Antalyalı kemancı Cansu Sara Takmaz, Parisli kraliyet keman yapımcısı Nicolas Lupot’nun 1798 yapımı muhteşem kemanıyla ulusal ve uluslararası başarılara imza atıyor

Fotoğraf: Dünya Solak

Cansu Sara Takmaz, 2008 yılında Antalya’da müzik alanında üstün becerileriyle birlikte dünyaya geldi ve bu yeteceği ailesinin derhal dikkatini çekerek doğru bir eğitime yönlendirildi. 2014/2015 eğitim öğretim yılında 6 yaşındayken yarı zamanlı olarak Akdeniz Üniversitesi Antalya Devlet Konservatuarı Müzik ve Bale İlkokulu Yaylı Çalgılar Anasanat Dalı Keman Bölümüne Öğretim Görevlisi Guljahan BABAYEVA SOLAK ile eğitimine başladı.  

7. sınıf öğrencisi olan Cansu Sara birçok Ustalık Sınıfına katılıp, öğretmeni ile birlikte hazırlamış olduğu repertuvarın pekişmesini sağladı. 9 yaşından itibaren Akdeniz Üniversitesi Çocuk Orkestrası üyesi olan Cansu Sara, 2019 yılında Orkestra “Akdeniz Camerata”ya katıldı ve 2021 yılından beri oda müziği yaptığı “TRIO SU” üyesidir. İlk solistik konserini Antalya Devlet Senfoni Orkestrası eşliğinde 10 yaşında, ilk yurtdışı konserini 11 yaşında gerçekleştirdi.

Akdeniz Üniversitesi Devlet Konservatuarında öğretmeni Öğretim Görevlisi Guljahan BABAYEVA SOLAK ile halen çalışmakta olan Cansu Sara şu an 1798 yılında Nicolas Lupot tarafından yapılan bir keman kullanıyor. 

Cansu’nun ödülleri ise oldukça uzun bir liste oluşturuyor. Nisan 2017’de HARMONY COMPETITION – Gürcistan’da ikincilik, Mayıs 2017’de ULUSLARARASI GENÇ YETENEKLER YARIŞMASI – Türkiye 3.lük ve en genç katılımcı ödülü, Mart 2019’da III. PARIS INTERNATIONAL MUSIC COMPETITION – Fransa’da 2.lik, Nisan 2019’da ANTALYA DEVLET SENFONİ ORKESTRASI ile solistik konser, Kasım 2019’da “KAMERTON SOLOIST” International Violin Competition – Ermenistan’da 1.lik ve konser daveti, Ocak 2020’de PLAY FESTIVAL AND CONTEST – İtalya’da 1.lik, Şubat 2020’de STAGE4KIDS – Almanya Laeiszhalle Elbphilharmonie/Hamburg’da konser, Eylül 2020’de ODIN INTERNATIONAL MUSIC COMPETITION – Estonya’da 2.lik, Ekim 2020’de CITTA Dİ BARLETTA – İtalya’da 1.lik, Aralık 2020’de MUSIC AND STARS AWARDS – Estonya’da 2.lik, Aralık 2020’de DANUBIA TALENTS INTERNATIONAL MUSIC COMPETITION – Macaristan’da 3.lük, Ocak 2021’de e-CONTEST – Hong Kong’da Gold Award, Ocak 2021’de INTERNATIONAL COMPETITION OF MUSIC “SLAVIC MEETINGS” – Rusya’da 1.lik ve KONSER DAVETİ, Şubat 2021’de “VIENNA WALTZ” INTERNATIONAL COMPETITION OF MUSIC – Avusturya’da 1.lik, Şubat 2021’de “INSTRUMENTAL INTERNATIONAL MUSIC COMPETITION” – Polonya’da 3.lük, Mart 2021’de “TOKYO STARS” INTERNATIONAL COMPETITION OF MUSIC AND PERFORMING ARTS – Japonya’da 1.lik, Mart 2021’de “LONDON YOUNG MUSICIAN” COMPETITION – İngiltere’de 2.lik, Mart 2021’de “AMIGDALA” INTERNATIONAL MUSIC COMPETITION – İtalya’da 2.lik, Mart 2021’de “STAGE4KIDS” FESTIVAL HAMBURG – Almanya’da çevrimiçi konser, Nisan 2021’de “IMKA” International Music Competition – Bosna Hersek’te 1.lik ve konser daveti, Mayıs 2021’de “ONLINE WAVE” International Contest – İspanya’da 1.lik, Mayıs 2021’de International Competition “ART ROGASKA” – Slovenya’da 1.lik ve konser daveti, Mayıs 2021’de sekizincisi düzenlenen THE SOUND OF MUSIC – ORADEA International Music Competition – Romanya’da 1.lik, Mayıs 2021’de üçüncüsü düzenlenen International Music Prize of Verona “LASZLO SPEZZAFERRI” – İtalya’da 3.lük, Haziran 2021’de I. International Viennese Spring Music Competition – Avusturya’da 2.lik, Haziran 2021’de IX. International Competition “OHRID, TE SAKAM” – Makedonya’da 1.lik, Haziran 2021’de II. International Music Competition “DONAUWELLE” – Almanya’da 1.lik, Haziran 202e1’d International Contest “TALENTS OF EUROPE” (iki aşamalı) – İspanya’da GRAND PRIX ve Konser daveti… Kimbilir 13 yaşında bunca büyük başarılara imza atarken nasıl özverili ve yoğun bir çalışma ve üretim temposundan geçmiştir bu başarılı müzisyenimiz…

