Almanya’da başarılı klasik gitarist Mert Şanal: “Hayalim, sevdiğim iş ile hayatımı sürdürebilecek finansal özgürlüğe ulaşabilmek”

Mert Şanal klasik gitarist gençlerimiz arasında isminden oldukça söz ettiren, azimli, başarılı bir müzisyen. Kendisi İzmir/Bergama doğumlu. İzmir’de Işılay Saygın Güzel Sanatlar Lisesi’nden mezun oldu ve gitar alanında iki ulusal yarışma kazandı. Akabinde Ankara Bilkent Üniversitesi’ne tam burslu olarak kabul edildi ve burada Kağan Korad ve Serkan Ağır ile gitar çalışmalarını ilerletti. İki sene önce Ankara’da Bilkent Üniversitesi’nin Lisans programından mezun olduktan sonra yüksek lisans için Almanya’nın farklı okullarından kabul aldı fakat Hochschule für Musik “Franz Liszt” Weimar’ı tercih etti.

Nisan 2020’den beri buradaki eğitimine devam etmekte olan Şanal’ın Almanya’ya gelme sebebi ise şu anda ders aldığı öğretmeni Ricardo Gallén ve buradaki eğitim seviyesi. “Gallén’in kayıtlarını çok uzun zamandır dinliyordum ve gerçekten etkileyici bir müzisyen ve aynı zamanda dahi bir öğretmen. Girdiğim her dersten sonra ilham almış ve müziğe dair yeni bir şey öğrenmiş olarak dersten çıkıyorum ve bu halen devam ediyor. Bu hissiyatı burada öğrendim ki müzisyenin en çok ihtiyacı olan şey bu, müzisyenler olarak iyi bir şeyler ortaya koymak için içimizdeki öğrenme ateşinin kesinlikle sönmemesi gerektiğine inanıyorum” diyor Şanal.

Halihazırda döviz kurundaki değişim, yurtdışında okuyan birçok genci olduğu gibi Şanal’ı da oldukça etkiledi ve olabildiğince müzik çalışmalarını aksatmamaya çalışarak ek işler yaparak hayatını sürdürmeye çabalıyor. “Fakat her şeye rağmen hala insanın hayallerinin peşinden koşması gerektiğine de inanmaktayım” diye de ekliyor.

Haydi kendisini tanıyalım. Kimbilir belki de çevrenizde bir hayırsever kendisine ulaşıp böylesine kritik bir dönemde destek olmak ister…

Merhaba Mert bey. İzmir’den Almanya’ya uzanan bir kariyer yolculuğunuz var. Bize biraz kendinizi ve aldığınız eğitimi anlatır mısınız?

Merhaba, gitar eğitimime İzmir’in Bergama ilçesinde başladım, burada ilk olarak halk eğitim merkezlerinde Atasoy Sönmez hocam ile İzmir güzel sanatlar lisesine hazırlanmıştım ve gerçekten de güzel sanatlar lisesine girmeye hak kazandım ve burada 4 sene boyunca İsmet Tezcan hocam ile gitar çalışmalarımı sürdürdüm ve gitar üzerine çokça saatlerimi ayırdım. Ardından Bilkent Üniversitesi müzik ve sahne sanatları fakültesini tam burs ile kazandım.  Burada Kağan Korad ve Serkan Ağır hocamla gitar çalışmalarımı devam ettirirken Erasmus ile yarım dönem Weimar’a geldim. Weimar’ın müzisyen ortamı ve Eğitimi gerçektende olağanüstü idi ve tekrar Master için Weimar’ı tercih ettim ve burada Ricardo Gallén ile klasik gitar çalışmalarımı sürdürmekteyim.

Peki klasik gitarı neden seçtiniz?

Aslında klasik müziğe piyano ile başlamıştım, çünkü klasik gitar kısa sürede öğenmek için çok zor bir enstrüman idi, ve benim güzel sanatlar lisesine hazırlanmak için çok kısa bir zamanım vardı. Fakat sonrasında klasik gitarın tınısı ve güzel bir ses çıkartmak için harcadığım emek beni daha çok klasik gitar çalışmaya itti ve ben çalıştıkça daha çok motivasyon ve isteğimin olduğunu fark ettim. Sonuçta bir işin üzerinde gerçekten zaman harcamadan o işi ne kadar sevdiğimizi ya da yatkın olduğumuzu bilemeyiz. Böylece 4 yıllık lise hayatım boyunca boyunca günde en az 8 saatimi ayırmaya başladığımı fark ettim.

Katıldığınız uluslararası yarışmalar ve dereceleriniz nelerdir?

Benim yarışmalara karşı hep bir tutumum var, yarışmalar müzisyenler için değil çünkü benim için müzik bir yarış değil, önemli olan farklı bir ses çıkartabilmek, bende buyum diyebilmek. O açıdan Güzel sanatlar lisesindeyken kazandığım ulusal yarışmalar dışında bir 1. Lik bir 3. Lük. Herhangi bir uluslararası yarışmaya katılmadım. Fakat bu durumun kariyer için bir nebze önemli olduğunu fark etmemle beraber geçen sene Isherlohn uluslararası gitar yarışmasına (online) bir şekilde katıldım. Bundan da sonra ödüller alana kadar katılmaya devam edeceğim.

Sizi Almanya’ya yönlendiren gerekçeler ve motivasyonlar ne oldu? Bulunduğunuz üniversitenin gitar eğitimi açısından farkları ve artı değerleri nelerdir?

