Adana’dan kararlı adımlarla başarılı bir piyanist yükseliyor: Ahmet Efe Demirci

Temmuz 2005, Adana doğumlu Ahmet Efe Demirci’nin piyanoyla tanışması 5 yaşında olmuş. O zamandan beri de bu alandaki ilgi ve yeteneğini geliştirmek, pekiştirmek ve derinleştirmek açısından çok-yönlü bir çaba ve eğitimin süzgecinden geçiyor.

Ahmet Efe, Çukurova Üniversitesi Devlet Konservatuvarı 11.sınıfta, Prof.Dr.Saida Behbudova’nın öğrencisi olarak eğitim hayatını sürdürüyor. “İkimiz de çok mükemmeliyetçi ve hırslıyız. Bir eseri yılın sonunda da çalsam ilk kez çalıyor gibi çalıyor ve hocamdan bana her zaman olumlu sözler değil, daha iyi nasıl çalabileceğimi söylemesini istiyorum. Onunla çalışmak çok zevkli. Şu anda 1,5 yıldır yaptığımız online eğitimin yüz yüze eğitime geçmesinin mutluluğunu yaşıyoruz” diyor öğretmeniyle arasındaki “kimyayı” ifade ederken…

Birçok uluslararası yarışmalara katılmış ve ödüller aldı. 2017 yılının Haziran ayında İzmir’de düzenlenen Mozart Akademi 3.Uluslararası Piyano Yarışması’nda 9-11 yaş kategorisinde 1.lik ödülü, 2018 yılının Mart ayında video-kayıt şeklinde yapılan Caspi Art 1.Uluslararası Müzik Yarışması’nda 11-13 yaş kategorisinde 1.lik ödülü ve 2018 yılının Mayıs ayında düzenlenen Pera Piyano 13.Uluslararası Piyano Yarışması’nda 11-12 yaş kategorisinde 2.lik ödülü alan 16 yaşındaki yetenek, son dönemdeki sahne performansıyla müzik otoritelerinden de tam puan alıyor.

Bu zamana kadar birçok sanatsal etkinliklerde sahne almış olup, bunlardan birkaçı 2019 yılının Mart ayında düzenlenen 2.Uluslararası Genç Yetenekler Müziğin Umuda Kitaplarla Dokunuşu Piyano Konseri Etkinliği ve Gülsin Onay’ın da katılımıyla 2021 yılının Ekim ayında Adana’da Kelaynak Parkı’nda düzenlenen Cumhuriyet Konseri… Aynı zamanda Mozart ve Beethoven hayranı olan Ahmet Efe ayrıca Gülsin Onay’ı kendisine örnek aldığı Türk piyanistler arasında ilk sıraya yerleştirmiş durumda.

Ahmet Efe Demirci, aynı zamanda önemli piyanistlerle -Dr.Marian Sobula, Prof.Dr.Ludmil Angelov ve Mehmet Kerim Okonşar- ustalık sınıflarına katıldı.

Dokuz yaşındayken piyano performansı

“Piyano benim hayatım oldu. Ben her gün çalışma odama görevimi yerine getirmek için değil, sevdiğim işi yapmak için gidiyorum. Bence insanın sevdiği işi yapması kadar mutlu edici bir şey yok bu dünyada” diyor Ahmet Efe.

Kendisini ifade ettiği, geçmişini ve geleceğini konuştuğu, piyanoya dair duygularını tüm samimiyetiyle dillendirdiği bir söyleşiyi okumak ister misiniz? Yanıtınız evet ise, aşağıda sizinle bu söyleşimizi paylaşmak isterim:

Ahmet Efe Demirci’nin YouTube kanalına bakmak isterseniz:

https://www.youtube.com/channel/UC9ULChSLTbn8fNEXvkGj89g

Merhaba Ahmet Efe. Birkaç hafta önce seni Gülsin Onay ile verdiğin Cumhuriyet Bayramı resitalinde dinledik ve bir kez daha hem kendisinin hem de müzikseverlerin beğenisini topladın. Sondan başa doğru ilerlersek, Gülsin Onay ile çalmak nasıl bir duygu? Neler hissettin?

