Londra’da okuma hayallerinin izinden giden başarılı piyanistlerden Nil Magali Lopez: “Müzik benim için babam demek”

Geçtiğimiz sene çok sevdiği ve aynı zamanda çellist olan, ona da müziği sevdirmede çok büyük bir katkısı olan babasını kaybeden Nil Magali Lopez (16) için müzik artık yeni bir anlam yüklendi: “Müzik benim için babam demek” diyor Nil, müzik duygularımızın en açık dilidir ifadesini doğrularcasına… Kendisi Kuzey Kıbrıs Uluslararası Bellapais Müzik Festivali kapsamında 7 Kasım günü saat 20.00’de Bellapais Manastırı’nda “Ada’nın Rüyası – Genç Yetenekler Konseri”  projesiyle, 13-18 yaşları arasında 4 gencin katıldığı bir konserde Türkiye’den katılımcı olarak seçildi. Nil, konserde Chopin ve Debussy’nin eserleriyle performans sergiledi. Bu performansıyla müzik dünyasındaki birçok otoritenin de övgüsünü topladı.

2005 yılında İstanbul’da doğan ve annesi de piyanist ve akademisyen olan Nil, 2011 yılında İstanbul Üniversitesi Devlet Konservatuvarı Piyano Sertifika Programı’nda okumaya hak kazandı ve çalışmalarını Prof. Eser Bilgeman Şakir ile yürütmeye başladı. Birçok konser ve dinletide yer alan Nil, Uluslararası Pera Piyano Festivali’nde Mansiyon, Uluslararası Bursa Nilüfer Piyano Yarışması’nda 2.lik Ödülüne layık görüldü.

2017 yılında İzmir Devlet Senfoni Orkestrası ile Cem’i Can Deliorman yönetiminde solist çocuk olarak sahne alan Nil, ulusal ve uluslararası çalıştaylara katıldı ve birçok farklı ülkeden piyano eğitmeniyle çalışma imkanı buldu. Halen İstanbul Özel İtalyan Lisesi’nde lise 3. sınıf öğrencisi olan başarılı piyanist, İstanbul Üniversitesi Devlet Konservatuvarı Piyano Sertifika Programı İleri devre 1. Sınıf öğrencisi olup, kendisi gibi çok değerli piyanistlerin yetişmesinde özverili çabalarıyla bilinen Prof. Eser Bilgeman Şakir ile çalışmalarını sürdürüyor.

En büyük hayallerinden biri de lise eğitimini bitirdikten sonra Londra’da okumak olan, bunun için burs arayışı içerisinde olan Nil için başarı “kendine inanmak” demek, çünkü “insan kendine güvenince zaten elinden gelenin en iyisini yapıyor ve başarı çoğunlukla beraberinde geliyor”. “Hayatımda başarılarım da başarısızlıklarım da oldu ve her ikisi sayesinde de gelişimim arttı” diyen Nil, yanlışlarıyla motive olabilen ve bu olgunluğunu piyanodaki üstün performansına büyük bir tevazuyla yansıtan bir üstün yetenekli müzisyen.

Yaşıtı müzisyenlere “Hiç ama hiç pes etmesinler” diyor Nil ve ekliyor: “Ne kadar yorucu, bazen sıkıcı ve zor olsa da sabır göstermeleri çok önemli, düzenli çalışmak çok önemli, kendilerine güvenmeleri çok değerli. Bir de bazen aileler çocuklarının müzik okumasını istemiyorlar, eğer yaşıtım olan müzisyen arkadaşlarımdan bu durumda olanlar varsa, kesinlikle dirensinler ve ailelerini gerçekten ne istediklerine ikna etsinler.”

Kendisini tanımanızı çok arzu ettiğim için aşağıda onunla yaptığım ve beni kah ağlatan, kah gururlandıran, kah güldüren söyleşimizi paylaşıyorum. Bilinçli bir ailenin elinde erken yaşta sanatla, müzikle yoğrulan, yetenekli olmakla yetinmeyip bu yeteneği sabırla güzel bir eğitimle dokuyan çok değerli bir müzisyen kız bulacaksınız karşınızda. Keyifli okumalar dilerim.

