Carnegie Hall’da konser veren çocuk piyanist Elif Naz Karabulut: “Piyano çalmak bana kendimi sanki başka bir gerçekliğe geçmiş gibi hissettiriyor”

21 Haziran 2006’da Ankara’da dünyaya gözlerini açtığında Elif Naz Karabulut, henüz dört yaşında piyanoya olan yeteneğinin müzik öğretmenleri olan dayısı ve yengesi tarafından fark edileceğini henüz bilmiyordu. Elif Naz, 11 senedir piyanosundan bir an bile ayrılmadı. Şu anda Bilkent Müzik Hazırlık Lisesi’nde 9. sınıf öğrencisi olup Prof. Dr. Gülnara Aziz ile çalışmalarına devam ediyor. 2012’de Antalya’ya taşınmasının ardından Akdeniz Üniversitesi Devlet Konservatuvarı’na yetenek sınavıyla girdi ve Öğr. Gör. Ekaterina Aktı ile çalışmalarına başladı. 7 yıl boyunda burada eğitimini sürdürdü. Bu süreçte bir çok yarışma, festival ve konserlerde yer aldı ve geçtiğimiz sene Ankara’ya dönüş yapıp Bilkent Müzik ve Sahne Sanatları Fakültesi Müzik Hazırlık Lisesi’nin sınavına girerek burslu okula girdi. Şu anda Prof. Dr. Gülnara Aziz ile çalışmalarına devam ediyor.

Aşağıda ayrıntılarını göreceğiniz birçok yarışmaya katılmış ve çok yüksek dereceler elde etmiş olan bu çocuk piyanist için piyano sadece bir enstrüman değil; daha çok dertleşebileceği, stres atıp konuşabileceği bir arkadaş gibi. “Aramızdaki bağ zaman zaman azalabiliyor veya artabiliyor. Özellikle son zamanlarda pandemiden dolayı motivasyonum düşük olabiliyor. Ancak o koltuğa oturduğumda çoğu yük ve sıkıntı üstümden kalkıyor ve düşündüğüm tek şey tuşlardan çıkan sesler oluyor. Piyano çalmak bana kendimi sanki başka bir gerçekliğe geçmiş gibi hissettiriyor” diye özetliyor bu özel ve güzel bağını.

Klasik müzik konserlerini düzenli olarak takip eden, tüm besteciler arasında Beethoven’ı ayrı bir yere konumlandıran Elif Naz, belli bir yaştan sonra hiç duymamaya başladığında bile müzik dünyasına çok kaliteli eserler katmış olan ünlü bestecinin 12 numaralı sonatını çalışıyor son dönemde. 2019’da 1. Uluslararası İzmir Piyano Festivali’nde çalan Elif Naz, böylelikle çok değerli bir sosyal sorumluluk projesinde yer almış ve bu onun için bir ilk olmuş. Bu festivalin geliri ise Ege Orman Vakfı’na bağışlanmış.

Birçok müzisyenin hayalini süsleyen New York’un dünyaca ünlü konser salonu Carnegie Hall’da tüm zerafetiyle ve siyah-beyaz resital kıyafetiyle konser verme ayrıcalığı edinmiş olan Elif Naz Karabulut, “Kelimenin tam anlamıyla büyüleyici bir konserdi. Rubinstein, Rachmaninoff, Godowsky, Horowitz ve daha sayamayacağım kadar çok müzisyenin yer aldığı bir salonda bulunduğum için kendimi çok şanslı hissettim” diye ifade ediyor bu heyecanını.

Bu yaşta arkadaşlarıyla daha çok vakit geçirmek yerine günün en az iki-üç saatini piyano çalışmalarına ayıran bu özverili ve değerli müzisyenimizi yakından tanımalısınız:

Müzik yolculuğun nasıl başladı, nasıl devam ediyor? 

Müzik yolculuğum 4-5 yaşlarımda müzik öğretmenleri olan dayım ve yengemin müzik kulağımın olduğunu keşfetmesiyle başladı. Sonra bale ve piyano kurslarına yazıldım. O zamanlar piyanoyu da çok sevmeme rağmen baleyi daha çok seviyordum, bana daha eğlenceli geliyordu. Zaman geçtikçe kendimi piyanoya daha yakın hissetmeye başladım. 6 yaşımdayken Antalya’ya taşındık ve dayımın önerisi ile Akdeniz Üniversitesi Devlet Konservatuvarı’na yarı zamanlı olarak yetenek sınavıyla alındım. 1-2 yıl içinde de bale ve piyano arasında bir seçim yapman gerek dendiğinde düşünmeden piyanoyu seçtim. 7 yıl boyunca orada Ekaterina Aktı ile çalıştım. Birsürü konser, festival ve yarışmada yer aldım. 8. Sınıfın sonunda öğretmenimin de önerisi ile Bilkent Müzik ve Sahne Sanatları Fakültesi Müzik Hazırlık Lisesi’ne burslu olarak girdim. Şu anda Prof. Dr. Gülnara Aziz ile çalışmalarıma devam ediyorum.

