Genç flütist Aleyna Demirkan: “Flüt nefesinizle hayat verdiğiniz bir çalgı, içinizde ne varsa flütten dışarı o çıkıyor”

Müzik hayatına çocuk korist olarak ve gitar çalarak başlayan Aleyna Demirkan, profesyonel olarak müzik kariyeri yapmak ve klasik batı müziği alanında ilerlemek istediğini 13 yaşında farkederek, 2009 yılında Güzel Sanatlar Lisesi’nde Funda Kıran ile flüt öğrenimine başladı. “İlk flütüm Yamaha 211 model bir flüttü. İlk nefeslerim, ilk heyecanlarım onda gizliydi” diye anımsıyor o günleri genç müzisyen. O dönemde gitara olan ilgisine rağmen bir şekilde flüt onu kendisine çekmiş ve bu güçlü çekim bugüne kadar yükselen bir başarı grafiğiyle kendisini göstermiş.

Liseyi dereceyle tamamladıktan sonra 2013 yılında Yıldız Teknik Üniversitesi Müzik ve Sahne Sanatları bölümünde Şebnem Uşen’in flüt sınıfına kabul edilen Demirkan; Julien Beaudiment, Bülent Evcil, Halit Turgay, Andreas Blau, Raffaele Trevisani ve Gudrun Hinze gibi flüt sanatçılarının yurt içindeki ve yurt dışındaki ustalık sınıfı çalışmalarına katıldı. Demirkan flüt eğitimiyle eş zamanlı olarak piyano eğitimini de sürdürdü.

Demirkan, 2017 yılında üniversite eğitimiyle beraber Pedagojik Formasyon Eğitimini de tamamladı ve bu süreçte müzik terapi alanında seminerlere katıldı; Orff-Schulwerk temelli müzik eğitimi çalışmalarını takip etti.

Sesin Yolculuğu Genç Besteciler Festivali ve YTÜ Canis Majoris besteci buluşmalarında Türk bestecilerin solo flüt eserlerinin ilk seslendirilişlerine katkıda bulundu. Çeşitli oda müziği grupları, orkestralar ve özel projelerde yer alan genç müzisyen, şu anda 2015 yılından itibaren daimi olarak çalmakta olduğu Marmara Flüt Orkestrası’nda alto flüt grup şefi olarak yer alıyor ve bu orkestra ile beraber 2019 yılında Polonya’da düzenlenen European Flute Ensembles Event’te ve 2020 Ocak ayında Fransa’nın Nice şehrinde düzenlenen Flutissimo Flüt Festivali’nde ülkemizi temsil etti.

Aynı zamanda özel bir kurumda öğretmenlik yapmakta olan Aleyna Demirkan, Yıldız Teknik Üniversitesi Müzik ve Sahne Sanatları bölümündeki yüksek lisans çalışmalarını da bir yandan sürdürüyor.

“Flüt nefesinizle hayat verdiğiniz bir çalgı, içinizde ne varsa flütten dışarı o çıkıyor” diyen ve Barok döneme özel bir ilgi duyan Demirkan’a göre, öğretmenlikte de müzisyenlikte de görünenin ardında çok daha fazlası var ve sabırla, sevgiyle herkesin göremediği o madeni ortaya çıkartıp, işleyip, sonucunda ortaya bir eser konuyor. “Bu, notaların ardına gizlemiş bir melodi veya içindeki yeteneği keşfettiğiniz bir çocuk olabilir” diyor genç flütist.

Flüt alanındaki bu genç değerimizi tanımak ister misiniz? İşte, keyifli bir söyleşiyle bu tanışmanıza aracı oluyorum:

Müziğe ilginiz ne zaman fark edildi? Sonrasında flüte nasıl yöneldiniz?

Kendimi bildim bileli müzikle iç içeyim fakat bu işi profesyonel olarak yapmak istediğime 13 yaşında karar verdim. Bu hedefim doğrultusunda güzel sanatlar lisesine başladım ve flüt eğitimim de orada başladı. Aslında gitar çalan hatta gitara aşık bir çocuktum ama nedeni hiç bilmediğim bir şekilde birden “illa flüt çalıcam” diye tutturmuştum. Sürekli de sorulan bir soru ama cevabı gerçekten bilmiyorum. Flüt bir şekilde bir yerden aklıma girmiş, iyi ki de girmiş.

Şu anda flüt özelinde nasıl çalışmalar yürütüyorsunuz?

Şu anda hem flüt öğretmenliği yapıyorum hem de çeşitli orkestralar ve ekiplerde flütist olarak yer alıyorum. Yer aldığım ekipler dönem dönem proje bazlı olarak değişiklik gösterebiliyor fakat 2015 yılından beri Marmara Flüt Orkestrası’nda daimi olarak çalmaktayım.  

Peki ailenizde veya yakın çevrenizde size esin kaynağı olmuş bir sanatçı veya müziksever var mıydı?

Annemin ve teyzemin konservatuvar geçmişi var fakat ikisi de müzisyenlik yapmıyor. Teyzem müzik öğretmeni, annem ise her gün büyük bir aşkla piyano çalan ve müzik tarihine inanılmaz büyük ilgi duyan bir müziksever.

