Genç piyanist Gizem Alkan: “Piyano benim evim gibi. Hayatımda birçok şey değişti, o hep yanı başımdaydı”

Piyano eğitimine 1999 yılında müzik dinleyicisinin oldukça aktif olduğu Trakya’da, Trakya Üniversitesi Devlet Konservatuarı’nda başlayan, kendi tabiriyle ilkokul çağında okuma yazma ile birlikte notaları aynı zamanda öğrenen Gizem Alkan, 2015 yılında birincilikle mezun oldu. Bu süreçte ritmik cimnastik ile piyano arasında bir tercihte bulunmak zorunda kaldı, çünkü müzik bir adanmışlık ve tam konsantrasyon gerektiriyordu. İlk dört el performansını ise 2004 yılında 6. Sınıf öğrencisiyken Maltepe Üniversitesi’nde gerçekleştirdi. “Piyano benim evim gibi” diyor Alkan ve ekliyor: “Hayatımda küçük yaşlarımdan beri birçok şey değişim gösterdi. Oturduğumuz ev, sevdiğim renkler, dinlemekten keyif aldığım müzikler veya okuduğum kitaplar… Ama piyano her zaman yanı başımdaydı.”

Yüksek Lisans eğitimini aynı üniversitenin Sosyal Bilimler Enstitüsü Piyano Ana Sanat Dalı’nda tamamladı. Bu süre zarfında “Uluslararası Pera Piyano Festivali’nde Tamara Poddubnaya, Vasıf Hasanov, Bernhard Parz, Domenico Colucci, Zöhrab Adıgüzelzade, Victor Chouchkov ile masterclasslara katıldı. “AIMA Uluslararası Müzik Akademisi”nde İdil Biret ile çalıştı. Eklisia “7.Uluslararası Gümüşlük Klasik Müzik Festivali”ne katılarak Gülsin Onay, Jean Bernhard Pommier, Giselle Brodsky, Valentin Surif, Makoto Ueno gibi piyanistlerle çalışmalar yaptı ve konser verdi. Bulgaristan’ın Ruse kentinde düzenlenen “March Music Days” festivalinde Lyudmil Angelov ve Maria Prinz ile hem oda müziği hem de solo ustalık sınıflarına katıldı. Çeşitli şehirlerde Toros Can, Gülnara Aziz, Bojidar Noev, Beth Levin, Aldo Ragone, Jacques Ammon, Konrad Elser, Gökhan Aybulus, Eser Bilgeman Şakir, Roberto İssoglio gibi piyanistlerle çalıştı.

“4.Uluslararası Pera Piyano Yarışması”nda mansiyon ödülü, Bulgaristan’ın Dobrich kentinde “16.Hopes,Talents and Masters” uluslararası piyano yarışmasında 3.lük ödülü aldı. İngiltere’nin Manchester kentinde düzenlenen “Chetam’s International Summer School and Festival For Pianists”e katılarak Margaret Murray McLeod ile çalıştı ve festival kapsamında konser verdi. 2011 yılında “14.Uluslararası Genç Müzisyenler Oda Müziği Yarışması”nda mansiyon ödülü, 2014 yılında “17.Uluslarası Genç Müzisyenler Oda Müziği Yarışması”nda ise 2.lik ödülü aldı.2011 yılında Trakya Oda Orkestrası, 2017 yılında Trakya Ensemble, 2018 yılında ise yine Trakya Ensemble ile birlikte solist olarak konserler gerçekleştirdi.

15-20 Temmuz 2019 tarihleri arasında düzenlenen “4. Akdeniz Ülkeleri Viyolonsel Buluşmaları” etkinliğinde korrepetitör olarak görev yaptı. Yine 2019 yılında “7. Caspi Art Uluslararası Sanat Yarışması”nda Trakya Üniversitesi Devlet Konservatuvarı Caz Dörtlüsü ile 1.lik ödülü aldı. 2021 yılında “Caspi Art Maestoso 2. Uluslararası Müzik Yarışması”nda Zeynep Ülbegi ile duo kategorisinde 1.lik ödülü aldı.

