Piyanist Zeynep Özden: “Çok iyi bir konser piyanisti olmayı hayal ediyorum; en büyük önceliğim müzik ve piyano”

15 yaşındaki piyanist Zeynep Özden, altı yaşında öğretmeni Toygaz Tezcan ile başladığı piyano eğitimine 2014 yılında Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi Devlet Konservatuarı’na kabulüyle birlikte akademik bir derinlik de katmaya başlayan, çok değerli bir müzisyen çocuk. 2016 yılından beri konservatuarda Prof. Ayça Aytuğ ile birlikte tam zamanlı eğitimine devam ediyor. “Müzik serüvenim aslında konuşmaya başladığımda kelimelerle birlikte melodileri de söylememle başlamış. 1 buçuk yaşındayken 3 farklı dilde 32 şarkıyı ezbere söyleyebilen bir çocukmuşum” diye anımsıyor bugüne dek içinde bulunduğu müzik yolculuğunun başlangıcını.

Bu zamana değin İsveç’ten İtalya’ya, Macaristan’dan Almanya’ya dek birçok uluslararası yarışmada üstün dereceler elde etmiş olan Zeynep, yurtiçi ve yurtdışında çok fazla sayıda ustalık sınıfında da yer alarak Emmanuel Mercier’den (Paris Devlet Konservatuarı), Gülsin Onay’a, Tomasz Lupa’dan (Polonya Frederic Chopin Müzik Üniversitesi) Güray Başol’a (Paris Sorbonne Üniversitesi) dek birçok değerli eğitmenin rehberliğinde yetkinliğini pekiştirdi.

Peki neden piyano? Son dönemde Beethoven Fırtına Sonatı’nın 3. bölümünü çalarken farklı dünyalara gittiğini ifade eden Zeynep, piyanoyu herşeyiyle çok sevdiğini ifade ediyor. “Sesinin berraklığı ve güzelliği, sahnedeki duruşu, tuşları… Tabureye oturup tuşların karşısına geçmek, onlara dokunmak, piyanonun sesini duymak beni çok heyecanlandırıyordu. Bu yüzden piyanoyu tercih ettim” diye açıklıyor bu tercihinin arka planını. Bir yandan da tüm besteciler arasında, yaşam hikayesini okuduğu Mozart’a büyük bir hayranlık besliyor: “Bu kadar büyük bir dehaya sahip olmasına ve çok kısa süren yaşamında bu kadar üretken olabilmesine ilgi ve hayranlık duyuyorum” diye ifade ediyor.

İlk resitalini Moda All Saints Kilisesi’nde veren Zeynep, o günkü heyecanını ve o heyecanı bastırmak için dinleyicilerin yoğun alkışlarla ona destek olduğu dakikaları asla unutmuyor ve çok hoş bir anı olarak belleğinde koruyor. Zeynep hayatının bir aşamasında müzik eğitimini Almanya’da sürdürmeyi, Alman bestecilerin yaşadığı atmosferi solumayı çok arzu ediyor. Öyle ki, gözlerini kapadığında kendisini Hamburg, Elbphilharmonie Konser Salonu’nda yüzlerce seyircinin önünde piyanosuyla başbaşa hayal ediyor. “Müziğimle seyircilerin ruhlarına dokunmayı, onları piyanonun büyülü dünyasında gezdirmeyi çok istiyorum. Bu sebeple iyi bir konser piyanisti olmak hedefim” diye özetliyor hayalini.

Kendini biraz tanıtır mısın Zeynep? Müzik yolculuğun nasıl başladı ve şu anda nasıl devam ediyor? 

İsmim Zeynep, 15 yaşındayım. Müzik serüvenim aslında konuşmaya başladığımda kelimelerle birlikte melodileri de söylememle başlamış. 1 buçuk yaşındayken 3 farklı dilde 32 şarkıyı ezbere söyleyebilen bir çocukmuşum. Ailem bu durumu farkederek çeşitli enstrümanları tanımamı sağladı, ben de seçimimi piyanodan yana kullanarak 6,5 yaşımda değerli öğretmenim Toygar Tezcan ile çalışmalarıma başladım. Öğretmenim absolut kulağa sahip olduğumu görerek beni konservatuvara yönlendirdi. 9 yaşımda MSGSÜ Devlet Konservatuvarı yarı zamanlı sınavlarını ilk girişte kazanarak piyano bölümüne seçildim ve çok değerli öğretmenim Prof. Ayça Aytuğ ile çalışmalarıma başladım.  11 yaşımdan beri ise öğretmenimin yönlendirmesi ve desteğiyle okuluma tam zamanlı piyano bölümü öğrencisi olarak devam etmekteyim.