Marmara Flüt Orkestrası’nda görev alıyorsunuz. Bu orkestranın kuruluşu, içinde yer almanızı ve hedeflerini anlatır mısınız biraz?

Marmara Flüt Orkestrası, Türkiye’nin flüt ailesinin tüm enstrümanlarını barından ilk flüt orkestrası. Hem orkestra hem de kurucumuz Prof. Dr. Ece Karşal benim hayatımda çok özel bir yere sahip. 2015 yılında kurulmuş olan bu orkestranın ilk provasından itibaren kadrosundayım, seneler içerisinde orkestrada çeşitli görevlerim oldu, do flüt çaldım, pikolo flüt çaldım, sosyal medya yöneticiliği ve video editörlüğü bile yaptım. Şu anda alto flüt grup şefi olarak yer almaktayım.

Orkestramız kısa süre içerisinde yurt içi ve yurt dışında çok önemli başarılara imza attı. 2018 yılında Bulgaristan’da gerçekleştirilmiş olan “Uluslararası Gençlik Festivali”nde “Klasik Müzik – Orkestralar” kategorisinde 1. lik ve festivaldeki “En Profesyonel Grup” ödüllerinin sahibi oldu. 2019 yılında Polonya’da düzenlenen “Avrupa Flüt Toplulukları Festivali”nde ülkemizi temsil ederek iki konser gerçekleştirdik. 2020 yılında Fransa’da düzenlenen “Flutissimo” festivali kapsamında Mauricio Lozano yönetimindeki “Flûtes d’Azur” ile ortak bir konser gerçekleştirdik. 2021 yılında ise çevrimiçi olarak düzenlenen, 33 ülkeden 140 orkestranın katıldığı “World Orchestra Festival”de “Featured Orchestra” kategorisinde bronz madalyanın sahibi olduk.  

Türk bestecilerin eserlerini seslendirmek ve tanıtmak ise orkestramızın en büyük hedefleri arasında yer alıyor.

İyi bir flütistsiniz, çünkü?

İşimi severek yapıyorum.

Eğitim hayatınız boyunca herhangi bir kurumsal destekten yararlandınız mı? Bu tür destekler sizce bir müzisyenin hayatında nasıl bir yere sahip?

Ben yararlanmadım fakat yararlanan arkadaşlarım oldu. Bu sayede kendi imkanlarıyla alamayacakları eğitimleri ve enstrümanları alma şansı elde ettiler. Bu desteklerin varlığı beni çok mutlu ediyor, umarım daha da çoğalırlar…

Şu anda bir yandan müzik öğretmenliği de yapıyorsunuz. Öğrencilerinize klasik müziği sevdirmek adına neler yapıyorsunuz? Sizi örnek alıp flüt çalmaya başlayanlar oldu mu?

Enstrüman eğitimine başladığımız an klasik müzik hayatımızın bir parçası oluyor. Siz istemeseniz bile oluyor çünkü başlangıç aşamasında çaldığımız etütlerin, egzersizlerin büyük bir kısmı zaten klasik müzik eserlerinin ufak kesitlerinden oluşuyor. Öğrenciler çaldıkları parçaları sevdikçe de klasik müziğe yakınlaşmış oluyorlar. Çalıştırdığım eserlerin ve bestecilerinin hikayelerini anlatıyorum, konserlere gitmeleri konusunda teşvik ediyorum, kendi orkestra provalarıma ve konserlerime çağırıyorum, kuliste vakit geçirmelerini ve başka müzisyenlerle tanışmalarını sağlıyorum.

Ve evet beni örnek alarak flüt çalmaya başlayan öğrencilerim oluyor. Zaten sizi seven öğrenciler, özellikle küçük yaş grubu, taktığınız tokadan çaldığınız enstrümana kadar sizi örnek almaya meyilli oluyorlar.

Blok flüt konusunda geçmişte doğru bir eğitim stratejisi kullanıldığını düşünüyor musunuz?

Blok flüt çok özel ve güzel bir enstrüman fakat küçük yaş grubu için komplike bir enstrüman… Müfredatta olduğu dönemlerde blok flütü öğrenmekte zorluk yaşadığı için müzik dersinden nefret eden, enstrüman öğrenmeye küsmüş nesiller var. Bu sebeple şu anki ilkokul müfredatlarından kaldırılmış olmasını doğru buluyorum.

Peki öğretmenlik kimliği ile müzisyenliğiniz birbirinizi nasıl tamamlıyor veya ayrışıyor?

Richard Feyman’ın çok sevdiğim bir sözü vardır. “If you want to master something, teach it.” Öğretmenlik sürecim müzisyenliğimin gelişimine inanılmaz bir katkı sağlıyor, öğrenciyken hiç sorgulamadan gösterileni taklit ederek yaptığım birçok şeyin sebebini çocuklara anlatırken keşfediyorum, öğreniyorum ben de.

