İstanbul Devlet Opera ve Balesi Orkestrası’ndan solo klarnet sanatçısı Ecesu Sertesen: “Enstrümanımın sesi bu hayatta adeta söyleyemediklerimi, yaşayamadıklarımı tamamlıyor”

1987 yılında doğan Ecesu Sertesen, klarnet eğitimine, 1998 yılında Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi Devlet Konservatuvarı’nda başladı.

Kasım 2005 tarihinde Bulgaristan’da, Lubomir Pipkov Ulusal Müzik Okulu tarafından düzenlenen “II. Uluslararası Genç Virtüözler Yarışması”nda 3. lük ödülü kazandı. 2008 Mayıs ayında İTÜ – Mustafa Kemal Amfisi’nde A. Copland’ın Klarinet Konçertosu’nu başarıyla seslendirdi.

2008 Eylül ayında İstanbul Devlet Opera ve Balesi’nin açmış olduğu kadro sınavını kazanarak kurumun orkestrasında klarnet sanatçısı olarak çalışmaya başladı.

17 – 18 Şubat 2012 tarihlerinde Fazıl Say’ın isteği ile, orkestra şefi Naci Özgüç yönetimindeki Eskişehir Büyükşehir Belediyesi Senfoni Orkestrası ile Ecesu Sertesen, Fazıl Say, Op. 36, “Hayyam” Klarinet Konçertosu’nu büyük başarı ile seslendirdi.  Kurucusu olduğu İstanbul Wind Ensemble Oda Müziği Grubu ile 2012 Ağustos ayında Samos, Genç Artistler Festivali’ne davet edildi, Fazıl Say’ın prodüktörlüğünde Türk Bestecileri Albüm çalışmalarını henüz bitiren grup, aktif olarak konserlerine devam etmektedir.

2013’ün ilk günlerinde Buffet Crampon markasının Türkiye sanatçısı oldu.

24-25 Ocak 2014 tarihlerinde Hasan Niyazi Tura Klarinet Konçertosu’nun Türkiye Prömiyerini Tolga Taviş yönetimindeki, Eskişehir Büyükşehir Belediyesi Senfoni Orkestrası ile gerçekleştirdi.

24, 25 ve 26 Nisan 2014 tarihlerinde ise Almanya’nın Freiberg Şehrinde, 40. Jazz Günleri’nin açılış konserine solist olarak davet edilen Ecesu Sertesen, Genel Müzik Direktörü Raoul Grüneis yönetimindeki Mittelsächsischen Philharmonie Orkestrası ile “Klasik Jazz ile Buluşuyor” başlığı altındaki konserinde Leonard Bernstein, “Prelude, Fugue & Riffs” eseri ve Hasan Niyazi Tura, Klarinet Konçertosu’nu seslendirdi. Freiberg, Döbeln ve Mittweida’da gerçekleşen üç konser sonrasında müzik eleştirmenleri tarafından klarinetçiliği ve yorumu, “eşsiz” ve “kadife gibi” şeklinde kaleme alındı.

Aralık 2015’te Hong Kong Festival Wind Orchestra ile Buffet Crampon sanatçısı olarak konser vermek için davet edilen sanatçı, burada Hasan Niyazi Tura Klarinet Konçertosu’nu üflemeli orkestrası ile seslendirdi, ardından Tom-Lee Music ve Buffet Crampon’un ortaklığında bir masterclass gerçekleştirdi.

Ağustos 2016’da Taiwan’da düzenlenen BUFFET CRAMPON CLARINET COMPETITION 2016’da jüri olan sanatçı burada ayrıca bir resital ve masterclass verdi. 25 Eylül 2017’de New York’da Buffet Crampon Show Room’da bir resital gerçekleştirdi.

2017 Ekim ayının 13, 14 ve 15’inde Frankfut, Postdam ve Brandenburg’da Fazıl Say Hayyam Klarinet Konçertosu’nu Maestro Howard Griffiths yönetimindeki Brandenburgisches Staatsorchester Frankfurt Orkestrası ile seslendirmek üzere davet edilmiş ve birbirinden başarılı üç konsere imza attı.

2018 Nisan ayında kurucusu olduğu İstanbul Wind Ensemble oda müziği grubunun ilk CD’si Türk Bestecileri, Ada Müzik etiketiyle piyasaya çıktı.