Muhtemelen biz bu satırları okurken Cansu Sara, yakında gerçekleşecek başka bir yarışmadan ödülle ayrılmak üzere yoğun bir tempoyla çalışıyordur. Ne de olsa Cansu, bu sene Uluslararası Rekorlar Kitabı’na, genç bir keman sanatçısı olarak en fazla başarı sergileyen kişi olarak girmeye hak kazandı.

Kendisine Hilary Hahn’ı örnek alan Cansu Sara ayrıca, Prof. Dr. Cihat Aşkın, Prof. Ildiko Moog, Prof. Ahmet Hamdi Zafer, Prof. Sevil Ulucan-Weinstein, Prof. Dr. Çiğdem İyicil, Doç. Bahar Büyükgönenç Polat, Mesut Çaşka, Ozan Sari,Esen Kıvrak ve Flavio Maddonni’nin ustalık sınıflarına da katıldı. Cansu Sara’ya “başarı nedir” diye sorduğumda, kendi tanımını şu şekilde yapıyor: “Bence en önemlisi yaptığınız işi gerçekten severek yapmanız. İkincisi çok çalışarak hep daha iyi olmak istemeniz. Kendinizi zorlamanız ise bu işin bir parçası. Yanı çalışmanızı sadece kolay eserlerle değil, sizi zorlayan eslerler ile hedef koyabilirsiniz.”

Bugün Cansu Sara’nın doğumgünü. O da bir Başak burcunun tüm sanatseverliği, zerafeti, çalışkanlığı ve titizliğini yansıtan bir genç. Ona müziğini coşkuyla, başarıyla, zerafetle, anlam yüklü bir şekilde bizlere ulaştıracağı daha nice yaşlar diliyorum. İyi ki doğmuşsun Cansu Sara. Bu uçsuz bucaksız müzik dünyasında kemanınla çok güzel bir yere konumlandın ve bizleri gururlandırdın.

13 yaşındaki bu değerli kemancımızı tanımaya ne dersiniz? Ben bu röportajdan çok keyif aldım ve Cansu Sara’nın başarılarla dolu müzik kariyeri karşısında çok gururlandım. İyi okumalar dilerim:

Merhaba Cansu. Altı yaşındayken keman eğitimine başladın. Türkiye’nin, Antalya’nın ve Akdeniz Üniversitesi Antalya Devlet Konservatuarı’nın adını yurtdışında başarılı bir şekilde temsil ettiğin için seni çok tebrik ederim. Peki içindeki müzik yeteneği nasıl ortaya çıktı ve bunun üzerine nasıl bir eğitim ekledin? 

Öncellikle çok teşekkür ederim. Pandemi başladığından beri çalışmalarımı hızlandırabildim ve bir yıl içerisinde 12 bölümlük bir eserin tamamını ezberledim. Müzik yeteneğine gelince; anaokulunda müzik öğretmenim Akdeniz Üniversitesi Devlet Konservatuarı Sınavına girmem için teşvik etti. Değerli hocalarımız iki aşamalı yetenek sınavı sonrasında beni keman bölümü için uygun gördüler.

