Genç kemancı Yasemin Sansı: “Bence başarı, gerçekleşmesini düşlediğimiz hedeflerimizi; düşlediğimiz kadar mükemmel gerçekleştirebilmektir”

2003 yılı Edirne doğumlu olan Yasemin Sansı; keman ile 4 yaşında ilk öğretmeni olan babası sayesinde tanıştı. Müzisyen bir aileden gelen Sansı’nın dedesi Bayezid Sansı ‘Kırkpınar Marşı’nın bestekârı.. . 2008 yılında Trakya Üniversitesi Devlet Konservatuarında açılan yetenek sınavına girerek T.Ü.D. Konservatuarı ilkokul bölümünde okumaya hak kazanan genç kemancı,  Konservatuar öğretim üyelerinden Prof. Erol Tarkum ve Prof. Ahmet Hamdi Zafer tarafından eğitim aldı. Trakya Üniversitesi devlet konservatuarı lise bölümünden 2021 yılında mezun oldu.Aynı yıl içerisinde girdiği yetenek sınavı ile İstanbul Üniversitesi Devlet Konservatuarı’nı kazandı.

Eğitimi süresince gerek Trakya Üniversitesi Devlet Konservatuarı kapsamında gerekse de farklı şehirlerde düzenlenen ustalık sınıflarına aktif olarak katılan genç kemancı, Suna Kan , Prof. Dr. Orhan Ahıskal, Cihat Aşkın, Doç. Sevil Ulucan Weinstein , Prof. Ahmet Hamdi Zafer, Prof. Angel Steinkov, Prof. Syros Gigontis gibi çok değerli hocalar tarafından ders alma şansına sahip oldu. Katıldığı çeşitli CAKA yaz ve kış okullarında Cihat Aşkın’ın yanı sıra Can Özhan, İldigo Moog, Ozan Sarı, Şeniz Aybulus gibi değerli isimlerden ders aldı.

T.Ü. Devlet Konservatuarında Kasım 2014 yılında gerçekleştirilen Doğuş Çocuk Senfoni Orkestrası seçmelerine katılan ve seçmeleri 11 yaşında kazanarak DÇSO üyesi olan Sansı, erken yaşta Doğuş Çocuk Senfoni Orkestrasının pek çok projesinde; İstanbul, Ankara, İzmir, Bodrum, Urfa gibi çeşitli şehirlerinde 1. Keman olarak sahnede yer aldı.

2017 yılında T.Ü. Devlet Konservatuarı bünyesinde kurulmuş olan “TRAKYA ENSAMBLE” ve “BALKAN SENFONİ ORKESTRASI” topluluklarına kabul edilen genç kemancı, 1.keman olarak Şef Ahmet Hamdi Zafer yönetiminde; Edirne, İstanbul, Tekirdağ gibi çeşitli şehirlerde pek çok konserde görev aldı.

2018 yılında, Edirne’de, ‘Anadolu Rotari Kulübü’ tarafından 20.si düzenlenen Uluslararası Genç Müzisyenler Oda Müziği Yarışması’nda mansiyon ödülü kazanan Sansı, T.Ü. Devlet Konservatuarında 2018 yılında değerli Şef Cem Mansur tarafından Türkiye Gençlik Filarmoni Orkestrası için gerçekleştirilen keman seçmelerini kazanarak, TUGFO ile 2018 Avrupa turnesi kapsamında Avusturya , Macaristan, Polonya, Slovakya, Çek Cumhuriyeti gibi ülkelerin seçkin şehirlerinde yapılan konserlerde sahnedeki yerimi aldı. 2018 yılı Eylül ayında, Heybeliada’da İngiltere Purcell Genç Müzisyenler Okulu ile birlikte ’ADALAR ÇOCUK ORKESTRASI’ çalıştayında TUGFO sanatçısı olarak görev aldı. Çalıştay sonrasında Şef JAMES ROSS yönetiminde Purcell genç müzisyenler okulu ve TUGFO sanatçıları ile birlikte konser verdi. Bir yıl sonra, 2019 yılında ise, Şef Cem Mansur tarafından T.Ü.D. Konservatuarında yapılan TUGFO keman seçmelerini kazandı ve Türkiye Gençlik Filarmoni Orkestrası’nın 2019 Avrupa- Almanya, İtalya turnesine katılabilme onuruna sahip oldu. “TUGFO ile çocuk kimliğinden sıyrılıp birey kimliğine büründüm” diyor Sansı.