Konser her yönden harikaydı. Sahne dekoru, mekan, bir de bunların üstüne örnek aldığım piyanist Gülsin Onay da olunca gerçekten çok gurur vericiydi. Umarım bir gün yine aynı sahneyi paylaşırız.

Peki müziğe nasıl başladın Efe? O “kıvılcım”ı ilk kez kim fark etti? Ve nasıl bir eğitim sürecinden geçtin?

Ailemin hobi olarak başlattığı piyanoyla ilk olarak tanışmam müzik kursunda oldu. 5 yaşımdayken 6 aylık piyano eğitimi aldıktan sonra piyano hocamın tavsiyesiyle konservatuvar sınavlarına katıldım. Sınavı kazanarak yarı zamanlı konservatuvar öğrencisi oldum.

Prof. Saida Behbudova’nın öğrencisisin. Öğretmen sana özellikle hangi noktalarda yönlendirmede bulunuyor? Birlikte nasıl bir çalışma temposu yürütüyorsunuz?

İkimiz de çok mükemmeliyetçi ve hırslıyız. Bir eseri yılın sonunda da çalsam ilk kez çalıyor gibi çalıyor ve hocamdan bana her zaman olumlu sözler değil, daha iyi nasıl çalabileceğimi söylemesini istiyorum. Onunla çalışmak çok zevkli. Şu anda 1,5 yıldır yaptığımız online eğitimin yüz yüze eğitime geçmesinin mutluluğunu yaşıyoruz.

Çok değerli ödüllerin de var. Biraz onlardan söz etmek ister misin?

Katılmış olduğum uluslararası piyano yarışmalarında, bir tanesi video-kayıt yarışması olmak üzere birincilik ve ikincilik derecelerim bulunmakta. Kazandığım ödüllerin hepsi benim için çalışmalarımın sonucunu ifade ediyor. Emeğimin karşılığını almak gerçekten mutluluk verici.

Piyanist olmak için doğduğunu düşünüyor musun Efe?

Evet. Çünkü kendimi başka bir mesleği yaparken düşünemiyorum. Yapsam bile piyano çalarken aldığım zevki alacağımı düşünmüyorum. İyi ki piyanist olmak için adımlar atmışım.

Peki piyano dışındaki hobilerin neler?

Dizi veya film izlemeyi çok severim. O anki modumu değiştirecek, beni duygudan duyguya sürükleyen her yapımı izlerim. Kitap okumayı da aynı şekilde çok severim. Çünkü okuduğum kitaplar hayal gücümü etkilediği için dolaylı yoldan piyano çalarken düşündüğüm şeyleri de etkiliyor. Bunların dışında yüzme, yürüyüş, kutu ve bilgisayar oyunları oynamak hobilerim arasındadır.

Adana’da klasik müzik konserlerine katılıyor musun izleyici olarak da? Nasıl bir dinleyici kitlesi var?

Mümkün olduğunca beni etkileyen sanatçıların konserlerini kaçırmamaya çalışıyorum. Ama bence Adana’da bu tür sanatsal aktivitelerin daha çok yaygınlaşması lazım. Sadece müzisyenlerin veya müziği sevenlerin değil, herkesin katılması lazım bu konserlere. Böylelikle hem Adana’da hem de Türkiye’de sanata verilen değerin artacağını düşünüyorum.

Sahneye çıktığında neler hissedersin?

Sahneye çıkmak bu işte beni en mutlu eden şey diyebilirim. Genelde aşırı heyecanlı değilimdir, sakinimdir. İçimdeki heyecanı çaldığım eserlerde belli etmek bana her zaman daha iyi gelir. Pandemiden dolayı 2 yılı aşkın bir süredir konser yapamamıştım ve sahneyi çok özlemiştim. Cumhuriyet Konseri gerçekten benim için çok güzel bir geri dönüş oldu ve umarım daha fazla konser verme imkanlarım olur.

Hayatıyla, mücadeleleri ve başarılarıyla seni en çok etkileyen kompozitör hangisi?

