Uluslararası başarılarıyla gururlandıran flütçü Ceyda Akbuğday: “Başarı, izlediğim yolda elde ettiğim bilgi, birikim ve tecrübelerdir”

Fotoğraf: Star Dijital Fotoğrafçılık 

2005 yılında İstanbul’da doğan Ceyda Akbuğday, 9 yaşında Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi İstanbul Devlet Konservatuarı’na kabul edilerek Doç. Nihan Atalay’ın flüt sınıfında yarı zamanlı olarak müzik eğitimine başladı. 2 yıl yarı zamanlı eğitimin ardından 2016 yılında Doç Nihan ATALAY’ın flüt sınıfına tam zamanlı olarak kabul edildi. Akbuğday’a göre, konservatuvar müzik eğitiminden fazlasını ifade ediyor ve iyi bir müzisyen olma yolunda insanın kişiliğini de şekillendiren bir okul olarak görülüyor.

Philippe Bernold, Emmanuel Pahud, Denizcan Eren, Raphaëlle Truchot-Barraya, Florent Bontron, Robert Pot, Sonat Sözer, Doç. Nihan Atalay, Doç. Jülide Gündüz, Prof. Ayla Uludere, Prof. Lydia Osavkova, Aleksandr Haskin, Bülent Evcil, Raffaele Trevisani’ nin masterclass çalışmalarına katılan Akbuğday, Şubat 2021’ de Fransa Nice’ te düzenlenen Flutissimo 10. Uluslararası Flüt Yarışması’ nda Birincilik Ödülü, Ekim 2019’da Bulgaristan Varna’ da düzenlenen 4. Uluslararası Flüt Yarışması’ nda İkincilik Ödülü ve Juri Özel Ödülü, Şubat 2018’de Fransa Nice’de düzenlenen 8. Uluslararası Flüt Yarışması ‘nda İkincilik Ödülü, Mart 2017’de Fransa Paris’te düzenlenen 21. Uluslararası Genç Flütist Flüt Yarışması’nda İkincilik Ödülü aldı. Nisan 2018’de Hollanda’da düzenlenen 4. Uluslararası Flüt Yarışması’nda ise Dördüncü oldu. Ekim 2018’de İsviçre’de düzenlenen 3. La Cote Flüt Festivali bünyesindeki yarışmada Dördüncü olan Akbuğday, bir yandan da Kartal Belediyesi Gençlik Senfoni Orkestrası’na birinci flüt olarak seçildi ve Prof. Cihat Aşkın’ın yönetmenliği ve Dr. Hakan Şensoy’un şefliğindeki konserde yer aldı. Kendisi, ayrıca MSGSÜ İstanbul Devlet Konservatuvarı Genç Senfoni Orkestrası’yla konserler de verdi.

Akbuğday’a göre başarı, yarışmalarda aldığı derecelerden ziyade, izlediği yolda elde ettiği ve kariyeri boyunca kendisine yol gösterecek bilgi, birikim ve tecrübeler… “Aldığım dereceleri ise gösterdiğim çabaya karşılık bir ödül olarak görüyorum” diyor küçük flütist. Katıldığı sosyal sorumluluk projelerini ise, müziğin toplumdaki iyileştirici gücüne dayanarak gerçekleştiriyor. Lise eğitimini tamamladıktan sonra burs kazanıp üniversite eğitimime yurtdışında devam etmek isteyen Akbuğday, bu konuda da burs arama süreçlerinin zorluğuna dikkat çekerek, daha fazla olanak yaratılması gerektiğini ifade ediyor.

