Genç klarnetçi Billur Sedef Soğulcaklı: “Sanki kalbimi ellerimde çalıyorum. Onun hissettiklerini nefese, sese, notalara ve kulaklara üflüyor, hayat gönderiyorum”

Billur Sedef Soğulcaklı’nın İzmir Sanat ve Dokuz Eylül Üniversitesi Devlet Konservatuarı Sahne Sanatları Bölümü Bale Anasanat dalında okul öncesi ve ilköğretim döneminde bale ile başlayan müzik eğitimi, İzmir Devlet Senfoni Orkestrası Klarinet Sanatçısı ve Konservatuar Öğretim Görevlisi Ender Gülenler ile yarı zamanlı öğrenci olarak klarinet ile devam etmiş, 2010 – 2011 eğitim öğretim yılında da tam zamanlı olarak Dokuz Eylül Üniversitesi Devlet Konservatuvarı Müzik ve Sahne Sanatları Lisesi’nde 4 yıllık eğitimini tamamladıktan sonra 2014 – 2015 akademik dönemde başlayan lisans öğrenimini 2017 – 2018 akademik yılında tamamlamış.

Öğrenim süresi içerisinde klarinet sanatçısı ve orkestra şefi Fransız Prof. Guy Dangain ile masterclass çalışmaları, daha sonra Fransız Prof. Alain Boeglin ile klarinet teknikleri üzerine çalışmalar yapmış. İlerleyen zamanda Elif Aksoy, Wenzel Fuchs, Christian Dabovue ve İstanbul Devlet Senfoni Orkestrası Klarinet Sanatçısı Ayşegül Kirmanoğlu’nun workshop ve masterclass çalışmalarına katılmış. 2013’de Hollandalı klarinetçi Pierre Woudenberg, 2014 yılında Alman klarinetçi Thomas Lindhorst ile çalışmalar yapmış. Ayrıca; 2017 ve 2018 yıllarında Almanya/Bremen Uluslararası Gençlik Orkestrası’nda Şef Martin Lentz ve ekibiyle çalışarak başarılı konserler verilmiş, 2019 yılı için bu orkestrada tekrar yer almak üzere davet almış. 2018 yılında Doç. Andrija Mincic’in masterclass çalışmalarına katılmış. Lise ve lisans eğitimi boyunca solo, oda müziği ve orkestra konserlerinde yer almış. 2019 yılında Kütahya’da X. Uluslararası Hisarlı Ahmet Sempozyumunda ilk oda müziği konserini vermiş. Aynı yıl Mayıs ayında  Manisa Celal Bayar Üniversitesi Güzel Sanatlarda Engelsiz Eğitim çalıştayında Öğr.Gör Buğra ÇANKIR ile klarinet ve piyano dinletisi vermiş.

2021 yılında Michael Fenoglio ile Vandoren ‘ın yapmış olduğu çevrimiçi konferanslara katılmış. Amerika’da Oklahoma Şehir Üniversitesi’ndeki Dr. Lisa Kachouee ‘nin düzenlemiş olduğu Klarinet Günleri’ne online olarak katılmıştır. 31.ci UCF Performans Sanatları Okulu’dan Keith Koons’ın düzenlediği online masterclassına katılarak, Texas Lutheran Üniversitesi’nde klarnet eğitmeni ve Uluslararası Klarnet Derneği Pedagoji başkanlığını kısa dönem tamamlamış olan Öğretim Üyesi Paula Corley ile klarinet teknikleri üzerine çalışmış.