Merhaba Nil. Öncelikle geçtiğimiz günlerde Kuzey Kıbrıs’ta çok değerli bir başarı elde ettin. Ondan söz ederek başlamak ister misin bizlere? 

Merhaba! Evet Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nde 7 Kasım Pazar günü konserim vardı, çok eğlenceli, heyecan dolu bir hafta sonuydu gerçekten. Böyle bir imkanımın olması bile o kadar muhteşem bir şanstı ki halen o heyecan duygusunu yaşıyorum. Aslında herşey bir anda oldu, başvurular için son saatlerdeyken annem kayıtlarımı yollamış ve akşam geç saatte cevap geldi ki o konser için seçilen kişi ben olmuşum. Ben önce nasıl reaksiyon vereceğimi bilemedim. Çok stresli bir haftaydı çünkü konserden önceki hafta sınav haftamdı. Bu yüzden yoğun okul çalışmalarım arasında saatlerce piyano çalışma zorunluluğum doğdu, daha doğrusu bu konser sebebiyle piyanoya normalden daha fazla vakit ayırmak durumunda hissettim o hafta boyunca. Ancak gerçekten tüm yorgunluğum konserin heyecanıyla ve performansımdan duyduğum mutlulukla yok oldu.

Peki biraz ailenden söz eder misin? Senin müzik yeteneğin nasıl fark edildi? Annenin müzik alanında değerli çalışmaları olan bir akademisyen olması muhtemelen bu yeteneğinin erken yaşta fark edilip eğitilmesinde önemli bir etken olmuştur.

Annem de babam da müzisyenler, doğru. Annem piyanist ve akademisyen ve bir yıl önce kaybettiğim babam da çellist, orkestra şefi ve akademisyendi. Müziğe yeteneğim 8-9 aylıkken duyduğum her müziğe tuttuğum veya tutmaya çalıştım ritmler veya vücut hareketlerimden anlaşılmış, 2-3 yaşlarındayken sürekli dans ediyor, şarkı söylüyormuşum. Annemin karnında bile konserlere katılmışım, annemin çaldığı konserler yani… Babam bana 6 aylıkken bile Bach suitleri çalıp uyuturmuş. Konservatuara başlamadan önce annemle piyano öğrenmeye başlamıştım, konservatuara girdikten sonra annem inanılmaz bir disiplinle hayatlarımızı  piyanoya göre düzenledi. Kendisi çok yoğun çalışıyordu ve babamla daha çok vakit geçiriyorduk ama buna rağmen annem uzaktan kumanda gibi yapmam gerekenleri her gün yazardı ve ben babamla çok eğlenerek çalışırdım. Babam bana müziği anlamam için müzikle ilgili hikayeler anlatır ve çalışmalarımı çok eğlenceli hala getirirdi. Yani kısacası benim için piyano çalışmak özellikle başlarda annemle babamla paylaştığım bir oyun gibiydi ve git gide daha çok zevk almaya başladım, başka enstrümanlar öğrenmeye bile merak sardım. Bas gitar, klasik gitar, ukulele, flüt de çalabiliyorum.

Müzik kulağının gelişmesi için ailen çocukken seni nasıl yönlendirmişti?

Evimizde hep klasik müzik çalınırdı. Ya biri ya diğeri enstrümanını çalışırdı. Ben de onlar ne zaman çalışsa veya beraber çalsalar onları durdurup piyanonun başına geçmek istiyordum. Annemin ve babamın öğrencilerini sürekli dinliyordum. Tüm bunların yanında babamın babası ve babaannem de gitar sanatçılarıydı. Anlayacağınız bu benim doğal ortamımdı, sanırım günlük yaşantımız böyle olduğundan gelişimim de kendiliğinden oldu.