Neden başka bir enstrüman değil de piyanoyu tercih ettin?  

Piyanoyu her şeyiyle çok sevmiştim. Sesinin berraklığı ve güzelliği, sahnedeki duruşu, tuşları… Tabureye oturup tuşların karşısına geçmek, onlara dokunmak, piyanonun sesini duymak beni çok heyecanlandırıyordu. Bu yüzden piyanoyu tercih ettim.

Peki ileride piyanodan sonra öğrenmek istediğin başka bir enstrüman var mı? 

Aslında müziği bir bütün olarak çok sevdiğim için tüm enstrümanlara ilgim var. Fakat beni en çok büyüleyen enstrüman piyano ve müziğimi yalnızca onunla icra etmeyi tercih ederim.

Piyano sesini neye benzetirsin? Piyanon senin için hayatında nasıl bir öncelik sıralamasına sahip? 

Piyanonun sesi benim hayallerime göre şekillendiği için, bazen bir serçenin sesi, bazen bir aslan kükremesi olabiliyor. Piyanonun hayatımda çok çok önemli bir yeri var, hayatımı ona göre şekillendiriyorum diyebilirim.

Piyanonla herhangi bir sosyal sorumluluk projesine katıldın mı veya nasıl bir projeye dahil olmak isterdin? 

Henüz piyanomla bir sosyal sorumluluk projesine katılmadım fakat çocukları çok sevdiğim için çocuk esirgeme kurumunda konser vermek hayalim.

Bir çocuk olarak pandemideki kısıtlamalar seni de çok etkilemiştir diye düşünüyorum. Peki müzisyen kimliğin açısından baktığında pandemide müzik konusunda en çok neyi özledin?

En çok sahneye çıkmayı özledim. Sahneye çıkarkenki heyecanımı, müziğimi insanlarla paylaşmayı, sahnede müziğin hayat bulmasını, alkışlardan sonraki mutluluk ve gurur hissini çok özledim.

Piyanonla çalmaktan en çok hoşlandığın eser hangisi ve neden? 

Çaldığım her eserin bende hissettirdiği duygular bambaşka ve hepsinden değişik tatlar alıyorum, bu sebeple aralarından seçmek çok zor, hepsini çok çok seviyorum. Fakat bu aralar Beethoven Fırtına Sonatı’nın 3. bölümünü çalmak beni farklı dünyalara götürüyor.

Peki piyanonla çalarken en çok zorlandığın eser veya besteci hangisi? Bu zorlukları nasıl aşmaya çalışırsın? 

Debussy’nin eserlerindeki soyutluğu yakalayabilmek ve anlayabilmek için bazen zamana ihtiyacım oluyor, farklı yorumlar dinledikçe müzik kafamda daha çok şekilleniyor ve daha iyi anlıyorum.

Piyano çalışmalarında nasıl fedakarlıklarda bulunuyorsun? Çocukluğunla piyanon karşısındaki sorumluluklarını nasıl dengeliyorsun? 

Hayatımdaki en büyük önceliğim müzik ve piyano olduğu için bunu bir fedakarlık olarak değerlendirmiyorum. Programımı her şeye vakit ayıracak şekilde yapmaya çalışıyorum. Ama tabii ki yaşım gereği bazen arkadaşlarımla daha çok zaman geçirmek istiyorum. Kendimi bu keyiften de mahrum etmemeye çalışıyorum. Alanımı erken seçmenin sorumluluğunu da unutmayarak dengeyi kuruyorum.

Bu zamana dek çok fazla sahne deneyimin oldu. En ilginç olay neydi sahnede yaşadığın? 