Peki bu denli başarının ardından kendi başarı tanımı nedir? “Bence başarı, gerçekleşmesini düşlediğimiz hedeflerimizi; düşlediğimiz kadar mükemmel gerçekleştirebilmek. Tabii ki sonunda ortaya çıkandan mutlu isek tam anlamıyla başarıya ulaşabiliriz. Toplumun bizi taktir etmesinden önce kendimizi tarafsız bir gözle değerlendirmeliyiz. Kendimize karşı eleştirel olabilmek de başarıya giden bir yol bence” diyor genç kemancı.

Son olarak Gain Medya’da Pazar klasiği sabah konserlerinde kemanıyla yer alan başarılı müzisyenimizi tanımaya ne dersiniz? Buyrun söyleşimize o zaman:

Merhaba Yasemin hanım. Öncelikle müzisyen bir aileden gelmenin verdiği güçlü bir sosyal sermayeye sahipsiniz. Birçok başarılı müzisyenin yetişmesinde aileden gelen genetik ve kültürel kodlar oldukça etkili. Siz de biraz müzisyen köklerinizden söz eder misiniz bize?

Öncelikle bu güzel söyleşi fırsatını bana verdiğiniz için size teşekkür ederim Menekşe hanım. Ailede müzisyenlik ben dahil üç nesle dayanıyor. Sevgili dedem Bayezid Sansı bunun ilk temsilcisidir. Öğretmen okulu mezunu bir müzik öğretmeni idi. Çok değerli öğrenciler yetiştirmesi in yanı sıra pek çok bestesi mevcuttur. Bunların en bilineni ve TRT arşivinde de yer alan ‘Kırkpınar Marşı’dır. Kendisi bir yıl önce aramızdan ayrıldı. Dedem kendisinden sonra babamı bir keman sanatçısı olarak yetiştirdi. Babam Edirne belediyesi Devlet Türk müziği topluluğunda keman sanatçısı olarak sanat hayatını sürdürüyor. Benim de ilk öğretmenim babamdır. 3,5 yaşında dedemin kendisine armağan ettiği küçük bir keman ile eğitimime başladım. 

Peki sizin müziğe ilginiz nasıl fark edildi? 

Aslında müzisyen bir aileden gelmiş olmanın avantajı ile müziğin içine doğdum ve onunla büyüdüm diyebilirim.

Neden keman? Kemanı sizin için ayrıcalıklı kılan ne oldu?

İlk tanıştığım enstrüman keman idi. Kendimi henüz bilmediğim yaşta dahi elimde keman vardı. Keman benim ilk oyuncağım idi diyebilirim. Trakya Üniversitesi Devlet Konservatuarı’nda öğrenimime başladığımda başka bir enstrüman seçebilme şansım oldu ancak ben bunu hiç tercih etmedim. Çünkü iyi ve kötü günlerimi, tüm zorluklarına rağmen kemanımla geçirdim. O benim bir parçam.

Bugüne dek geçtiğiniz eğitim süreçlerinden ve ustalık sınıflarından biraz söz eder misiniz? 

Tabii! Eğitimim 2008 yılında Trakya Üniversitesi Devlet Konservatuarının açtığı yetenek sınavını kazanarak başladı. İlk okul dahil olmak üzere 12 yıl boyunca T.Ü.D Konservatuarı’nda okudum. İlk okulda müzik eğitimi alabilmiş şanslı müzisyenlerden sayıyorum kendimi. Çünkü kaslarımızın geliştiği yaşlarda enstrümanımla bütünleşebildim. Babamdan sonra ilk öğretmenlerim Prof.Dr. Erol Tarkum ve ardından Prof. Dr. BuAhmet Hamdi Zafer oldu. Okulumuz bünyesinde gerçekleşen ve CAKA (Cihat Aşkın ve küçük arkadaşları) bünyesinde açılan ustalık sınıflarında Suna Kan, Orhan Ahıskal, Prof. Dr. Sevil Ulucan Weinstein, Prof. Angel Steinkov, Prof. Syros Gigontis, Can Özhan, İldigo Moog, Ozan Sarı, Şeniz Aybulus, Hande Kuden gibi çok değerli sanatçılardan ders alma şansına sahip oldum. Kendimi çok şanslı hissediyorum. Bu yıl İstanbul Üniversitesi Devlet Konservatuarı yetenek sınavını kazandım ve çok köklü bir eğitim kuruluşunun üyesi oldum.

Peki bu maliyetli eğitim süreçlerinde herhangi bir burstan, kurumsal destekten yararlandınız mı? 

