Sahnenin yıldız balerini Ela Kaner: “Baleyle birlikte estetik ve zerafet hayatınızın parçası oluyor”

14 yaşına birçok uluslararası ve ulusal ödülü ve sahnede kuğu gibi süzülüşüyle hepimizin hayranlığını toplamış bir çocuk balerin Ela Kaner. Her çocuk gibi müzik kutusunda dönen balerinlere hayranlığının yanı sıra, ailesinde birçok modern dans ve bale eğitimi almış kişinin olduğu bir ortamda büyüyen, 3,5 yaşında bale eğitimine başlayan Ela’nın, Türk Balesi‘nin yıldızlarından Hülya Aksular ile yollarının kesişmesi ise, baleyi hayatının merkezine yerleştirmesinde en büyük şans ve fırsat oldu.

Üsküp’te düzenlenen Stage 2019 Uluslararası Dans Yarışması sonrasında Fındıkkıran’da Küçük Clara rolünü oynaması için Kuzey Makedonya Devlet Opera ve Balesi’nden resmi davet alması ise, onun içindeki potansiyeli açığa çıkarıp cesaretini katlamasında bir diğer dönüm noktası oldu ve sahnelerdeki “kusursuz dengenin” peşine düştü. İstanbul Üniversitesi Devlet Konservatuarı Bale Bölümü sınavlarına giren Ela, 4 yıl boyunca Gürcistan balesinin yetiştirdiği en önemli sanatçılardan biri olan Madam Natali Arobelidze ile çalışarak bale tekniğinde kendisini oldukça geliştirdi.

Fotoğraf: Janira Tarquini

21-24 Kasım 2019’da ise Youth America Grand Prix, Cattollica (İtalya) Yarı Finalleri’ne katılan Ela, 12-15 yaş grubundaki 100 dansçı arasında birinci seçilerek bu dereceyi alan ilk Türk oldu. Lise öğrenimini İsviçre’de sürdürmesi için ünlü bale okulu ‘Ballettschule Theater Basel’den tam zamanlı devlet bursu teklifi alan Ela bir süredir Basel’de yaşıyor ve eğitimine burada devam ediyor.

Küçük yaşlarından beri prenseslere hayran olan, tütülerinin, bale patiklerinin içinde kendisini gerçek bir prenses gibi hayal ederek dans eden Ela ile bu söyleşiyi gerçekleştirirken sanatıyla, yaşının çok ötesindeki estetik duygusuyla hayata kattığı güzelliklere hayran kaldım ve böyle çocuklarımızın sanatlarını, üstün yeteneklerini ulusal ve uluslararası planda bu kadar başarılı ve özverili bir şekilde sergilemelerinden müthiş gururlandım. Ela, birçok açıdan sanatıyla, balesiyle kendi içinde durduramadığı yaratıcılığı ve ustalığı sahneye aktarıyor, kalbine sığdıramadığı bu yeteneğini hepimize umut kaynağı olarak sunuyor. Bunu da “Uzun ve yorucu bir temsilin ardından seyirciyi selamlarken alınan kuvvetli alkışlar verdiğimiz tüm emeklerin karşılığı oluyor” sözleriyle çok güzel ifade ediyor ve ekliyor: “Estetik ve zarafet artık hayatınızın bir parçası oluyor.”

Başarıları, emeğiyle birçok yaşıtına ilham kaynağı olduğuna ve olacağına inandığım bu zerafet abidesi üstün yetenekli kızımızı tanımalısınız. Aşağıda kendisiyle yaptığım ve çok şey öğrendiğim keyifli söyleşiyi paylaşıyorum:

Birçoğumuz seni “balenin parlayan yıldızı” olarak tanıdı. Bu güzel yolculuğun nasıl başladı, biraz anlatır mısın? Baleye olan ilgini nasıl fark ettin? 