Sanatçı, Eylül 2018 tarihinde Howard Griffiths yönetimindeki Viyana Radyo Senfoni Orkestrası ile Max Bruch Op 88 Klarinet ve Viyola için ikili konçertoyu Berlin Filarmoni’de viyola sanatçısı olan Kyoungmin Park ile kaydetmiştir. Orpheum Foundation’ın desteği ile SONY etiketiyle bu albüm 2019 bitmeden dünya genelinde satışa sunulmuştur. Çok prestijli bir yarışma olan 5. Uluslararası Jacques Lancelot Klarinet Yarışması 2020’de Jüri olarak seçilen Ecesu Sertesen, 16 – 23 Ağustos tarihleri arası Buffet Crampon sanatçısı olarak davet edildiği Polonyanın Katowice şehrinde beş solo konser ve resital vermiş 30 katılımcıya bir hafta boyunca masterclass yaptı.  

Şu an solo ve oda müziği kariyeri ile paralel, İstanbul Devlet Opera ve Balesi Orkestrası’nda solo klarnet sanatçısı olarak görev yapan Ecesu Sertesen, Buffet Crampon markasının resmi sanatçısıdır. Operadaki görevi Ecesu Sertesen için büyük bir gurur kaynağı: “Adeta bir İsviçre saati gibidir opera, çok güzel bir İsviçre saatine sahipseniz arada bakımını yaptırdığınız zaman mekanizmasını görme imkanınız olur ve çok şaşırabilirsiniz. O ufacık saat kadranının arkasında dünyalar dolusu mekanizma gizlidir, biri bile aksasa saat çalışmaz. İşte opera da böyle bir şey” diye tanımlıyor.

Aralık ayında CAKA Online Müzik Yarışmasında jüri görevi bulunan Ecesu Sertesen, akabinde Uluslararası düzeyde büyük prestiji olan Bravissimo Clarinet Academy’de beş gün boyunca eğitmenlik yapacak ve Polonya’nın Gdansk şehrinde bir klarinet festivaline davetli… Orada hem masterclass yapacak olan genç sanatçı, ayrıca iki konser de verecek ve bu konserlerde Copland Klarinet Konçertosu ve Mendelssohn ikili konser parçalarını seslendirecek.

Ecesu Sertesen için Aralık ayı dolu dolu geçecek. Camille Saint-Saëns’ın klarinet sonatını çalışan Sertesen, bu sonatı 24 Aralık’ta Süreyya Operası’ndaki Opera’nın Oda Müziği konserinde Tutu Aydınoğlu ile seslendirecek ve bu konserde konzertmeister Oleksandr Samoylenko da yer alacak.

Müzik denildiğinde içi içine sığmayan, kariyerini türlü başarılarla donatmış bu değerli müzisyenimizi tanımaya ne dersiniz? Haydi, çok keyifli bir söyleşi bekliyor hepimizi:

Merhaba Ecesu hanım. Muhteşem bir özgeçmişiniz var, öncelikle çok tebrik ederim. Müziğe adanmışlığınızı, çok güçlü bir akademik altyapıyla sürdürmüşsünüz. Biraz kendinizi anlatır mısın? Müziğe yeteneğiniz nasıl fark edildi, klarnete nasıl yöneldiniz?

Öncelikle övgü dolu sözleriniz için teşekkür ediyorum. Müziğe olan yeteneğim ailemin henüz ben çok küçük yaşlardayken dikkatini çekmiş, minik bir org almışlar bana ve ne dinlesem notası notasına çıkarıp çalıyormuşum henüz üç yaşındayken. Sonrası da ilk okuldan sonra konservatuvar sınavını tam zamanlı olarak dört yüz başvuru arasından sekiz kişi ile birlikte kazanmakla devam etti. Bu günlere de emekle, sabırla ve çalışmaktan asla vazgeçmeden geldim diyebilirim.

Bulgaristanda kazandığınız önemli bir uluslararası ödülün ardından başarı grafiğinizin giderek yükseldiğini gözlemliyorum. Bu yarışmaya dair anılarınızı aktarır mısınız? İlk yarışmanız mıydı? Sahnede neler hissetmiştiniz? Hangi eseri seslendirmiştiniz?

