Genç opera sanatçısı Derya Belevi: “Ben insanlara müzik dinleme kültürünü, çoksesliliğin nasıl da bizleri daha farklı düşünmeye ittiğini göstermek istiyorum”

Müzik eğitimine 2004-2008 yılları arasında İzmir Işılay Saygın Anadolu Güzel Sanatlar lisesinde keman ve piano eğitimi ile başlayan Derya Belevi’nin lisede insan sesinin bir enstrüman olarak kullanılması fikrini büyülü bulmasıyla başlamış opera sevdası. Akabinde, üniversitede Dokuz Eylül Üniversitesi Devlet Konservatuvarı opera şan bölümüne 2013 yılında girmesi de bu sürecin en büyük itici gücü olmuş.

Üniversiteden sonra yüksek lisans için Almanya’ya gitme planları, bir anda kazandığı bir burs ile İtalya’ya yönelen Belevi, burada yetenek sınavı ile Conservatorio G.Verdi di Milano’da okuyan iki Türkten biri olma şansını yakaladı. Aslında birçok açıdan da kendi şansını kendi yeteneği ve azmiyle yarattı da denebilir. Türkiye’den bu süreçte herhangi bir burs bulamasa da İtalyan hükümetinin verdiği bursla eğitimine devam edebilen genç opera sanatçısının okulu ise, lisede hayallerini süsleyen La Scala’ya çok yakındı ve bu sayede birçok büyük opera şarkıcısı ile çalışma ve tanışma fırsatı buldu; Silvia dalla Benetta, Mariella Devia, Maria Mastino, Vito Martino, Marco Pace gibi ünlü isimlerin öğrencisi oldu.

Belevi, İtalya’da bulunduğu dört yıl boyunca birçok Avrupa ülkesinde yarışma, festival ve konserde yer aldı. Aynı zamanda bu yıllarda İtalyan kültürünü daha iyi öğrenmek için rehberlik eğitimine başladı. “Milano beni kültürel ve sanatsal anlamda gerçekten çok besledi. Operanın yanı sıra birçok sergi, değişik performans ve konser görme fırsatım oldu” diyen Belevi, 2013 yılında Associazione Brixia Symphony Orchestra by Conservatorio di Brascia yarışmasından burs, 2014 yılında Vicenza Associazione Docenti Musicisti Young Artisti yarışmasında birincilik, 2015 yılında Coop Music Awards’da özel ödül, 2016 yılında Neue Stimmen yarışmasında özel ödül, 2020’de İzmir Genç Solistler yarışması profesyoneller kategorisinde üçüncülük ödülü sahibi oldu. 2016 yılında İsveç Vivaldi festivalinde Vivaldi Griselda operasında Ottone rolünde yer aldı.

Aynı yıl henüz 25 yaşındayken ünlü Teatro San Carlo di Napoli Operasında gece kraliçesi rolü ile yaptığı odüsyonda Rossini La Cenerentola Operasında rol alma şansı bulan Belevi bu operanın kendisi için anlam ve önemini şu şekilde anlatıyor: “İlk sebebi Rossini’nin benim en sevdiğim bestecilerden biri olması, diğer bir sebep ise La Cenerentola yani Külkedisi okulda arkadaşlarımın bana taktığı isimdi. İtalya’da eğitim alırken çoğu zaman part time olarak garsonluk yapardım ve oldukça yorucu olmasına rağmen İtalya’da o ortamda olmaktan dolayı hiçbir şikayetim yoktu. Arkadaşlarım beni La Cenerentola’ya benzetirlerdi. İlk büyük prodüksiyonumun olması bu anlamda benim için güzel bir hikayedir. Ayrıca bu operanın ilk sahnelendiği sahne olan Teatro Valle di Roma’da (bir diğer adı Teatro Rossini) temsil yapma şansım oldu.”

İtalya’nın bir çok Teatro’sunda sahne alan; ayrıca Almanya, Fransa, Gürcistan, Romanya gibi diğer ülkelerde de konser verme şansı yakalayan Belevi, o süreçte ailevi sebeplerle bir süreliğine döndüğü Türkiye’de 2016 yılı sonlarında Samsun Devlet Opera ve Balesi’nin açtığı sınavı kazanarak operaya girdi. Burada Das Land da Lachelns Operası’nda Mi, İl signor Bruschino Operası’nda Sofia rollerini söyledi; bu çatı altında bir çok konser yaptı ve yapmaya da devam ediyor.

