Kuğu Gölü’nün içinden süzülen genç balerin Lagün Şengelen: “Yaptığım her işte ruhumun yansıması var”

Fotoğrafı çeken: Baturay Buğur

Bir yandan Hacettepe Üniversitesi’nde bale eğitimine devam eden Lagün, bir yandan da Ankara Devlet Opera ve Balesi’nde çalışmalarını sürdürüyor. Bale ile tanışması tamamen, bale dersine giden bir arkadaşına eşlik ettiği bir gün, henüz yedi yaşında tüm hareketleri taklit ederek doğru yapmasının eğitmenlerce fark edilmesiyle, dolayısıyla çok güzel bir tesadüfle başladı. Üzerinden bir sene geçmişti ki Lagün, kendi bale mayosunu tasarlamaya başladı ve şu anda kendisi hem sahnelerde kuğuları aratmayacak bir zariflikle sanatını icra eden bir balerin, hem de kendi markasının altında yetişkinlere ve çocuklara özel tasarım bale mayosu diken bir sanatçı.

Gerek Türkiye’de gerekse Fransa’da ustalık sınıflarına katılan, ruhun ölümsüzlüğüne inandığı için “sanatın da bu ruhun dışavurumu olduğunu” söyleyen Lagün’ün, çocukluk hayali olan markasını yurtdışında da tanıtmak gibi büyük hayalleri var. “Hayallerimi anlatmaktansa onları insanlara göstermeyi tercih ediyorum. İnandığım bir sözüm var: Herkes iyi bir icracı olabilir ama herkes iyi bir sanatçı olamaz. En büyük hedefim sanatçı olmak yönünde” diyor bir yandan da. Kendisini rol model olarak gören genç ve çocuk balerinlere de bir tavsiyesi var: “Genç balerinler etik ve estetiğin bir bütün olduğunu unutmadan çalışmalarına devam etsinler.” Lagün, Ankara Devlet Opera ve Balesi’nde geçtiğimiz yıldan beri Kuğu Gölü, Harem ve Fındıkkıran eserlerinde görev almış.

Sahnede unutamadığı bir anısını sorduğumda ise Lagün, halen ilk günkü kadar gülerek aktarıyor o anı, tüm canlılığı ve heyecanıyla: “Fındıkkıran balesinin prolog sahnesinde sahneye paten ile çıkmam gereken bir rol aldım. Role göre ben paten kaymayı beceremeyen kızdım, sahnede rol icabı düşüyor gibi yaptığım bir bölüm var. Patenleri ayağıma geçirip kuliste sıramın gelmesini beklemeye başladım ve partnerim ile beraber sahneye çıktım, ancak o sırada bir aksilik oldu patenin altı kaydı ve ben gerçekten de seyircinin gözü önünde komik bir şekilde yere düştüm… Bu olay orkestra çukuruna çok yakın bir yerde gerçekleşti, sanırım orkestradaki sanatçılarda çıkan ses dolayısıyla şoke oldular ve 4 saniye kadar çalmayı bıraktılar.” Dolayısıyla her balerinin de hayatında başarılar olduğu kadar başarısızlıklar var ve esas olan tüm bunların ötesinde insanın hayattan beklentilerini iyi değerlendirmesi ve emek verdiği yolda yürümeye devam edip etmeyeceğine karar vermesi.

Bu zarif genç balerinimizi tanımalısınız. Kendisiyle çok keyifli bir röportajımız oldu.

Kendinizi biraz tanıtır mısınız? Balerin olma süreciniz nasıl başladı? Mesela, çocukluk hayaliniz de mi balerin olmaktı?

Baleye başlama serüvenim ailemin bilinçli yönlendirmesi ile olmadı. Her şey doğal akışta tamamen tesadüf üzerine gerçekleşti. Annem işi dolayısıyla sık sık seyahat eden bir kadındı, dolayısıyla çocukluğum arkadaşlarımda veya bakıcımda kalmakla geçti. Annemin seyahatlerinden birinde evinde kalmış olduğum arkadaşım bale kursuna gidiyordu. Arkadaşım bana bale dersine katılmak ister misin diye sormuştu. Bunun üzerine ben de “tamam, ne varmış ki balede” demiştim.  Bale dersi esnasında ben stüdyonun bir köşesinde ders süresince yapılan tüm hareketleri taklit ettim ve bu durum da dersi veren eğitmenin ilgisini çekti. Ders sonunda birkaç eğitmen yanıma gelip vücudumu incelediklerinde yetenekli olduğuma kanaat getirdiler ve hemen akabinde annemi aradılar… Annem de bu durumu öğrenince bana destek oldu. Kısacası her şey bu şekilde başladı… Sonrasında ise bale dışında bir meslek yapmak istemediğime karar verdim. Henüz 7 yaşında olmama rağmen çok kararlıydım. Çocukluğumdan beri çok net bir karaktere sahip oldum, kolay kolay ikileme düşmem. 8-9 yaşlarındayken kendi bale mayosu tasarımlarımı yapardım ve annemde beraber seçtiğimiz kumaşlardan mayolar diktirirdi. O zamanlar anneme “anne ileride bale mayosu markası kuracağım” derdim. Bugün bale sanatçılığım bir yana bu hayalimi de gerçekleştirdim. Şu anda 21 yaşımdayım hem Hacettepe Üniversitesi Ankara Devlet Konservatuvarı Bale bölümü 3. sınıf öğrencisiyim, hem Ankara Devlet Opera ve Balesi’nde çalışmaktayım hem de annemin kurmuş olduğu Lagün Dancewear’ın organizasyon ve tasarım işlerini yürütmekteyim. Kısacası çok çalışıyorum…

