Genç arp sanatçısı İlayda Gülümser: “Bizler çok ender yetişen meslek grubundayız ve sanatçı olma yolunda çaba sarf eden başarılı gençlerin daha çok desteğe ihtiyacı var”

2000 yılında Ankara’da doğan İlayda Gülümser, bir süre bale eğitimi aldıktan sonra 2011 yılında Hacettepe Üniversitesi Ankara Devlet Konservatuvarı’nı kazanarak arp çalışmalarına Müjgan Aydın ile başladı. Hacettepe Üniversitesi Orkestrası, Bilkent Gençlik Senfoni Orkestrası ile çalma fırsatı yakaladı. 2016 yılında Ören Flüt ve Arp Yaz Okulu’nda Merve Kocabeyler’in arp kursuna katıldı. Aynı yıllarda Ankara Gençlik Senfoni Orkestrası’nda şef Orhun Orhon ve Gürer Aykal ile çalıştı. 2017’de Rengim Gökmen’in şef olduğu Doğuş Çocuk Senfoni Orkestrası’nın seçmelerini kazanarak, Bodrum Festivali’nde ve birçok yerde konserler verdi. “Orkestrada çaldığımda büyük bir ses dünyasının içinde hissediyorum kendimi. Bu ortamın bir parçası olmak, aynı anda nefes almak, hissetmek büyük bir haz veriyor bana. Orkestra müzisyenleriyle kurulan dostluklar, bütünün bir parçası olma hissi provalar dahil konserlerde birlikte aynı kaderi paylaşmak gibi bir duygu yaşamak eşsiz bir ayrıcalık” diyor Gülümser.

2018 yılında Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi İstanbul Devlet Konservatuvarı’nı kazanarak İpek Mine Sonakın’ın arp sınıfında okumaya hak kazandı. 2019 yazında Cem Mansur’un idaresinde Türkiye Uluslararası Gençlik Filarmoni Orkestrası ile Berlin-Konzerthaus’da, İtalya’da Palermo-Regio Liceo Cilla Stale Uviberto’da ve Marsala-Citta di Marsala’da konserler verdi. 2019 mayıs ayında İstanbul Filarmoni Derneği’nin düzenlediği oda müziği konserinde yer aldı. 2020 yılında TEV tarafından verilen, “Üstün Yetenek Başarı Bursu” kazanan İlayda Gülümser, 2021 yılında da İstanbul Film Müzikleri Orkestrası’na katıldı. Eğitimine, lisans 4 öğrencisi olarak MSGSÜ İstanbul Devlet Konservatuvarı’nda devam ediyor.

Ağustos ayında Cem Mansur yönetiminde Türkiye Gençlik Filarmoni Orkestrası ile şehir-içi ve şehir-dışı konserleri olan, aynı ay Sinema Senfoni Orkestrası ile bir konsere de katılacak olan Gülümser, bu sene üniversitedeki son senesini bitirdikten sonra, Yurtdışında yüksek lisans yapmak ve kariyerime yurtdışında devam etmek istiyor. “Türkiye’de biz genç müzisyenleri destekleyen devlet ve özel kurumların, vakıfların daha çok olmasını dilerim. Bizler çok ender yetişen meslek grubundayız ve sanatçı olma yolunda çaba sarf eden başarılı gençlerin daha çok desteğe ihtiyacı var” diyor genç arp sanatçısı.

Konser vermeyi en çok hayal ettiği yer olan Londra’daki Royal Albert Hall’da günün birinde onu ve vücudunun bir parçası haline gelen arpını dinleyeceğimiz güne kadar kendisine sonsuz başarılar dilerim ve müzik yolculuğuna dair çok keyifli bir söyleşimizi aşağıda sizinle paylaşmak isterim:

Merhaba İlayda Hanım. Bale eğitiminizin ardından müziğe yöneldiniz. Peki müziğe olan ilginiz ve yatkınlığınız nasıl fark edildi?

Dokuz sene bale eğitimi aldıktan sonra, konservatuvara girmek istediğime karar verdim. Baledeki hocam aileme müzik kulağımın iyi olduğunu söyleyince, ailem de beni konservatuvara girmem konusunda destekledi. Dans bana müzisyen olmam için çok büyük katkı sağladı.

Peki neden başka bir enstrüman değil de arp?

Başta görünüş olarak diğer enstrümanlara göre daha görkemli yapısıyla ilgimi çekmişti. Daha sonra diğer enstrümanlara göre orkestralarda genel olarak tek, ayrıcalıklı ve görkemli olması arpa olan ilgimi daha da arttırdı. Son olarak da sesini duyunca, kesin olarak arp eğitimi almak istediğime karar vermiştim.