2000’li yılların başlarıydı; benim de yaşım çok küçüktü. O dönemde Balkanlar’da yapılan bu tür yarışmalara girmemiz teşvik edilirdi. Çok önemli bir başarı değil esasında. Ancak iyi bir başlangıç oldu diyebilirim benim için, düşünsel olarak özellikle. Şöyle ifade etmem gerekirse ilk defa yurtdışındaki yaşıtlarım, büyüklerim, küçüklerim ne yapıyor canlı canlı görmüş ve yarışlarına ortak olmuştum. İlk yarışmamdı, özgüvenim tamdı. Weber 2. Konçerto, Weber Concertino ve Giampieri’nin Venedik Karnavalı’nı seslendirmiştim bir de Bulgar besteci zorunlu eseri vardı. Kışın ortasında gitmiştik buz gibi bir havada. Değişik ve heyecanlı bir deneyimdi. Yarışmaları ve yarışma fikrini hiç bir zaman sevemedim. Çünkü yarışmada her şeylerini ortaya koyan katılımcıların jürinin beklentisinden öte bir başarı elde edemeyeceklerini biliyordum. Herkesin beklentisi farklı. Elbette kurallar var. Ancak ucu bucağı olmayan bir iş yapıyoruz biz. Bunu yarışma ile sınırlandırmak yahut kapasite ölçmek imkansız denilebilecek kadar zor. İlerleyen zamanlarda ben de çok önemli yarışmalarda örneğin Tayvan’da 2016’da yapılan Buffet Crampon Uluslararası Klarinet yarışmasında jüri başkanıydım. Geçen sene ise Çok prestijli 5. Uluslararası Jacques Lancelot Klarinet Yarışması’nda jüri oldum. Değerlendirmemi her zaman çok şeffaf ve adaletli yapmaya gayret eden bir jüri üyesi oldum her zaman. Ancak bazen kesin kazanacak gözü ile baktığınız bir yarışmacının başka jüri üyeleri tarafından pek de beğenilmediğini görebiliyorsunuz. Bu da farklı fikirlerin çatışması neticesinde bir çalıcıyı yarışmadan eleyebiliyor.

Klarnet konçertoları arasında seçim yapmak zor olsa da, sizi farklı yaş dönemlerinizde farklı şekillerde etkileyen, vazgeçilmeziniz olan konçerto hangisi?

Açıkça tek bir eser söylemek çok zor. Ancak benim hayatımda çok büyük yeri olan bir konçerto var, mezuniyetimde okul orkestramız ile seslendirdiğim Aaron Copland Klarinet Konçertosu. O konçertonun başarılı yorumlanışı Ecesu’ya kapılar açmaya başladı. Sonrasında Fazıl Say’ın, Hayyam Klarinet Konçertosu’nu seslendirmek ve ardından Buffet Crampon sanatçısı olmamla beraber dünyanın dört bir yanında sayısız yaptığım konserler. Copland bir anahtar gibiydi. Bu aralar B. H. Crusell’in klarinet konçertolarını çalışmaktan keyif alıyorum. Özellikle 2 numaralı klarinet konçertosu beni çok etkiliyor. Bir sonraki solo konserimde kesinlikle çalmak istediğim yegane konçerto diyebilirim.

2008 yılında İstanbul Devlet Opera ve Balesinin açmış olduğu kadro sınavını kazanarak kurumun orkestrasında klarinet sanatçısı olarak çalışmaya başladınız. Bu köklü kurumun kariyerinizin sonraki aşamaları üzerindeki etkisi, katkısı ne oldu?

Opera ve bale orkestrası müzisyeni olmak adeta bir okul gibi. Müthiş bir esneklik kazanıyorsunuz, işi şarkı söylemek olan opera sanatçısı dostlarınızla aynı müzik cümlelerini yorumluyorsunuz, şarkı söyler gibi cümlelemeyi öğreniyorsunuz. Adeta bir İsviçre saati gibidir opera, çok güzel bir İsviçre saatine sahipseniz arada bakımını yaptırdığınız zaman mekanizmasını görme imkanınız olur ve çok şaşırabilirsiniz. O ufacık saat kadranının arkasında dünyalar dolusu mekanizma gizlidir, biri bile aksasa saat çalışmaz. İşte opera da böyle bir şey; kostümünden, dekoruna, makyajından, orkestrasına, butaforundan perukasına, ışıkçısına, dansçısına, şarkıcısına, müzisyenine, sayamadığım daha nice birimin bir araya gelmesi ile koskocaman bir sanat meydana geliyor. En yüce sanatlardan bir tanesi olarak görüyorum. Ayrıca İstanbul Devlet Opera ve Balesi’nin solo klarinetçisi olmak benim için bir gurur.