Moda All Saints Kilisesi’nde verdiğim ilk resitalimdi ve çok heyecanlıydım. Tüm sevdiklerim karşımdaydı ve onlara keyifli bir akşam yaşatmak istiyordum. Her şey çok güzel gitti, parçalar bittikten sonra kapanış konuşması yapmak için kalktım ama o kadar heyecanlıydım ki, tüm söyleyeceklerimi unuttum. Heyecandan sesimin titremeye başladığı esnada dinleyicilerden gelen yoğun alkışla cesaretimi toplayıp kendimi akışa bıraktım ve güzel bir konuşma yaptım. O günkü heyecanımı asla unutmayacağım.

Online yarışmalar mı canlı yarışmalar mı seni daha motive ediyor?

Pandemi sürecinde katıldığım online yarışmalar bana güzel tecrübeler kazandırdı ve kayıt süreçleriyle ilgili pek çok şey öğrendim. Fakat hiçbir zaman canlı bir şekilde çalmanın heyecanını ve hazzını hissedemedim. Canlı yarışmaların atmosferi, diğer katılımcılarla tanışmak, konuşmak, jürilerin karşısına çıkmak beni her zaman daha çok motive ediyor.

En çok beğendiğin, kendine referans aldığın piyanistler kimler? Ve neden? 

Yorumlarını en çok beğendiğim piyanistler Kempff ve Horowitz. Özellikle Kempff’in Beethoven yorumunu, Horowitz’in ise Chopin yorumunu çok beğeniyorum. İkisinin de müziğinin eşsiz olduğunu düşünüyorum.

Bir zaman makinen olsaydı geçmişten hangi müzisyenle tanışmak isterdin ve ona ne derdin / ne sorardın?

Chopin’in 3. Balladını çok severek dinliyorum ve Chopin’in bu parçayı nasıl bir ortamda bestelediğini hayal etmeye çalışıyorum; nerede bulunduğunu, hangi mevsimin yaşandığını, o dönemki sosyal ortamı, parçayı ilk kime dinlettiğini, parçaya gelen ilk yorumları… Bu yüzden o döneme gidip bunlara şahit olmak isterdim.

Şu ana kadar hangi ödülleri aldın? İlk ödülünü aldığında yaşın kaçtı ve neler hissetmiştin? 

2016’da 5. Uluslararası Stockholm Müzik Yarışması’nda 3.lük Ödülü,2016’da 1. Bursa Uluslararası Nilüfer Piyano Yarışması’nda 3.lük Ödülü, 2017’de 7. Uluslararası Milano “Piano Talents” Piyano Yarışması’nda 1.lik Ödülü, 2017’de 12. Uluslararası Pera Piyano Yarışması’nda 2. lik Ödülü, 2019’da 5. Uluslararası Tadini Piyano Yarışması’nda 1.lik Ödülü,  2020’de 2. Uluslararası “Rhapsody” Online Piyano Yarışması’nda Mansiyon Ödülü, 2020’de Belgrad Uluslararası Online Müzik Yarışması’nda 2.lik Ödülü, 2020’de “Online Piano Competition for the Youth in Europe” ta 2.lik Ödülü aldım. İlk ödülümü aldığımda 10 yaşındaydım ve ilk defa yurtdışında, yabancı yarışmacıların arasında, yabancı jürilerin önünde performans sergilemiştim. Ödül kazandığımı duyunca da sevinçten Stockholm sokaklarında yağmurun altında annemle dans etmiştik.

Yurtdışında eğitimine devam etme şansın olsa hangi ülkeyi veya konservatuarı seçerdin?

İlerleyen yıllarda eğitimime yurtdışında devam etmek çok istiyorum. Sevdiğim pek çok besteci ve piyanistin yaşadığı Almanya ilk tercihim olurdu. Çünkü orada onların izlerinden gitmenin, çaldığı konser salonlarında çalabilmenin bana çok şey katacağına, beni geliştireceğine inanıyorum.

Bestecilerin hayatlarını okur musun? En çok etkilendiğin hayat hangisi oldu ve neden? 