Sanatta Yeterlik eğitimine 2017 Eylül ayında Anadolu Üniversitesi Güzel Sanatlar Enstitüsü’nde başlayan Gizem Alkan, piyano çalışmalarına Doç. Gökhan Aybulus ile devam etmekte olup, oda müziği çalışmalarını Dr. Öğr. Üyesi Kaya Kılıç, iki piyano ve dört el çalışmalarını Doç. Selin Şekeranber ile sürdürmekte ve 2019 Nisan ayından itibaren Trakya Üniversitesi Devlet Konservatuarı’nda Araştırma Görevlisi olarak çalışmalarını sürdürüyor. Gizem Alkan, bir müzisyenin mesleğine olan sevgisi, merakı ve disiplinli çalışmasının önemini her fırsatta vurguluyor.

Bu denli yoğun bir müzik geçmişine bakıldığında Gizem Alkan’ın başarısının sırrının ne olduğunu merak ettim. Aldığım yanıt tüm çocuk ve genç müzisyenlere öğüt niteliğinde: “Sadece müzikte değil, tüm alanlarda başarının en önemli sırrı çok çalışmak. Ancak bu alanda derinleşmek ve yetkinleşmek için öncelikle bu işi çok sevmek, tutkuyla bağlı olmak gerekiyor. Bu doğrultuda daha fazlasını merak etmek, daha iyisine ulaşmaya çalışmak bizlere her zaman bambaşka kapılar aralayacaktır. Bu kapılardan geçerken yolumuza çıkan engeller karşısında pes etmemek, tam tersi kararlı bir tutum takınmak bizi daha da güçlendirecek ve aldığımız sonuçlar karşısında daha özgüvenli bir hale geleceğiz. Sabretmeyi, kendimizi dinlemeyi öğrenmeliyiz. Müziği derinlemesine anlamak için oturup saatlerce piyano çalışmak elbette yeterli değil. Kültürel açıdan da donanımlı olmak gerektiğini düşünüyorum. Bol bol okumak, okuyabildiğimiz kadar kitap okumak, üzerlerinde düşünmek.. Sadece piyano değil, diğer enstrümanlar için bestelenmiş eserleri de dinlemek, fikir sahibi olmak da çok önemli. Uunutmayalım ki sanatçı olma yolunda ilerliyoruz. Sanatın diğer dallarına da ilgi duymalı, her an kendimizi geliştirmeye çalışmalıyız.”

Sizin için çok keyifli bir söyleşi gerçekleştirdiğim bu değerli piyanistimizi tanımaya hazır mısınız?

Merhaba Gizem hanım. Müzikle ilk tanışıklığınız nasıl başladı ve nasıl devam etti?

3 yaşındayken tanıştığım ritmik jimnastik sporunu lisanslı sporcu olarak profesyonel anlamda sürdürürken ilkokula başlama zamanım geldiğinde ailemin teşviki üzerine çalıştıkları üniversitenin bünyesinde bulunan konservatuvarın yetenek sınavlarına girmemle müzik yolculuğum başladı. Bizim konservatuvarımızda o dönem tam zamanlı müzik eğitimi ilkokul birinci sınıftan başlamaktaydı. Bu, bizim için büyük bir şanstı. Müzik dilini okuma yazma ile birlikte öğrendik diyebilirim. Bu yüzden müzik kendimi keşfetmeye başladığım andan itibaren hayatımdaydı aslında. Yıllar geçtikçe adanmışlık, çok çalışma ve disiplin gerektiren iki aktivite aynı anda yürümemeye başladı. Bir tercih yapmak durumunda kaldım. Ritmik jimnastik hala kalbimin bir köşesinde durur fakat piyano hayatımın geri kalanı oldu.

