Genç flütçü Beste Yalı: “Flüt, üflemeli kadrosunun birinci kemanıdır”

Kendi tabiriyle “müziğin hiç susmadığı”, zamanında TRT Gençlik Korosu’nda konserler vermiş olan müzisyen bir aileye doğan Beste, beş yaşında annesinden aldığı derslerle başladığı piyano hayatına, dokuz yalında girdiği Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi İstanbul Devlet Konservatuarı’nda flüt eğitimiyle devam etmiş. Bir açıdan, isminin onun geleceğine yüklediği bir müzikal kariyer, “Beste” için kaçınılmaz olmuş.

Beste, flüt alanında isminden ilerideki dönemde de hayli söz ettireceğinin sinyalini, beş yıldır aldığı çok değerli ödüllerle veriyor aslında. Mayıs 2016’da düzenlenen ve ilk katıldığı yarışma olan Marsyas Ulusal Flüt Yarışması’nda “Gelecek Vaadeden Flütçü” ödülünü ve Bulgaristan’da düzenlenen 13. International Competition “Young Virtuosos” 2017’ye katılarak Mansiyon ödülü kazanmış; akabinde Ekim 2017’de Bulgaristan’ın Varna kentinde düzenlenen “European Music Academy Varna Second International Flute Competition”da 1.lik ödülüne ve Şubat 2018’de Fransa’nın Nice kentinde düzenlenen “Association a travers la flute 8th International Flute Competition” tüm jüri oyu ile 1.lik ödülüne layık görülmüş. Şubat 2020’de Gürcistan’ın Batum şehrinde düzenlenen “Silk Way Uluslararası Müzik Yarışması’nda da 1.lik ödülünü kazanan Beste, 2020’nin Ekim ayında en son katıldığı yarışma olan online olarak düzenlenmiş “European Music Academy Varna Fifth International Flute Competition”da Birincilik ödülü ve “En İyi Bulgar Besteci Yorumcusu” ödülünü almış.

Ayrıca, 2015 yılında kurulan Marmara Flüt Orkestrası’nın da devamlı üyesi olan Beste, bu Orkestra ile birlikte konserlerde sokak hayvanları için mama toplayıp barınaklara bağışladığı bir projeye de dahil olmuş. “Müzikle onlara ulaşmak ve az da olsa fayda sağlamak insanı mutlu ediyor” diyen Beste, ileride de bu tür amaçlar için konserler düzenlemek istiyor.

“İyi ki flüt var hayatımda, yoksa her şey çok tekdüze olurdu” diyen Beste’ye göre, flüdün yanındaki en güzel eşlikçi arp veya gitar. Flütün o lirik sesini doğadaki birçok sese benzetenler var. “Flüt sesi pastoral havasıyla bence doğadaki birçok sese benziyor. Çalmaya başladığımda ağaçların yapraklarından, kuş seslerine, rüzgardan, dalgalara kadar birçok ses canlanıyor kulağımda. Bu tür sesleri çağdaş flüt teknikleri ile elde etmek de mümkün” diyor Beste de.

Kendi yolundan ilerlemek isteyen çocuklara ve gençlere ise, çok değerli tavsiyeleri var Beste’nin. “Diyafram ve nefes tekniklerinin öğrenilmesi için profesyonel bir hocadan yardım almak çok önemli. Flüt satın alırlarken biraz daha dikkat edip iyi bir enstrüman tercih ettiklerine emin olmalılar. Mümkünse öğretmenleriyle birlikte deneyerek satın almalarını tavsiye ederim. Ayrıca konserleri takip ederek fırsat buldukça müzik dinlemelerini tavsiye ederim.”

Pandemide rüyalarında konserler veren, seçmelere katılan, uyandığında ise fiziksel kısıtlamalar sebebiyle bu hayallerini ötelemek zorunda kalan Beste, arasında çok özel bir bağ kurduğu enstrümanı flütünün, üflemeli kadrosunun 1. kemanı olduğunu, birçok eserde sıkça flüt sololarının geldiğini belirtiyor. “Flüt orkestra için ayrı bir renktir. Her zaman da ön planda değildir. Melodiyi katlar, eşlik eder, bazen yine farklı bir soloyla karşımıza çıkar. Pikolo ise orkestranın ses genişliğini yükseltir. Dinamiklerin en yüksek olduğu coşkulu partilerde sıkça görev alır” diye açıklıyor bu düşüncesini.

Fotoğraf: Cevat Duygun

Kendinizi biraz tanıtır mısınız? Müzik yolculuğunuz kaç yaşında nasıl başladı? Nasıl devam ediyor? 