Maalesef hayır. İnanıyorum ki bu müzik ile ilgilenen gençler için çok önemli bir ihtiyaç. Ancak destek bulmak her zaman kolay olmuyor. Ailemin desteği olmasaydı oldukça zorlanabilirdim. Müzik ile ilgilenenler bilirler, malzeme tedariki bizim için oldukça masraflıdır. Büyük bütçeler gerektirebilir. Sanatı ve sanat eğitimini destekleyen yatırımcıların artmasını dilerim. 

11 yaşından beri gelen bir orkestra deneyiminiz de var. Doğuş Çocuk Senfoni Orkestrası ve sonrasındaki orkestra üyeliklerinizi merak ediyorum. Bir kemancıya orkestra deneyimi neler kazandırır? 

DÇSO’ya (Doğuş Çocuk Senfoni Orkestrası) erken bir yaşta girdim. Orkestra bünyesine katılmadan önce, orkestra üyesi olmanın ne demek olduğu hakkında bir fikrim yoktu. En başlarda çok zorlandım. Çünkü o zamana kadar bireysel olarak çaldığım enstrümanımı, çok sesli ve ahenkli bir müzik ordusu ile icra etmem gerekiyordu. Zaman içerisinde başta Rengim Gökmen hocam ve bana orkestra çalışmalarında yardımcı olan diğer değerli hocalarım sayesinde aslında ilk orkestra eğitimini aldığım bir okul oldu benim için DÇSO. Bireysel olmak yerine bir topluluk ile düzen içerisinde hareket etmeyi öğrendim.

Cem Mansur yönetiminde TUGFO deneyiminiz de eminim size çok geniş ufuklar açmıştır. Dünyanın birçok ülkesinde ve Türkiye’de turneleri düşünürsek kemancılığınızda nasıl bir sıçrama yaşandı bu dönemde? Cem Mansur’un size kattıklarından biraz söz eder misiniz?

Türkiye Gençlik Filarmoni Orkestrasını kazanmak, orkestra deneyimi yaşayan ve daha ilerisini hedefleyen eğitimli müzisyen gençler için çok önemli bir adım bence. Şahsen bir parçası olabilmek için çok çalıştım ve bu çabanın bile bana hedef belirleme noktasında çok katkısı olduğuna inanıyorum. 2018 yılı TUGFO seçmelerinde Cem Mansur hocam beni topluluğa seçti ve o gün bu gün -ki seçmelere her yıl gireriz- bu topluluğun bir parçası olmaktan gurur duyuyorum. Pek çok ülke gezmek, farklı seyirciler ile karşılaşmak, onların enerjisini almak insan gelişimine değişik renkler katıyor, kişiyi olgunlaştırıyor. TUGFO ile çocuk kimliğinden sıyrılıp birey kimliğine büründüm…

Cem Mansur hocam bize sadece eserleri anlamamıza, onları en doğru şekilde yorumlamamızda yardım etmedi; bu eserlerin ruhunu ve dönemini, bestecisini algılayarak çok geniş bir bakış açısı edinmemizde de yardımcı oldu. Yolun daha çok başındayım. Cem Mansur hocam eğitiminin çok önemli yapı taşlarından biridir.

Peki şu ana kadar hiç unutamadığınız bir konseriniz var mı? 

İlk orkestra konserimi hiç unutamıyorum. Büyük bir salonda yaklaşık 100 kişilik bir orkestra ile Rengim Gökmen yönetiminde bir konserde bulunmak beni anlatmayacağım kadar çok heyecanlandırmıştı. Ayrıca çalınan eserlerin teknik yapıları beni çok zorlamıştı.

Sizi en çok etkileyen (mimarisi, akustiği, seyircisiyle) konser mekanı hangisi oldu? 

Türkiye Gençlik Filarmoni Orkestrası ile konser verdiğimiz ‘Berlin Konzert Haus’ beni oldukça etkilemişti.

Kendinize örnek aldığınız çağdaş kemancılar kimler? 

Kendime örnek aldığım dünyaca ünlü keman sanatçıları; Hilary Hahn, David Oistrakh, İtzhak Perlman ve Maxim Vengerov sanırım. 

Gain Medya’da geçtiğimiz günlerde çok büyüleyici bir performans sergilediniz. Bu projeden de okurlarımıza söz eder misiniz?

Teşekkür ederim. Çok değerli Murat Bilgili hocamın Türkiye’nin çeşitli illerinden yetenekli gençlere kendilerini tanıtma fırsatı verdiği güzel bir proje Hain Medya da yayınlanan “Pazar Klasiği” konserler dizisi. Bana bu fırsatı verdiği için ona sizin aracılığınız ile bir kere daha teşekkür etmek isterim. Benim için çok güzel bir deneyim oldu. Gençleri ve klasik batı müziğini destekleyen böyle nice projeler olmasını dilerim. 