Klarnetiniz dile gelse, size bunca senelik dostluğunuza dair neler söylerdi Ecesu hanım?

Çok güzel bir soru, enstrümanlarım benim için yaşayan birer canlı gibi oldu her zaman. Birbirimizin halinden en iyi biz anlarız. Bütün duygularıma eşlik etmişlerdir enstrümanlarım. Çok klarinetim var, her biri ile anılarım farklı. Klarinetlerim bu güne kadar her daim sahnede dile geldi esasında ve beni hiç bir performansımda yarı yolda bırakmadılar. Bugüne kadarki dostluğumuzda hiç yarı yolda kalmayan belki de benim müzik dışında klarinetlerime teşekkür etmem gerekiyordur diye düşünüyorum. 1998’de klarinete başladığımdan beri her gün saatlerce egzersizler, çalışmalar yaptığım, sayısız konsere, temsile çıktığım enstrümanlarımı hayli yıprattım sizin ve kıymetli okurların gözü önünde beni yarı yolda bırakmayan enstrümanlarıma teşekkür ediyorum. İyi ki klarinet çalıyorum. Enstrümanımın sesi bu hayatta adeta söyleyemediklerimi, yaşayamadıklarımı tamamlıyor. İyi ki.

Biraz da Istanbul Wind Ensemble Oda Müziği Grubundan söz eder misiniz? 2018 yılı Nisan ayında ilk CDniz de Ada Müzik etiketiyle piyasaya çıkmıştı. Bu albüm nasıl tepkiler, geri dönüşler aldı?

Çok güzel bir projeydi, Fazıl Say’ın prodüktörlüğünde çıkardık bu albümü, Türk Bestecileri Serisi’nde biz de var olduk. İlhan Baran hocamızı kaybetmeden önce onunla son kere röportaj yapıldı, kendisinin albümü fiziki olarak görmeye ömrü yetmediyse bile son halini dinlemişti kaydımızın çok beğenmişti. Hasan Uçarsu hocamızın Bosna Ormanlarından Rüzgarlar eseri, Fazıl Say’ın adeta grubumuzun marşı haline gelmiş Alevi Dedeler Rakı Masası’nda eseri ve Yalçın Tura’nın 14 yıl sonra bestelenmesinden ilk defa bizim grubun seslendirdiği Üflenen Çalgılar İçin Beşli eseri yer aldı. Oda müziği grubu olmak büyük özveri gerektiriyor. Şu an çok konser yapamasak da, Türk bestecilerini kaydetmiş olmak, dijital platformlarda yer almak gurur verici.

Oda müziğine ilginiz ışığında, klarnetin yanına en çok yakıştırdığınız iki eşlikçi enstrümanı da öğrenmek isterim.

Sahne üzerinde birlikte bir şeyler yapma fikri hep hoşuma gitmiştir çocukluktan beri. Yalnızlıktansa beraber yapmayı, paylaşmayı çok severim. Birincil olarak klarinet ve fagot, ikinci olarak ise klarinet ve flüt çok ayrıdır. Sololar hep birliktedir orkestrada, ses tınısı gereği en yakın olduğu ve solo paylaştığı enstrümanlar flüt ve fagottur. 

Aynı zamanda Buffet Crampon markasının Türkiye sanatçısısınız. Bu markadan bize de biraz söz eder misiniz? Tanıtımlarını hangi platformlarda yapıyorsunuz? Yaygınlaşmasına ve tanınırlığına nasıl katkıda bulunuyorsunuz?

2013 yılından beri Buffet Crampon’un Türkiye’deki tek performans sanatçısıyım. Bu marka dünyada en çok tercih edilen ve çok köklü bir Fransız klarinet markasıdır. Şimdilerde Buffet Group adı altında kendi çatısı altında toplanan brass çalgılar, flüt, obua ve fagot da satmakta ve dahi üretmektedir. 2015 yılında telefonum çaldı bir yaz günü, Hong Kong’dan arandım, ismimi Buffet Crampon sayfasında görmüş ve internette var olan kayıtlarımdan beni araştırıp Buffet Artist olarak ülkelerine davet ettiler solo konser ve masterclass yapmak için. Sonrasında Tayvan’a, NewYork’a, Paris’e, Polonya’ya davet ettiler. Kendi markalarını temsil etmemi istemeleri, benim performansımdan etkilenmeleri ve bana her zaman çok kıymet vermeleri benim için büyük gurur.