Almanya’ya gelmemin başlıca sebeplerinden biri ilk başta Erasmus ile gelip Avrupa’nın nasıl bir yer olduğunu görmek. Burada edindiğim arkadaşlarım, özgürlükler, fırsatlar, daha iyi bir gelecek hayali. Malesef ülkemiz bunları sağlamakta her geçen gün daha da kötüye gidiyor, özellikle de klasik müzisyenler için. Ne zaman ülkemdeki müzisyen arkadaşlarımı arasam, ne yazık ki hep şikayetler, hep bir Avrupa’ya “kaçma” isteğini duyuyorum. Eğer herkes böyleyse ülkemde yanlış giden bir şeyler vardır diye düşünüyorum. Bulunduğum üniversite klasik gitar eğitimi açısından dünyanın en önde gelen üniversitelerinden biri. 3 tane gitar profesörümüz var. Her biri alanlarında tanınmış kişiler. Özellikle benim hocam Ricardo Gallén için dünyanın her bir yerinden sınavlara geliyorlar. Bu yüzden yüzlerce gitar öğrencisi arasından beni sınıfına kabul ettiği için mutluyum. Geldiğime hiç ama hiç pişman olmadım hatta beklediğimden de daha iyi oldu. Çok şey öğrendim ve eğer Türkiye’de kalsaydım kendisinden öğrendiğim şeyleri bana başka bir hocanın kesinlikle öğretebileceğini de düşünmüyorum.

İdolünüz gitaristler kimler?

İdol gitaristlerim çok fazla var, başta kendi hocam geliyor Ricardo Gallén, hocam olmadan öncesinde de çokça kayıtlarını dinlediğim muazzam bir gitarist. Sonrasında Pepe Romero, David Russell, Pavel Steidl, Manuel Barruecco, Paco de Lucia, Yamandu Costa, Assad Duo. Gerçekten çok fazla var her biri gitara ayrı bir dokunuyor. Her gitaristin tınısı çok karakteristik. Bu yüzden dinlediğinizde bir eseri kimin çaldığı da çok aşikar oluyor. O açıdan hiç biri bir diğerinden daha üstün değil benim gözümde. Her biri ayrı bir renk. Müziğin gerektirdiği şey de bu.

Repertuarınızın vazgeçilmez eserleri hangileri?

Eğer repertuarımdan eser seçmem gerekseydi, Italyan besteci Mario Castelnuovo-Tedesco’nun Goya tablolarına ithafen yazdığı 24 kapristen 18. Kapris, El sueño de la razon produce monstruos (“Aklın uykusu canavarlar yaratır” tablosuna ithafen) muhtemelen ilk sıralarda olurdu. Genel olarak Kübalı besteci Leo Brouwer’in ve Brezilyalı gitarist besteci Sergio Assad’ın eserlerini çalarken gerçekten keyif alıyorum.

Müzik hayatınızda nasıl bir yere ve önceliğe sahip peki?

Müziğin benim hayatımdaki yeri oldukça yüksek, öncelikle bu şekilde olmasaydı bu dalı okumaz meslek olarak düşünmezdim. Bu işi yapmak bir sorumluluk, bir müzisyenin her gün oturup uzun saatler pratik yapması gerekiyor. Enstrüman çalmak ilgi gerektiren bir şey. Fakat o gösterdiğim ilgi bana geri dönüş yapıyor. Biliyorum ki enstrümanım ben ona sırtımı dönmedikçe, o da bana sırtını dönmeyecek. Bu yüzden müzikle aramızda karşılıklı bir saygı var diyebilirim.

Şu anda yurtdışında okurken Euro-TL kur farkından dolayı zorluklar yaşıyor musunuz? Geçiminizi nasıl sağlıyorsunuz?

Yaklaşık her yurtdışında okuyan Türk öğrencinin olduğu gibi benim de zaman zaman geçim sıkıntılarım oluyor istediğimi alamadığım, görmem gereken yerlere gidemediğim. Özellikle diğer Avrupa ülkelerinden gelen öğrencilerle kıyasladığım zaman onlar için çok normal olan bir şeyi satın almak ya da bir yere gitmek için benim öncesinde iki kere düşünmem gerektiği gerçeği. Çünkü kur farkından dolayı bana ailemin yardım edemeyeceğini biliyorum. Şimdi Euro-TL kur farkı buraya ilk geldiğimden çok daha fazla oldu. Türkiye’den aldığım herhangi bir bursum yok, Almanya’daki okulumun ihtiyaç sahiplerine verdiği cüzi bir miktar burs yardımı var fakat çok yeterli bir burs değil, O yüzden burada geçimimi sağlamak için öğrenimimin yanı sıra ekstra işlerde çalışmam gerekiyor, küçük sanat merkezleri, restoran vesaire, küçük konserler vesaire.

İdealist bir müzisyen olarak geleceğe dair hayalleriniz, beklentileriniz nelerdir? Almanya’da kalacak mısınız, yoksa Türkiye’ye dönüp orada mı kariyerinizi sürdüreceksiniz?

İdealist bir müzisyen olarak hayallerim, kendi müziğim ile kendimi tatmin edebilmek. Daha çok öğrenmek, öğrenci kalabilmek. Yaptığım işten soğutulmamak/soğumamak. Sevdiğim iş ile hayatımı sürdürebilecek finansal özgürlüğe ulaşabilmek. Bir nebze de olsa müziğimle birisinin gününü daha güzel bir hale getirebilmek. Kanımca ve şu ana kadarki gözlemlerimde Almanya bu konuda, sanata ve sanatçıya gösterdikleri değerde maddi ve manevi olarak Türkiye’nin çokça ilerisinde. Bir yandan da ülkesini özler insan tabii ki, ve neden olmasın ülkem zamanla bu konularda daha iyiye gider ise Türkiye’ye dönmeyi ve kariyerime devam etmeyi isterim, ama şu anki tabloda her ne kadar özlesem de, üzülerek ve mümkünse burada kalmayı yeğlerim.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s