Peki sabahtan akşama kadar çalmaktan usanmayacağınız keman parçası hangisi? 

Çaldığım bütün eserler heyecan verici öğeler barındırıyor ama Johannes Brahms’ın ’Macar Dansı 1’ çok keyif aldığım bir eser.

Sizi hayatıyla, başarıları ve/veya mücadeleleriyle en çok etkileyen keman sanatçısını da öğrenmek isterim. 

İtzhak Perlman beni oldukça etkiliyor. Çocukluk döneminde geçirdiği ciddi rahatsızlığa rağmen, olağanüstü gayreti ile dünyanın en önemli keman virtüözlerinden biri olmayı başarmıştır. Bu bana asla pes etmemem gerektiğini hatırlatan bir örnektir

Yakın geleceğe dair planlarınız, hayalleriniz nelerdir Yasemin hanım? Yurtdışında okuma projeniz var mı? 

Bu yıl İstanbul Üniversitesi Devlet Konservatuarını kazandım. Benim için önemli bir hedef idi. Türkiye’nin ilk ve en köklü konservatuarı on üyesi olmaktan gurur duyuyorum. Klasik batı müziği ile profesyonel anlamda ilgilenen her birey yurt dışı eğitimi almayı hedefine bir şekilde koyar. Ben de onlardan biriyim. Umarım gerçekleştirebiliriz. Bu yeteneğe bağlı olduğu kadar maddi yeterliliğe de bağlı olan bir hedef tabii…

Türkiye’de keman eğitiminde gelinen aşamayı nasıl değerlendirirsiniz? Özellikle yurtdışıyla kıyaslandığında artılarımız, eksilerimiz nelerdir? 

Ülkemizde çok değerli hocalarımız var. Bu nedenle çok şanslıyız. Yurt dışı müzik eğitiminde bize göre daha çok disiplin olduğunu düşünüyorum. Sanat ile ilgili bir alanda yurt dışında eğitim gören bireyler, bunu bir hobi gibi değil, ciddi bir meslek bir gelecek hedefi olarak bakıyorlar. Tabi ki bizim ülkemizde de bu bakış açısına sahip olanlar çoğunluktadır. Çalışma disiplinini arttırmalıyız. Böylece sahip olduğumuz başarıyı daha ileri taşıyabilir.

Hayatınızda bu zamana değin yaşadığınız “zirve noktaları” nelerdir? 

Sıralamam gerekir ise: DÇSO’ya kabul edilmem. Ardından, TUGFO’ya kabul edilmem. İstanbul Üniversitesi Devlet Konservatuarı’nı kazanmam ve GAİN Medya grubunda Murat Bilgili hocamın yardımı ile ‘Pazar Klasiği’ konserler dizisinde yer almış olmam da sonuncu zirve noktam şimdilik…

Sizce bir müzisyen için “başarı” ne demek Yasemin hanım? 

Bence başarı, gerçekleşmesini düşlediği iz hedeflerimizi; düşlediği iz kadar mükemmel gerçekleştirebilmek. Tabii ki sonunda ortaya çıkandan mutlu isek tam anlamıyla başarıya ulaşabiliriz. Toplumun bizi taktir etmesinden önce kendimizi tarafsız bir gözle değerlendirmeliyiz. Kendimize karşı eleştirel olabilmek de başarıya giden bir yol bence.

Yakın dönemde çocuk müzisyenler arasında da kemana yönelim oldukça güçlü. Onlara, o süreçten geçmiş bir müzisyen olarak neler önerirsiniz? Sizin kekeleriniz oldu mu örneğin? 

Keman, tınıları oldukça beğenilen, toplumda belli bir popülaritesi olan bir enstrüman. Bu konservatuarda kemanın tercih edilmesinde önemli bir sebep olabilir. Ancak öğrenim süreci oldukça sancılı olabilir. Bu da zamanla tercihlerin değişmesine neden oluyor. Kendi çevremde pek çok örneğini gördüm. Belki enstrüman tercihlerini yaparken çocuklara diğer enstrümanları da tanıtmak ve sevdirmek daha doğrudur.

Ben kemanı tercih ettiğim için hiç pişman değilim. Müzisyen olmayı hedefleyen öğrencilere önerim, hangi enstrümanı seçmiş olurlarsa olsunlar canla başla bütün zorlukları aşarak çok çalışmaları. Severek ve gerçekten bir parçaları kabul ederek enstrümanlarını benimsemeleri. Bence bu şekilde mutlu olmaları onları başarıya götürecektir.

Bu keyifli söyleşi için çok teşekkürler.

Ben teşekkür ederim. 

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s