Tenor Berk Dalkılıç: “Hayal etmek, kurduğunuz hayale inanmak ve onun için çalışmak. Hayal etmekten ve onları gerçekleştirmekten hiç vazgeçmedim”

Semiha Berksoy ve Leyla Gencer’den günümüze Türkiye’yi dünya sahnelerinde başarıyla temsil eden ve farklı bir müzikal yüzümüzü gösteren sanatçılarımızın sayısı giderek ve gurur verici bir hızla artıyor. Her ne kadar çocukken “ben ileride opera sanatçısı olacağım” diyen müzisyen hikayeleri çok az olsa da, güçlü bir müzik altyapısı edinen birçok çocuk da ileride yeteneklerini bilinçli bir şekilde yeniden keşfetme sürecinde operaya yöneliyorlar ve bu tutku onları opera sahnelerinin ayrılmaz bir parçası haline getiriyor.

30 yaşındaki tenor Berk Dalkılıç, müzik hayatına 9 yaşında Mimar Sinan Üniversitesi Devlet Konservatuvarı Yarı Zamanlı Piyano bölümü sınavlarını kazanıp Esin Kanberoğlu’ndan eğitim alarak başladı. Lise döneminde Pera Güzel Sanatlar Akademisinde Solfej, Armoni, Gitar ve Olcay Kaylan ile ilk şan eğitimlerini aldı. Akabinde 2011 yılında İstanbul Üniversitesi Devlet Konservatuvarı Yarı Zamanlı Opera – Şan bölümüne girdi. Çağnur GÜRSAN ile birlikte Şan çalışmalarında bulundu. 2013 yılında Haliç Üniversitesi Konservatuvarını burslu kazandı ve burada Teori ve Solfej, Şan, Stil ve Yorum üzerine çalışmalar yaptı.

2016 yılında Erasmus programı ile başvurduğu Çek Cumhuriyeti – JANACEK MUSIC ACADEMY’den kabul alan sanatçı, aynı zamanda okulun Opera Stüdyosunun (Divadlo na Orli) hazırlamış olduğu Domenica Cimarosa’nın – L’impresario in Angustie operasında “Maestro di Capella” rolü ile yer aldı. Burada şan çalışmalarında bulundu. Eğitimi sırasında Çekçe – Türkçe Aryalar ve Şarkılar konseri verdi.

2016 Eylül ayında Borusan’ın başlatmış olduğu BİFOAKADEMİ Opera Stüdyosu’na seçilen sanatçı 2 sezon boyunca akademi bünyesinde Der Rosenkavalier ve Gianni Schicchi (Rinuccio Rolü) operalarında yer alma fırsatı buldu. Akademi bünyesinde başta Rejisör Prof. YEKTA KARA ve SASCHA GOETZEL olmak üzere Eva MEI, Luciana SERRA, Guiseppe SABBATINI, Renato BRUSON ve Vincenzo SCALERA ile masterclasslar gerçekleştirdi. 2017 yılında ise Viyana’da Prof. Claudia VISCA ile Opera Masterclassları yaptı. Aynı yıl 75 kişinin başvurduğu Viyana Müzik Akademisi yüksek lisans sınavları sonucunda okula kabul edilen beş kişinin içerisinde yer aldı.

2018 yılında Yüksek Lisans çalışmalarına Okan Üniversitesi Konservatuvarı’nda devam etti ve aynı yıl Temmuz ayında Hamburg’un Bergedorf bölgesinde gerçekleştirilen Klasik Müzik Festivalinden davet aldı. Prof. Raminta LAMPSATIS ile birlikte W.A.MOZART’ın Saraydan Kız Kaçırma ve Sihirli Flüt operalarının kolaj konserinde Belmonte ve Tamino rollerini seslendirdi. 2018 Ağustos ayında Çek Cumhuriyetinde düzenlenen dünyanın pek çok yerinden katılımcıların ve eğitmenlerin bulunduğu Uluslararası European Music Academy’den burs alarak eğitim ve çalışmalara davet edildi. Prag – Teplice ve Jablonec şehirlerinde Yevgeni Onegin operasında Lensky rolünü seslendirdi. Dünyaca ünlü Smetana Hall sahnesinde North Czech Filarmoni Orkestrası ile konser verdi. Norbert Baxa ve Eva Randova ile stil yorum çalışmalarında bulundu.

2018 yılı Ulusal İzmir Genç Solist Yarışması’nda Necdet Aydın Sahne Özel Yorumu Ödülü ve Üçüncülük ödülü, 2018 Yılı Siemens Opera Yarışması’nda Üçüncülük ödülleri olan genç tenor, 2019 yılında Avusturya – Villach şehrinde gerçekleştirilen Uluslararası Hans Gabor Belvedere Şan Yarışması’nda Yarı Final aşamasında söyledi. Genç tenore göre, başarı, bir konserin ya da temsilin sonunda seyircilerin sizi ne kadar coşkuyla alkışladıklarıdır. “Çok şükür, bu zamana kadar her konser veya temsil sonunda her zaman coşkuyla alkışlandığımı hissettim. Benim için başarı budur” diyor Dalkılıç.