Massachusetts Amherst Üniversitesi’nde Moderatör Michael Brignolo’nun hazırladığı online olarak ‘’Clariconnect’’ masterclassına katılmış olup Klarinet sanatçısı ve Orkestra şefi Charles Neidich ve Doç. Minghze Wang ile dönem enstrümanı olarak şalümo’yu inceleme şansını yakalamış. 2021 yılı Mart ayında Kanada’da Brandon Üniversitesi Sanal Klarinet Festivali kapsamında Prof. Cathy WOOD ile Jenny Maclay’ın düzenlediği klarinet festivaline katılmış. Akabinde, Oakland Üniversitesi Müzik, Tiyatro ve Dans Okulu’nun düzenlediği  Detroit Senfoni Orkestrası’nın 1.klarinetçisi  Ralph SKİANO’nun, Venezuelalı ve Simon Bolivar Orkestrası’nın 1.klarinetçi Carmen BORREGALES, Klarinet Sanatçısı- Klarinet yapımcısı Luis ROSSİ ile Boston Klarinet Akademisinde Klarinet sanatçısı ve şef Jonathan COHLER’in, Montclair Devlet Üniversitesi’nde Benjamin BARON ile Sasha ENEGREN’in Klarinet Günü olarak düzenlemiş olduğu masterclass sınıflarına, ayrıca Wisconsin Üniversitesi – Eau Claire’de Dr. Jennifer FRALEY’ın  düzenlediği Klarinet Festivali’ne katılmış.

2018 – 2019 akademik yılında Dokuz Eylül Üniversitesi Güzel Sanatlar Enstitüsü Klarinet Sanat Dalında İskenderun Teknik Üniversitesi Mustafa Yazıcı Devlet Konservatuvarı Klarinet Sanat Dalı Öğretim Üyesi Dr. Öğr. Üyesi Şehrinaz GÜNDÜZ ile Yüksek Lisansa başlamış olup, bu alanda Dr. Öğr. Üyesi Çiler TALU ile öğrenimini tamamlamış.

Billur Sedef Soğulcaklı o kadar derinlikli, duygulu ve aydın bir genç sanatçı ki ona bir cümle sordum, karşılığında binlerce yeni bilgiyle donattı beni. Klarnete başlama yaşı, çocuklara bu alanda pedagojik olarak nasıl bir eğitim verilmesi gerektiği, klarnetin incelikleri, onun hayatındaki yeri ve önemi, en çarpıcı klarnet konçertosu ve solo eserler, kurumsal destek mekanizmalarının önemi, klarnetin bakımı ve sahnedeki en çarpıcı anılarının derlendiği bu çok ama çok keyifli söyleşi sizi hemen aşağıda bekliyor ve eminim ki en az benim kadar siz de çok şey öğrenecek ve bu genç sanatçımızı tanımaktan gurur duyacaksınız. Yolunuz hep açık, nefesiniz hep sonsuz olsun Billur Sedef Soğulcaklı!

Merhaba Sedef hanım. Çok sevdiğim bir enstrümanı çalan bir hemşehrimle röportaj yapmak çok güzel bir duygu. Klarinet ile müzik yolculuğunuz nasıl başladı, nasıl devam ediyor? Neden keman veya diğer enstrümanları değil de, özellikle klarineti seçtiniz? Bize biraz kendinizi tanıtır mısınız?

1995 yılında İstanbul/Kadıköy’de dünyaya geldim. Babam emekli albay olup, annem halen Dokuz Eylül Üniversitesi Devlet Konservatuarında memur olarak görevine devam etmektedir. Abim Osman Ersin Soğulcaklı ise Devlet Konservatuarı Kompozisyon ve Orkestra Şefliği Anasanat Dalı mezunu ve 2016 yılından itibaren Öğretim Görevlisi olarak Solfej, Kompozisyon dersleri vermektedir. Aynı sanat dalında da doktora öğrencisidir.

Babamın mesleği gereği, Türkiye’nin birçok ilinde yaşadık. Abimin müzikle yolu erken yaşta başlamış ve ailem abimin bu isteğini destekleyerek keman eğitimine ilköğretim 6. sınıfta başlatmıştır. Belki de abimin müzikle uğraşması beni bu dünyanın içine çeken ilk adım olduğu gibi anneannemden dolayı gelen genetik özelliklerinde faktörü olduğuna inanıyorum.  Çünkü kuzenlerim de müzik eğitimi alarak bu alanda hayatlarına devam etmektedirler.