 Çocukluğa dair anıların arasında piyanoyla ilgili anekdotlar var mı? Neler anımsıyorsun o dönemle ilgili?

Açıkçası ben çocukken çalışmayı “çalışma” adı altında hiç sevmiyordum ama zaman geçtikçe çalışmanın sonundaki başarının en güzel hislerden biri olduğunu anladım. Aklıma gelen anekdotlardan biri  1. Sınıfı okuduğum Irmak Okulları’nda ortak bir salon vardı. Oyuncaklar, kitaplar ve bir de piyano vardı salonda… Sınıfça oraya her gittiğimizde piyanonun başına geçiyor, aklıma ne gelirse çalıyordum ve çok eğlenceliydi, herkes etrafımda toplanıyordu. Diğeri de konservatuar koşturmaları… Haftanın iki günü okulumdan erken çıkıyordum  ve konservatuara gidiyordum. Okuldan beni babam alıyordu, beraber Kadıköy’e gidiyorduk ve orada acele bir şekilde yemek  yiyorduk, sonra da koşarak konservatuara yetişiyorduk. Aslında oldukça stresli olabilecek bu durum eğlence haline gelmişti benim için ve konservatuar günlerinin gelmesini iple çekiyordum. Çok eğlenceliydi.

Şu anda hem özel bir lisede öğrencisin, hem de İstanbul Üniversitesi Devlet Konservatuvarı Piyano Sertifika Programı İleri devre 1. Sınıf öğrencisisin. İki eğitim arasında dengeyi nasıl sağlıyorsun? Lise eğitiminin ardından müzik hayatına nasıl bir yön vermeyi planlıyorsun?
İki eğitim arasında denge sağlamak gerçekten zor birşey,  bir de hem liseden hem konservatuardan mezun olmaya yaklaştığım için sınav çalışması ve piyano çalışmasına vakit bulmak zor oluyor. Ama inanın annemin de yönlendirmesiyle benim için önce piyano, sonra okul ödevleri, sınavları geliyor. Ben bu dengeyi küçük yaşlardan  beri sağladığım için aslında alışkanlık oldu ama zor olduğu günler ve az uyuduğum günler de olabiliyor. Mezun olduktan sonra en büyük hayalim Londra’da müzik okumak. Piyanoyu çok seviyorum ve bildiğim bir hayat stili, bu yüzden ileride de piyano ile devam etmek çok isterim. Kendimi müziksiz ve piyanosuz düşünemiyorum. Şimdilerde en büyük hedefim ve hayalim burs alabilmek…

Peki İtalyanca bilgin, piyano çalışmalarında, araştırmalarında nasıl katkı sağlıyor?

İtalyanca bilmem nüans okurken veya dinlediğim veya çaldığım müzikle ilgili önemli yazıları anlamama yardım ediyor. Müzik terminolojisi benim babamla konuşmuş olduğum ve eğitim aldığım dil, herşey anlaşılır benim için.

İstanbul’da klasik müzik konserlerini sık sık takip ediyor musun? Sahnede kendini hayal ettiğin oluyor mu? Anlatır mısın biraz kendine dair sahne hayallerini?

Annemle Süreyya Operası’ndaki konserleri takip ediyorduk ancak pandemiden dolayı ciddi bir kesintiye uğradı. YouTube ve sosyal medya yollarıyla sürekli dinleme şansı bulduğum isimler var elbette ama canlı dinlemek gibi değil. Sahnede olmayı hep hayal ediyorum ve sahne benim kendimi iyi hissettiğim bir yer. Bu açıdan da babama çekmişim, ikimiz de sahnede çok rahat oluyoruz, bana hep “Tadını çıkar!” derdi ve ben de hep öyle yapmaya çalışıyorum. Mesela orkestra ile çalmayı çok özledim; daha doğrusu o hissi çok özledim. Onun için şu anda sanırım en büyük sahne hayalim bir daha orkestra ile çalmak diyebilirim.