Peki, piyanonun başına oturduğunuzda neler hissediyorsunuz?

Piyano benim evim gibi. Hayatımda küçük yaşlarımdan beri birçok şey değişim gösterdi. Oturduğumuz ev, sevdiğim renkler, dinlemekten keyif aldığım müzikler veya okuduğum kitaplar… Ama piyano her zaman yanı başımdaydı. Evet bir görev olarak; çalışmak ve sorumluluklarımı yerine getirmek için de piyanonun başına oturduğum oluyor. Ama çok üzgün olduğumda kendimi rahatlatmak için, çok mutlu olduğumda sevincimi paylaşmak için de hep piyano çaldım. Benim müziğe başlamam çok bilinçli olmadı aslında. O gün okulun merdivenlerinden çekinerek çıkan küçük kıza onu ömür boyu bırakmayacak en yakın arkadaşıyla tanışmaya gidiyor olduğunu söyleseler belki de anlamazdı. Bunu zaman geçtikçe fark ettim. Meslek edindiğiniz bir alanın aynı zamanda her şeyden kaçmak istediğinizde sığınacağınız yer olması büyük bir şans. En sevdiğim yanı ise hiç konuşmadan, kelimelere gerek duymadan kendimi ifade etme şansına sahip olmak. Dünyanın neresine giderseniz gidin, dilini bilmediğiniz çok uzak bir ülkede bir piyano gördüğünüzde onu çalmaya başlamanın ve bunun hissettirdiklerinin tarifi yok gerçekten.

Çok değerli yarışmalardan ödüllerle döndünüz. Biraz anlatır mısınız? İlk ödülünüzü aldığınızda kaç yaşındaydınız, sahnede neler hissetmiştiniz?

İlk yarışmam 15 yaşında katıldığım Pera Piyano Yarışması idi. Burada mansiyon ödülü almıştım. İlk derecem ise Bulgaristan’ın Dobrich kentinde düzenlenen “16. International Youth Music Competition Hopes, Talents, Masters” isimli yarışmada aldığım üçüncülük ödülü idi. Tesadüf ki bu iki yarışmada da sonuçlar açıklandığı sırada orada bulunamadım. Sınavlarım dolayısıyla ödül törenlerine katılamamıştım. Yarışma sonuçlarını telefonla öğrenmiş, havalara uçmuştum. O dönem zor koşullar altında çalışıyordum. Başarılı olmak beni elbette çok sevindirmişti ama ilk hissettiğim şeyin bana onca fedakarlık ve emek vermiş olan hocamı gururlandırmanın verdiği mutluluk olduğunu hatırlıyorum.

Şu anda bir yandan da dört el piyano dersleri alıyorsunuz. Dört el piyano performanslarının başarısında hangi kriterler söz konusu? Siz bu şekilde ilk performansınızı ne zaman, nerede verdiniz?

Sevgili hocam Doç. Gökhan Aybulus, her zaman solo performanslar kadar oda müziğinin de önemini vurgular. Öğrencilerine mümkün olduğu kadar oda müziği yapmalarını tavsiye eder. Sahnede yalnız olmamak, heyecanı birileriyle paylaşmak çok güzel bir duygu. Piyanoda dört el çalarken hemen yanınızda bulunan meslektaşınızla aynı anda nefes alır, aynı şeyleri hissedersiniz. Bu paylaşım çok özel. Ben sanatta yeterlik eğitimimin ders aşamasında iki piyano ve dört el derslerimi sevgili hocam Doç. Selin Şekeranber ile sürdürdüm. Selin Hoca Yudum Çetiner ile birlikte bu alanda Almanya’da master yapmış ve “Duo Blanc&Noir” olarak harika işlere imza atmaktalar.