2003 yılında İstanbul’da doğdum. Müzisyen bir ailenin kızıyım. Annem ve babam müzik öğretmeni. Müziğe 5 yaşında piyano ile başladım. İlk piyano derslerimi annemden aldım. 2012 yılında Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi İstanbul Devlet Konservatuvarı’nın sınavlarını kazanarak yarı zamanlı flüt eğitimine başladım. 2013 yılından bu yana eğitimime tam zamanlı 12. Sınıf öğrencisi olarak değerli hocam Prof. Ayla Uludere’nin sınıfında devam ediyorum. 

Müzisyen bir ailede doğmak size neler kattı? 

Küçüklüğümden bu yana evde müzik hiç susmaz. Annemin piyano çalması, babamın piyano, gitar ve saksafon gibi çeşitli enstrümanlar çalması benim farklı enstrümanlara ilgimi arttırdı. Ya bir radyo programı ya da televizyonda klasik müzik kanalı her zaman açıktı. Annem ve babamın TRT Gençlik Korosu’nda verdiği konserlere yetişememiş olsam da o konserlerin kayıtlarını çok kez izledim. Küçük yaşlarımdan itibaren beni birçok konsere götürmüş olmaları klasik müziğe olan ilgimin artmasını sağladı. Konservatuvar sınavlarına da onların teşviki ile girdim. Sınavlara babam beni hazırladı.

Neden flütü tercih ettiniz? Başka bir enstrüman da çalıyor musunuz? 

Neden flüt sorusuna tam olarak cevap veremesem de iyi ki flüt diyebilirim. Flütün ses rengi, karakteristik tınısı beni her zaman etkiliyordu. Müziğe piyano ile başlamış olsam da piyanoya pek ısınamamıştım. İlkokul 3. Sınıftayken flüte ve kemana ilgi duymaya başladım. Konservatuvara hazırlanırken de aklımda bu iki seçenek vardı. Enstrüman seçme sınavda sorduklarında ise kendimden emin bir şekilde “Ya flüt ya keman” cevabını vermiştim. Bu cevabı verdiğim kişi ise ne büyük tesadüf ki şimdi çalışıyor olduğum hocam Prof. Ayla Uludere idi. Sınav sonucunu gördüğümde de çok sevinmiştim. Flütle olan yolculuğum bu şekilde başladı. 

Sizce flüte en güzel eşlik eden enstrüman nedir ve neden? 

Arp veya gitar sanırım. Flüt lirik ezgilere çok yakışıyor bence. Bu enstrümanlarla bir araya geldiğinde de çok hoş bir uyum ve tını yakalanabiliyor. Henüz deneyimleyememiş olsam da arp ile çalmak çok isterim.

Flüt sesini doğada hangi sese benzetirsiniz? 

Flüt sesi pastoral havasıyla bence doğadaki birçok sese benziyor. Çalmaya başladığımda ağaçların yapraklarından, kuş seslerine, rüzgardan, dalgalara kadar birçok ses canlanıyor kulağımda. Bu tür sesleri çağdaş flüt teknikleri ile elde etmek de mümkün.

Vivaldi dendiğinde aklınıza gelen ilk kelimeler ne olur? 

Doğa, kuş cıvıltıları, naif bazen agresif pasajlar, hoş süslemeler… ve tabii ki muhteşem konçertolar…

Peki, vazgeçilmez olarak adlandıracağınız flüt virtüözleri kimler? 

Her zaman keyif alarak dinlediğimdeğerli flüt sanatçısı Bülent Evcil. Kendisinden aldığım masterclasslar benim için çok faydalıydı.

Yabancı flüt virtüözlerinden ise Emmanuel Pahud, Juliette Hurel, Sir James Galway, Laurel Zucker benim için en vazgeçilmez isimler arasında.

Sizce müzik bir toplumda hangi işlevi yerine getirir? 

Müzik, toplumsal kültürün yansımasıdır. Müzikteki çeşitlilik, toplumun renklerini temsil eder. İnsanları bir araya getir, ortak duygularda birleşmemizi sağlar.

Biraz da zor bir soru… Hayatınızda flüt olmasaydı ne yapardınız? 

Evet, biraz zor bir soru oldu bu…. Flüt hayatımın en büyük parçası olduğu için onsuz ne yapardım bilemiyorum. Sanırım çok tekdüze bir hayatım olurdu.

2015 yılında kurulan Marmara Flüt Orkestrası’nın daimi üyesisiniz. Bu orkestrayı bize biraz tanıtır mısınız? 