Klasik müzik hayatında nasıl bir yere, önceliğe sahip?

Klasik müzik çocukluğumdan beri hayatımda… Hep önemliydi ama babamı kaybettikten sonra onun bana öğrettiği ve anlattığı, dinlettiği hersey kalbimde çok özel bir yere yerleşti ve halen onun sevgisi ve bana öğrettikleri ve anılarıyla  yaşıyorum. Müzik benim için babam demek…

Peki kazandığın yarışmalardan söz etmek ister misin? Ödüllerin bir yana 2017 yılında, henüz 12 yaşında İzmir Devlet Senfoni Orkestrası ile Cem’i Can Deliorman yönetiminde solist çocuk olarak sahne almak müthiş bir duygu olsa gerek.

Aslında çok komik bir hikayem var o yarışma ile ilgili. Yarışma seçmeleri için bize bir gün ve saat verilmişti. İstanbul’dan çok erken bir uçakla annem ve teyzemle İzmir’e gittik, ve tam saatinde Adnan Saygun Kültür Merkezi’nde hazır olduk. Annem conçertonun orkestra eşliğini benimle çalıyordu. Vaktinde orada olmuş olmamıza rağmen bize seçmelerin bittiği söylendi, çok üzülmüştüm ama annem buraya kadar geldik, en azından Nil Magali’yi dinlemenizi rica ediyorum dedi ve beni de dinlediler. Annem çıktığımızda bana bu yaşadığımız durumun bir tecrübe olduğunu ve üzülecek birşey olmadığını söyledi ama kendisi de çok ama çok üzülmüştü. Sonra oradan ayrılıp yakınlarda bir yere uçağımıza kadar olan vakti öldürmek için gidip dinlenelim dedik. Oturur oturmaz anneme İZDSO’den bir mail geldi ve benim de kazandığımı öğrendik. Annem bildiğiniz çığlık attı mutluluktan! Annem de ben de o kadar çok sevindik ki, en sevdiğim yarışma hatıram bu. Bu arada konserdeki şefim Cem’i Can Deliorman’ın yaklaşımı ve harika şefliğini de hala dün gibi hatırlıyorum. Çok sevecen biriydi.

Birçok farklı ülkeden piyano eğitmeniyle çalışmak senin çalış stilin üzerinde nasıl bir etki doğurdu?

Bir çok eğitmenle çalışmam çalma stilimi değiştirmediyse de piyanoya bakış açımı değiştirdi. Çalışmanın ne kadar önemli olduğunu onların sayesinde anladım ve masterclasslar sayesinde bazen bir pasajın tek bir detayla ne kadar farklı hale gelebildiğini ve o detay için bazen 3 saat bile çalışılabildiğini anladım.

 Şu anda Prof. Eser Bilgeman Şakir ile yürüttüğün ve giderek derinleştirdiğin bir eğitimin var. Eser öğretmeninin sana verdiği ve hep yol gösterdiği birkaç öğüdünü bizimle de paylaşır mısın?

 
Eser Hocam dünya tatlısı biri gerçekten. Her ders yaptığımda zaman o kadar hızlı geçiyor ki nasıl oluyor anlamıyorum. Bana onlarca, yüzlerce, binlerce şey öğretti ama benim aklımda kalan en önemli tavsiyesi, çalarken ne olursa olsun tadını çıkarmak ve birşeyi çok iyi yaptığımı düşündüğümde bana “Aferin Nilciğim, harika olmuş ama şunu da yapalım bunu da yapalım” diye hep daha iyisini hedeflememi sağlaması, böylece gerçekten farklı bir zevk alıyorsunuz yaptığınız işten. Eser Hocamın da dediği gibi “Bizim işimizin sonu yok!”

Piyanoda son dönemde çalmaktan en çok hoşlandığın eserler hangileri?