2017, 2018 ve 2019 yıllarında düzenlenen Pera Müzik festivalleri, İstanbul Kültür AŞ tarafından organize edilen 2018 yılı Öğretmenler Günü ve 2019 yılı 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı Konserleri, Moda All Saints Kilisesinde Istanbul Filarmoni Derneği Konseri, 2017, 2018 ve 2019 yıllarında tedavi gören Lösemili Çocuklar İçin Destek Konserleri, 2018 yılında Gedik Üniversitesi’nin düzenlemiş olduğu Down Sendromu Farkındalık Günü Konseri ve 2019 yılında Altınbaş Üniversitesi Çocuğa Yönelik Şiddete Çözüm Konser etkinlerinde yer alan başarılı flütist, öğretmeni Nihan Atalay’ın da pırlanta gibi işlediği, üstün yetenekli ve geleceği oldukça parlak görülen çocuklardan biri.

Kendisini tanımanızı çok isterim. Dolayısıyla, çok keyifli bir söyleşi aşağıda sizi bekliyor:

Merhaba Ceyda. Konservatuar eğitimin dokuz yaşında başlamış, ama muhtemelen bunun evveliyatı da vardır. Müziğe olan ilgin, yeteneğin çocuklukta ilk nasıl anlaşıldı ve konservatuara başlayana kadar nasıl bir eğitim aldın, nasıl çabalar içerisine girdin? 

Müziğe olan ilgim çok küçük yaşta başladı. Nerede bir müzik sesi duysam ritim tutar, dans eder veya eşlik ederdim. Kreş, ana sınıfı, ilkokul ve yaz okullarındaki müzik öğretmenlerim müzik kulağımın çok iyi olduğunu ve mutlaka konservatuvar sınavlarına girmem gerektiğini aileme tavsiye etmişlerdi. Ailemde ve yakın çevremizde müzisyen olmamasından dolayı annem ve babam ilk başta tereddütlü davransalar da sonrasında konservatuvar sınavına girmeme karar verdiler ve sınavı kazandım. Bu süreçte hiçbir özel müzik eğitimi almadım. 

Neden başka bir enstrüman değil de flüt? 

Flütü ilk defa ilkokuldaki müzik öğretmenimden dinlemiş ve çok sevmiştim. Büyüleyici ve çok hoş bir tınısı vardı. Konservatuvar sınavını kazandığımda ise okulumuzun jürisi enstrüman seçiminde fiziksel özelliklerimden dolayı bana flütü önerdi, ben de çok sevdiğim için flütü seçmeye karar verdim.

Peki konservatuar eğitimi sana neler kazandırdı? “İyi ki” diyor musun? 

Evet kesinlikle, çünkü konservatuvar benim için müzik eğitiminden fazlası, iyi bir müzisyen olma yolunda kişiliğimizi de şekillendiren bir okul. Daha çok küçük yaşta yaptığımız seçimlerin ve davranışların geleceğimizi değiştirebileceği bir yer. Ben okulumuzda ve katıldığım yarışmalarda disiplinli çalışmanın, azmin, kendimize güvenmenin, müzikteki en küçük incelikleri bile fark edebilmenin, emeğinin karşılığını alabilmenin, edindiğim iyi veya kötü tecrübelerden ders çıkartabilmenin, her zaman kendini her alanda geliştirmenin ne denli önemli olduğunu anladım. 

Flüt çalmaya ilk başladığında nasıl zorluklar yaşamıştın? Anımsıyor musun biraz? 

Flüt çalmaya başladığımda müzikal anlamda pek bir zorluk yaşamadım. İki yıl boyunca çok değerli hocam Doç. Nihan Atalay’ın büyük emekleri ve gayretleriyle aldığım yarı zamanlı eğitimin ardından 11 yaşında Fransa Paris yakınlarındaki Vélizy-Villacoublay (Yvelines)’da düzenlenen 21. Uluslararası Genç Flütist Yarışması’nda İkincilik Ödülü’ ne layık görüldüm. Bu başarı, katıldığım sonraki yarışmalarda bana büyük bir motivasyon kaynağı oldu.

Türkiye’nin yetiştirdiği en değerli flütistlerden biri olan Doç. Nihan Atalay’ın öğrencisisin. Bu öncelikle çok büyük bir şans. Peki Nihan hocanın sana verdiği ve hiç unutamadığın öğütler, çalma teknikleri var mı? 

