Genç kontrabasçı Tuncay İpteş: “Benim için en büyük rakibim bir gün önceki halim”

22 yaşındaki genç kontrabasçı Tuncay İpteş, 2010 yılında Hacettepe Üniversitesi Ankara Devlet Konservatuvarının giriş sınavını kazanarak Prof.Dr. Burak Karaağaç’ın Kontrabas sınıfında eğitimine başladı. 2014 yılında 15 yaşında katıldığı Avrupa ve Türkiye’de yapılan tüm Ulusal ve Uluslararası Kontrabas yarışmalarına genç kategoride katıldı ve 3 Birincilik 2 İkincilik ödülü kazanarak toplamda 5 ödül ile iyi bir başlangıç yaptı. 

Bugüne kadar katıldığı yarışma, konser ve resitallerde tüm dikkatleri üzerine çekerek yurt dışında birçok Eğitmen ve Okuldan burslu olarak davet alan ancak ülkesinde kalarak bir katkı sağlama hayalinden hiç vazgeçmeyen İpteş, yurt dışında katıldığı kurslarda dünyanın önde gelen kontrabas eğitmenleriyle de çalıştı. İpteş’e göre, iyi bir müzisyen olabilmek için müziğin her alanını bilmek, çalmak, tanımak gerekiyor.

Halen Hacettepe Üniversitesi Ankara Devlet Konservatuvarı, Prof.Dr. Burak Karaağaç’ın Kontrabas sınıfında eğitimine Lisans 4. Son Sınıf öğrencisi olarak devam etmekte olan İpteş; Cumhurbaşkanlığı Senfoni Orkestrası, Bursa Bölge Devlet Senfoni Orkestrası, Muğla Büyükşehir Belediyesi Senfoni Orkestrası, Ankara Gençlik Senfoni Orkestrası, Anadolu Üniversitesi Senfoni Orkestrası, Bilkent Gençlik Senfoni Orkestrası, Hacettepe Akademik ve Gençlik Senfoni Orkestrası, Doğuş Çocuk Senfoni Orkestrası, Türkiye Ulusal Gençlik Filarmoni Orkestrası konserlerinde de yer aldı. 

2016 Hacettepe Senfoni Orkestrası Genç Yıldızlar Solist Sınavını ve yine aynı yıl içerisinde Eskişehir Senfoni Orkestrası’nın açmış olduğu Genç Yıldızlar Solist Sınavını ve Cumhurbaşkanlığı Senfoni Orkestrası’nın (CSO) 2020 yılında açmış olduğu kadro sınavını 1.lik ile kazanarak, kariyerine Yurtiçi ve Yurtdışında verdiği Solo, Oda Müziği, Orkestra konserleri ile aktif bir şekilde devam eden İpteş için en büyük rakibi bir gün önceki hali… 

İpteş için CSO’da çalmak bir çocukluk hayaliydi ve bunu gerçekleştirerek ülkesine bir şeyler katmaktan, kendi bilgi ve deneyimlerini de ileride genç müzisyenlere aktarma hedefi temelinde ilerlemekten büyük mutluluk duyuyor. Giovanni Bottesini si minör II. kontrabas konçertosu İSE, İpteş için çok özel. “Eser sanki benim için yazılmış. Duygularımı düşüncelerimi çok iyi ifade edebiliyorum. Eseri çalarken beni bam başka boyutlara götürüyor ve bu beni çok mutlu ediyor” diye ifade ediyor bu eserle arasındaki bağı. 

Aşağıdaki söyleşi, bu parlak kontrbas sanatçımızı yakından tanımanız için size harika bir fırsat, bence değerlendirmelisiniz:

Müziğe ilginiz çocuklukta ilk nasıl, ne zaman keşfedildi? 

Müziğin içine doğdum diyebilirim. Ailem ve etrafımdaki herkes müzisyen, bu nedenle doğduğum andan itibaren müziğin içindeyim. Profesyonel anlamda müziğe ilk adımım Hacettepe Üniversitesi Ankara Devlet Konservatuvarı Kontrabas Bölümünü kazandığım zaman başladı.

Peki konservatuarda sizi yönlendirmelerinden önce kontrabası biliyor muydunuz? İlk gördüğünüzde neler hissetmiştiniz? 

İsim olarak biliyordum fakat hiç görmemiştim. İlk gördüğümde çok büyük ben bunu nasıl çalacağım diye bir korku oldu ama Hocam Burak Karaağaç o kadar güzel sevdirdi ki bir daha hiç bırakasım gelmedi.

Prof. Dr. Burak Karaağaç’ın Kontrabas sınıfında eğitiminize başladınız. Peki Burak beyin size verdiği ve hiç aklınızdan çıkmayan birkaç öğüt bize aktarır mısınız? 