Geçtiğimiz hafta dünyanın en iyi klarinetçilerinin davet edildiği özel bir etkinlikte ben de vardım. Buffet Crampon markası BC XXI isimli yeni bir klarinet modeli üretti ve bunun lansmanına davet edilen 35 kişiden biriydim ve tek Türktüm. Buffet artist iki kadın vardı bu etkinlikte biri ben diğeri ise Sharon Kam’dı.

Markanın temsilcilerinden biri olarak o markayı en iyi şekilde yansıtmak, konserlerdeki performanslar vs. sonrasında gelen sorular ile markayı tanıtıyorsunuz -ki Buffet Crampon’un buna şöyle ihtiyacı yok diyebilirim çok tanınan bir marka. Ancak ve ancak farklı modelleri çalan enstrümancılar ile fikir alışverişi yapıyoruz. Mesela her sene iki kere fabrikada ağırlanıyor ve enstrümanlarımı fabrikada bakım yapıyorlar, ayrıca enstrüman seçiyorum, her enstrüman birbirinden farklı, ağaç yaşayan bir şey, hareket eden bir şey. Çok iyi enstrüman seçtiğim söylenebilir. Türkiye’de de ara ara Fransa’dayken enstrüman seçmem isteniyor. Sertifikalarını imzalıyorum, satın alacaklar da benim seçtiğimi biliyorlar.

Avrupanın birçok seçkin mekanında sahne aldınız. Şu ana kadar unutamadığınız bir konser mekanını anlatır mısınız? Akustiği, izleyici kalitesi, mimarisi ile sizde en çok iz bırakan mekanı merak ediyorum.

Bende en çok iz bırakan sanıyorum Sony Classical etiketi ile 2019’da piyasaya çıkan Viyana Radyo Senfoni Orkestrası ile yaptığım solo albüm kaydı ve ORF stüdyo. Düşünün arkadaşlarımızın stüdyosunda oda müziği albümü kaydetmişiz, ara ara albüm kayıtlarında vs. stüdyoda çaldım elbette ancak bu çok farklı bir deneyimdi. Asya’dan Avrupa’ya çaldığım salonları bir kenara bırakıyorum, ORF stüdyosu bir başkaydı. Akustiğin muhteşem dengelendiği, ısının stabil tutulduğu ve rahle rahle her çalıcının sesinin dengeli olduğu bir sistem vardı. Max Bruch Op. 88 Klarinet ve Viyola için İkili Konçerto’yu orada çalmak, kaydetmek muhteşem bir hissiyattı. Bir müzisyenin en hakiki dostu mikrofondur, mikrofon sizi pohpohlamaz, kendinizi müthiş tartabilirsiniz. Kimsenin görüşüne gerek olmadan, kendinizi eleştirebilir, eksiklerinizi farkedebilir ve kendinizi geliştirebilirsiniz. Etrafımda elliden fazla mikrofon ile çok büyük bir sınav verdim. Bu sınavı da iyi geçtiğimi düşünüyorum. Böylesi deneyimleri her genç müzisyenin yaşamasını temenni ediyorum.

Peki yeni nesilde klarnete olan ilgi ne düzeyde? Çocuk müzisyenler arasında bu enstrümana yönlendirdikleriniz oluyor mu?

Sanata ilgi iyi bir düzeyde diyebilirim ancak mesleğe ilgi düşük. Orkestra sayısı, kadro sayısı ortada. Her aile çocuğu mezun olduğu zaman bir iş sahibi olmasını ve iyi bir kazancı olmasını ister. Ama sanatı meslek olarak edinmek bizlerin yaptığı gibi çok çalışmak, ailenin düzgün yönlendirmesi ve tamamen disiplin işi.  Sonrasında da şans biraz. İşi şansa bırakmamak için çok çalışmak lazım. Bazen çalışmak yetmeyebiliyor. Adaletsizlikler olabiliyor. On bir yaşında enstrümana başlamış bir genç için çocukluğu rafa kaldırması gerekiyor aldığı sorumluluklar yüzünden. Canınız acıyana kadar saatlerce çalışmak, yamulan el kemikleri, patlayan dudak, baş dönmesi. Sokakta cıvıl cıvıl oynayan arkadaşlarıma imrenip yine de çalışmaya devam ederdim. Ancak fedakarlıklar hep geleceğe yatırım, yolumuz çok uzun bizim. Hiç bir zaman “oldum” diye bir şey yok. Öğrenmeye, tamamlanmaya sonsuza kadar devam edeceğiz.

