyano çalışmalarına başladı.

2018 yılında Lodz Müzik Akademisi’nde Michal Drewnowski’ nin ustalık sınıfına katıldı ve okulun yaptığı bir seçmeyi kazanarak Polonya’ da konser verdi. 2019 yılında Burak Tüzün yönetimindeki Hacettepe Gençlik Senfoni Orkestrası ile L.van Beethoven’ın 2. Piyano konçertosunu seslendirdi. Eğitimini halen Sanem Berkalp ve Marek Drewnowski ile sürdürüyor.

Kendisini tanımanız için keyifli bir söyleşi sizleri bekliyor.

Merhaba Alp. Müziğe beş yaşında viyolonsel ile başlaman oldukça sıradışı. O dönemlerinden anımsadıkların neler? Seni kim viyolonsele yöneltti ve hayatında küçük yaşlardan beri klasik müziğin yeri neydi?

Müzisyen bir ailede doğmama rağmen, müziğe yönelmem aslında kendi kararım ile oldu. Tabi ki bunda o zamanlardan başlayarak senfoni orkestralarının  konserlerine gitmemin ve evde de sürekli bir müzik aleti görmenin, duymanın etkisi büyük olsa da müziğe ve o zamanlar viyolonsel enstrümanına olan yönelimim kendi ilgim sonucu oldu.

O zamandan beri hayatımın merkezinde klasik müzik var.

Viyolonselle ilk tanıştığında neler hissetmiştin? Boyutları seni ürkütmüş müydü, yoksa sıradışı bir yakınlık mı hissetmiştin?

Enstrümanı ilk görüşüm olmadığı için görüntüsü bana yabancı gelmemişti, evet sıradışı bir yakınlık hissetmiş olabilirim, sesini ise çok sevmiştim. Halen de çok seviyorum.

Peki küçük yaşta çalmaktan en çok hoşlandığın beste hangisiydi, anımsıyor musun?

Bach’ın viyolonsel süitleri olabilir.

Klasik müzik hayatında nasıl bir önceliğe sahip Alp?

Klasik müzik küçük yaşlarımdan beri hayatımın merkezinde diyebilirim,  bir enstrüman çalmanın yanı sıra , tarihi – gelişimi, bestecilerin yaşam öyküleri ve felsefi yanı da ilgimi hayli çekmekte ve bu konular üzerine de araştırma yapmaya, düşünmeye devam ediyorum.

Birçok müzisyenin hayatında Doğuş Çocuk Senfoni Orkestrası büyük bir öneme ve yönlendiriciliğe sahip. Senin müzik yeteneğine, enstrüman çalışına ve çok-seslilikle tanışmana nasıl katkılar sağladı?

Doğuş Çocuk Senfoni Orkestrası bana birçok deneyim kazandırdı, bu orkestrada çalmaya 10 yaşımda başladım ve burada enstrümanımızdaki  gelişimimizin yanı sıra  Erdal Atabek ve şefimiz Rengim Gökmen’in akşamları düzenlediği ve müziğe dair çeşitli konular  üzerine bizlerle yaptığı  interaktif buluşmalar diyeyim, bir yandan bilgimizi sınarken,  sorular sorup işin daha derinine inmeme teşvik etti beni. Orada aynı zamanda çoksesli bir yapının bir parçası olmayı ve beraber müzik yapmayı öğrendim.

2017 yılında bir anda piyanoya doğru yöneliyorsun. Bu kararının ardında nasıl bir motivasyon vardı, bize biraz anlatır mısın? Eskiden de piyano çalışmaların olur muydu?

Viyolonsel çalmayı her zaman çok sevdim fakat küçüklüğümden beri piyanoya ve repertuvarına hep ilgim vardı. Piyano için yazılan eserleri çokça dinlerdim hep. Bilkent Konservatuvarında okurken de  piyanolu çalışma odalarında  kendim zaman zaman çalardım bu enstrümanı fakat ciddi olarak piyanoya yönelimim 15 yaşıma geldiğimde ancak başlayacaktı. 2017 yılının Aralık ayında Rus piyanist Miroslav Kultyshev Cumhurbaşkanlığı Senfoni Orkestrası ile F. Liszt’in 2. Piyano konçertosunu çaldı ve bu konserin ardından babam ilgi ve hevesimi görüp bana piyanist olup olmak istemediğimi sordu. Gerçi uzunca süredir farkındaydı ailem bu durumun fakat ben onların sorularına hiçbir zaman olumlu yanıt vermiyordum.