Yurtiçi ve yurtdışında aktif olarak Opera söylemeye devam eden sanatçı 2019 yılı itibariyle Istanbul Devlet Opera ve Balesi’nde Solist Sanatçı olarak çalışmaya başladı ve kurum bünyesinde 2020 yılında pandemi şartlarına rağmen İstanbul Opera Festivali (Saraydan Kız Kaçırma – Pedrillo), Aspendos Opera Festivali – Genç Opera Yıldızları Konseri gibi önemli prodüksiyon ve konserlerde yer aldı.

İstanbul Devlet Opera ve Balesi çatısı altında repertuvar çalışmalarına Arın Denizaşan ile devam eden sanatçı 2021 yılı içerisinde gerçekleşecek olan bazı ulusal ve uluslararası festivallere ve prodüksiyonlara hazırlıklarını sürdürüyor. Aspendos ve Smetana Hall ise şu ana kadar sahne aldığı ve unutamadığı iki mekan.

Dalkılıç’a göre, operanın elitist bir uğraş olmaktan giderek sıyrılması, ülkenin farklı şehirlerinde temsil biletlerinin derhal bitmesinde kendisini gösteriyor. Bunda, Dalkılıç’ın kendisine idol olarak aldığı üç kişiden biri olan Devlet Opera ve Balesi Genel Müdürü Murat Karahan’ın çabaları büyük. Dalkılıç’ın onun izinden gitmek isteyen genç ve çocuk müzisyenlere ise önerisi var: “Hayal etmekten ve ettikleri hayalleri gerçekleştirebileceklerine inanmaktan asla vazgeçmesinler. İnanmak, hayal etmek ve çalışmak. Bence bu işin sırrı bu.”

Müziğe olan ilginiz erken yaşta piyano ile başladı. Operaya yönelmenize temel oluşturan olaylar zincirini anlatır mısınız biraz?

Şarkı söylemeyi çocukluğumdan beri, çeşitli enstrüman eğitimleri alıyor olmama rağmen hep çok sevmişimdir. Pera Güzel Sanatlarda başladı herşey. İlk şan derslerimi ve uzun süre şan hocam olacak olan ilk derslerime Pera’da, Olcay Kaylan (Melektosun) ile başladım. Kendisi bana opera sanatını sevdirdi ve tanıştırdı. Derslerimiz ilerledikçe, sesim geliştikçe ben de operaya olan ilgimi ve dikkatimi arttırdım. Opera sanatı çok derin bir alan sadece operalar değil, liedler, napolitenler gibi çok geniş bir içeriğe sahip. Bunlarla tanıştıkça, söyledikçe opera benim için vazgeçilmez bir tutku haline dönüşmeye başladı. Daha sonrasında 2011 yılında İstanbul Üniversitesi Devlet Konservatuvarında ardından ise Haliç Üniversitesinde ve Janacek Müzik Akademi – Çekya’da eğitim aldım. Yüksek Lisansımı ise Okan Üniversitesinde tamamlamak üzereyim.

Opera sizce neden halen elitist bir proje olarak algılanıyor? Halkın operaya daha fazla erişimini sağlamak için siz olsanız neler yapardınız?

Eskisi kadar elitist bir proje gibi düşünüldüğüne pek inanmıyorum. Zira bugün pek çok temsilimizin biletleri Samsun’dan İstanbul’a kadar opera evimizin olduğu her yerde çoğu biletler birkaç gün içinde tükeniyor. İnsanlar gerçekten seviyor bu sanatı. Sunum her zaman önemlidir. Bir şey iyi yapılmışsa eğer ve iyi tanıtılıyorsa düşüncelerin değişmesi kolaydır. Bu anlamda özellikle kurumumuzun Genel Müdürü Sayın Murat Karahan çok büyük emekler vermiştir. Bugün onun sayesinde ülkemizde opera sanatı çok daha fazla tanınır ve sevilir olmuştur. Bizler içinde kurum olarak çok büyük bir şans ve çok büyük bir örnektir kendisi. Her zaman kendime idol aldığım bir sanatçı olmuştur.

Bir opera sanatçısının alanında yetkinliğe erişmesi için en az kaç dil bilmesi gerekiyor? Ve bu diller hangileri olmalı?