Genelde arpın yanında flüt veya keman eşliğini görüyoruz. Peki sizin arpa en çok yakıştırdığınız eşlikçi enstrüman hangisi?

Ses renginin arpla çok uyumlu olduğunu ve beraber çaldıklarında şiirsel bir karakter yakaladıklarını düşündüğüm için, arpa en çok yakıştırdığım enstrüman viyolonsel.

Birçok değerli orkestra ile çalma fırsatı buldunuz. Peki oda müziği ile orkestra deneyimleri arasındaki farkı nasıl tanımlarsınız?

Orkestrada çaldığımda büyük bir ses dünyasının içinde hissediyorum kendimi. Bu ortamın bir parçası olmak, aynı anda nefes almak, hissetmek büyük bir haz veriyor bana. Orkestra müzisyenleriyle kurulan dostluklar, bütünün bir parçası olma hissi provalar dahil konserlerde birlikte aynı kaderi paylaşmak gibi bir duygu yaşamak eşsiz bir ayrıcalık. Oda müziği birlikte müzik yapmaktan, çalışmaktan, düşünmekten zevk alan müzisyenlerle yaşanan bir serüven. Provalarda ayrıntıları birlikte düşünmek, hissetmek ortak karar vermek, demokrasi ruhunu geliştiren bir ortam. Ortaya çıkan müzik ortak duygulanım ve emeğin sonucu olduğundan benim için çok değerli.

Avrupa’da birçok konser verdiniz. Peki aklınızdan hiç çıkmayan bir konseriniz var mı?

Cem Mansur yönetiminde TUGFO ile yaptığımız turnede Berlin-Konzerthaus’daki konserimiz mimari yapısı ve akustiği ile benim için unutulmazdı. Salondaki dinleyenlerin müziği bilerek ve anlayarak dinlediği biz müzisyenlere de geçti ve çok etkilendiğim bir konser oldu benim için.

Sizi bu zamana dek akustiği ve mimarisiyle büyüleyen konser mekanı hangisi?

Berlin – Konzerthaus’da çaldığımda mekânın estetik özellikleri ve seslerin mekâna dağılımı beni çok etkiledi.

Eğitim hayatınız boyunca başarınız karşısında ne tür desteklerle ödüllendirildiniz, hangi burslardan yararlandınız?

Türk Eğitim Vakfı’nın verdiği, “Üstün Yetenek Başarı Bursu”na uygun görüldüm. Bu burs lisans eğitimim boyunca bana destek oldu, oluyor. Türkiye’de biz genç müzisyenleri destekleyen devlet ve özel kurumların, vakıfların daha çok olmasını dilerim. Bizler çok ender yetişen meslek grubundayız ve sanatçı olma yolunda çaba sarf eden başarılı gençlerin daha çok desteğe ihtiyacı var.

2021 yılında da İstanbul Film Müzikleri Orkestrası’na katıldınız. Bu zamana kadar sizi en çok etkileyen üç film müziğini sorsam hangileri aklınıza geliyor?

İstanbul Film Müzikleri Orkestrası’nda çalmak çok keyifliydi. Beğendiğim film müziklerinden üçü Schindler’s List, Star Wars ve Pirates of the Caribbean

Konservatuvar eğitimi müzik kariyerinize, bilginize ne tür katkılar sağladı?

Konservatuvar eğitimimde arp dersleri dışında solfej, armoni, müzik tarihi dersleri müzik hayatımda bana çok büyük katkılar sağladı. Bir müzisyenin yetişmesinde teorik müzik dersleri bence çok önemli. Eserleri nasıl bir gözle incelemem ve yorumlamam gerektiği gibi konularda konservatuvar eğitiminde aldığımız müzik dersleri solo, oda müziği konserlerimde ve orkestracılığımda, müzik kariyerimde bana büyük katkı sağlamıştır. Konservatuvarın sağladığı sanat ortamı bir müzisyenin gelişimi için çok önemli. Aynı mekânda tiyatrocu, dansçı, operacı meslektaşlarımızla ve hocalarımızla aynı ortamı solumak çok eşsiz bir ayrıcalık sağlıyor.

Peki en çok ilham aldığınız arpistler hangileri ve neden?

Birçok ilham aldığım arpçı olsa da özellikle Emmanuel Ceysson, Isabelle Moretti ve Xavier de Maistre teknik, müzikalite ve tını özelliklerinden dolayı dinlemekten keyif aldığım sanatçılardır.

