Satrançtan piyanoya, bilgisayar yazılımcılığa dek ilgilenen üstün yetenekli Doruk Sadık Temel: “Keşke zeka insanlığın iyiliği için kullanılabilse”

Ankara’da üstün zekalılara yönelik olarak çok erken yaşlardan spesifik bir eğitim veren Tüzyeksav Liderler Eryaman Fen Lisesi’nde okuyan 17 yaşındaki Doruk Sadık Temel, henüz yedi yaşındayken piyano eğitimine başlamış ve geriye dönüp baktığında o sırada okuduğu Konfüçyüs’ün “Müzik gökle toprak arasında bir ahenktir“ cümlesi piyanoda ilerleme yolunda ona hep ilham kaynağı olmuş. 2015 yılında piyanist Gülsin Onay, orkestra şefi Howard Griffiths, trompet sanatçısı Julian Lupu, Trombon sanatçısı Peter Körner ile Bilkent Senfoni orkestrasında okulu adına röportaj yapması ise piyanoya ilgisini perçinlemiş.

2016 yılında Polifonik Korolar Derneği Çocuk Korosu ve Devlet Opera ve Balesi Çocuk Korosu seçmelerini kazanan Doruk Sadık, Polifonik Korolar Derneği Çocuk korosuna katılmış. Koroda koristliğin yanısıra bazı parçalarda piyano eşlikçisi olarak da görev almış. 18. Nevit Kodallı Korolar şenliğinde ve Prof. Dr. Muammer Sun’a verilen Ulusal Eğitim Derneği 2017 yılı Onur Ödülü töreninde Polifonik Korolar Derneği Çocuk Korosunda korist ve piyano eşlikçisi olarak görev almış. 2019 yılında düzenlenen Türkiye Korolar Şenliğinde Tüzyeksav Liderler Okulları Korosu piyano eşlikçisi olarak da yer almış. “Ergenliğe girmem ile birlikte sesimdeki değişim sonrası koristliği bıraktım. Ancak okul koromuzun katıldığı yarışmalarda ve etkinliklerinde piyano eşliği yapmaya devam ediyorum. Koro ile beraber bir bütün olup müzik icra etmeyi seviyorum” diyor Doruk Sadık.

İlkokul 2. sınıfta Çanakkale savaşını anlatan bir hikaye kitabını okuması ise, öncelikle Çanakkale savaşı ve sonrasında Türk ve Dünya tarihine ilgi duymaya ve araştırmaya başlamasında itici güç olmuş. Üstün zekalı çocuklarda sıklıkla görülen aynı anda birçok alana merak duyma ve yetkinleşme isteği Doruk Sadık’ta da kendini göstermiş ve bir yandan da 2017 yılından beri Japon kültürü ve Japonca gibi zorlu bir dille ilgilenmeye başlamış. Bilme ve kavrama kapasitesinin güçlü oluşu, çabuk öğrenme becerisi ona dışarıdan komplike görünen uğraşlarda hızlı bir şekilde yol alma imkanı vermiş.

Aynı anda ise, sekiz yaşında satranç eğitimi almaya başlamış, beş yıl kadar aktif olarak düzenlenen çoğu satranç turnuvasına katılmaya devam etmiş, akabinde ise sadece okul turnuvalarına katılmaya başlamış. Dolayısıyla müzik ve satrançla birlikte, kendi ifadeleriyle, beynin çoklu fonksiyonlarını kullanmaya çalışmış. Bu ikili merakını, “Müzik hayal dünyamıza ve duygulara hitap ederken satranç bir strateji ve hep bir sonraki ya da üç – dört sonraki adımı düşünmenizi gerektiriyor” diye açıklıyor.

Üstün zekalı kişilerin toplumda güçlü bir varlık sergilemeleri ve hayallerine yoğunlaşarak gerçekleştirmeleri disiplinli bir çalışmayı ve ileriyi görüp planlamayı gerektiriyor kuşkusuz. Yoksa birçok yetenek, plansızlık ve hızlı çalışan zekanın hedeflere yoğunlaşmaması sonucu yok olup gidiveriyor. Doruk Temel bunun tam tersi bir iradeye sahip. Yoğun bir şekilde üniversite sınavlarına hazırlanan Doruk Temel, “en yakın hedefim üniversite sınavında iyi bir puan alıp bilgisayar mühendisliği okumak ve Japonya’da yüksek lisans yapmak” diyor ve böylelikle onu yıllardır çeken Japon kültürünün içinde diğer yükselen ilgi ve yetenek alanı olan bilgisayarı katmayı hedefliyor.

Aşağıda kendisiyle çok keyifli bir söyleşimiz bizi bekliyor. On yedi yaşında bir bilgisayar, satranç ve piyano tutkunundan öğrenecek çok şeyimiz var. Özellikle de, “keşke zeka insanların iyiliği için kullanılsa” diyerek dünyadaki savaşlara, kötülüklere karşı samimi dileğini mutlaka aklımızın bir yerinde saklamalıyız.