Bu zamana kadar katıldığın yarışmalar, ustalık sınıfları ve aldığın ödüllerden söz eder misin? 

2015’te Mehmet Akif Ersoy Üniversitesi’nde ilk defa bir festivalde çaldım. 2016’da 11. Pera Piyano Festivali ve Yarışması’nda solo piyano kategorisinde 10 yaşa kadar olan kategoride 3. oldum. 2017’de İzmir Mozart Akademi 3. Uluslararası Piyano Yarışması’nda 9-11 yaş kategorisinde 1. oldum. 2018’de Saint Petersburg’da 9. Savhinsky Uluslararası Müzik Yarışması’nda mansiyon ödülünü aldım. Uluslararası Antalya Piyano Akademisi’nin Genç Yetenekler Piyano Yarışması’nda B kategorisinde 1. oldum ve yarışmanın ödülü olarak Antalya Senfoni Orkestrası ve ünlü şef Gürer Aykal ile Atatürk Kültür Merkezi’nde konser verdim. Antalya Akdeniz Üniversitesi 2. Piyano Öğrencileri Festivali, Eskişehir Anadolu Üniversitesi’nde Ekaterina Aktı’nın Sınıf Konseri ve Kempinski Hotel Concertini gibi konser ve festivallerde yer aldım. 2019’da Adana’da düzenlenen 1. Uluslararası Rhapsody Piyano Yarışması’na katıldım. Saint Petersburg’da düzenlenen 3. Uluslararası Viva il Pianoforte Yarışması’nda 3. oldum ve bu ödülle Carnegie Hall’da Global Artists Debut Konseri’nde yer aldım. 1. Uluslararası İzmir Piyano Festivali’nde (Müziğin Umuda Dokunuşu) çaldım. 2021’de Chopin 1. Uluslararası Piyano Yarışması’na online olarak katıldım.

Peki, genel anlamda bu yarışmaları nasıl değerlendiriyorsun? Buradaki dereceler müziğine nasıl katkı sağlıyor veya müziğini etkiliyor?  

Benim için yarışmalar önemli bir yerde. Çünkü benim için o ortamda  sosyalleşmek, diğer müzisyenlerle fikir alışverişinde bulunmak ve tatlı bir rekabet içinde bulunmak motivasyonumu çok artıran şeyler. Tabii ki ödül almak da çok ayrı bir mutluluk. Oradaki jürilerin beni beğenip bir ödüle layık görmesi demekki bir şeyleri doğru yapıyorum ve bu yolda devam edeceğim dememe sebep oluyor. Bu motivasyonu almak çalışmalarımdaki hızı ve heyecanı da etkiliyor. Son 1 yılda bu heyecanın değerini daha da çok bildim ve çok özledim. Umarım bir an önce normale dönebiliriz.

Bu yarışmalardaki başarılar sana nasıl kapılar açıyor? 

Uluslararası Antalya Piyano Akademisi’nin Genç Yetenekler Piyano Yarışması’nda aldığım birinciliğin ödülü Antalya Senfoni Orkestrası ve ünlü şef Gürer Aykal ile Atatürk Kültür Merkezi’nde konser vermekti. Şu ana kadar bir orkestrayla verdiğim tek konser o ve gerçekten benim için unutulmaz bir konserdi. Mozart’ın 17 numaralı sol major piyano konçertosunu çalmıştım. Çalmayı bitirdiğimdeki aldığım derin nefesi hiç unutmam. Bir diğer benim için çok önemli olan yarışma ödülü ise Saint Petersburg’da düzenlenen 3. Viva il Pianoforte Yarışması’nda aldığım üçüncülük. Bu üçüncülükle Carnegie Hall’da konser verme imkanım oldu. Bu konser benim en önemli konserimdi diyebilirim. Hayatım boyunca unutamayacağım bir deneyim oldu.