Fotoğraf: Dünya Solak

Keman eğitimine Guljahan Babayeva Solak ile başladın. Senin keman yeteneğine nasıl bir katkı sağladı ve aklından çıkmayan birkaç öğüdünü paylaşır mısın bizimle? 

Öğretmenim bana keman çalışma konusundaki disiplin, özveri ve doğru çalışmanın yolunu o yaştan itibaren aşıladı.  Kemanımı her elime aldığımda hala ilk önce mutlaka boş tel ile çalışmalarıma başlarım. Sonrasında sırasıyla gam, arpej, etüd, parça ve konçerto diye devam eder. 

Katıldığın ustalık sınıfları sana neler kattı? 

Ustalık sınıflarında Esen Kıvrak (Borusan Quartet), Prof. Dr. Cihan Aşkın (Caka Kurucusu), Flavio Madonni (Associazione Misure Composte Sanat Yönetmeni) ve daha birçok sanatçı ve virtüöz ile çalışma fırsatı buldum. Farklı hocalara hazırlamış olduğum eseri dinletmek, kendi öğretmenimin yorumları haricinde farklı bakış açısı ile yorum almak, çalıştığım eserlerin varsa farklı yönlerini öğrenmek virtüözlüğünü ve müzikalitesini arttırmak açısından çok önemli. Bundan dolayı her fırsatta yurtiçi ve yurtdışı ustalık sınıflarını araştırıp, katılmaktayım. Çünkü her gittiğim masterclass bana yeni katkılarda bulunmuştur.

Ayrıca birçok orkestra deneyimin de var. Akdeniz Üniversitesi Çocuk Orkestrası’nda yer almak, ardından da Akdeniz Camerata ve 2021 yılından beri de oda müziği yaptığın Trio Su’da yer almak müzik kabiliyetinde nasıl bir etki oldu?

Orkestrada çalmak veya Solist olarak bireysel bir eseri çalmak aynı değere sahip değil. Farklı enstrümanların bulunduğu orkestrada her bir arkadaşımın çaldığını dikkatle dinlemem ve takip etmem gerekiyor. Sayıca birden fazla olup senkronizasyonu sağlamak çok önemli. Pandemiden dolayı Orkestra çalışmalarımıza ara verildi. Ancak bu yıl içerisinde kurduğumuz “Trio Su” Arp, Cello ve Keman’dan oluşan bir üçlü. Grup arkadaşlarımız ile çok zevkli geçen provalarımız oluyor. En yakın zamanda konser vermeyi de hedefliyoruz.

Oda müziği ile orkestra müziğini kıyaslarsan hangisi sana daha cazip geliyor?

Eserlere göre değişebilir. Arkadaşlarımla Trio’yu kendimiz kurduk. Barok eserler çalıyoruz. Küçük bir topluluk olduğu için, provalar çok eğlenceli geçiyor.

Orkestra ile çalmayı da seviyorum, ancak Orkestra eşliğinde solist olarak sahne almak elbette çok daha farklı bir duygu. 

İlk solistlik konserini 10 yaşında Antalya Devlet Senfoni Orkestrası eşliğinde verdin. Neler hissetmiştin? Kariyerindeki bu önemli dönemece hazırlanırken nasıl bir çalışma temposu izlemiştin? 

Evet, Antalya Devlet Senfoni Orkestrası eşliğinde verdiğim konserde J. S. Bach Violin Concerto in La Minor (1st mov.) konçertosunu öğretmenimle birlikte iki buçuk ay kadar az bir zamanda hazırladık. Sahne arkasında heycanlandım, ne de olsa içeride 800 civarı seyirci olduğunu biliyordum. Ancak bu heyecan sahneye ilk adım attığım ve alkışlarla karşılandığım anda uçup gitti.  Akdeniz Üniversitesi Devlet Konservatuarı tarafından gitmiş olduğum Ortaokul Müdürümün ve Sınıf öğretmenimin bilgisi dahilinde 2 hafta okul derslerinden muafiyet sağlandı. Maalesef Konservatuarı halen yarı zamanlı okuyorum, ama liseye geçince artık tam zamanlı olabileceğim ve kendimi tümüyle keman çalışmama odaklanabileceğim.