Ben ilk dört el performansımı 2004 yılında 6. Sınıf öğrencisiyken Maltepe Üniversitesi’nde gerçekleştirdim. Şu anda ise sevgili arkadaşım değerli piyanist Zeynep Ülbegi ile birlikte dört el çalışmalarımızı sürdürüyoruz. Pandemi öncesinde çeşitli şehirlerde resitaller verdik.  Bu yılın şubat ayında “Caspi Art Maestoso 2. Uluslararası Müzik Yarışması”nda duo kategorisinde birincilik ödülü aldık. Önümüzdeki sezonda gerçekleştirmeyi hedeflediğimiz yeni projeler için hazırlanmaktayız.

Oda müziği alanında ne tür çalışmalarınız oldu?

Oda müziği alanında ilk olarak 2011 yılında “14.Uluslararası Genç Müzisyenler Oda Müziği Yarışması”na katılmış, bu yarışmada grubum ile birlikte mansiyon ödülü almıştık. Bunu daha sonra 2014 yılında “17.Uluslarası Genç Müzisyenler Oda Müziği Yarışması” takip etti. Burada ise ikincilik ödülü aldık. Öğrencilik hayatım boyunca çeşitli gruplarla çeşitli konserleri severek gerçekleştirdim. 2017 yılında sevgili meslektaşlarım ve hocalarım Doç. Çisem Önver Zafer, Dr. Öğr. Üyesi Sela Can Dökmeci ve Adnan Sever’den oluşan “Trakya Üniversitesi Caz Dörtlüsü” ile İstanbul, Edirne ve Bulgaristan’ın Velingrad kentinde konserler verdik. Daha sonra yılında “7. Caspi Art Uluslararası Sanat Yarışması”nda birincilik ödülü aldık. Pandemi konserlerimizi sekteye uğratmış olsa da, normalleşme ile birlikte performanslarımıza devam etme niyetindeyiz.

AIMA Uluslararası Müzik Akademisi”nde İdil Biret ile çalıştınız. İdil Biret’in size verdiği ve asla unutamadığınız öğütler varsa bizimle paylaşır mısınız?

AIMA Uluslararası Müzik Akademisi’ne ilk kez gittiğim zaman 15 yaşındaydım. O yaşlar benim için yaşıtlarımla tanıştığım, bu mesleğin ayrıcalıklarını ve ciddiyetini fark ettiğim, müziği daha iyi tanımaya ve anlamlandırmaya başladığım yaşlardı aynı zamanda. İdil Biret ile çalışmak bir yana, onunla aynı ortamda bulunabilmek bile gurur vericiydi. Verdiği tüm öğütler bizim için unutulmazdır ancak bir anı unutamıyorum. Gün boyu süren dersler bitmiş, öğrenciler olarak toplanıp yemek yemeye gitmiştik. Gece eve döndüğümüzde İdil Biret salonda elektronik piyanosunda konsantre olmuş bir şekilde etüt çalışıyordu. O an hepimiz şaşkına dönmüş ve birbirimize bakmıştık.

Size göre müzik tarihinin en sıradışı bestecileri ve piyanistleri kimler?

Müzik tarihinde tüm besteciler sıradışıdır bence. Hepsi kendine özgü, bambaşka dünyalara sahipler. Bana en sıradışı gelen ve hayranlık beslediğim; Fransız besteci Francis Poulenc sanırım. Benim için en sıradışı olan ve küçük yaşlarımdan beri hayranı olduğum piyanist ise Glenn Gould’dur.

Trakya bölgesi klasik müzik söz konusu olduğunda nasıl bir izleyici kitlesine sahip?