Bale ile başladı sanat hayatım. 5 yaşında iken rahmetli anneannem beni yine bir gün ayak parmaklarımın üzerinde yürüdüğümü görünce anneme dönüp “Bu kızı bale eğitimine başlatmazsan, ben görüp yazdıracağım haberin olsun” deyince, annem en kısa zamanda elimden tuttuğu gibi İzmir Kültür Sanat’a götürmüş, Rusya Uyruklu Madam Ludmilla POTOPOVİC ile Mösyö Guenadi POTOPOVİCE’in vermiş olduğu bale kursuna başlatmış. İlerleyen zamanda Devlet Konservatuarı Bale Anasanat Dalı Başkanlığında açılan kursa Öğr. Gör Shawkat TURSUNOV – Madam Swetlana TURSUNOVA ile devam ederek, bu yolculuk 6 yıl sürmüştür. Çok sevdiğim Bale eğitiminden büyüme dönemim başlayınca anatomik açıdan ilerde sakıncalı olabileceği ihtimali üzerine bale eğitimim sona erdi.

Baleden ayrılmanın acısını unutturmak için annem beni, canım öğretmenim, birtanem, kalbi sevgi, şefkat dolu  Devlet Konservatuvarı Öğr. Gör. Berrin AND hocamla tanıştırdı ve onunla bir yıl süren piyano eğitimim oldu.

Klarinet adını ilk duyuşum da şöyle oldu: Abim bir gün okuldan CD getirmiş, DVD player’a takarak, Mozart’ın Klarinet Konçertosunu dinliyordu, beni etkileyen müziğin yanına gittim, abimle sonuna kadar dinledik. Abim bana dönerek dedi ki “Sedef klarnet çalmak ister misin” . Sustum ve düşündüm nasıl bir enstrüman diye. Okulda müzik derslerinde çaldığımız blok flütü klarinet diye düşünerek üflemeye çalışıyordum. Bu “Duygusal Haylaz Çocuk Muhteşem enstrümanı” sanırım İlkokul 2 veya 3. sınıftayken ilk olarak abim fısıldamıştı kulağıma ve daha sonra aktı hücrelerime, ruhuma…

Artık müziksiz ve danssız bir hayat düşünemiyordum. Abimin ve kuzenlerimin müzik okuluna devam etmeleri beni iyiden iyiye bu yolda yürümem gerektiğine inandırdı ve düşüncelerim pekişti, başka okul istemiyordum.

……Derken, Devlet Konservatuarı’nın Yarı Zamanlı Erken Müzik Eğitimi Sınavlarına girerek başarı göstermem üzerine fizik sınavlarında da Klarinet Sanat Dalına seçildim. Yarı zamanlı olarak 2.5 yıl Klarinet Sanat Dalında eğitimi tamamladıktan sonra, Lise, Lisans ve Yüksek Lisansı klarinetimle beraber yürüdük. O benim enstrümanım olmaktan çok en değerli varlığım, en önemli organım olmuştu. Sanki kalbimi ellerimde çalıyordum heyecanla… Onun hissettiklerini nefese, sese, notalara ve kulaklara üflüyor, hayat gönderiyordum doğaya, kuşa, çiçeklere, güneşe, havaya…

Bu arada klarinetimle ilgili besteler yazıyor, hocalarımla görüşüyordum, Lisans bitince bestecilik bölümüne yeniden 1. Sınıftan başlayıp devam etmek istiyordum. Çünkü okulumuzda çift dal ya da yan dal gibi ikinci bir daldan ders alma ya da iki dalı birlikte okuma şansımız yoktu. Bu olmalıydı bence. Çünkü; geri dönüşü olmayan bir eğitim sistemi içindeyiz. Klarinet alanında Yüksek Lisans mı yoksa yeniden lisans birden başlayıp bestecilik okumak mı diye günlerce düşündüm, vazgeçemedim ondan… Klarinetim kazandı, o ağır bastı ve onunla lisansüstü eğitimimi de tamamladım. Sırada şimdi doktora yani bizim okul için Sanatta yeterlik eğitimine hazırlanıyorum TİTREYEN KALBİM KLARİNETİM VE BEN…