İlk yurtdışı konserini de bir sene sonra, 11 yaşında verdin. Bu deneyimden de biraz söz eder misin? Repertuarında hangi eserler vardı ve izleyicilerden nasıl tepkiler almıştın? 

Annemle birlikte Sevgililer Gününde Almanya’ya gittik. İlk yurtdışı konserimi Elbphilharmonie Laeiszhalle Hamburg’ta gerçekleştirdim. O dönemde repertuarımda D. Kabalevsky, Violin Concerto Op.48 (1st mov.), F. Kreisler, Präludium & Allegro (in Style of Pugnani) ve N. Paganini Caprice 16 vardı.

Yurtdışında ilk konserim olduğu için farklı bir heyecan vardı içimde. Sahneye çıkmadan kendime ülkem için orada bulunduğumu söylediğimi hatırlıyorum. Konser sonrasında ise hem izleyicilerden hem müzik alanında isim yapmış kişilerden çok güzel yorumlar almak beni çok gururlandırdı. Sahneden iner inmez de ilk işim o anda yanımda olamayan öğretmenimi aramak oldu. 

Bir yarışmada aldığım ödül olarak davet edildiğim bu konser sayesinde çok farklı ülkelerden müzik insanları ve yaşıt müzisyenlerle tanışma fırsatım oldu. Hala sık sık görüştüğüm bu kişiler ile yakın arkadaşlıklar kurdum.

Çok özel bir keman kullanıyorsun. Bize ondan da biraz söz eder misin?

Evet, kemanım benim için gerçekten çok özel. Paris’e kraliyet keman yapımcısı olarak atanan Nicolas Lupot tarafından 1798 yapımı muhteşem kemanımı İstanbul’da yıllardır kemanlarımı temin ettiğim Lütiyer Oğuz Demir’den canım anneannemin katkılarıyla aldık. 

Fotoğraf: Dünya Solak

Şu ana kadar katıldığın yarışmalar seni kemancılığa nasıl hazırladı? Ve bu yarışmalardaki ödüllerinden de söz eder misin?  

Aslında daha çok yolun başındayım. Beni, benim için seçtiği doğru repertuarla ve özverili çalışmalarımızla hazırlayan daima canım öğretmenim oldu. Yarışmalar bir ölçü için vardır diye düşünüyorum. Yani okuldaki öğretmenler size not verir, ancak farklı yarışmalardaki farklı jüri üyeleri başka bakış açısından değerlendirebilir. Ben canlı olan her şeyi özledim; canlı konserler, canlı dersler, canlı yarışmalar … bir yerde sahne almak ve dinleyicilerin alkışlarını duymak… bunları çok özledim. En son Almanya’da verdiğim konserde sahne aldım. Sonrasında dünya genelinde maalesef Pandemi çıktı. 

Müzik eğitimime başladığımın 3. yılında ilk yarışma deneyimine sahip oldum. Gürcistan tarafından hazırlanan yarışmada İkincilik Ödülüne layik görüldüm. Bir yıl sonra Ermenistan’da gerçekleşen yarışmada hem Birincilik Ödülü hem de Yerevan Senfoni Orkestrası eşliğinde konser vermeye davet edildim.  Bu beni ülkem adına çok gururlandırdı, çünkü aldığım ödül daha önce Ermenistan tarafından hiçbir T.C. vatandaşına verilmemişti. Ancak maddi imkansızlık ve sponsor bulamadığımız için bu konseri veremedim. Bu da beni çok üzdü.

Geçen yıl 2x Birincilik (İtalya), 2x İkincilik (Estonya) ve 1x Üçüncülük Ödülü (Macaristan) aldım.  

2021 yılının ilk 6 ayında ise toplamında 1x GRAND PRIX (İspanya), 10x Birincilik (Rusya, Avusturya, Japonya, Bosna Hersek, İspanya, Slovenya, Romanya, Avusturya, Makedonya ve Almanya), 3x İkincilik (İngiltere, İtalya ve Avusturya) ve 2x Üçüncülük Ödülü (Polonya ve İtalya) aldığım için çok mutluyum.

Ayrıca Eylül ayında Rusya’da, 2022 yılında ise Bosna Hersek, Slovenya ve İspanya’da konser vermek üzere davet edildim. Bu yurtdışı konserleri için hazırlıklarıma başladım.