Trakya bölgesi kesinlikle müziğe çok ilgili. Özellikle okul müdürümüz ve aynı zamanda rektör yardımcımız Prof. Ahmet Hamdi Zafer yönetiminde gerçekleştirilen Balkan Senfoni Orkestrası’nın konserleri coşku dolu oluyor. Her konserde seyirciler dolup taşıyor, oturacak yer bulamayanlar oluyor. Pandemi öncesinde gerçekleştirdiğimiz Balkan Çocuk Festivali’ne de yine tüm Trakya’dan ve Türkiye’nin çeşitli şehirlerinden oldukça yoğun bir katılım olmuştu, aynı zamanda izleyiciler de çok ilgiliydi. Solo resitaller ve oda müziği alanlarında da hatırı sayılır bir izleyici kitlesi oluyor. Aktif bir şekilde gerçekleştirmeye çalıştığımız konser ve etkinliklerimize bu şekilde bir ilgi olması bizleri de mutlu ediyor ve daha fazlası için heveslendiriyor.

Yurtdışında eğitiminize devam etme hedefleriniz var mı?

Öğrencilik ve iş hayatım boyunca yurtdışı ile bağlantılarım sürdü. Konserler, masterclasslar, festivaller ve yaz okullarının yanı sıra özel olarak çalıştığım hocalarım da oldu. Bundan sonra da bu bağı koparmayarak fırsat ve imkan buldukça gelişimimi sürdürmeye devam edeceğim.

Bir piyanist kendisini nasıl geliştirmelidir sizce?

Bir piyanistin gelişimi mesleğine olan sevgisi, merakı ve disiplinli çalışması ile doğru orantılıdır bence. Bu meslek birçok fedakarlık ve özveri isteyen bir meslek. Ne kadar sıkı çalışırsanız karşılığını o kadar alıyorsunuz. Ve ne kadar merak ederseniz o kadar çok şeye ulaşıyor ve bunları gelişiminize katkı olarak kullanabiliyorsunuz. Çok sevgili keman sanatçımız ve hocamız Prof. Sevil Ulucan Weinstein’ın söylediği gibi artık Youtube sayesinde büyük müzisyenlerin video ve kayıtlarına ulaşmak çok kolay. Bu bizler için çok büyük bir lüks ve bir müzisyenin kendisini geliştirmesi açısından hazine gibi bir alan. Bir başka önemli nokta ise sahneye çıkmak. İmkan buldukça bol bol konser vermek, aktif olmaya çalışmak, hep sıcak kalmaya yarayacak, piyanisti geliştirecektir. Stilleri ve gelenekleri öğrenmek, katılabildiğimiz kadar ustalık sınıflarına katılmak, çeşitli hocaların görüşlerinden faydalanmak çok önemli.

Peki, çocuk piyanist adaylara bu alanda derinleşmek ve yetkinleşmek adına neler tavsiye edersiniz?

Sadece müzikte değil, tüm alanlarda başarının en önemli sırrı çok çalışmak. Ancak bu alanda derinleşmek ve yetkinleşmek için öncelikle bu işi çok sevmek, tutkuyla bağlı olmak gerekiyor. Bu doğrultuda daha fazlasını merak etmek, daha iyisine ulaşmaya çalışmak bizlere her zaman bambaşka kapılar aralayacaktır. Bu kapılardan geçerken yolumuza çıkan engeller karşısında pes etmemek, tam tersi kararlı bir tutum takınmak bizi daha da güçlendirecek ve aldığımız sonuçlar karşısında daha özgüvenli bir hale geleceğiz. Sabretmeyi, kendimizi dinlemeyi öğrenmeliyiz. Müziği derinlemesine anlamak için oturup saatlerce piyano çalışmak elbette yeterli değil. Kültürel açıdan da donanımlı olmak gerektiğini düşünüyorum. Bol bol okumak, okuyabildiğimiz kadar kitap okumak, üzerlerinde düşünmek.. Sadece piyano değil, diğer enstrümanlar için bestelenmiş eserleri de dinlemek, fikir sahibi olmak da çok önemli. Uunutmayalım ki sanatçı olma yolunda ilerliyoruz. Sanatın diğer dallarına da ilgi duymalı, her an kendimizi geliştirmeye çalışmalıyız.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s