Marmara Flüt Orkestrası, Türkiye’nin, flüt ailesinin tüm üyelerini barındıran ilk orkestrası. 2015 yılında Flüt Sanatçısı ve Eğitimcisi Prof. Dr. Ece Karşal tarafından kuruldu. Marmara Üniversitesi Bilimsel Araştırma Projeleri Birimi’nin desteği ile 2015’in Kasım ayında orkestra çalışmalara başladı. Ben de 2015 yılından itibaren bu orkestranın ilk ve en küçük üyeleri arasındaydım. Birçok festival ve yarışmaya katılan bu orkestra ile  7 Nisan 2019 Tarihinde Polonya’nın Poznan şehrinde düzenlenmiş olan Avrupa Flüt Toplulukları Festivali’ne katıldım. Ülkemizi temsil ederek festival kapsamında iki konser gerçekleştirdik. Bu festivalde Marmara Flüt Orkestrası için bestelenmiş olan Rahşan İzmirli Oğuz’a ait “Uyanış” isimli eserin Dünya prömiyerini yaptık. Bu orkestrada yer almak benim için çok keyif verici. 

Katıldığınız ve sizde en çok iz bırakan yarışmalar ve oradan aldığınız derecelerden söz eder misiniz? 

Şimdiye kadar pek çok yarışmaya katıldım. 2016’da düzenlenen “Marsyas Ulusal Flüt Yarışması” ilk katıldığım yarışmaydı. Henüz 13 yaşındaydım. “Gelecek Vaadeden Flütçü” ödülünü kazanmıştım. 2017’de Bulgaristan’da düzenlenen “13. International Competition Young Virtuosos”e katılarak Mansiyon ödülü kazandım. Küçük yaşta olmama rağmen bu yarışmalar benim için çok teşvik edici oldu.

Ekim 2017’de Bulgaristan’ın Varna kentinde düzenlenen “European Music Academy Varna Second International Flute Competition”da ilk Birincilik ödülümü kazandım. Şubat 2018’de Fransa’nın Nice kentinde düzenlenen “Association a travers la flute 8th International Flute Competition” tüm jüri oyu ile Birincilik ödülüne layık görüldüm. Şubat 2020’de Gürcistan’ın Batum şehrinde düzenlenen “Silk Way Uluslararası Müzik Yarışması’nda 1.lik ödülünü kazandım. 

En son katıldığım yarışma olan, online olarak katıldığım “European Music Academy Varna Fifth International Flute Competition”da Birincilik ödülü ve “En İyi Bulgar Besteci Yorumcusu” ödülüne layık görüldüm. İlk online yarışma deneyimim de böylece gerçekleşmiş oldu.

Elbette çok fazla ustalık sınıfına katılmışsınızdır. Sizin müzikal gelişiminiz açısından bu çalışmaların önemi ne oldu? Diğer müzisyenlerle etkileşim, müziğinizde nasıl bir katkı sağladı?

Katıldığım her ustalık sınıfında yeni bilgiler, yeni egzersizler öğrendim. Çoğunu halen çalışmalarımda uyguluyorum. Bu çalışmalar tekniğin yanı sıra yorumladığım eserlere duygusal ve müzikal açıdan da birçok katkı sağladı. Farklı ekollerle çalışmak her müzisyen için kendine en yakınını ve ilerleyeceği yolu seçmesi için çok önemli. Mesela Vivaldi’yi İtalyan bir flütçü ile çalışmak vermiş olduğum en doğru kararlardandı. Vivaldi ‘Il Cardellino’ Re Majör Flüt Konçertosunu Raffaele Trevisani ile çalışmıştım ve harika bilgiler edinmiştim.

Unutamadığınız bir konserinizi sorsam, hangisini anlatmak isterdiniz? 

2018 Eylül ayında 4. Uluslararası Çeşme Klasik Müzik Festivali kapsamında Camerata Saygun Oda Orkestrası eşliğinde çok değerli hocam Prof. Ayla Uludere ile Vivaldi Do Majör 2 Flüt Konçertosu’nu seslendirmiştik. 

Eğitimimdeki sonsuz ilgisi, emeği ve desteğiyle her zaman yanımda olan, kendim için örnek aldığım değerli hocamla aynı sahneyi paylaşıyor olmak benim için unutulmaz bir deneyimdi. Konser sonrasında aldığımız olumlu geridönüşler de beni çok mutlu etmişti.

Sizde “iz” bırakan kompozitörler kimler? 