“Şu sıralar, uzun zamandır hayata geçirmek istediğim bir proje olan ve yönetmenliğini yaptığım Dünya’dan Şarkılar konserinde büyük ilgi duyduğum sinematik elementleri kullanarak hazırladığım bir konser serisi var. Konser deneyimini bir tık ileriye taşıma hayalim hep vardı ve bu konser bunun ilk adımlarından biri olması nedeniyle benim için oldukça özel. Pandemi nedeniyle 2020’den beri sahne alamıyoruz maalesef ama bu konser benim ve ekibim için son derece moral verici oldu. Ben insanlara müzik dinleme kültürünü, çok sesliliğin nasıl da bizleri daha farklı düşünmeye ittiğini göstermek istiyorum” diye anlatıyor Derya Belevi son günlerdeki “mesleki heyecanını”…

Performans sanatına sadece bir Opera sanatçısı olarak bakmayan Belevi, birçok farklı sanat dalını ve yeni akımı takip ediyor. “Opera, sanatın birçok dalını kapsayan üst düzey bir sanat ve yurt dışında artık bir şov vizyonu ile icra ediliyor. Türkiye’de bu anlamda yapılacak çok şey var. Sanat insanlara, topluma farklı bakma fırsatı sunar. İçinde bulunduğumuz dünyadan bir iki saatliğine bizi başka bir hayatın ve bakış açısının olduğu gerçeğine yönlendirir. Farkında olmasak bile bizlere bir farkındalık aşılar. Müziğin hayatımıza düşündüğümüzden daha fazla etki ettiğini düşünüyorum” diyen Belevi’ye göre, daha yapılacak çok şey var; çünkü opera ile insanın kendisini keşfetme ve sınırlarını zorlama fırsatı bulduğunu söylüyor. “Üç dil öğrendim ve birçok ülke görüp farklı kültürlerden birçok insan tanıdım. Müziğe çok şey borçluyum ve şimdi benim için bunu paylaşma zamanı” diye ekliyor.

Operayı kendini keşfetme ve tanıma sürecinde bir amaçtan çok araç olarak gören Belevi’nin mesleki açıdan süper gücü, “merak duymak”… Hayattaki her şeye… Yeni seslere, yeni nefeslere, yeni müziklere, yeni dillere, yeni coğrafyalara, yeni ve güzel olan herşeye… Merak…

Müziğe borçlu olduklarını paylaşma zamanı geldiyse, biz de bu değerli sanatçımızı tanımak ve paylaşacaklarına kulak kabartmak için zamanımızın önemli bir kısmını söyleşimizle paylaşabiliriz, değil mi?

Merhaba Derya hanım. Müzik eğitiminize keman ve piyano ile başladınız. Müziğe olan yatkınlığınız nasıl fark edildi peki?

Merhaba Menekşe hanım. Çocukluğumdan beri müzik hafızam, bilmediğim bir enstrümanda bir şeyler çalabilmek gibi yeteneklerim vardı, babamda annemle beraber gitar çalıp söylerdi, abimde benim gibidir müzik konusunda o yüzden herkes böyle diye düşünürdüm. Birgün yedi yaşlarındayken müzik öğretmeni olan bir aile dostumuz evindeki curayı kulaktan çaldığımı görünce ritim ve çift ses gibi şeyler sordu. Bunun bir yetenek olduğunu ilk orda duymuştum ama ailem pek ilgilenmedi. Daha sonra orta okulda bir arkadaşım okula kemanını getirmişti. Bende o kadar beğendimki bu enstrümanın sesini, Keman almak için para uzun bir süre para biriktirdikten sonra ailem gerçekten hevesli olduğumu anlayıp destek olmaya karar verdi. Ardından 2 ay sonra Işılay Saygın Anadolu Güzel Sanatlar lisesine girdim.

Opera sevdanızın nasıl ortaya çıktığını da merak ediyorum. Hiçbir çocuk “ben ileride opera sanatçısı olacağım” demez aslında, ama sizde muhtemelen büyük bir itici güç olmuş erken yaşlarda. O süreci de biraz anlatır mısınız?