Debussy, Reverie sanırım en sevdiğim parçaydı. Beethoven sonatlarına bayılıyorum. Şimdi Ay Işığı Sonatı’nı çalışıyorum. 3. Bölümü o kadar ama o kadar güzel ki! Chopin seviyorum. Bach benim için vazgeçilmez. Ayırt edemeyeceğim sanırım!

 Peki zor bir parçayla karşılaştığında onu öğrenmek için nasıl bir yöntem izlersin?

Açıkçası sürekli üst üste egzersiz ve çalışmak lazım. Böyle söyleyince kolaymış, bunları bunları yaparsanız herşey hallolurmuş gibi gelse de işin içine girince ne kadar zor olduğunu anlıyorsunuz ama çalışmak her zaman en sonunda işe yarıyor. Temiz deşifre, metronomla çalışmak çok önemli. Bir de elbette müziğin dönemini, bestecisinin özelliklerini bilince o müziği doğru yorumlamak kolaylaşıyor. Cümleler, ifadeler, müziğin söylemek istedikleri ortaya çıkış sürecini hızlandırıyor.

Birçok müzisyende olduğu gibi piyanistler de özellikle fiziksel sağlıklarını korumaya çok önem gösteriyorlar. Peki senin kaçındığın ve özellikle yaptığın aktiviteler neler Nil?

Okulda bir çok kere voleybol oynamaya çalıştığımda annem beni elime birşey olur diye uyardı ve korkudan artık kendim de oynamıyorum ama elimle ilgili olan herşeyden kaçınıyorum. Özellikle yaptığım bir egzersiz yok, belki de yapmalıyım ama konser ve sınav zamanları elimi yaralamamak için çok daha özenli davranıyorum.

Başarı sence nedir Nil? Başarı için nasıl özverilerde bulundun? Başarısızlıkların oldu mu ve onlardan nasıl dersler çıkardın?

Benim için başarı kendine inanmaktır, insan kendine güvenince zaten elinden gelenin en iyisini yapıyor ve başarı çoğunlukla beraberinde geliyor. Hayatımda başarılarım da başarısızlıklarım da oldu ve her ikisi sayesinde de gelişimim arttı. Ailemden asla hatalarımla ilgili sert tepkiler almadım. Her zaman neden böyle oldu? Sorularına cevap aradık, nasıl düzeltebilirize odaklandık ve Eser hocam da beni asla kırmadı, yıpratmadı ve rencide etmedi. Yanlışlarımla motive olmama destek oldu.

Yaşıtın müzisyenlere piyano eğitimi konusunda nasıl tavsiyelerde bulunmak istersin?

Hiç ama hiç pes etmesinler. Ne kadar yorucu, bazen sıkıcı ve zor olsa da sabır göstermeleri çok önemli, düzenli çalışmak çok önemli, kendilerine güvenmeleri çok değerli. Bir de bazen aileler çocuklarının müzik okumasını istemiyorlar, eğer yaşıtım olan müzisyen arkadaşlarımdan bu durumda olanlar varsa, kesinlikle dirensinler ve ailelerini gerçekten ne istediklerine ikna etsinler.

 Son olarak yakın dönem projelerin ve hedeflerin nelerdir?

Açıkçası elimden geldiğince çok parça çalmak ve öğrenmek istiyorum ve Londra’da okuyabilmek için, burs alabilmek için projeler ayarlamaya çalışıyorum. KKTC’de Rüya Taner ile tanışma şansım oldu. Dünya tatlısı bir insan! Onunla bağımı hiç koparmayacağım, belki onun sayesinde ve tavsiyesiyle bu yaz yurt dışında farklı master classlara katılma şansım doğar. Zaten Eser Hocam da, annem de bu tarz fırsatları hep değerlendiriyorlar. Umarım bu hedeflerim gerçekleşir.

Bu arada bana bu fırsatı tanıdığınız, sesimi duyurmama yardımcı olduğunuz ve biz gençleri desteklediğiniz için size de çok teşekkür ederim.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s