Hayatımın her aşamasında emeği olan Sevgili hocam İzmir Devlet Senfoni Orkestrası Sanatçısı ve DEU Devlet Konservatuvarı Öğr. Gör. Ender GÜLENLER’e çok minnettarım. Başarımın sırrı, enstrümanımı bu denli çok sevdiren ve severek çalmama vesile olan,  her daim disiplini  ile örnek aldığım sabrını, mükemmeliyetçilik ilkesini  tamamen hayatıma montajladığım hocama borçluyum ve şahsınızda kendilerine çok teşekkür ediyorum.. 

Çok değerli ustalık sınıflarına katıldınız. Bu eğitimlerden klarinet çalış tarzınız üzerinde iz bırakan öğütler anımsıyor musunuz?

Elbette hatırlıyorum ve hayatımda kalıcı olmak üzere uyguluyorum. Çünkü bizim için ustalık eğitimi teknik eğitimdir ve çok önemlidir. Bu konuda her anlamda şanslı hissediyorum kendimi,  çünkü dünyaca ünlü Fransız Prof. Guy DANGAİN, Prof. Alain BOUGLİN gibi çok değerli büyük ustalarla birebir çalışarak yolun başında almam gereken önemli teknikleri kazandım. 

2017 ve 2018 yıllarında Almanya/Bremen Uluslararası Gençlik Orkestrası’nda Şef Martin Lentz ve ekibiyle çalışarak başarılı konserler verdiniz. Bu yurtdışı deneyimi sizin sanatınıza nasıl katkılar sağladı? 

Uluslararası Genç Müzisyenlerden oluşan Bremen Gençlik Senfoni Orkestrası “Youth Symphony Orchestra”dünyanın her kıtasından, yerinden aynı dili konuştuğumuz arkadaşlarımızla çalışmak, kaynaşmak ve konser sunmak muhteşemdi. Halen bu birlikteliği devam ettiriyoruz. Şef Martin Lentz harika bir hoca, arkadaş ve motive eden müzik terapisti diyebilirim. Disiplini ve sabrına hayran oldum.. Enstrümanımla ilgi olarak bana çok teknik bilgi verdi, enstrümanda çıkarmış olduğum tonu çok beğendiğini ve çok etkileyici olduğunu söyledi. Konserlerde ikinci klarinetçi olarak, Si bemol, La ve Bass klarinet çalarak eşlik ettim. Vizyoner bir insan alçakgönüllü ve ne zaman arasam her daim cevap alabildiğim değerli bir müzik insanı … Almanya’da çeşitli mekanlarda konserler sunduk, konser salonları inanılmaz güzeldi. Beni etkileyen konser alanlarından biri Havaalanı idi.. Akustik harika ötesiydi.. Şef Martin Lentz, 2019 yılında da davet mektubu göndererek Almanya da konserlerde görmek istediğini bildiren mailler göndermiştir. Fakat Yüksek Lisans ders aşamamla çakıştığı için üzülerek katılamadım. En kısa zamanda yine gitmek isterim. Gidip gelebilmem için başka bir ülke arayışı içindeyim. Pandemi döneminde birkaç tane başvuru askıda kaldı ve ertelendi. Aşı olur olmaz yurtdışına çıkacağım.

2019 yılında Kütahya’da X. Uluslararası Hisarlı Ahmet Sempozyumunda ilk oda müziği konserini verdiniz. Oda müziği ile senfoni konserleri arasında bir tercihte bulunmanız gerekse, kalbiniz hangisinden yana ağır basıyor?