Lisede internetten sürekli birşeyler dinliyorum, repertuar araştırması yapıyorum. Birgün Tosca’dan “Vissi d’arte” ariasına denk geldim. O an müzik yapmak için vücudunu bir enstrüman olarak kullanma fikri çok inanılmaz ve büyülü geldi ve operaya yöneldim.

Enstrüman bilgisi, opera alanındaki eğitiminize nasıl bir temel hazırladı Derya hanım?

Bir enstrumancı gibi düşünmek çok yardım etti çünkü sadece şarkı söylediğim yerden sorumlu olmadığım algısını geliştirdim bu sayede. Çok sesli düşünmeyi armoniyi çözümlemeyi öğrendim. Operada sadece kendi partiniz yok arkada kocaman bir orkestra, bir ekip var. Orkestra ne çalıyor, libretto nasıl yazılmış, besteci ne istiyor, hikayesi ne gibi milyonlarca soru var çözmeniz gereken. Kısacası çok sesli düşünmeyi, boyut katmayı öğretti enstrüman bana.

Eğitim sürecinizde burslar önemli bir yer tutuyor. Bunlardan da biraz bahseder misiniz? Eğitim bursları sizin sonraki kariyerinizi nasıl şekillendirdi ve nasıl bir katkı sundu?

Opera, klasik müzik genel olarak tüm sanat dallarında bursların hayati olduğunu düşünüyorum gençler için. Kültür işi yapıyoruz ve dünyayı görmek, vizyon kazanmak için çok gerekli. Şimdi burslar yaygınlaştı tabi ama daha da çok olmalı bu bile yetersiz. Benim zamanımda da çok kısıtlıydı, Türkiye’de başvurduğum hiçbir yer bana destek olmadı, tanıdığım kimse de yoktu destek olabilecek. Ben de İtalyan hükümetinin verdiği bir yetenek bursu buldum. Hayatım ve bakış açım tamamen değişti diyebilirim.

Peki, İtalya’daki eğitim sizde nasıl izler bıraktı, ufkunuzu nasıl geliştirdi? Milano’nun kültür-sanat hayatında nasıl yer aldınız?

İtalya hayatımı değiştiren bir deneyimdi. Bana sınırlarımı zorlamam için harika bir fırsat tanıdı ve İtalyanlar bana hayatı sevmeyi öğretti diyebilirim. Milano’yu İzmir kadar çok seviyorum ve evimde hissediyorum oradayken. Orada sanattan uzak kalma şansınız yok. Sürekli bir etkinlik var şehirde. Conservatorio G.Verdi di Milano mezunuyum ki zaten bu sayede sürekli etkinliklerden haberim olurdu ve bir çok değişik konserde yer alma şansım oldu bu ortam sayesinde. Bunun dışında Sanat tarihine çok ilgim var ve bu yüzden Milano’da rehber olabilmek için sekiz aylık bir eğitime katıldım. İtalyan Kültürünü, Milano’yu çok daha iyi öğrendim, mimari yapısından tutun da bütün müzelerine ve yetişen sanatçılarına kadar… Ek iş olarak rehberlik yaptığım bir dönem oldu hatta. Kültür anlamında çok şey kazandım.

Birçok büyük opera sanatçısı ile çalışma ve tanışma fırsatı da buldunuz. Bu konuda da okurlarımızı bilgilendirir misiniz? İçlerinden sizi en çok etkileyen hangisi oldu ve o kişiyle bir anınızı paylaşabilir misiniz?

Okulum La Scala’ya çok yakındı; biz de zaten hep provalara girerdik. Şansımız varsa büyük isimlerle tanışır, kabul ederlerse çalışırdık.Mariella Devia, Silvia dalla Benetta, Vito Martino, Diana Damrau, Anna Netrebko, Leo Nucci, Alessandro Corbelli gibi isimlerle tanışma, izleme ve bazılarının öğrencisi olma şansım oldu. Her büyük ismin bir hikayesi ve mücadelesi olduğunu gördüm. Hepsi olmasada çoğunlukla beni etkileyen konuştuğunuz zaman ne kadar naif ve alçak gönüllü olduklarıydı. Leo Nucci mesela dünya starı, üniversitede videolarını izlerdik, canlı görme şansım nedir ki diye düşürdüm. Bir prova çıkışı beraber yürüyüp konuşma şansı bulmuştum. Zorlu bir dönemdeydim ve bana kendi hikayesini anlatıp “bu işi seviyorsan bırakma, emin ol bir yere geleceksin”, demişti. O an için büyük bir itici güç olmuştu.