Bu sanatı iyi bir şekilde ifade edebilmek için yabancı dillere karşı iyi bir yatkınlık olması bence ilk şartlardan biri. Eserlerin çoğunluğu İtalyanca ve Almanca gibi gözükse de, Fransızca, Rusça eserlerde oldukça fazla. İngilizce dışınca bence Almanca veya İtalyanca dillerinden en az biri daha bilinmesi gerektiğini düşünüyorum. Diğer diller içinse diksiyon çalışmaları yapılması oldukça önemli. Biz  konservatuvarda İtalyanca derslerimizin dışında ‘Yabancı Dilde Diksiyon’ dersleri alıyorduk. Bu sayede çoğu eser için diksiyon çalışması yapabiliyorduk.

Şu ana kadar yer aldığınız operalar arasında sizi en çok etkileyen konu hangisi oldu ve neden?

Çek Cumhuriyetinde Yevgeni Onegin operasını söylemiştim. O rol beni çok etkilemiştir. Tenor için aslında zor bir rol değildir ama duygusu ve müzisyenliği çok yüksek bir müzik içermektedir. Fakat henüz komple olarak söylememiş olmama rağmen Tosca operası her zaman benim gözlerimi yaşartan bir hikaye ve müziği barındırmaktadır.

Peki şu ana kadar sahneye çıktığınız en büyüleyici mekan hangisiydi?

2016 yılında Erasmus Programı kapsamında Çek Cumhuriyeti – Brno şehrine gitmiş, Janacek Müzik Akademisinde eğitim almaya başlamıştım. Öğrencilik yıllarımdan beri hayran olduğum Tenor Jonas Kaufmann’ın da o dönem konseri vardı. Prag’ın meşhur Smetana Hall sahnesindeydi. Brno’dan Prag’a geçtim. Küçük bir otelde konakladım. Smetana Hall’de büyüleyici bir salonda Jonas Kaufmann’ı dinlemiştim. Gözlerimden yaşlar akıyordu, benim için çok özel bir andı.

2 yıl sonra yani 2018 yılında bir festival kapsamında yine Çek Cumhuriyeti’ne gitmiştim. 3 ayrı yerde temsil ve konser verecektim. Son konser ise çok büyük bir tesadüf ve şanstır ki, Smetana Hall sahnesinde idi. 2 yıl sonra yine aynı otelde kalmıştım ve Smetana Hall’a gidiyordum.. 2 yıl önce öğrenciyken kalıp gittiğim yere bu sefer konser vermek için gitmek benim için çok büyük gururdu ve çok duygusal bir andı. Smetana Hall’ü asla unutamam..

Fakat 2020 yılında Aspendos Opera Festivali’nde sahne almak da bir o kadar unutulmaz ve gurur verici bir andı. Aspendos gibi önemli bir yer ve festivalde bulunmak her genç opera sanatçısının hayallerinden biridir. Hayal etmek, kurduğunuz hayale inanmak ve onun için çalışmak. Hayal etmekten ve onları gerçekleştirmekten hiçbir zaman vazgeçmedim. Çünkü içimde hayallerimi gerçekleştirebilecek olan sevgi ve inancı hep taşıyorum.

Katıldığınız yarışmalar ve ödüllerinizden biraz söz edebilir misiniz?

2018 yılında peş peşe başarılar elde ettim. İzmir Genç Solist Yarışması Profesyonel Kategorisinde Üçüncülük ve Necdet Aydın Sahne Yorum Ödülü kazandım. İki ödül birden alabilmek çok önemliydi. Ardından ise Siemens Opera Yarışmasından üçüncülük ödülü kazandım. 2019 yılında Uluslararası Hans Gabor Belvedere Opera Yarışması’na girdim. Avusturya’da gerçekleştirilen final turlarında Yarı Final’e kadar çıktım. Son 45 kişiye kalmıştım ve yüzlerce kişinin girdiği bir yarışma içerisinde benim için güzel bir uluslararası başlangıç olmuştu. Sonra pandemi ile herşey durdu ama yakın zamanda yine yarışmalara devam etmeyi düşünüyorum.

Bir opera sanatçısı olarak sağlığınızı nasıl koruyorsunuz? Özel bir beslenme, egzersiz, ses koruma yönteminiz var mı?

2.5 sene kadar çok düzenli olarak yoga yapmıştım. Şimdi ara ara yoga yapıyor olsam bile zihinsel olarak bile yogayı hayatıma katabilmek çok önemli olmuştur benim için. Spor yapmayı her zaman seven biri oldum. Düzenli olarak spor yapıyorum. Sahnede olmak kolay değil. Enerjiniz iyi olmalı, güçlü olmalısınız. Bunun için kaslarımı geliştirecek sporları yapmayı tercih ediyorum akabinde ise esneklik için yoga yapıyorum. Özel bir beslenme metodum yok ama sağlıklı bir ses için iyi bir bedene sahip olunması gerektiğini düşünüyorum. Eskiden operacılar kilolu olarak anılıyorlardı fakat dünya değişti, artık yıldız operacıların çoğu gerçekten çok fit vücutlara sahipler. Yeme içmelerine çok dikkat ediyorlar. İnsanlar sizi artık sadece dinlemiyor aynı zamanda seyrediyorlar. Bunun bilincinde olarak kendime dikkat ediyor, ona göre yaşıyorum. 