Evet, Kütahya’daki sempozyumda, Sevgili Hocalarım Doç. Aslı Tuncay ve Canım Ablam ve aynı zamanda Hocam Dr. Öğr. Üyesi Şehrinaz Gündüz ile çok onu verici  konserler sunduk.. Tabiki oda müziğini de severim ama Senfoni Konserlerini tercih ederim.

Toplumsal farkındalık ve sosyal sorumluluk açısından herhangi bir projede yer aldınız mı?

Toplumsal Farkındalık ve Sosyal Sorumluluk Projelerinde yer aldım, Manisa Celal Bayar Üniversitesi’nin düzenlemiş olduğu “Güzel Sanatlarda Engelsiz Eğitim Çalıştayı” konulu projede Otizmli müzik insanları ile beraber olduk. Ankara Müzik Üniversitesi Öğr. Gör. Buğra Çankır’a bu projeye katkı sunmak için hocam Şehrinaz Gündüz ile birlikte eşlik ederek, konserler sunduk. Plaketler aldık, Teşekkür belgeleri takdim ettiler.

Şalümo isimli bir enstrüman üzerine çalıştınız. Bildiğim kadarıyla Şalümo, üst yüzeyinde kamış kesiği olan bir kaval. Klarnete benziyor ve Güney ve Kuzey Amerika, Afrika ve Asya kıtalarında da görülmektedir. Bize biraz tanıtır mısınız bu enstrümanı? Türkiye’de uygulama alanları var mı?

Bu konuyla ilgili yazılmış ve incelenmiş olarak bir sürü tez çalışmaları var. Tarihsel süreci günümüze dek evrimleşmiş şekilde özetle anlatmak gerekirse; çok eski çağlarda hayvan kemiğinden silindirik şeklinde ortaya çıkmış olan yedi parmak delikli ilk Şalümo eski Mısır,İran, Hindistan’da Kelt’ler tarafından keşfedilmiş ve ardından Alman klarinet yapımcısı Johann Christoph Denner 16’cı yüzyılın sonuna doğru bir perde eklemiş, diğer perdeler ile 12 ses aralığına çıkararak günümüzde kullandığımız enstrümanın son halini almıştır diyebiliriz. Ayrıca, ABD’li  Klarinetçi ve Besteci Charles Neidich’in sunmuş olduğu panele katıldım, Barok klarinet olarak elinde bulunan Şalümo’yu detaylı  anlatmıştır.

Klarineti başarılı bir şekilde çalmak için kişi sağlığında ve tekniğinde nelere dikkat etmeli?

Öncelikle; nefes tekniklerini doğru şekilde öğrenmemiz için ciğerlerimizi, diyaframı korumalıyız ve nasıl kullanacağımızı öğrenmeliyiz. Nefes koçluğu yapan eğitmenlerden destek almalı ve nefesi kullanmaya yönelik eğitici kitaplardan edinmelidir. Süreç içinde kendimizi doğru yönde nefes alıp vermeyi öğretip daha sonra hayatımızın her noktasında kullanmak koşuluyla kendimize ilke edinmeliyiz. Morfolojik açıdan diş, çene, parmaklarımıza  çok iyi bakmalıyız ve dış etkenlerden gelebilecek olumsuzluklara karşı sakınmalıyız bu organlarımızı. Ayrıca;  boğaz ağrıları faranjit, laranjit olmamalıyız.. Nefesi kullanmayı öğrendikten sonra Başlangıç, orta ve ileri seviye olmak üzere klarinet eğitimine kademeli olarak başlanmalı ve uygulamalı, düzenli olacak şekilde derse katılım sağlanmalıdır.

Peki, çocuk müzisyenler açısından bakıldığında, klarinete başlama yaşı yaklaşık hangi aralıkta? Ayrıca konservatuar düzeyinden bakıldığında son dönemde çocuklar ağırlıklı piyano ve kemana yönelmiş durumdalar. Klarinete olan ilgide bir değişim gözlemliyor musunuz? 