Çok değerli yarışmalardan da ödüller aldınız. Biraz bunlardan söz etmenizi de rica edeceğim.

2014 yılında Vincenza Associazione Docenti Musicisti Young Artist yarışmasında birincilik, 2015 Coop Music Awards Milano’da özel ödül, 2016 yılında Neue Stimmen yarışmasından burs ödülü aldım. Türkiye’de ise 2020 yılında Genç Solistler profesyonel kategoride üçüncülük aldım. Bunun dışında küçük yarışmalar, finale kaldığım ama bir şey alamadığım yarışmalar ve odisyonlar da var. Ama beni en etkileyen ödül Neue Stimmen’di. Harika bir deneyimdi gerçekten.

Fotoğraf: Bayram Çelik

Peki, opera hayatınızda şu ana kadar “zirve noktanız” hangi başarınız oldu?

25 yaşımda Napoli’de San Carlo Operası’nda rol söyleme şansı yakalamış olmam. İnanılmaz bir tiyatro gerçekten. Ama halen zirveyi gördüğüme inanmıyorum opera hayatımda.

Sahnede hiç unutamadığınız bir rolünüz neydi ve neden bu rol sizde iz bıraktı?

İtalya’da bir yandan okuyup bir yandan çalışıyordum. Ek iş olarak garsonluk yapıyordum. Bazen gece üçe kadar çalışıp ertesi sabah sahneye çıktığım oluyordu. Bedensel olarak çok yorucuydu. Arkadaşlarım bana “Külkedisi” diyordu bu yüzden. İlk profesyonel işlerimden biri de La Cenerentola yani Külkedisi Operası oldu. Bu rol ekstra anlamlı benim için bu yüzden…

İtalya’dan sonra ailevi sebeplerle Samsun’a geri döndünüz. Samsun Devlet Opera ve Balesi de bu sayede sizin gibi değerli bir sanatçıya ev sahipliği yaptı. Bu süreçte hangi temsillerde yer aldınız? Samsun’daki opera izleyicisini nasıl değerlendirirsiniz?

İlk rolüm Das Land das Lachelns “tebessümler diyarı” operetinde Çinli prenses Mi rolüydü. Daha sonra il Signor Bruschino operasında Sofia ve Yaraşa operetinde Adele rollerini söyleme şansım oldu. Bunun dışında bir çok konserde yer aldım. Samsun’da operayı takip eden harika bir grup var. Buradaki opera izleyicisi düşündüğümüzden daha ilgili ve insanlar çok bilinçli eleştiriler yapabiliyor.. Ama tabii operayı tanımayan büyük bir çoğunluk da var maalesef. Bunun biraz vizyon ve çaba ile değiştirilebilir bir şey olduğuna inanıyorum.

Bir yandan da şu sıralar yönetmenlik hayallerinizi gerçekleştirmek üzere önemli bir adım attınız. Bize biraz da bundan söz eder misiniz?

Sinemayı çok seviyorum ve oldum olası kendi çapımda kısa filmler çekerim. Bu hobi amaçlıydı tabi hep, ama neden bunu operada kullanmayım diye düşündüm. Farklı bir deneyim arayışıydı bu aslında. Yeteceğine güvendiğim arkadaşlarımla beraber Tin Project adında bir topluluk kurduk. İlk projemiz “Dünyadan Şarkılar”da ise sinematik ögeleri kullandım ilk kez olarak. Bu farklı bir performans şekli ve izleyicilerden çok güzel yorumlar aldık. Ben ve arkadaşlarım için de daha önce yapılmamış bir konser konseptini hayata geçirmek oldukça geliştirici ve eğlenceli bir deneyimdi.

Genç ve başarılı bir opera sanatçısı olarak “başarı” tanımınızı öğrenmek isterim. Başarı sizce opera alanında nedir?