Küçüklüğümden beri çok geniş bir hayal gücüne sahiptim. Özellikle de prenseslere olan hayranlığım inanılmaz bir boyuttaydı. Bu durumun baleye çok erken yaşta başlamam konusunda oldukça etkili olduğunu düşünüyorum. 3,5 yaşındayken giydiğim bale patikleri, tütüler, vs.. ile kendimi gerçek bir prenses gibi hisseder ve onlar gibi dans etmeye çalışırdım. 

Türk Bale tarihinin en önemli isimlerinden biri olan Hülya Aksular ile yollarımızın kesişmesi ise hayatımın dönüm noktası oldu. Bendeki potansiyeli ilk keşfeden ve içimden onu sabırla çekip, çıkartan sevgili Hülya Öğretmenim oldu. Baleyi onunla sevdim ve onun sayesinde baleyi profesyonel kariyer olarak seçerek İstanbul Üniversitesi Devlet Konservatuarı Bale Bölümü sınavlarına girdim. 4 yıl boyunca okulumuzun en değerli hocalarından ve Gürcistan balesinin yetiştirdiği en önemli sanatçılardan biri olan Madam Natali Arobelidze ile çalışma şansını yakaladım.

Türkiye’deki bale çalışmalarınızı hangi kurum bünyesinde yürüttün?

Hülya Aksular Dans Akademisi ve İstanbul Üniversitesi Devlet Konservatuarı Bale Bölümü’nde yürüttüm.

Lise öğrenimini İsviçre’de sürdürmen için ünlü bale okulu ‘Ballettschule Theater Basel’den tam zamanlı devlet bursu teklifi almıştın. Bundan biraz bahseder misin?

Evet, Ballettschule Theater Basel’in teklifini değerlendirmeye karar verdim ve geçtiğimiz Ağustos ayından beri Basel’de yaşıyorum. 

Şu ana kadar birçok ödülle onurlandırıldın. Onlardan bahsetmek ister misin? 

Teker teker şöyle aktarmak isterim: 

2016 yılında Skopje Open yarışmasında (Üsküp – Makedonya) solo balede birincilik derecesi; 

2018 yılında Expression International Dance Competition yarışmasında (Floransa – İtalya), solo balede 3.’lük derecesi; 

2018 yılında WADF  yarışmasında (Üsküp – Makedonya) birincilik (solo bale F) ve Modern Solo Dans kategorisinde birincilik; 

2018 yılında ABF (Antalya Bale Festivali) yarışmasında solo balede birincilik derecesi;

2019 yılında Stage International Dance Competition yarışmasında (Üsküp – Makedonya), solo balede birincilik, modern solo dansta birincilik, karakter dansta birincilik ve en iyi dansçı ödülü;

2019 yılında YAGP (Youth American Grand Prix) yarışmasında (Cattolica – İtalya) modern solo dalında birincilik aldım ve klasik balede en iyi 12 arasına girdim.

Bir günlük çalışma tempondan bahseder misin? 

Basel’deki okulda her gün için farklı bir programımız oluyor ama genelde güne erken saatte “Yoga” ile başlıyoruz. Daha sonra “Bale” dersimize giriyor ve sırasıyla “Point”, “Variation”, “Pax De Deux” ve zaman zaman da “Repertuar” çalışmalarımızı yapıyoruz. Son olarak da günü “Modern Dans” ile bitiriyoruz. 

Bale figürleri çalışırken size ne tür müzikler eşlik eder? 

Bale derslerimizi genelde piyanist eşliğinde ve çeşitli klasik müzik eserleri ile yapıyoruz. 

Bir balerinin en büyük korkusu nedir? 

Sanırım birçok dansçının en büyük korkusu sahne üzerinde ters gidebilecek durumlardır. Tabi ki kimse böyle bir şey yaşamak istemez ama -sakatlık olmadığı sürece- ben bu tür durumların genelde telafisi olan şeyler olduğunu düşünüyorum. Fakat sakatlanmak ve hatta bu yüzden baleyi bırakmak zorunda kalmak muhtemelen en büyük korkum olurdu.

Bir balerinin en büyük mutluluğu nedir? 