Öncelikle, Türkiye’ nin ilk barok flüt sanatçısı değerli öğretmenim Doç. Nihan Atalay’ın öğrencisi olmaktan dolayı gurur ve mutluluk duyuyorum, bu konuda kendimi çok şanslı hissediyorum. Bizi en iyi şekilde yetiştirebilmek için büyük emek ve gayret sarf ediyor. Sadece müzikal anlamda değil, kariyerimiz boyunca karşımıza çıkabilecek zorluklara karşı da bizi hazırlıyor ve öğütler veriyor. Bir kez daha sonsuz teşekkürlerimi iletmek istiyorum. 

Sevgili hocam daima çaldığımız eseri dinleyicilere en güzel şekilde aktarabilmemiz için farklı taktik ve öğütler veriyor. İlk aklıma gelenler; “Flüt çalarken şarkı söylediğini düşün” ve “Eserlerin tonalitelerine göre farklı sıfatlar düşün, örneğin do majörü parlak, fa majörü eğlenceli ve neşeli gibi.” Bu sözler eserlerin karakterlerini ve bende uyandırdığı duyguları dinleyicilere en iyi şekilde yansıtmama yardımcı oluyor. 

Flüt alanında çok değerli ustaların masterclasslerine katıldın. Bunların toplamı olarak düşündüğünde, sana neler kazandırdı? 

Bugüne kadar gerek yurtiçi gerekse yurtdışında birçok ustanın masterclasslarına katıldım. Farklı kültürlerin, farklı stillerin ve ekollerin yetiştirdiği değerli flüt sanatçılarıyla çalışabilme şansına sahip olmaktan mutluluk duyuyorum.

Verdikleri değerli bilgilerin yanı sıra, farklı flüt sesleri ve çalış tekniklerini öğrenmek kendi stilimizi ve tonumuzu bulmamızda çok önemli bir rol oynuyor. Ayrıca farklı ülkelerden ustalarla, flüt sanatçılarıyla ve öğrencilerle tanışmak, uluslararası çevremizi genişletmek açısından da güzel bir fırsat.

Ceyda, sevgili öğretmeni Nihan Atalay ile.

Flüt alanında çok önemli yarışmalardan dereceyle döndün. Bize biraz bunlardan da söz eder misin? 

Bu başarılarımda sevgili hocam Doç. Nihan Atalay’ın çok büyük payı var. Kendisinin büyük emekleri neticesinde bu yarışmalara katılma şansı bulabildim.

Girdiğim yarışma ve kazandığım ödüllerden kısaca bahsetmek gerekirse; Fransa’ da bir Birincilik, iki İkincilik, Bulgaristan’ da İkincilik ve Jüri Özel Ödülü, Hollanda’ da Finalist ve Dördüncülük, İsviçre’ de Dördüncülük ödüllerine layık görüldüm. Aldığım ödüllerden mutluluk duyuyorum. Uluslararası çevrede başka flüt ustalarıyla da tanışabilmek adına önümüzdeki yarışmalara katılmaya devam edeceğim.

Bu konuda şunu da eklemek isterim ki; benim için başarı, yarışmalarda aldığım derecelerden ziyade, izlediğim yolda elde ettiğim ve kariyerim boyunca bana yol gösterecek bilgi, birikim ve tecrübelerdir. Aldığım dereceleri ise gösterdiğim çabaya karşılık bir ödül olarak görüyorum.

İlk uluslararası başarında neler hissetmiştin? 

İlk uluslararası başarım, 11 yaşında katıldığım ilk yarışma olan Fransa Paris yakınlarındaki Vélizy-Villacoublay (Yvelines)’da düzenlenen 21. Uluslararası Genç Flütist Yarışması’nda aldığım İkincilik Ödülüydü. Çok değerli hocam Doç. Nihan Atalay ile yarışmaya güzel bir şekilde hazırlanmıştım. 