İlgi alanların arasında piyano, satranç, tarih, Japon kültürü ve Japonca var. Aslında birbirlerinden oldukça ayrı olsa da mutlaka bir şekilde seni tamamlayan alanlar bunlar. Peki öncelik sıralamaları nasıl hayatında? Kendini gelecekte bir piyanist mi, tarihçi mi yoksa satranç oyuncusu olarak mı hayal ediyorsun? 

Satrançta artık aktif bir oyuncu değilim. Üniversitede piyano eğitimi alabilmek için en geç ortaokul sonrası konservatuarda ya da güzel sanatlar lisesinde piyano bölümünde okumak gerekiyor diye biliyorum. Bu arada bilgisayar ve oyunlara da özel bir ilgim var. Tarih konulu oyunlar yapan bir bilgisayar yazılımcısı olmayı hayal ediyorum.

Peki eğitimin, çalışmaların hangi alanlarda yoğunlaşıyor? 

Önümüzdeki yıl üniversite sınavına gireceğim. Bu nedenle üniversite sınavına hazırlanmak için yoğun bir akademik çalışma dönemine girdim. Bu dönemlerde müzik en büyük motivasyon kaynağım. 

Müziğe olan ilgin ne zaman, nasıl ortaya çıktı? 

Müziğe olan ilgim her zaman vardı. Kreşe giderken arabada müzik dinlemeyi çok severdim. Karışık bir klasik müzik cd’miz vardı. O cd de dinlemeyi en çok sevdiğim Mozart’ın Eine Kleine Nacht Music, Für Elise, Turkish March, George Bizet’in Les Toreadors eserleridir. İlkokulu başladıktan sonra annem bir enstrüman çalmak ister misin diye sordu. Benden evet cevabını aldıktan sonra enstrüman  malzemeleri satan bir mağazaya götürüp bunlardan hangisini çalmak istersin dedi. Ben de orada piyano çalmak istediğimi fark ettim ve anneme piyano çalmak istiyorum dedim. Bunun üzerine annem bana piyano dersi aldırmaya başladı. Sonrasında da piyano ve müzik hayatımda hep oldu.

Konfüçyüs’ün “Müzik gökle toprak arasında bir ahenktir” cümlesini çok sevdiğini işittim. Bu cümleyi hayatına nasıl yansıtıyorsun?

Çok küçükken annemin bana okuduğum bir çocuk kitabı vardı. Ormanda gezinen küçük bir çocuk, rüzgarda hışırdayan yapraklar, akan derenin sesi, kuş sesleri ağustos böceğinin sesinin bir arada sanki doğanın orkestrası gibi olduğunu fark ediyordu. Bizim de köyümüzde içinden bir dere akan küçük bir bahçemiz var. Ben de bahçemizde doğanın orkestrasını dinlediğimde aslında müzikteki notaların ahenginin ve uyumunun bana verdiği huzuru hissediyordum. Ne zaman üzgün ya da stresli olsam farklı müzik türleri dinlemek beni sakinleştiriyor ve huzur veriyor.

2016 yılında Polifonik Korolar Derneği Çocuk Korosu’na katılman müzik hayatında nasıl bir değişimi tetikledi? Koristliği ve piyano eşlikçiliğini hangi açılardan sevdin? Bu koro ile nasıl çalışmalara katıldın? 

Aslında şarkı söylemeyi hep sevdim. İlkokuldan itibaren korolarda görev aldım. TÜZYEKSAV Koleji Ortaokuluna başladıktan sonra okulum beni Polifonik Korolar Derneği Çocuk Korosu ve Devlet Opera ve Balesi Çocuk Korosu  seçmelerine yönlendirdi. Her iki seçmeye de katıldım. Aslında her iki koroya da seçildim. Ancak Polifonik Çocuk Koru seçmeleri daha önce açıklandı. Ben de böylece Polifonik Çocuk Korosunun bir üyesi oldum. Korodaki çalışmalar sırasında piyano çalma isteğimi gören Koro Eğitmeni hocam bazı performanslarda eşlikçi olmamı istedi. Piyano eşlikçiliğim böylece başlamış oldu. 18. Nevit Kodallı Korolar şenliğinde ve  Prof. Dr. Muammer Sun’a verilen Ulusal Eğitim Derneği 2017 yılı Onur Ödülü töreninde Polifonik Korolar Derneği Çocuk Korosunda korist ve piyano eşlikçisi olarak görev almaktan onur duydum. Ergenliğe girmem ile birlikte sesimdeki değişim sonrası koristliği bıraktım. Ancak okul koromuzun katıldığı yarışmalarda ve etkinliklerinde  piyano eşliği yapmaya devam ediyorum. Koro ile beraber bir bütün olup müzik icra etmeyi seviyorum.

Peki Japonca öğrenirken zorlanmadın mı? Bir anda ortaya çıkan bir merak mıydı bu? Yoksa spesifik bir şey mi tetikledi?  

Çok küçük yaşlardan itibaren dedemle uzak doğu filmleri dizileri izlerdik. Dedemle birlikte izlediğim konusu Japonya’da ya da Kore’de geçen filmler benim Uzak Doğu’ya ilgimin başlangıç noktası oldu. 2016 yılında uzak doğu tarihi ile ilgili araştırmalar yapmaya başladım. Bir ülkenin dilini bilip araştırmaları kendi dillerinden okumanın önemini fark edince de Japonca öğrenmek istedim.