Çok uzun yıllar birlikte çalışıyoruz, birlikte vakit geçiriyoruz ailemizden daha çok birbirimizi görüyoruz bu nedenle çok fazla ve her biri birbirinden değerli öğütleri var. Burak Hocamın üzerimdeki emeğini hiçbir zamanda ödeyemem. Benim için en önemli öğütlerinden birisi: 3’lü masa ayağı oldu. Burak Hoca derki: Hoca öğretecek, Öğrenci çalışacak, Aile de destek olacak. Bu üçlü masa ayağı gibidir. Birisi kırıldığı zaman masa düşer.

Kontrbas eğitimi denildiğinde yurtdışında “odak noktası” olmuş ülkeler ve/veya kurumlar hangileri?

Hocam bu konuda da bizi çok destekledi. Kendisi sadece Türkiye’de değil aynı zamanda yurt dışında da çok popüler, Dünyanın sayılı eğitmenlerinden, o yüzden hemen hemen bütün belli başlı odak noktası olan Müzik Merkezlerinde, Yarışmalarda, konservatuvarlarda aktif olarak ders ve konserler verdi. Bizleri de yanında her yere götürdü. Ben birlikte gittiğimiz yerlerden en çok New York-Amerika Birleşik Devletleri’nin etkisinde kaldım.

Çok değerli orkestralarda konserler verdiniz. Solo konserler mi sizi daha mutlu ediyor orkestra içinde çaldığınızda mı? Sizce bu ayrım, bir kontrbas sanatçısının kariyerini belirler mi? 

Her ikisi de beni çok mutlu ediyor. Ben kendimi hiçbir zaman solo kontrabasçı veya orkestra sanatçısı olarak ayırmadım her ikisi de çok önemli. Bence iyi bir müzisyen olabilmek için müziğin her alanını bilmek, çalmak, tanımak gerekir. Benim için solo konserlerimde hissettiklerim ne kadar değerliyse, beni ne kadar mutlu ediyorsa orkestrada çalmak bir o kadar değerli ve mutlu hissettiriyor.

Yurt dışında katıldığınız kurslarda dünyanın önde gelen kontrabas eğitmenleriyle de çalıştınız, burslu olarak davetler aldınız. Yurtdışında okuma veya çalışma hayalleriniz var mı? 

O kadar şanslıyım ki iyi bir eğitmenle başladım ve çalışıyorum. Yurt dışında birçok eğitmen ve okuldan davet aldım fakat hiçbir zaman gitmeyi düşünmedim. Tabi ki oralara gitmek çalışmak, çalmak çok çok önemli ama benim için kendi ülkemde bir şeyler yapmak, bu ülkeye bir şeyler katabilmek daha önemli. 

Eğitiminiz boyunca herhangi bir burstan, destekten yararlandınız mı? 

Lisans dönemim boyunca Köksal Eğitim Vakfı’ndan burs aldım.

Avrupa ile Türkiye arasında kontrbas eğitimi açısından nasıl farklılıklar var? 

Avrupa’ya gitmeden önce bu konuyu çok düşünüyordum fakat gidince gördüm ki aslında bu tamamen öğrenciye ve eğitmenine bağlı. Yetenekli ve çalışkan bir öğrenci dünyanın neresinde olursa olsun her zaman iyi olur. Şu anda Türkiye’deki Kontrabas seviyesi çok çok yüksek, Avrupa’daki öğrencilerle yarışabilecek hatta öne geçebilecek seviyede. Avrupa’nın ve dünyanın birçok yerinde aldığım birinciliklerde bunun ispatıdır sanırım.

“İyi bir kontrbas sanatçısıyım”, çünkü…

İyi bir eğitim aldım, çalışıyorum, yetenekliyim ve gözlemliyorum. Müzik aslında hayatın içinde her yerde. Bence iyi bir müzisyen olabilmek için doğayı gözlemlemek gerekir. Benim için güneşin doğuşu batışı veya yağmur yağması kar yağması sonrasında gök kuşağı çıkması veya bir yıldızın kayması müziğin içinde olan şeyler. Doğa olayları bizi nasıl etkiliyorsa müzik de aynı şekilde etkiliyor. İnsanları müziğimle duygulandırabilir ağlata bilirim veya aynı şekilde huzur verip neşelendirebilirim. Fakat hiçbir zaman kendime ben iyi bir Kontrbasçıyım diyemem. Bu işin bir sonu veya sınırı yok, her zaman daha iyisi daha ilerisi var. Benim için en büyük rakibim bir gün önceki halim.

Katıldığınız yarışmalardan ve ödüllerden de söz edebilir misiniz?

Dittersdorf (Slovakya) Uluslararası Kontrabas Yarışması, İkincilik Ödülü, International Society of  Bass (Polonya) Uluslararası Kontrabas Yarışması, Birincilik Ödülü, Amsterdam Bass-2014 (Hollanda) Uluslararası Kontrabas Yarışması, Birincilik Ödülü, Prag (Çek Cumhuriyeti)  Uluslararası Kontrabas Yarışması, Birincilik Ödülü, Eskişehir Senfoni Orkestrası Genç Yıldızlar sınavı, Hacettepe Üniversitesi Ankara Devlet Konservatuvarı Genç Solistler sınavı ve Sedat Güzin Gürel Bilim ve Sanat vakfı-(2015) Duo Konçertant Yarışması Sesim Bezdüz (Keman) ile birlikte İkincilik Ödülü, Eskişehir Senfoni Orkestrası, Hacettepe Üniversitesi Akademik Orkestrası ve İstanbul Devlet Senfoni Orkestrası konserlerinde solist olarak yer aldım.