Yarışma günü sahneye çıktığımda çok fazla heyecanlanmadım, kendime güveniyordum ve eserime tamamen odaklanmıştım. Sonuçlar açıklandığında çok mutlu olmuştum ve jürideki hocalardan perfomansımla ilgili güzel sözler duymak çok gurur vericiydi. Bu ödül daha sonra katıldığım yarışmalar için bana güzel bir tecrübe ve motivasyon kaynağı oldu. 

Peki sana ilham veren, örnek aldığın flüt virtüözleri kimler? 

Tabii ki en başta, ülkemizi yurtdışında da başarıyla temsil eden Türkiye’ nin ilk barok flüt sanatçısı değerli öğretmenim Doç. Nihan Atalay yer alıyor. Ayrıca, ülkemizin başarılı flüt sanatçılarından Sibel Pensel, Denizcan Eren, Doç. Jülide Gündüz, Sonat Sözer ve Bülent Evcil’i de severek takip ediyorum.

Tonuna, tekniğine ve flüte hakimiyetine hayran kaldığım Emmanuel Pahud, Philippe Bernold, Julien Beaudiment, Juliette Hurel sürekli dinlediğim virtüözler. Emmanuel Pahud ve Philippe Bernold’ un masterclasslarının bana çok şey kattığını düşünüyorum. Ayrıca son dönemde elde ettiği başarılarıyla Josephine Olech ve Hélène Boulègue de severek takip ettiğim ve örnek aldığım isimler.

Flüdünle çalınca seni en çok mutlu eden beste hangisi? 

Bu sorunuza birden çok parça ile yanıt vermek isterim… 

Gabriel Fauré – Fantaisie Op. 79, P. Tchaikovsky – “Eugene Onegin” ’ den Lensky’ nin Aryası, André Jolivet – Fantaisie Caprice, W. A. Mozart Flüt Konçertoları, Michel Blavet – Sol Majör Sonat Op. 2 No. 1 ve Cécile Chaminade – Flüt Konçertinosu Op. 107 çalmaktan keyif aldığım eserler arasında.

Flüt diğer enstrümanlara göre daha kolay taşınabilir bir alet. Peki bu zamana dek flüt çaldığın en sıradışı mekan hangisi olmuştu? 

Fethiye’de Kadyanda Antik Kenti içerisindeki tiyatro kalıntıları arasında aileme ve turistlere mini bir konser vermiştim. Yemyeşil ağaçlarla çevrili bir ormanın içinde kuş cıvıltıları eşliğinde çalmaktan çok büyük keyif aldım.

Keşke flüt için daha fazla konçerto yazsaydı dediğin besteci kim ve neden? 

W. A. Mozart’ın flüt için daha fazla konçerto yazmasını isterdim çünkü bestelediği üç flüt konçertosunu da çok seviyorum. Mozart’ın benzersiz bir stili var, yazdığı eserleri çalmak ve dinlemek beni çok mutlu ediyor. 

Başarılı bir flüt virtüözü olmak istiyorum, çünkü… Bu cümleyi nasıl tamamlardın? 

…….flüt çalmaktan çok büyük keyif alıyorum, bu alanda çok çalışarak ustalaşmak ve başarılı müzisyenlerle konserler vererek ülkemi yurtdışında da en güzel şekilde temsil etmek istiyorum.

Peki flüt çalma performansını korumak adına sağlığında nelere dikkat ediyorsun? 

Mümkün olduğunca dengeli beslenmeye çalışıyorum, bol su içmeye de özen gösteriyorum. Sakatlanma riskine karşı ağır sporlardan kaçınmak durumundayız ama flüt çalarken bedenimizin kuvvetli olması da çok önemli, bu yüzden evde farklı kas gruplarını çalıştırabileceğim şekilde egzersiz yapıyorum.

Kartal Belediyesi Gençlik Senfoni Orkestrası’na birinci flüt olarak seçildin; İstanbul Devlet Konservatuvarı Genç Senfoni Orkestrası’yla konserler verdin. Bir orkestrada yer almak ile solo flüt çalmak arasında nasıl farklar var sence? 