Sence satrançla müzik birbirlerini hangi açıdan tamamlarlar, hangi açılardan ayrışırlar? 

Bildiğim kadar müzik beyinde, algılama, duygu, öğrenme, öğretme ve hafıza gibi bütün zihinsel fonksiyonlarını faaliyete geçirir. Müzik ile uğraşmanın kişinin toplum içinde, iletişim, işbirliği, grup koordinasyonu ve sosyal bütünlük gibi evrimsel fonksiyonları içerdiği, insan zinde durumdayken zihnin daha kolay konsantre olabildiği ve müziğin, fizyolojik ihtiyaçlarımızı etkilediği saptanmıştır. Satranç oyunu esnasında ise, çalışan hafıza, akıcı zeka, dikkat, konsantrasyon, uzamsal konumlandırma, üst bilişsel beceriler gibi birtakım bilişsel beceriler ile bireyin bu süreçleri etkin olarak kullanabilme yeterlilikleri gelişiyor.

Her ikisi de beynin çoklu fonksiyonlarını kullanmayı gerektiriyor.  Müzik hayal dünyamıza ve duygulara hitap ederken satranç bir strateji ve hep bir sonraki ya da üç – dört sonraki adımı düşünmenizi gerektiriyor.

Katıldığın satranç turnuvalarından nasıl derecelerle döndün? 

Katıldığım turnuvaların neredeyse hepsi takım turnuvasıydı ve bireysel değerlendirme yapılmıyordu. Takım oyuncularının toplam performansı belirleyici olduğu için İl çapındaki yarışmalarda genellikle 4.veya 5. olduk. 

Günde kaç saat piyano çalışması yaparsın? Ve piyanonla çalmaktan en çok hoşlandığın eser hangisi? 

Ruhsal durumuma göre değişiyor. Bazı günler çok istekli oluyorum ve 1-2 saat piyano başında zaman geçiriyorum. Bazı günler ise sadece 30 dakika çalışıyorum. Ama bazen hiç çalışmadığım günler de oluyor. Açıkçası o gün yaşadığım şeyler, hissettiğim duygular da etken. Sonuçta müziğe duyguları aktarmam gerekiyor.

Herhangi bir piyano festivali veya yarışmasına katıldın mı? 

Çok fazla yarışmaya katılmayı istemiyorum. Daha önce Ankara Çankaya İlçe Milli Eğitim Müdürlüğü Klasik Batı Müziği Çalgılarıyla Eser Seslendirme Yarışması’na katıldım. 

Kendine referans aldığın piyanistler kimler ve neden? 

Ortaokul yıllarımdan beri Fazıl SAY ve Gülsin ONAY’ı referans alıyorum.  Bu işi dünya çapında yapıp ülkemizi en iyi şekilde temsil ettikleri için. Fazıl Say’ın Ankara konserlerini kaçırmamaya çalışıyorum. 

Üstün zekalı olmak hangi açılardan işine yarıyor, hangi açılardan hayatı kolaylaştırıyor?

Aslında bu sayede kolay öğreniyorum. Bu okul hayatımda büyük kolaylık sağlıyor. Ancak bu bazen dezavantaj olabiliyor. Kolay öğrendiğim için eğer içerik zenginleşmiyorsa kolay sıkılabiliyorum. İlgi alanlarım çok fazla. Özellikle ilkokul ve ortaokul yıllarımda annemden beni farklı kurslara götürmesini talep ediyordum. 

Dış dünyada karşılaştığın savaşlar, kötülükler sana zekanın nasıl bir şekilde kullanılması gerektiği konusunda bir fikir veriyor? 

Savaşlar maalesef hep var oldu. Keşke zeka insanlığın iyiliği için kullanılabilse. Atomu parçalayarak ortaya çıkan enerjiyi insanlığın yararına kullanabileceğiniz gibi atom bombası yapıp dünyayı yok edebilirsiniz de. 

Yurtdışında okuma hayallerin varsa hangi ülke ve neden bu ülkeyi tercih ediyorsun?

Japonya’ya ve Japon kültürüne duyduğum ilgi nedeniyle Japonya’da okumayı çok istiyorum.

Sence yetenek mi, eğitim mi yoksa şans mı bir müzisyeni ön plana çıkarır?

Eğitim olmadan hiçbir şey olmaz. Ne kadar yetenekli olsanız da düzgün bir eğitim almanız, düzenli ve sistematik bir şekilde çalışmanız gerekir. Kalıcı bir başarıya ancak bu şekilde ulaşılacağını düşünüyorum.

Farklı müzik türlerine de ilgi duyuyor musun?

Klasik müzik dinliyorum. Jazz ve Rock. Ayrıca 60’lar ve 70’ler Türk Pop Müziği dinlemeyi de çok seviyorum.

Yakın gelecekte kendine dair hedeflerin neler? 

Şu an en yakın hedefim üniversite sınavında iyi bir puan alıp bilgisayar mühendisliği okumak ve Japonya’da yüksek lisans yapmak.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s