Piyanonla aranda nasıl bir bağ var? 

Piyanoyla aramdaki bağı kelimelerle nasıl açıklayabilirim bilemiyorum. Piyano benim için sadece bir enstrüman değil. Daha çok dertleşebileceğim, stres atıp konuşabileceğim bir arkadaşım gibi. Aramızdaki bağ zaman zaman azalabiliyor veya artabiliyor. Özellikle son zamanlarda pandemiden dolayı motivasyonum düşük olabiliyor. Ancak o koltuğa oturduğumda çoğu yük ve sıkıntı üstümden kalkıyor ve düşündüğüm tek şey tuşlardan çıkan sesler oluyor. Piyano çalmak bana kendimi sanki başka bir gerçekliğe geçmiş gibi hissettiriyor.

Piyanoda çalmaktan en çok hoşlandığın besteci ve eseri hangisi? 

Çoğu romantik dönem bestecisini seviyorum ama Chopin’in eserlerini çalmak benim için ayrı bir zevk. Kendimi onun eserlerini çalarken piyanoyla bütünleşmiş hissediyorum. Bu dönem hala çalışmakta olduğum 1 numaralı si minor Scherzo’su benim şu anlık favorim. Ancak eminim ki zamanla daha da çok seveceğim eserlerini keşfedeceğim.

Sana ilham veren kadın piyanistler hangileri? 

İdil Biret, Khatia Buniatishvili, Güher&Süher Pekinel, Martha Argerich, Gülsin Onay gibi isimler gerçekten çok önemli ve değerli. Bunun dışında eminim aklıma şu an gelmeyen daha çok isim vardır.

Geçmişe ışınlanma şansın olsa hangi kompozitörle tanışıp ona ne söylemek / sormak isterdin? 

Aklımda çok fikir var ancak büyük ihtimalle Chopin ile tanışıp etütlerinde hem müzikalite hem de teknik açıdan çok kaliteli parçalar yazdığı için ona teşekkür ederdim. 

Herhangi bir sosyal sorumluluk projesine piyanonla dahil oldun mu? 

2019’da 1. Uluslararası İzmir Piyano Festivali’nde çaldım. Bu festivalin geliri ise Ege Orman Vakfı’na bağışlandı.

Pandemi öncesinde klasik müzik konserlerini takip eder miydin? 

Evet, Antalya’da yaşarken her Cuma akşamı Atatürk Kültür Merkezi’nde konser veriliyordu. Okuldan çıkar çıkmaz annemle hemen hemen her hafta gitmeye çalışırdık. Saint Petersburg’a ilk defa bir yarışma için gittiğimizde de ilk yaptığımız şey Shostakovich Philharmonic Hall’da bir klasik müzik konserine gitmek olmuştu. Bir sonraki sene farklı bir yarışma için gittiğimizde de Mikhailovsky Theatre’da bir operaya gitmiştik.

Hayatından en çok etkilendiğin kompozitör hangisi ve neden? 

Çoğu bestecinin hayatı çok etkileyici olsa da benim en çok etkilendiğim Beethoven. Çünkü belli bir yaştan sonra hiç duymamaya başladığında bile müzik dünyasına çok kaliteli eserler katmış. Gerçekten çok mucizevi bir durum. Şu anda 12 numaralı sonatını çalışıyorum ve çok severek çalıyorum.

Carnegie Hall’da konser vermek nasıl bir duyguydu senin için?

Kelimenin tam anlamıyla büyüleyici bir konserdi. Rubinstein, Rachmaninoff,Godowsky,Horowitz ve daha sayamayacağım kadar çok müzisyenin yer aldığı bir salonda bulunduğum için kendimi çok şanslı hissettim. 

Konser Carnegie Hall’ın içinde bulunan Weill Recital Hall’da gerçekleşti. Kuliste beklerkenki o heyecanı asla unutamam. Kendimi sakinleştirmek için çok uğraşmıştım ama adımın anons edildiği anda kafamdaki tüm kötü düşünceler gitmişti. Sahneye çıktığımda selam verip oturdum ve o andan sonrası benim için salon bomboştu, sadece piyano ve ben vardım. Piyanoyla aramdaki bağın çok güçlendiği bir konserdi. Çalarken hissettiğim çok fazla duygu vardı. Hem ülkemi böyle prestijli bir salonda konser vererek temsil etmek, hem de çok sevdiğim bir parçayı çalmak konseri benim için daha da güzelleştirmişti. Mendelssohn’un Rondo Capricioso adlı eserini çalmıştım. Konserde çekilen fotoğraflarım da kendimi ne kadar kaptırdığımı gösteriyor sanırım 😊Çıkışta bir sürü tebrik almıştım, çok gurur verici bir andı. Eşsiz bir deneyim ancak tüm masrafların kendi cebimizden çıkması bu konserin tek olumsuz yönü olabilir.