Bir eseri çalışmaya başlamadan önce o eserle ve bestecisiyle ilgili kaynakları araştırır ve okurum. Bu sayede eseri yorumlarken ruhunu dinleyiciye daha iyi yansıtabileceğimi düşünüyorum. Beni en çok etkileyen Mozart’ın hayat hikayesi oldu. Bu kadar büyük bir dehaya sahip olmasına ve çok kısa süren yaşamında bu kadar üretken olabilmesine ilgi ve hayranlık duyuyorum.

2018 yılında CKM’de MSGSÜ Genç Orkestra ile solist olarak sahne aldığım konserde Mozart’ın 8 numaralı Do Majör Piyano Konçertosu’nu çalarken, Mozart’ın karakterini tanımlayan coşkun, neşeli aynı zamanda naif ve kibar ruh halini hissederek çalmaya çalıştım.

Peki şu ana dek hangi masterclass’lere katıldın? Yurtdışında çok fazla ustalık sınıfında yer aldığını görüyorum. Bu kararı nasıl verdin ve bu masterclass’lerde gerek öğretmenler gerekse katılan diğer çocuklar sana ne kattı? 

Bugüne kadar, yurtdışından 12, ülkemizden 5 değerli piyanistle masterclasslar yaptım. İsimleri; Prof. Aldo Ragone, Prof. Tamara Poddubnaya, Prof. Joanna Marchinkowska, Emmanuel Mercier, Alberto Bertino, İlya İtin, Romano Pallottini, Mauricio Vallina, Philippe Raskin, Asst. Prof. Tomasz Lupa, Prof. Gereon Kleiner, Prof. Markus Becker, Güray Başol, Emre Şen, İbrahim Yazıcı, Doç. Gökhan Aybulus ve Gülsin Onay. Öğretmenlerin her birinden elde ettiğim kazanımların beni müziği anlama, hissetme ve yorumlama açısından zenginleştirdiğini düşünüyorum. Bir parçayı herkes çalabilir ama iyi yorumlamak çok önemlidir. Ben bu konuda çok şanslıydım, çünkü çalıştığım öğretmenlerin hepsi çok önemli isimlerdi ve çok iyi yorumculardı, onlardan çok şey öğrendim. Bu vizyona sahip olmama önem veren ve beni bu konuda her zaman destekleyen ve cesaretlendiren sevgili öğretmenim Prof. Ayça Aytuğ’dur.

Günde kaç saat piyano çalışıyorsun?

Günlük ortalama 3-4 saat çalışıyorum. Fakat bu süre, konser, yarışma, sınav dönemlerinde artıyor. 

Kendi besten var mı? Varsa biraz anlatır mısın?

Rahatlamak ve her şeyden uzaklaşmak için doğaçlama yapmayı çok seviyorum, bazen bu doğaçlamaları düzenliyorum ve tamamlayıp küçük parçalar halinde notaya döküyorum. İlk bestemi 11 yaşında yapmıştım, o dönemde Rachmaninoff’un eserlerini dinlemeyi çok seviyordum ve onun hareketli ve ateşli müziğinden etkilenerek “Hurricane” ismini verdiğim bir beste yapmıştım. Kendi müziğimi yaratabilmek çok güzel ve özel bir duygu, kendi dünyamı yaratmak çok keyif verici. İleride daha büyük besteler yapmak istiyorum.

Kendine dair hayallerini bizimle de paylaşır mısın? Gelecekte kendini ve piyanonu nasıl bir yere konumlandırıyorsun? 

Gözlerimi kapadığımda kendimi Hamburg, Elbphilharmonie Konser Salonu’nda yüzlerce seyircinin önünde piyanomla başbaşa hayal ediyorum. Müziğimle seyircilerin ruhlarına dokunmayı, onları piyanonun büyülü dünyasında gezdirmeyi çok istiyorum. Bu sebeple iyi bir konser piyanisti olmak hedefim. Ve bu hedefe ulaşmak için beni yetiştiren ve desteğini hiçbir zaman esirgemeyen canım öğretmenim Prof. Ayça Aytuğ’a sonsuz teşekkürlerimi iletiyorum. Ayrıca size de bana duygu ve düşüncelerimi dile getirme fırsatı sunduğunuz için çok teşekkür ederim. 

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s