Son yıllarda yaptığım gözlemlerim sonucunda klarinet çalmayı isteyen yaş aralığı 15-18 yaş ve üstü. 15 yaş altıda çok nadir de olsa klarinet çalmak isteyenler oluyor. Geçen dönem bana bir öğrenci gelmişti. Kızcağız 7.sınıfa gidiyormuş ve annesine klarinet çalmak istediğini söylemiş. Ardından fizik sınavı yaptıktan sonra çenesinin uygun olmasına rağmen parmakları perdeleri kapatamayacak kadar inceydi. Ve büyük bir hevesle çalmak isteyen öğrenciyle karşılaşınca mutlu oldum. Çoğu çocuk klarinet çalmayı zor bulduğu için sesinden dolayı yanaşamıyor ve küçük yaş etkisiyle ister istemez flüt, gitar, keman ve piyano gibi enstrümanlara yöneliyorlar normal olarak. Klarinet fiziksel açıdan uyumlu bir enstrüman ancak çalacak kişinin de morfolojik özelliklerine göre parmak ve çene yapısını inceleyerek çalıp çalamayacağı konusunda doğru değerlendirme yaparak öğrenci seçimi yapıyoruz. Zor çalınan üflemeli enstrümanlara yönelen çocuğa özellikle klarineti anlatabilmek için pedagojik anlamda etkili ve yapıcı olarak yaklaşmamız gerekiyor. Doğru tanıtarak iyi bir izlenim bırakırsak önyargı ortadan kalkar. Değişim konusunda ise düşüncelerim şu yönde, Türkiye’deki Devlet Konservatuarlarında son 10 yıldır  her yıl Ortaöğretim ve Lise  devresinde bir sürü çocuk sınava giriyor ve özellikle küçük yaşta ustalık sınıflarına katılan klarinet öğrencileriyle karşılaşıyorum. Yurtdışında da aynı şekilde klarinet öğrencileri çoğunlukla bulunuyor, dikkat çekiyor. Ancak 10 yıl öncesine gidecek olursam benim dönemimde klarinet çalgı eğitimi açısından çok seçkin bir enstrüman değildi. Aradaki farkı incelersek zaman içinde arada kocaman bir fark oluştuğunu söyleyebilirim. 

Şunu da eklemek isterim, günümüzde klarinet eğitimi usta-çırak şeklinde devam etmekte olup, hocamın asistanlığını da yaptığım için yaşıyor ve görüyorum. Hocam, küçük yaş grubu öğrencileri (orta-lise) bana gönderir ve bende onları teknik, müzikal, solfej her alanda hangi boşluğu varsa takviye ederek çalıştırıp yetiştiririm.

Günümüzde adı “Z” kuşağı olan öğrencilerle iletişim kurmak, onları anlamak, anladıkları şekilde de eğitim vermek tabi ki geleneksel öğretim yapan hocalarımızı zorlamakta olduğu için genellikle hocamın bana yönlendirdiği çocukları onları anladığımdan anlayacakları şekilde eğitim veriyorum ve bunun ölçme değerlendirmesini yani geri bildirimini de olumlu olarak “Sedef küçük yaş grubu çocuklara çok iyi eğitim veriyor” şeklinde alıyorum, bunu duyunca mutlu oluyorum.