Sence piyanonun yanına en çok hangi enstrüman yakışıyor, neden? 

Bence keman. Kuzenim Ece Canay keman çalıyor, Hacettepe Üniversitesi Devlet Konservatuvarı’nda Lisans 1 öğrencisi. Küçüklüğümden beri hep onunla eşlikli parçalar çalıştım. O yeni bir parça aldığında bazen yanıma gelir ve eşlik notalarını bırakır, bir iki gün sonra buluştuğumuzda ise çok güzel çalabiliyor oluruz. Onunla çalarken çok eğleniyorum çünkü bence kemanın solo çaldığı eserlerde piyano eşlik yapmak çok eğlenceli. Küçükken birlikte hep doğaçlamalar yapardık.

Günlük çalışma sistematiğin nasıl? Mesela günde kaç saat piyano çalışırsın? 

Normalde günde 2-3 saat çalışırdım ancak son zamanlarda minimum 3 saat çalışıyorum. Çünkü sınıf atladıkça bir yıl içinde hazırlamam gereken program artıyor ve 2 saat kesinlikle yeterli olmuyor.

Pandemi koşulları gereği çok fazla online yarışmaya da katıldın. Canlı yarışmalarla online yarışmaları kıyaslar mısın? 

Şu ana kadar 1 tane online yarışmaya katıldım. Fakat 1 taneden bile aradaki dağlar kadar fark belli oluyor. Jürilerle ve diğer yarışmacı arkadaşlarımla birebir fikir alışverişinde bulunmak ve en önemlisi sahneye çıkmayı çok özlüyorum. Sahnede hissettiğim mutluluğu başka hiçbir şeyle karşılaştıramam. Online yarışmalar açıkçası bana daha az heyecan veriyor. Çünkü yollayacağımız videoyu istediğimiz kadar çekebiliriz ama sahnede tek bir şansımız var.

Piyano resitali mi vermek orkestra ile mi çalmak seni daha çok heyecanlandırır? 

Karar vermek çok zor çünkü iki atmosfer arasında çok fark var. Orkestra konserleri çok ayrı bir his. Birsürü enstrüman bana eşlik ediyor ve sahnede tek başına olmamak üstümden biraz daha yük kalkmasını sağlıyor. Resital vermek ise bence biraz daha büyük bir sorumluluk. Sanırım bu yüzden resitaller beni daha çok heyecanlandırır.

Bir çocuk müzisyen olarak dünya üzerindeki savaşlar seni nasıl etkiliyor?

Gerçekten çok üzücü. Her gün az çok gündemi de takip ediyorum ve ne yazık ki hep keşke böyle şeyler olmasaydı dediğim haberlerle karşılaşıyorum. Özellikle pandemi gibi zorlu bir süreçten geçiyoruz. Bir yandan başka üzücü haberlerin de gelmesi moral bozucu olabiliyor.

Herhangi bir kurumsal destekten yararlandın mı, yararlanıyor musun? 

Hayır şu ana kadar hiçbir kurumsal destekten yararlanma imkanım olmadı. Ancak olmasını isterdim çünkü şu ana kadar gittiğim tüm yarışmalarda (özellikle yurtdışı) maddi olarak zorlayıcı oluyor. Lisans için yurtdışında okumayı çok istiyorum ve burs ya da başka bir destek almadan gidebileceğimi düşünmüyorum.

Piyanonu çalmayı hayal ettiğin en sıradışı mekan neresi olabilir?

Belki bir ormanda kuşların şarkılarıyla birlikte hayvanlara ya da mükemmel bir gün batımında sahilde konser vermek olabilir.

Kendine dair en büyük hayalin nedir? 

Gelecekte piyanist olmak isteyen tüm küçük piyanistlere yaptığım işlerle örnek olan, ülke ülke gezip tüm orkestralarla konser veren bir konser piyanisti olmak istiyorum. Çok küçük yaşlardan beri hayalim bu. Severek yaptığım bir şeyin mesleğim olacağı için kendimi çok şanslı hissediyorum.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s