Beethoven’ın müziği beni her zaman etkilemiştir ve iz bırakmıştır. Ayrıca Brahms ve Çaykovski, orkestra eserlerini, özellikle senfonilerini çok severek dinlediğim bestecilerden. Reinecke ve Chaminade’ın flüt için besteledikleri eserlerini yorumlamaktan çok keyif alıyorum.

Flüt sizce bir orkestrada ne tür bir rol üstlenir? 

Flüt üflemeli kadrosunun 1. Kemanıdır desem yalan olmaz sanırım. Birçok eserde sıkça flüt sololarının geldiğini görebiliriz. Flüt orkestra için ayrı bir renktir. Her zaman da ön planda değildir. Melodiyi katlar, eşlik eder, bazen yine farklı bir soloyla karşımıza çıkar. Pikolo ise orkestranın ses genişliğini yükseltir. Dinamiklerin en yüksek olduğu coşkulu partilerde sıkça görev alır. 

Pandemide müzikal anlamda en çok neyi özlediniz? Örneğin rüyalarınızda alkışlar veya kalabalık konser salonları gördüğünüz oluyor mu? 

Evet, rüyalarımda birçok kez konserde, seçmelerde olduğumu gördüm. Konser vermeyi ve dinlemeyi çok özledim. Hocalarımla yüz yüze ders yapmayı, oda müziği arkadaşlarımla yaptığım provaları da çok özlüyorum.

Konser salonu demişken, sahneye çıktığınız veya konser izlediğiniz, unutamadığınız konser salonu hangisi oldu? 

Polonya, Poznan’daki Ignancy Jan Paderewski Müzik Akademisi’nin konser salonunu çok beğenmiştim. Ayrıca ünlü flüt sanatçısı Matthias Ziegler’in bu salonda kontrabas flüt ile verdiği konser çok etkileyiciydi.

Klasik müzik çalışmalarınız sırasında herhangi bir kurumsal destekten, fon veya burstan yararlandınız mı? Sizce Türkiye’de bu imkanlar yeterli mi? 

Hayır, şimdiye kadar herhangi bir kurum ya da fondan destek almadım. Ülkemizde epey yetersiz olduğunu düşünüyorum. Maalesef lise devresine de pek fazla burs verilmiyor. Burslar genellikle lisans veya yüksek lisans için oluyor. Bu durum benim için de biraz zorlayıcı. Eğitimimin devamında beni daha ileri taşıyacak daha profesyonel bir enstrümana ihtiyacım var. Fakat günümüzdeki koşullarda enstrüman satın almam destek almadığım sürece pek mümkün gözükmüyor. Keşke daha fazla imkan olsa…

Flüt çaldığınız en sıradışı yer şimdiye kadar neresi oldu? 

Bulgaristan’da düzenlenen Music Campus of Balchik’e gittiğimde bazı dersleri ve oda müziği provalarını botanik bahçede yapmıştık. Kaldığımız yer turistik bir bölgeydi. Farklı ülkelerden turlar geliyordu. Oda müziği provası yaparken büyük bir kalabalık tarafından beğeni toplamıştık.

Sosyal sorumluluk projelerinize müziğinizle veya bizzat kendi isminizle dahil oldunuz mu? Biraz da ondan bahsedelim mi? Sizce müzisyenlerin toplumsal dayanışma projelerine dahil olması ne açılardan önemli? 

Marmara Flüt Orkestrası ile konserlerde sokak hayvanları için mama toplayıp barınaklara bağışladığımız bir projemiz vardı. Müzikle onlara ulaşmak ve az da olsa fayda sağlamak insanı mutlu ediyor. İleride de bu tür amaçlar için konserler düzenlemek niyetindeyim.

Kariyeriniz için yurtdışı planlarınız var mı peki? 

Evet var. Yüksek lisans eğitimi için yurtdışını hedefliyorum. 

Sizce gençler ve çocuklar arasında flüt yaygın mı? Çocukların flüte başlamak istemesi durumunda dikkat etmeleri gereken püf noktalar sizce nedir? 

Çok yaygın değil ancak birçok istekli gençle ve çocukla karşılaştım. Diyafram ve nefes tekniklerinin öğrenilmesi için profesyonel bir hocadan yardım almak çok önemli. Flüt satın alırlarken biraz daha dikkat edip iyi bir enstrüman tercih ettiklerine emin olmalılar. Mümkünse öğretmenleriyle birlikte deneyerek satın almalarını tavsiye ederim. Ayrıca konserleri takip ederek fırsat buldukça müzik dinlemelerini tavsiye ederim…

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s