Evet, 2019 yılında Prof. Dr. Cihat Aşkın koordinatörlüğünde kurulan Kartal Belediyesi Gençlik Senfoni Orkestrası’ na birinci flüt olarak seçildim. Ülkemizin değerli sanatçıları Prof. Dr. Cihat Aşkın ve Sn. Hakan Şensoy ile birlikte çalışma fırsatı bulduğum için çok mutluyum. MSGSÜ İstanbul Devlet Konservatuvarı Genç Senfoni Orkestrası’nda da değerli şefimiz Dr. Öğr. Erhan Torlular yönetiminde arkadaşlarımla birlikte çok güzel konserler verdik.

Bir orkestrada çalarken diğer enstrümanlarla uyum çok önemli. Örneğin; entonasyon, tempo, nüans gibi unsurları birliktelik içerisinde düşünmek gerekiyor. Çalarken sadece kendi notamıza değil tüm orkestraya odaklanıyoruz ve orkestra şefini takip etmemiz gerekiyor. Solo flüt olarak çalarken ise, esere kendi yorumumuzu çok daha fazla katabiliyoruz. 

Çok değerli sosyal sorumluluk projelerinde de yer aldığını öğrendim. Bize biraz onlardan da söz eder misin? Sence müziğin toplumsal meselelerde bir “iyileştirici” rolü var mı? 

Öncelikle, yer aldığım sosyal sorumluluk projelerinden kısaca bahsetmek gerekirse; 2018 ve 2019 yıllarında tedavi gören Lösemili Çocuklar İçin Destek Konserleri, 2018 yılında Gedik Üniversitesi’nin düzenlemiş olduğu Down Sendromu Farkındalık Günü Konseri ve 2019 yılında Altınbaş Üniversitesi Çocuğa Yönelik Şiddete Çözüm Konser etkinlerinde yer aldım. 

Evet, müziğin toplumsal meselelerde iyileştirici rolü ve olumlu etkisinin oldukça fazla olduğunu düşünüyorum. Daha ilk çağlardan itibaren tarih boyunca insanlar müziği umuda, dayanışma ve beraberlik duygusuna ihtiyaç duydukları durumlarda kullanmışlar. Savaşlar, ekonomik sıkıntılar, ciddi sağlık sorunları gibi zor zamanlarda müzik insanları birbirine daha çok yaklaştırmış, dayanma ve birlikte mücadele etme gücü vermiş, yardımseverlik ve fedakârlık gibi pozitif duyguların artmasını sağlamıştır.

Gelecek planlarından da bahseder misin biraz? Yurtdışında okuma projen var mı? Hayattan müziğin adına neler bekliyorsun?

Lise eğitimimi tamamladıktan sonra burs kazanıp üniversite eğitimime yurtdışında devam etmek istiyorum. Bu süreçte başta değerli hocam Doç. Nihan Atalay olmak üzere tüm hocalarımdan aldığım eğitimin yanında, mümkün olduğunca çok masterclass ve yarışmalara da katılarak kendimi geliştirmeye devam edeceğim. Ek olarak bu dönemde bestecilik konusunda çalışmalar da yapmak istiyorum. Aldığım eğitimlerin ardından ülkemi başarıyla temsil edebilmeyi ve ileriki dönemde edindiğim tüm bilgi ve tecrübeleri öğrencilerimizin eğitimine katkıda bulunmak için kullanmak istiyorum. Bu hedeflerimi gerçekleştirmek için çok çalışıyorum. 

Bu noktada büyük hedefleri olan bizlerin burs desteğine ihtiyacımız var. Maalesef ki ülkemizde bu konuda destek veren kurum sayısı oldukça az. Şu ana kadar enstrüman, yarışmalar ve masterclassların maliyetleri aile bütçemizden karşılandı. Takdir edersiniz ki, yurtdışında eğitim almanın maliyeti çok daha yüksek. Bu anlamda bizlere burs veren kurumların sayısının artmasını diliyorum.

Bu keyifli söyleşi için çok teşekkürler Ceyda.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s