Fotoğraf: Dünya Solak

Çok başarılı bir kariyerin var. Peki bana başarının tanımını nasıl yaparsın? 

Çok teşekkür ederim. Bence en önemlisi yaptığınız işi gerçekten severek yapmanız. İkincisi çok çalışarak hep daha iyi olmak istemeniz. Kendinizi zorlamanız ise bu işin bir parçası. Yanı çalışmanızı sadece kolay eserlerle değil, sizi zorlayan eslerler ile hedef koyabilirsiniz.

Kemancılıkta katıldığın onca yarışma, festival ve konsere hazırlanırken nasıl fedakarlıklarda bulundun? 

Yarışma ve festival öncesi sıkı bir kampa giriyorum. Okulum da bu konuda kolaylık sağladığı için çok mutluyum. Son bir hafta derslere katılmayıp, sabahtan akşama kadar konservatuarda çalışmalarıma devam ediyorum. Özel hayatımda da bu dönemlerde kısıtlamalar getiriyorum. Örneğin arkadaşlarımla buluşmaları ertelemek zorunda kalmışımdır, ancak arkadaşlarım benim yoğun çalışma tempoma alışık oldukları için, bana kırılmıyorlar.

Kendine model aldığın çağdaş kemancıları da öğrenmek isterim. 

Kadınlardan Hilary Hahn, erkeklerden ise Ray Chen. Her ikiside küçük yaşta keman eğitimi alarak çok iyi yerlere gelmişlerdir.

Peki kemanınla çok sıradışı bir yerde konser vermeni istesem nereyi tercih ederdin? 

Hayalimi gerçekleştirebileceğinizi söyleseniz, Türkiye’de kesinlikle Aspendos Antik Tiyatrosunu, yurtdışında ise Athena’daki Apollon Tapınağında konser vermek isterdim.

Yurtdışında okuma hayallerin var mı? Hangi ülkeyi ve neden tercih ederdin? 

Şimdilik yok. Ben yolun daha çok başındayım ve Guljahan öğretmenimden daha çok şey öğrenebileceğime inanıyorum. Kendisi ileride benim yurtdışında okumamı istese de, ben bunu üniversite çağına geldiğimde karar vermek isterim. Eğer yurtdışına gitmiş olsaydım Viyana ya da Berlin’i tercih ederdim.  Şimdilik, en az 8 yıl daha kendisi ile çalışıp, yurtiçi ve yurtdışı masterclasslarına katılmayı kendim için daha uygun görüyorum. 

Keman sence bir orkestrada nasıl bir boşluğu doldurur? 

Keman ana ses, kemansız bir orkestra düşünülemez. Orkestradaki oturma düzeninden de bilirsiniz ki, en çok kemana yer verilmiştir.

Sahnede veya televizyonda bir keman virtüözünü dinlerken, izlerken kendini onun yerine koyduğun olur mu? 

Tabi ki. Mesela kendimi nasıl geliştirip o seviyeye gelebileceğimi çok düşünürüm. 

Fotoğraf: Dünya Solak

Peki bir keman virtüözü olmak için neler gerekir sence? 

Yarı yarıya yetenek ve kesinlikle çalışma azmi. Ayrıca çalışmalar için çok ve doğru zaman ayrılması ve günlük programın iyi hazırlanması gerekiyor.

Bestelerini çaldığın kompozitörlerin hayatlarını da merak eder misin? İçlerinden seni en çok etkileyeni hangisi oldu? 

Çaldığım her eserin bestecisini, çaldığım eserin neden yazıldığını ve bestecinin o anki ruh halini bilmek, eseri iyi çalabilmek için çok önemli.

Rimski-Korsakow’un “The Flight of the Bumblebee” eseri beni çok etkiledi. “The Tale of Tsar Saltan” operasınunın 3. Bölümünde arının uçuşundan bahseden “The Flight of the Bumblebee” arının nereden nasıl hangi şekilde uçtuğunu müzikal bir şekilde anlatan bir eser. 

Geleceğe dair hayallerinden de kısaca söz eder misin? 

Berlin Filarmoni Orkestrası ile Solist olarak çalmak şu anda aklıma gelen en büyük hayalim…

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s