Kesinlikle Mozart. O yaşadıklarını eserlerinde hissettirmesi, tarzı, bambaşka bir şey. Zaten kendisine hayrandım, “Amadeus” filmini izleyince bu hayranlığım daha da arttı. Umarım ben de bir gün onun gibi başarılı bir kompozitör olurum.

Başarı elbette çok görece bir kavram. Hele senin jenerasyonunda bu tanım daha farklı biçimlere de bürünüyor. Peki senin için “başarı” ne demek? Kendini ne zaman “başarılı” görüyorsun?

Mesleğimiz gerçekten diğer mesleklerden çok farklı. Konserde veya yarışmalarda çalacağımız 10-15 dakikalık kısıtlı süreler için 1 hatta 2 yıl boyunca her gün 4-5 saat çalışıyoruz. Bana göre başarı; o kısıtlı sürede bütün çalışmaların sonucunu sahnede en iyi şekilde göstermektir. Kendimi, o zaman diliminde eserlerin hakkını vererek çaldığımda ve seyircilerden olumlu yönde dönüşler aldığımda başarılı görüyorum.

Piyano ile arandaki bağı nasıl tanımlardın? Performanslarından çok büyük bir tutku göze çarpıyor.

Piyano 5 yaşımdan beri hayatımda. Bu o kadar uzun bir zaman ki, artık piyanoyla sosyal hayatımı ayırt edemiyorum çünkü piyano benim hayatım oldu. Ama eğer piyanoyu sevmeseydim böyle düşünmezdim. Ben her gün çalışma odama görevimi yerine getirmek için değil, sevdiğim işi yapmak için gidiyorum. Bence insanın sevdiği işi yapması kadar mutlu edici bir şey yok bu dünyada.

Son dönemde eserlerini çalmaktan en çok hoşlandığın bir besteci öne çıkıyor mu?

Mozart ve Beethoven en sevdiğim iki besteci. Ama geçen yıl çaldığım Beethoven’ın “Ay Işığı Sonatı”nı (Moonlight Sonata) unutamıyorum. Eserin yazılış hikayesi beni zaten başlı başına etkiledi. Hayatımın sonuna kadar çalsam sıkılmam diyebileceğim nadir eserlerdendir “Ay Işığı Sonatı”.

Piyano konusundaki tekniği konservatuarda alıyorsun. Peki entelektüel olarak kendini nasıl besliyorsun? Müzik tarihi konusunda okumalar yapıyor musun?

Tabi ki müzik tarihi ile ilgili okumalar yapıyorum. Örnek aldığım bestecilerin hayatını okumak, duygularını az da olsa hissetmek bana piyano çalarken duygularımı ifade etmemde yardımcı oluyor. Mesela Barok Dönem’de kullanılan piyanonun resmini gördükten sonra o resim bana Bach eserlerini çalarken yardımcı oluyor çünkü o zamanın şartlarını düşünerek çalıyorum. Günümüzdeki her şeyin geçmişte de aynı şekilde olduğunu düşünüyoruz ama bunu araştırınca bambaşka şeyler öğreniyoruz. Bu yüzden o dönemi, yaşam koşullarını anlamak için müzik tarihini okumanın kesinlikle gerekli olduğunu düşünüyorum.

Yeni ve zorlu bir parçaya başladığında onu nasıl bir yöntemle öğrenme yoluna gidersin?

Sabır, piyanistler için çok önemli bir şey. İlk başta sabırlı olmaya çalıştım çünkü her bir ölçüyü her zaman onlarca hatta yüzlerce kez yavaş çalmam gerekiyor. Eserler maalesef konserdeki gibi duygulu ve tempolu bir şekilde duyulmuyor ilk başlarda, keşke duyulsa 🙂 İnternetten, çaldığım eserin iyi piyanistler tarafından yapılan kayıtlarını dinliyorum ve bu bana yardımcı oluyor.

Peki geleceğe dair hayallerin nedir Efe?

En büyük hayalim örnek aldığım piyanistler gibi konser piyanisti olmak.  Bunun için emin adımlar atıp hayalimin peşinden koşmak istiyorum ve bunun için ne gerekiyorsa yapmaya hazırım.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s