Vazgeçilmez gördüğünüz kontrbas sanatçıları hangileri?

Gary Karr, Rinat İbragimov, Roman Patkolo, Burak Karaağaç …

Peki kontrbasla caz parçalara da eşlik eder misiniz? Klasik müzik eşlikçiliğinden ne tür farkları olur?  

Birçok müzik türü çalabiliyorum. İyi bir müzisyenin, müziğin her alanında az da olsa bilgi sahibi olması gerekli. Diğer müzik türlerinin klasik evrensel müzikten farkı daha özgür, doğaçlama yapabileceğiniz yerler var ve kendini yorumunuzu ortaya koymanızı daha fazla olanak sunuyor. Mesela caz çalarken eseri birçok farklı şekilde sanki bambaşka bir eser gibi çalabilirsiniz.

Sizce bir orkestrada kontrbas nasıl bir boşluğu doldurur?

Orkestra için kontrabas temeldir. Bir binanın temeli ne kadar sağlam olursa bina o kadar iyi ve dayanıklı olur. Belki orkestra içinde kontrabası fazla duyamayabilirsiniz ama kontrabas durursa müzik durur.

Kontrbas boyutu itibariyle çocuklar için bazen ürkütücü olabiliyor, ama çok da meraklısı olduğunu duyuyorum. Sizi örnek alan çocuk müzisyenlere kontrbasa başlama yaşı ve gerekli fiziksel özellikler açısından neler önerirsiniz?

Her boya ve fiziğe göre kontrabaslar var. Önemli olan onların enstrümanı ve müziği gerçekten sevmeleri istemeleri. Görünüşü büyük diye korkmasınlar çok tatlı, güzel, minik küçük 4/1 kontrabaslar da var

Bir kontrbas sanatçısı için sanırım en önemli organı, elleri. Peki bir müzisyen olarak sağlığınızda nelere dikkat edersiniz?

Bu sadece kontrabascılar için değil bütün müzisyenler için çok önemli. Mutlaka her gün çalışmaya başlamadan önce egzersizler yapıp kaslarımızı ısıtıp, yumuşatmalıyız. En önemlisi günlük çalışmayı bırakmamak. Bir gün bile bıraksak kaslarımız sertleşiyor ve bırakıp bir anda tekrar başlamak kaslarımızı kötü etkiliyor sakatlanmalara kadar gidebilir.

Repertuvarınızda vazgeçilmez parça hangisi?

Giovanni Bottesini si minör II. kontrabas konçertosu benim için çok özeldir. Eser sanki benim için yazılmış. Duygularımı düşüncelerimi çok iyi ifade edebiliyorum. Eseri çalarken beni bam başka boyutlara götürüyor ve bu beni çok mutlu ediyor.

Peki şu ana kadar en çok beğendiğiniz, aklınızdan çıkmayan konser salonu hangisi oldu ve neden?

Türkiye Ulusal Gençlik Senfoni Orkestrası ile Berlin Konzerthaus’da konser verme şansım olmuştu ve o salonun akustiği, ambiyansı beni çok tatmin etmişti. Her bir sesi tek tek duyabiliyordum.

2016 Hacettepe Senfoni Orkestrası Genç Yıldızlar Solist Sınavını ve yine aynı yıl içerisinde Eskişehir Senfoni Orkestrasının açmış olduğu Genç Yıldızlar Solist Sınavını ve Cumhurbaşkanlığı Senfoni Orkestrasının 2020 yılında açmış olduğu kadro sınavını 1.lik ile kazandınız. Peki şu ana kadar kariyerinizin zirve noktası olarak gördüğünüz başarınız hangisi oldu? 

Cumhurbaşkanlığı Senfoni Orkestrası’nda çalmak benim en büyük hayalimdi. Çocukluğumdan beri önünden geçerken bile, içimden ben burayı kazanmak istiyorum diyordum. Öğrencilik yıllarımda yurtdışında birçok başarı kazansam bile, Ülkemde en büyük korkum gelecek kaygısıydı. Cumhurbaşkanlığı Senfoni Orkestrası’nın 2020 yılında açmış olduğu sınavı kazanmak benim hem hayallerime ulaşmamı hem de gelecek kaygımın ortadan kalkmasını sağladı. Bu nedenle kariyerimin zirvesi olarak görüyorum.

İlerisi için planlarınızı, hayallerinizi de öğrenmek isterim.

Bu ülke için bir şeyler yapmak istiyorum. Bilgilerimi, deneyimlerimi başkalarıyla paylaşmak, yeni nesillere bir nebze de olsa bir şeyler öğretebilmek istiyorum. Bilgi paylaşılınca güzeldir.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s