Bence başarı çok bireysel, göreceli bir şey. Birinin başarılı olması çok fazla etmene bağlı ve başkalarının tanımlarına göre kendi başarımızı ölçemeyiz, ölçmemeliyiz. Bir yarışmada birincilik ile üçüncülük alan kişi arasında küçük bir fark vardır ama her iki kişi de kendi içinde bir başarı elde etmiştir. Demek istediğim, başarı ancak kendimize karşı elde edebileceğimiz bir ölçüte sahip benim için. Hangi işi yaparsak yapalım diğer insanlarla yarış halinde olup elde ettiğimiz başarılar hakiki gelmiyor bana. Kendimle ilgili küçük bir fark yaratmışsam ve bu bana ekstra bir hediye getirmişse ona başarı diyebilirim. Opera alanında başarıya gelirsek bunu bahsettiğim tanımdan ayıramam sanırım.

Peki sizin mesleki açıdan “süper gücünüz” nedir?

Merak!

Opera sanatçılığı sizin benliğinize, kimliğinize neler kattı Derya hanım?

Çok fazla şey kattı. Bir çok ülke gezdim, sınırlarımı zorladığım çok durumla karşılaştım, çok insanla tanıştım ve bir kaç dil öğrendim bu iş sayesinde. Opera bir amaçtan çok araca döndü hayatımda. Bu iş sayesinde kendimi keşfetmem için inanılmaz bir fırsat buldum ve halen her gün buluyorum. Dünyada sevdiği işi yapan bir insan olmak büyük bir şans, bunun farkındayım ve operaya, müziğe bu anlamda çok şey borçluyum.

Peki Türkiye’de operanın daha geniş kitlelere sevdirilmesi, “elitist” bir uğraş olarak görülmemesi için neler yapılabilir? Birkaç önerinizi, bu sektörü yurtdışında da gözlemlemiş biri olarak almak isterim. İtalya’da yapılan, burada yapılması gereken neler var bu açıdan?

Klasik müzik bizi çok sesli düşünmeye iter, düşünce anlamında bize boyut kazandırır. İnsanları bu anlamda eğitmenin biz sanatçıların vizyonu ile çözülecek bir durum olduğuna inanıyorum. Opera, sanatın birçok dalını barındıran üst düzey bir sanat ve yurt dışında bir Show vizyonu ile icra ediliyor. Türkiye’de bu anlamda yapılacak çok iş var. Mesela La Scala’da bazı genel provalardan önce oturum yapılır, şef çıkıp, eser hakkında bilgi verir ve insanlar, öğrenciler soru sorarlar. Yine bu alanda çocuklar için özellikle harika öğretici etkinlikler yapılıyor.

Opera sanatçılığına merak salan çocuk ve gençlere mesleki “tüyolarınız” nelerdir? Bu açıdan “keşke”leriniz oldu mu?

Çok fazla dinlesinler, okusunlar ve araştırsınlar. Artık bilgi anlamında dünya daha zengin bir yer ve zaten ulaşamayacağımız çok az şey var. Ve kim ne derse desin sevdikleri şeyi yapsınlar ve kendilerine inanmanın bir yolunu bulsunlar en önemlisi bu sanırım. Keşke dediğim bir şey yok. Hepsi bugünkü ‘ben’ için yaşamam gereken şeylerdi. Bir çok “iyikilerim” var.

Sizi bu zamana kadar en çok etkilemiş opera binasını ve sebebini de öğrenmek isterim.

Napoli’deki San Carlo Operası’nda sahne aldım ve orada olmak inanılmaz bir duyguydu benim için. Bir de Teatro Rossini var tabi Roma’da daha küçük bir sahne ama La Cenerentola ilk kez orda seslendirilmiş ve ben de orda La Cenerentola söyleme fırsatı bulmuştum. Benim için ekstra özeldir bu anlamda.

Yakın döneme dair projeleriniz ve uzun vadeli hayalleriniz nelerdir?

Dünyadan Şarkılar konseri bir süre daha devam edecek ve tin project kapsamında olan bu seride farklı konsept konserlerde yapacağız. Onun dışında düzenleme yapmayı öğreniyorum şu sıralar ve farklı müzisyen arkadaşlarımla da çalışmalar yapıyoruz. Yapılacak çok iş var müzikle ilgili tabii, ben kendimi geliştirebildiğim kadar geliştirmeye devam edip yeni şeyler denemeye devam edeceğim.

Bu keyifli söyleşi için çok teşekkür ederim.

Ben teşekkür ederim sesimi duyurmama yardımcı olduğunuz için.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s