Ses korumak için yukarda bahsettiğim şeyler dışında ise düzenli olarak ses egzersizleri yapıyorum. Ses de aynı kaslar gibidir. Çalıştıkça verimli olacağından ötürü onlara her zaman gerekli özeni gösteriyorum. Bu sayede güzel şarkı söyleyebiliyorum…

Eğitim hayatınız boyunca herhangi bir kurumsal destekten, burstan yararlandınız mı?

Bazı kurumlara bağlı kişilerin bireysel destekleri ve zaman zaman sponsorlukları olmuştur ama tam olarak şu kurumdan destek aldım diyemeyeceğim.

Sahneye ilk çıktığınız günü anımsıyor musunuz? Sahne ışıkları altında neler hissetmiştiniz?

Öğrenci konseri olması lazım muhtemelen. Pera’da okuduğumuz dönem olan konserlerdir. İlk konserimde heyecandan biraz sözleri karıştırdığımı, unuttuğumu hatırlıyorum. Gerçekten çok heyecanlanmıştım ama hepsi işte birer tecrübe… O zaman sözleri unutmasaydım bugün ne yapacağımı bilemezdim

Kariyerinizde şu ana kadar karşılaştığınız en büyük zorluk hangisi oldu?

Bilemiyorum. İşin aslı mesleğimi, sanatımı çok seviyorum. Elbette zorluklarla karşılaşmışımdır ama sahneye çıktığınız an herşey aklınızdan gidiyor hiçbir zorluk kalmıyor. Bir zorluk ile karşılaşmışsam bile inanın şu an üstümde bir etkisi kalmamış.

En çok gurur duyduğunuz sahne performansınız hangisiydi?

2020 Aspendos Opera Festivali – Genç Opera Yıldızları konseri performansımla gurur duyuyorum.  Bütün performanslarımla hepsiyle gurur duyuyorum esasında ama o bir başkaydı. Hem o atmosferin çok özel olması hem de orada tek genç tenor olduğum için Arya- Duet – Quartet ve büyük bir ensemble finali ile 4 ayrı performans sunmuştum. Benim için unutulmaz bir andı.

Diğer müzisyenlerle kıyaslandığında en büyük enstrümanınız sesiniz. Peki çalmayı çok istediğiniz, imrendiğiniz bir çalgı var mı?

Piyanist olmayı isterdim.

Mesleğiniz üzerinde en çok etkisi olan, ilham kaynağınız olan opera sanatçısı hangisi ve neden? Kendisinin size verdiği bir tavsiyeyi anımsıyor musunuz?

Öğrencilik yıllarımdan beri 3 tenoru özellikle kendime örnek almış, okul gibi dinlemiştim hep. Jonas Kaufmann, Roberto Alagna ve Devlet Opera ve Balemizin Genel Müdürü, Tenor Murat Karahan. Özellikle bu anlamda Murat Karahan benim için gerçek bir idol. Hem ülkemizde hem dünyada bizi olağanüstü temsil ediyor ve biz genç sanatçılar için çok büyük bir örnek oluyor. Umarım onun yolunda ilerleyebilirim.

Pandemide operaya dair en çok neyi özlediniz?

Konser salonlarının dolu dolu olduğu günleri ve o kalabalık seyirciye konser vermeyi çok özledim tabii ama eski tempomuzda çalışmayı, enerjisi yüksek çalışmalara katılmayı da çok özledim. Umarım bir an önce eski normallerimize kavuşuruz.

Yakın dönemde hangi uluslararası festivallere katılacaksınız?

İstanbul Opera Festivali’nde Saraydan Kız Kaçırma operasında Pedrillo rolü ile yer alacağım. Bunun dışında ise her an başka bir festival ile gelişmeler olabilir tabii.

Sizin izinizden gitmek isteyen çocuk ve genç müzisyenlere önerileriniz ne olur?

Hayal etmekten ve ettikleri hayalleri gerçekleştirebileceklerine inanmaktan asla vazgeçmemelerini. İnanmak, hayal etmek ve çalışmak. Bence bu işin sırrı bu.

Son olarak, bir müzisyen olarak “başarı” tanımınız nedir?

Bence başarı bir konserin ya da temsilin sonunda seyircilerin sizi ne kadar coşkuyla alkışladıklarıdır. Çok şükür, bu zamana kadar her konser veya temsil sonunda her zaman coşkuyla alkışlandığımı hissettim. Benim için başarı budur.

Bu keyifli söyleşi için çok teşekkürler.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s