Tanıştığım ve müziğe, sanata imrenen küçük dostlarımın çoğunda koskocaman yürekler vardı. Gözlerindeki o isteği hemen görebiliyorsunuz zaten. Onlarla yaptığım konuşmalar ile onları hep motive etmeye çalıştım kendi hayatımdan örnekler vererek. Her zaman da kapım, telefonum hep açık. Hiç bir soruyu yanıtsız bırakmadım bu güne kadar. Elimden geldiğince de yardımcı olmaya çalışacağım.

Başarı sizce ne demek Ecesu hanım?

Sonsuz çalışma, emek verme, kendine dürüst olma, hak yememe. 5 Ekim 1998’den bu güne yastığa başımı her koyduğumda günlük çalışmamı yapmış, kendimi hiç eksik hissetmemiş olarak uyuyorum ben. Tembellik etmek hakkım, elbette dinleniyorum, çalışmadığım günler oluyor ancak görevimi bir kere bile yerine getiremediğim olmadı çok şükür. Başarının sırrı sadece çok çalışmak olabilir.

Eğitiminiz boyunca herhangi bir burstan yararlandınız mı?

Ah.. diyorum. Bir kaç kere başvurduysam dahi ne yazıkki benden daha çok “tanıdığı” ve “çevresi” olanlar almıştı o bursları.

Peki kariyerinizde şu ana kadarki zirve noktanız” hangisi oldu?

Sony Classical’dan çıkan Viyana Radyo Senfoni Orkestrası ile yaptığım solo albüm. Benim için ölümsüz bir kartvizit. Sesim sonsuza kadar orada olacak, öldükten sonrada yaşayabileceğim ilk uluslararası kartvizitim. Adeta ölümsüz olduğumu hissettiriyor. Sonrasında da başka albümler yapmak hedefim var. Kayıt yapmak çok önemli.

Klarnet çalarken performansınızı korumak için sağlığınızda nelere dikkat edersiniz?

Sağlığı çok çabuk bozulan biriyim. Özellikle performans yapacağım zamanlarda uykuma dikkat etmeye gayret ederim. Operanın yoğunluğunun az olduğu dönemlerde pandemi de yokken spor yapabiliyordum. Kendimi çok iyi hissetmemi sağlıyordu şimdilerde ise en iyi yaptığım spor kanepeye uzanıp kitap okumak. 🙂

Peki size ilham veren, örnek aldığınız klarnet virtüözleri kimler?

Genç bir klarinetçiyken Sabine Meyer benim için ilahtı. Hala daha öyle. 2008’de kendisi ile Fazıl Say’ın ön ayak olması ile tanışmıştım sonrasında arkadaş olmamıza kadar gitti bu durum. En son İstanbul’a oda müziği ile konser yapmaya geldiklerinde konser çıkışı bütün grupla bir yerlere yemeğe gidip sohbet etmek muhteşemdi. Nicolas Baldeyrou ile arkadaşız, kendisi çok sevdiğim bir müzik insanı ve arkadaş. Böylesi iyi müzisyenlerle bir arada aynı ortamlarda olup, konuşmak, paylaşmak ve dahi beraber müzik yapmak çok keyifli.

Klarnet, Türkiyede sizce yeterince tanınan bir enstrüman mı? Bu konuda daha neler yapılabilir?