Arpın sesini genelde su sesine benzetirler. Peki siz hangi sesle özdeşleştirirsiniz?

Genellikle enstrümanların seslerini çevremizdeki doğa sesleriyle özleştirmek bir dinleyici için olağandır. Bunun nedenlerinde biri genellikle müziğin bize hissettirdikleridir. Müzik neyi anlatmak, nasıl bir duygulanım sağlamak istiyorsa aslında biz de onu hissederiz. Bence arpın sesi de çalınan müziğin karakterini yansıtır, kimi zaman su sesini çağrıştırsa da örneğin Berio Sequenza çaldığımızda bambaşka tınılar duyarız.

Arpla çalmaktan en çok hoşlandığınız besteler hangileri?

Debussy, Danse Sacrée et Danse Profane ve Ravel, Introduction et Allegro

Hangi bestecinin arp için solo konçerto yazmasını isterdiniz ve neden?

Gustav Mahler’in yazmasını isterdim. Çünkü yazdığı senfonilerde, arpı kullanış şekli beni çok büyülüyor. Eserlerinde genellikle brass (bakır) enstrümanları ön planda kullanmasına rağmen, arpı da orkestral bütünlüğün içine dahil edişi, beni müziğin derinliklerine götürüyor. O yüzden Mahler’in arp için bir konçerto yazmasını ve eseri büyük bir tutkuyla çalmayı çok isterdim.

Arp çalmayı en çok hayal ettiğiniz mekân hangisi? Tek bir şansınız olsa nerede çalmak isterdiniz?

Konser vermeyi en çok hayal ettiğim yer, Londra’daki Royal Albert Hall. Salonun bir büyük bir küre gibi seyirciyi ve müzisyenleri içine alması, görmeyi çok istediğim Londra’da olması bu mekânın benim için önemini arttırıyor.

Arpı şehir-dışı ve ülke-dışı konserlere taşımak zor oluyor mu? Ne tür önlemler alıyorsunuz?

Evet çok zor oluyor, genellikle profesyonel enstrüman taşımacılığı yapan kişilerden yardım alıyoruz. Kendine özgü kılıfları, taşıma arabası ve arabaya yerleştirirken arpın mekanizmalarına zarar vermeyecek şekilde konulması gibi önlemler alıyoruz. Konser günü arpın taşınması, yeni mekâna uyum sağlaması, akordunun tutması için kontrollerinin sık yapılması, tellerden birinin kopma endişesi biz arpçılar için her zaman stres konusudur.

Kullandığınız arpın özellikleri nedir? Kendinize mi ait yoksa konservatuvar tarafından size hibe mi edildi?

Şu an kendi arpım Salvi-Daphne ile çalıyorum. İlerde hayallerimden biri daha büyük bir konser arpına sahip olmak.

Arp performansınızı ve sağlığınızı korumak için nelere dikkat edersiniz?

Bu meslekte performansımızı korumak için asla ara vermememiz gerekiyor. Bu sebeple her gün kendimize özgü oluşturduğumuz rutin bir çalışma programına sahip olmak ve uygulamak önemli. Sağlık olarak ise çalışma öncesinde ve sonrasında eklemlerimi ısıtmaya, açmaya, çalışma sonrası da gevşetmeye çalışıyorum. Vücuduma yanlış bir hareketle zarar verebileceğim aktivitelerden de kaçınarak dikkat ediyorum, düzenli pilates yapıyorum.

Arp eğitimi alan çocuk müzisyenlere ne tür tavsiyeler verirsiniz?

Her şeyden önce bu meslekte doğru bir teknikle başlamak çok önemli, ne kadar farklı kişi ile çalışılırsa ve farklı fikirlere sahip olunursa, seçenekler üzerine düşünerek, karşılaştırarak insanın kendisi için en doğrusunu bulacağına inanıyorum. Bunun için araştırmacı ve meraklı olmak gerekiyor. Ayrıca bize verilen eğitim ve sorumluluklar ile yetinmeyip her zaman daha fazlasını öğrenmek için çabalamamız gerekiyor.

Yakın döneme dair projeleriniz ve hayalleriniz neler?

Ağustos ayında Cem Mansur yönetiminde Türkiye Gençlik Filarmoni Orkestrası ile şehir-içi ve şehir-dışı gerçekleştireceğim konserlerim var. Aynı ay Sinema Senfoni Orkestrası ile gerçekleştireceğim bir konserim olacak. Bu sene üniversitedeki son senemi bitirdikten sonra, Yurtdışında yüksek lisans yapmak istiyorum ve kariyerime yurtdışında devam etmek istiyorum.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s