Uzun ve yorucu bir temsilin ardından seyirciyi selamlarken alınan kuvvetli alkışlar verdiğimiz tüm emeklerin karşılığı oluyor. 

Çalışmalarını desteklemesi için ne tür bir beslenme biçimi izliyorsun? 

Aslında beslenme konusu benim en çok zorlandığım konulardan birisi diyebilirim. Elimden geldiğince sağlıklı ve kalorisi düşük olan besinleri tercih etmeye çalışıyorum. Karbonhidrat yerine daha çok sebze ve protein ile beslenmeye çalışıyorum.  

Bale birçok çocuk için küçük yaşta bir hobi olarak başlar, ama bunu ileriki yaşlara taşımak ayrı bir tutku gerektirir. Sizde bu ilhamın kaynağı ne oldu? 

Aslında utangaç bir insanım.. Ancak bale yaparken ve özellikle de sahnedeyken tamamen kendim olabiliyorum. Bale benim kendimi ifade şeklim ve en önemli özgürlük alanım.

Sahneye ilk çıktığın günü anımsıyor musun? İlginç bir deneyimin olmuş muydu? 

İlk sahneye çıktığımda sanırım 4 yaşındaydım. Aklımda kalanlar çok net olmasa da inanılmaz derecede heyecanlı olduğumu hatırlıyorum.

Çalışmalarında herhangi bir kurumsal / devlet desteğinden yararlandın mı? 

Hayır

Bale bir insanda psikolojik ve fiziksel nasıl katkılar sağlar? 

İnsanın dans ederek kendini dışa vurması bence oldukça rahatlatıcı ve mutlu eden bir eylem. Bunun kişiye getirdiği ciddi bir özgüven de oluyor. Beden dilini öğreniyorsunuz, vücudunuzu daha iyi tanıyorsunuz. Ayrıca hem zihnen hem de bedenen kendinizi disipline etmeye başlıyorsunuz. Beslenmenize dikkat ediyorsunuz ve vücudunuza daha iyi bakıyorsunuz. Estetik ve zarafet artık hayatınızın bir parçası oluyor.    

En çok ilham aldığın balerinler kimler peki? 

Tiler Peck, Alessandra Ferri, Misty Copeland, Iana Salenko’nun isimlerini sayabilirim.

Bir balerinin hayatını beyaz sahnede oynamanızı isteseler, mücadelesiyle seni etkileyen hangi balerini seçerdin? 

Kesinlikle Misty Copeland!

Sence dünyada “balenin başkenti” denebilecek bir ülke var mı? Varsa hangisi? 

Açıkçası tek bir adayım yok ama ilk üç sıralamam Fransa, İtalya ve Rusya olur.

Dünyaya balerin olmak için geldiğinizi düşünüyor musun? Bale ile ilgilenmeseydin başka nasıl bir hayalin vardı? 

Kendim ile ilgili en doğru seçimi yaptığımı düşünüyorum. Baleye başladıktan sonra sanatçı olmak istediğimden iyice emin oldum. Eğer bale ile ilgilenmeseydim yine sanatın içinde yer alırdım ve muhtemelen yaratıcılık yeteneğimi sergileyebileceğim oyuncu, yazarlık, sinema yönetmenliği, vs.. gibi bir meslek seçerdim. 

İleride kendini nerede, nasıl hayal ediyorsun? 

Yurt dışında, iyi bir company’de (bale topluluğu), başarılı bir dansçı olarak hayal ediyorum ve öyle olmasını umuyorum…  

Fotoğraf:Janira Tarquini

One comment

  1. Genç ve yetenekli kardeşlerimizin hikayelerini bizimle paylaştığınız için minnettarım, emeğinize sağlık. Gözüme çarpanları ilgiyle okuyorum, sizden ricam yazıları daha aralıklı paylaşmanız. Üst üste yapılan paylaşımlarda değerli kardeşlerimizin güzel başarı hikayeleri kalabalık içinde kaybolup gidiyor. Sevgi ve saygılarımla,

    Liked by 1 kişi

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s