Klarinet ülkemizde çok seviliyor. Türk müziği üstadlarımız rahmetli Mustafa Kandıralı, kıymetli ağabeyim Serkan Çağrı ve Hüsnü Şenlendirici’nin bu konuda ciddi katkısı olduğunu düşünüyorum. Klasik müzik konusunda ise bizlere çok görevler düşüyor. Ben hiç bir zaman seyirci ile, öğrenciler ile arama mesafeler koymadım. Evrensel bir dil klasik müzik ancak konserleri anlatımlı yaptığımızda seyircinin ilgisi çok büyük oluyor, sizi sadece şık kıyafet, enstrüman ve müzik olarak görmemeli bir sanatsever. Kanlı canlı sesinizi anlatımınızı duymaları o bariyerleri kırıyor ve yakınlaştırıyor. Her konser anlatımlı olmalı. Cem Mansur 2000’li yıllarda bunu çokça yapıyordu, hala daha yapıyor. Kendisini örnek alarak ben de genelde konserlerde seyirci ile konuşmayı, onlara ne çalıyoruz kısaca anlatıp anekdotlar vermeyi görev biliyorum.

Peki klarnette olgunluk dönemindeki çalışınızla ilk gençlik dönemlerinizi kıyaslıyor musunuz? Nasıl farklar ortaya çıkıyor?

Kesinlikle arada dağlar kadar fark var. Yirmili yaşlar ve öncesi ile otuzlu yaşlar arasında tecrübe olarak çok fark var. Hayattan aldığım her tat çalışıma, yorumculuğuma yansıyor, okudukça bilgi sahibi oluyor, bilgi sahibi oldukça gelişiyorum. Bir de her fikir çalışmayabiliyor, bunları da deneyimleye deneyimleye yoğruluyorum. Daha öğrenecek deneyimleyecek çok şey var. Bu aralar Camille Saint-Saëns’ın klarinet sonatını çalışıyorum en son öğrenciyken çalmış ve rafa kaldırmışım, o kadar farklı bir gözle bakıyorum ki tekrardan keşfetmek, yeni şeyler görmek, çok heyecanlı. Bu sonatı 24 Aralık’ta Süreyya Operası’ndaki Operamızın Oda Müziği konserinde Tutu Aydınoğlu ile seslendireceğiz, bu konserde konzertmeisterimiz Oleksandr Samoylenko da yer alacak. Pek duymaya alışkın olmadığınız bir repertuvar olacak bu konserde.

Şu anda kullandığınız klarnetin özelliklerini öğrenebilir miyim?

Şu anda çoğunlukla kullandığım iki klarinetlerim var biri Buffet Crampon, Festival modeli, bu biraz benim üzerinde oynamalar yaptırdığım bir klarinet, kalakta en alt iki sesin entonasyonunu düzelten ek perdeler mevcut ve daraltılmış şekli değişik bir kalak var, daha direkt bir tonu var. Kendime ait bu enstrüman.  Onunla oda müziği konserlerinde çalmayı tercih ediyorum. Alman besteciler, romantik repertuvar çok iyi sonuç veriyor. Operanın da bana almış olduğu Buffet Crampon Legende klarinetlerim ise çoğunlukla kullandığım klarinetlerim. Operada ya da solist çalarken keyif alıyorum. Tınısı inanılmaz büyük, size farklı renkler yapabilmeniz açısından her imkanı tanıyor diyebilirim. Her biri birbirinden güzel ve gözüm gibi bakıyorum. Çocuğum gibiler.

Yakın döneme dair projelerinizi de öğrenmek isterim son olarak Ecesu hanım.

Yakın dönemde Aralık ayında CAKA Online Müzik Yarışmasında Jüriyim, sonra Uluslararası prestijli Bravissimo Clarinet Academy’de beş gün boyunca hocalık yapacağım, Polonya’nın Gdansk şehrinde bir klarinet festivaline davetliyim. Orada hem masterclass yapacağım akademide hem de ufak bir konser gerçekleştireceğim. Pandemi müsade eder ise Polonya’da ikinci bir konserim daha olacak Prof. Roman Widaszek dostum ile beraber bir solo konser yapacağız. Copland Klarinet Konçertosu ve Mendelssohn ikili konser parçalarını seslendireceğim. Roman ise Artie Shaw Klarinet Konçertosu’nu yorumlayacak. Dört Klarinet konçertosu seslendirilecek; tempolu bir konser olacak. Şimdiden performansımı kuvvetli tutmak için sıkı bir çalışma temposuna girdim diyebilirim.

Bu keyifli söyleşi için çok teşekkürler.

Esas ben teşekkür ediyorum, sağlıkla ve sanatla geçireceğimiz nice günleri beraberce idrak etmeyi temenni ediyorum.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s