Bale sizce neden vazgeçilmez?

Baleyi çok seviyorum, yaptığım sanat ruhumu yansıtmama yardımcı oluyor. Ben ruhun ölümsüzlüğüne inanırım, sanat ruhun dışavurumudur. Dolayısıyla ben var olduğum süre boyunca yaptığım her işte ruhumun yansımaları olacaktır. Varoluşumdan ötürü sanatım benim için vazgeçilmezdir. 

Son dönemde bale dışında vaktinizi hangi projelerde geçiriyorsunuz?

Bale dışındaki vaktimi kesinlikle “üretmekle” geçiriyorum… Kendi markamın altında Online bir 23 Nisan resim yarışması organize ettim. Bu projeye göre çocuklar 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı kapsamınca çeşitli bale mayosu/taytı tasarımları yaptılar.  Yarışmaya Azerbaycan’dan bile katılım sağlandı. Yarışmanın sonuçlarını 2 gün önce duyurdum. Birinci olan çocuğa kendi resmetmiş olduğu tasarımını diktirip hediye edeceğim ve hatta şu anda 1. olan tasarım mayo dikiliyor. Yarattığım veya bulunduğum projelerde X-Y-Z kuşaklarını bir araya getirmeye çalışıyorum. 2000 doğumlu birisi olarak bu benim için çok önemli… 

Günde kaç saat bale figürleri çalışıyorsun?

Bir balerinin sadece bale figürlerini çalışması yetmez, bale sanatçılarının farklı kas gruplarını kontrol edebilmesi ve çeşitli sakatlıkların önüne geçebilmesi adına pilates, yoga ve belki kardiyo gibi farklı disiplinlerle de uğraşması gerekir. 

Kısaca günlük çalışma rutinimden bahsedeyim; haftanın 3 veya 4 günü sabah 06:30 da kalkıp yürüyüş yapmaya gidiyorum, yürüyüşlerim bir buçuk saat kadar sürüyor. Ardından eve gelir gelmez yarım saat kadar yoga yapıyorum. Sonrasında derslerim başlıyor; üst üste 2 bale dersi yapıyorum, bu yaklaşık 2.30 saat kadar sürüyor. Sonrasında ise kendimde eksik bulduğum hareketleri çalışıyorum. Bu da 45 dakika kadar sürüyor. Şu anda pandemi şartlarından dolayı opera kapalı ama eğer açık olsaydı akşama kadar çalışmalar olacaktı. Opera kapalı olduğu için öğleden sonra da okulun koymuş olduğu derslere giriyorum. Akşamları ise çeşitli online bale derslerine katılıyorum, yani aslında tüm günüm çalışmakla geçiyor. 

Türkiye’de sizce bale sektörüne yeterince destek var mı?

Bazı kişilerin aksine ben Türkiye’de bale sanatına büyük bir ilgi duyulduğunu düşünüyorum. Seyircimiz bizi hiç yalnız bırakmıyor ve her zaman da destekliyor. Elimizde biraz daha fazla imkan olsa çok daha güzel projelere imza atacağımıza eminim!

Yurtdışında bale alanında ustalık sınıflarına, eğitimlere katıldınız mı? Biraz bahseder misiniz?

Katıldığım ustalık sınıflarını hemen hemen hepsi Türkiye’de yapıldı. Ancak 2016 yılında Paris’te Kenneth Greve’nin ustalık sınıfına katıldım.

Gelecek hedefleriniz hayalleriniz nedir?

İşin aslı hayallerim ve hedeflerim o kadar çok ki, bazen ben bile bu duruma gülüyorum. Şimdilerde en yakın hedefim markam ile yurtdışına açılmak… Hayallerimi anlatmaktansa onları insanlara göstermeyi tercih ediyorum. İnandığım bir sözüm var: Herkes iyi bir icracı olabilir, ama herkes iyi bir sanatçı olamaz. En büyük hedefim sanatçı olmak yönünde.

Katıldığınız yarışmalardan ve ödüllerinizden bahseder misiniz?

2016 yılında YAGP Paris yarışmasına katıldım. Yarı finallerde yarıştım. Bunun dışında başka bir yarışma tecrübem olmadı.