Babam son kez bana bu soruyu sorarken zaten epey geç bir dönemde olduğumu ve eğer böyle bir isteğim varsa artık bir an evvel kesin bir kararla bu yola girmem gerektiğini ekledi ve yine hemen cevap vermeyip biraz düşünmemi söyledi ve bunun için bana biraz süre verdi. Hemen ertesi günü piyanist olmak istediğimi söyledim. Evet geç olabilirdi fakat istediğim şey buydu ve olumsuz hiçbir kaygı beni yıldırmadı, o zamana kadar olan 10 yıllık tüm viyolonsel çalışma ve deneyimlerim bana müzikal kazanımlar olarak yansıdı ve bu yola girdim.

Peki şu anda piyanonun yanı sıra viyolonsel çalışmalarını sürdürüyor musun? Yoksa enstrüman seçiminde tamamen piyanoya mı yöneldin?

Şu anda çalışmalarımı ağırlıklı olarak piyano ve kompozisyon üzerine sürdürüyorum, nadiren viyolonsel çalıyorum.

Polonyada konser vermiştin. Hem de klasik müziğin önemli başkentlerinden birinde… Neler hissetmiştin Alp? Hangi parçayı çalmıştın ve dinleyicilerden nasıl tepkiler almıştın?

Benim için çok heyecan verici bir deneyimdi, vatanı olan Polonya’da Chopin eserleri çalmıştım ve yurt dışındaki ilk piyano konserim olduğu için de çok heyecan verici bir anıydı. Dinleyiciler arasında önemli piyano profesörleri ve müzisyenler vardı, onlardan da gayet olumlu tepkiler almıştım.

Bu vesileyle, şu ana kadar unutamadığın bir konser anını okurlarla paylaşır mısın?

Henüz çok spesifik belirtebileceğim farklı bir olay yaşamadım, ama Polonya ‘ da verdiğim ve Beethoven’in 2. Piyano konçertosunu çaldığım konserler olabilirler.

Hacettepe Gençlik Senfoni Orkestrası ile birlikte çalmak da çok özel bir duygu olsa gerek. Beethoven senin 2.piyano konçertosunu seslendirirken yorumunu dinlese, neler derdi sana?

Bence öncelikle eseri seslendirdiğim Steinway’i kıskanırdı.

Geriye dönüp baktığında müzik kariyerinde keşkelerin” var mı?

Belki piyano eğitimime daha erken yaşlarda başlamak olabilir fakat ben hiçbir durum için keşke demiyor, tüm müzikal çizgime bir deneyim olarak bakıyorum.

Peki ya iyi kilerin” neler müzik kariyerin söz konusu olduğunda?

İlk önce müziğe yönelme kararım kesinlikle. Ardından daha geç olmadan piyano çalışmaya başlamam olur.

Piyano ekolünde Rus ekolüne yakın olduğunu söyleyebilir miyiz? Eğitim aldığın öğretmenlere bakınca böyle bir izlenime kapıldım. Bu ekolün ayırt edici özellikleri neler sence?

Bu ekole ilgim var evet fakat tam anlamıyla bu ekolün öğrencisi olduğumu söyleyemem özellikle bu zamana kadar olan  piyano eğitimimi göz önünde bulundurunca ,bu nedenle  çok fazla bilgiye sahip olmamakla birlikte, kanımca çok dinamik ve disiplinli bir ekol olduğunu söyleyebilirim.

Peki yakın döneme dair projelerin ve hayallerin neler? Yurtdışı eğitimi gibi bir hedefin var mı? Varsa hangi ülke ve neden?

2022 yılı Ocak ayından sonra konserlerime başlayacağım ve elbette ki tüm dünya sahnelerinde çalmak, müziğimi olabildiğince çok insana ulaştırmak istiyorum.  Hedefim kendimi bütüncül bir yaklaşım ile olabildiğince geliştirmek.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s