Ayrıca, öğretmenlikte de müzisyenlikte de görünenin ardında çok daha fazlası olduğuna inanıyor, sabırla ve sevgiyle herkesin göremediği o madeni ortaya çıkartıp, işleyip, sonucunda ortaya bir eser koymuş oluyorsunuz. Bu, notaların ardına gizlemiş bir melodi veya içindeki yeteneği keşfettiğiniz bir çocuk olabilir.

Ayrışan yönlerinde ise ilk aklıma gelen, müzisyenler çok disiplinli insanlardır fakat bir kalıba girmek istemezler kendi kurallarını kendileri belirlerler. Kurumsal bir ortamda çalışmak demek ise kalıplar, kurallar dünyası demektir… Ben hem öğretmenliği hem de müzisyenliği ayrı ayrı çok seviyorum. Sınıfı da bir sahne olarak görüyorum, çocuklar en değerli dinleyicilerim.

Flüt sanatçısı olarak sağlığınızda nelere dikkat ediyorsunuz?

Özellikle fiziksel sakatlıklar ve solunum yolu enfeksiyonlarından korunmaya çok gayret ediyorum. Bunların yanında tabii ki beslenme alışkanlıklarımız ve uyku düzenimiz performansımızı büyük derecede etkileyen faktörler. Kış aylarında da dudaklarımı nemli tutabilmek adına nemlendiricimi yanımdan eksik etmem.

Flüt ile çalmaktan en çok keyif aldığınız eserler hangileridir?

“En” sorularını cevaplamak benim için her konuda çok zor oluyor. Çalmaktan keyif aldığım eserler günden güne moduma göre değişiklik gösterebiliyor, her türlü müziği dinlemek ve çalmaktan keyif alıyorum. Klasik müzik özelinde bir cevap vermem gerekirse, klasik dönem ve romantik dönem bestecilerinin eserlerine kendimi daha yakın hissediyorum, çalarken çok keyif alıyorum.

Peki o günkü modunuz, ruh durumunuz flüt çalma tarzınızı anlık olarak etkiler mi?

Evet hem de çok! Flüt nefesinizle hayat verdiğiniz bir çalgı, içinizde ne varsa flütten dışarı o çıkıyor. Vücudunuzdaki en ufak bir gerginlik flüt tonunuzu etkileyebiliyor.   

Kendinize örnek aldığınız, ilham kaynağı olan flüt sanatçıları kimler?

Emmanuel Pahud her zaman liste başında benim için.

Flüdün herkeste ayrı bir anısı, tınısı, çağrışımı var elbette. Flüt sesi sizde neyi çağrıştırır?

Orkestra eserlerinde genellikle kuş seslerini, doğa seslerini imite ediyoruz fakat bende çoğu zaman insan sesini çağrıştırıyor.

Farklı ses tınıları olan diğer flütleri de (bas flüt, alto flüt, vs) çalar mısınız? Caz müziğine en çok uyan hangisidir?

Evet pikolo flüt ve alto flüt de çalıyorum, özellikle alto flüt çalmaktan çok keyif alıyorum. Bence ses rengi ve ajilite bakımında do flüt biraz daha uygun gibi fakat kontrbas flüt ile caz müzik icra eden müzisyenler dahi var. Bu durum esere bağlı olarak değişiklik gösterebilir.

Flüt eğitiminde sizce Avrupa’da en ileri ülkeler hangileri?

Fransa ve Almanya. 

Flütünüz kendinize mi ait? Şu an kullandığınız marka hangisi ve özellikleri nedir?

Evet şu anda, kendime ait Altus 907 model bir flüt kullanıyorum. El yapımı s-cut 958 ayar gümüş ağızlıklı, açık perdeli, inline model bir flüt. 

İlk flütünüzü saklıyor musunuz? Onda nasıl hatıralarınız gizli? Ve onda çaldığınız ilk eseri anımsıyor musunuz?

İlk flütüm Yamaha 211 model bir flüttü, maalesef saklamıyorum, satmıştım. İlk nefeslerim, ilk heyecanlarım onda gizliydi. İlk çaldığım eseri hatırlamıyorum başlangıç metotlarında çaldığımız bir sürü eser oluyordu ama çalıştığım ilk büyük eser Vivaldi Fa Majör Konçerto’ydu sanırım.

Müzik tarihinde bir döneme ışınlanma hakkınız olsa, hangi dönemi tercih ederdiniz ve neden?

Kesinlikle Barok döneme ışınlanmak isterdim! Müzik tarihinde inanılmaz gelişmelerin yaşandığı bir dönem.

Şu anda üzerinizde çalıştığınız repertuardan ve yakın dönem planlarınızdan söz edebilir misiniz?

Bu aralar flüt-gitar eserleri çalışıyorum. Ağırlıklı olarak da Latin Amerika ve İspanyol bestecilerin eserlerini… Gitarist bir arkadaşımla gerçekleştirmek istediğimiz bir duo projemiz var.

Müzik hayatınızda nasıl bir yere sahip?

Müzik benim kendimi ifade etme aracım, hayattaki en büyük tutkum, en iyi arkadaşım.

Bu keyifli söyleşi için çok teşekkürler size.

Çok teşekkürler bu keyifli söyleşi fırsatını verdiğiniz için…

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s