Yeni nesilde balerin olma hayalleri devam ediyor mu? Erkekler arasında bu branşa olan ilgide bir değişim var mı?

Yeni nesil gençler benim jenerasyonuma kıyasla bale sanatına karşı çok daha fazla ilgililer. Artık internet sayesinde bazı bilgilere çok daha rahat ulaşabiliyoruz. Bale sanatına artan ilgide internetin ve sosyal medyanın çok büyük bir faktör olduğunu düşünüyorum.

Erkekler için de durum aynı. Artık erkek çocukları bale sanatına çok daha ılımlı bakıyorlar. Aslında bu durumda söylenmesi gereken doğru cümle “çocukların değil de velilerin bale sanatına karşı çok daha bilinçli” olduğu yönünde olabilir… 

Balenin bir toplumun sanat hayatındaki önemi nedir? 

İnsanoğlu tarihsel süreç boyunca sanatla birlikte gelişerek sanatı kendini ifade etme aracı olarak kullanmıştır, sanat bizlere herhangi bir konu hakkında birbirimizle konuşabileceğimiz ortak bir alan sağlar. Sanat tüm insanlığın konuşabildiği ortak bir dildir. Herhangi bir sanatı diğerinden ayırmak yanlış olur, zira hiçbiri diğerinden daha az önemli değildir.

Eğer baleye gelecek olursam, bale de bir sanat türüdür ve bale de diğer bütün sanat türleri gibi birçok ifade ve anlatım içerir. Bu anlatımlar herkes için ilham vericidir ve bu yüzden de bale sanatı yaşam kalitemizi artırarak, toplum sağlığını iyileştirir. Sanat ruhlarımızı yükseltir, sanatçı ise insanların özdeşleşeceği semboller yaratır ve ruhu olmayan yerlere kimlik verir.  Sanatçının olmadığı yerde medeniyet de olmaz; bu yüzden sanat hayatın vazgeçilmez unsurudur. 

Dünyaya balerin olmak için gelmiş olduğunuzu düşünüyor musunuz?

Evet kesinlikle!

Sahnede hiç unutamadığınız bir anınızı anlatır mısınız?

Biraz komik olmakla beraber hiç unutamadığım anımı anlatayım; Fındıkkıran balesinin prolog sahnesinde sahneye paten ile çıkmam gereken bir rol aldım. Role göre ben paten kaymayı beceremeyen kızdım, sahnede rol icabı düşüyor gibi yaptığım bir bölüm var. 

Bu kısa rolden bağımsızca anlatacak olursam ben asla paten kaymayı beceremiyorum. Küçüklüğüm boyunca bırakın kaykayı, pateni arkadaşlarımla oyun oynamaya bile gitmedim…

Patenleri ayağıma geçirip kuliste sıramın gelmesini beklemeye başladım ve partnerim ile beraber sahneye çıktım ancak o sırada bir aksilik oldu patenin altı kaydı ve ben gerçekten de seyircinin gözü önünde komik bir şekilde yere düştüm… Bu olay orkestra çukuruna çok yakın bir yerde gerçekleşti, sanırım orkestradaki sanatçılarda çıkan ses dolayısıyla şoke oldular ve 4 saniye kadar çalmayı bıraktılar. Yani patenle yere düşen kız rolü gerçek oldu, o gün çok ağlamıştım ama şimdi bu olaya gülüyorum…

Bale yapmaktan en çok hoşlandığınız eser nedir?

 Dans etme fırsatı bulduklarımın arasından Kuğu Gölü! 

Pandemi bale çalışmalarınızı nasıl etkiledi, sahneleri özlediniz mi?

Sahneye çıkmayı, o heyecanı ve kulis atmosferini kısacası her bir saniyesini çok özledim. Pandemi benimle beraber bütün bale sanatçılarının çalışmalarını olumsuz etkiledi. Evde kaldığım süre boyunca formda kalmak için ekstra çaba sarf ettim ki buna rağmen stüdyoda bale dersi yapınca kondisyonumun düştüğünü fark ettim. Yine de moral bozmadan çalışmalarıma devam ediyorum. Bu sürecin tek iyi yanı, teknik olarak kendi hatalarınızı düzeltmek için oldukça bol vakte sahip olmanız. Bunu da maksimum seviyede değerlendirebildiğimi düşünüyorum. 

Çocuk ve genç balerinlere, bu branşta tutunabilmeleri için ne önerirsin? 

Benden genç sanatçı adaylarına en büyük tavsiyem ilk önce kendilerine inanmaları  yönünde olacak. Akış sırasında olup bitenleri izlemekten çoğunlukla bunu unutuyoruz. “Yapmak isteyen yapar, istemeyen yapamaz”. Bu yüzden önce inanmak sonrasında da hedef koymak önemli. En son ve en önemlisi de, genç balerinler etik ve estetiğin bir bütün olduğunu unutmadan çalışmalarına devam etsinler. 

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s