Hedefim akademik olarak, bu yolda ilerleyip öğretim elemanı olmak olduğundan, bu öğretim ve öğrenme tekniklerini Dijital Dünyanın yani Yeni Dünya Düzenin getirdiği kurallara göre vereceğimiz için geleneksel verilen eğitimlerin sonu gelecek, sistematik eğitimler başlayacak ben buna hazırım çünkü bu çağı ve kuşağı yakaladım. Kendimi geliştiriyorum, eğitimci olduğumda klarinet eğitimine başlama yaşını okul öncesine bile çekebiliriz anatomik gelişim söz konusu olsa bile.. Yani, 6 yaş skalasından bu enstrümana başlatıp ortaokul düzeyine kadar şimdiki lise seviyesi müfredat tamamlanmış olacaktır. Böyle olunca da öğrencinin çift dal yani başka meslek grubu da seçme şansı olacak inşallah… Örneğin hem klarinet okuyor olmalı hem de diğer meslek gruplarından tıp, mühendislik, vs.vs.. Yurtdışındaki eğitim gibi..Büyük boşluk, eksiklik kısacası.. Bu ülkemizde olmalı!!! Bu konuda son olarak şunu söylemek istiyorum; öğretme – öğrenme teknikleri konusunda Türkiye de verilen eğitimleri tek tek gözlemleyip, günümüz öğrenme – öğretme teknikleri hakkında eğitim kitabı hazırlamak olmazsa olmaz projelerimden biridir. İnşallah bunu da ileri de sizlerle ülkemizin yenilikçi (inovasyon) atılımlarını paylaşmaktan gurur duyarım. Dünyadaki birçok üniversiteler müzik dahil eğitimde kalite modeli yaratmışlardır. Örneğin ; Şangay Modeli, Dubai Modeli, Milano Modeli, Oxford Modeli, Cambridge Modeli gibi… Türkiye’de bulunan üniversitelerde eğitimde kalite modeli yaratılarak dünyayla entegre sağlanır ise dünyadaki üniversiteler arasında sıralamaya girerek yerimizi alırız. Örneğin: Boston Klarinet Akademisi gibi branşlaşmış ve kalite modeli oluşturmuş okullar ülkemizde neden olmasın…

Klarinet bir yandan da Roman topluluklar arasında yaygın bir çalgı. Bu durum popüler açıdan bakıldığında klarinetin klasik müzikteki kullanımı üzerinde bir olumsuz etki doğuruyor mu sizce? 

Evet, klarinet Roman ve Balkan topluluklarında kendilerine has müzikleriyle yaygın ve popülerliğini kaybetmemiş, bando gruplarında gördüğümüz başlı başına bir enstrüman baktığımız zaman. Bazı repertuarlarında cazgır bir ses olarak karşımıza çıkıyor ki insan dinlediğinde kalkıp oynayası gelir… Ancak bu konuda klarinetin klasik müzik içinde bir olumsuz bir etki doğurduğunu hiç gözlemlemedim…

Dünyada ve Türkiye’de en çok beğendiğiniz klarinet ustaları hangileri?

Guy Dangain, Martin Fröst, Sabine Meyer, Nicolas Baldeyrou, Sharon Kam, Shirley Brill, Ecesu Sertesen,Selin Gürol, Eddie Daniels, Benny Goodman, Buddy De Franco…vs

Çalgınızın bakımını kendiniz mi yapıyorsunuz? 

Klarinetimi tanıdıktan çok sonra Ender GÜLENLER hocamın yönlendirmesiyle büyük merakla çalgı yapımına ilgi duydum . Benim hocam da çalgısını tamir ederken yanında durur ve izlerdim. Tabii ki çok büyük  bir bakım gerektirmiyorsa evet, çalgımın bakımını kendim yapıyorum.. Kuzenim Armoni Mızıka Okulu Klarinet Sanat dalından mezun ve mesleğini halen devam ettirmekte. Mızıka okulunda aynı zamanda çalgı bakım onarım dersi de verilmekteymiş. Maalesef konservatuvarlarda yok, ama ders olarak konulmalı bence.. İnsan çaldığı enstrümanının bakımını da yapabilmeli. Çocuğunun bakımı yapmak annenin görevi ise çalgının da bakımını yapmak biz çalanların …

Dünyaya bir kez daha gelseniz, yine klarinet mi çalardınız yoksa başka bir enstrümana mı yönelirdiniz? 

Klarinet .. Klarinet.. Klarinet… Caz müziğine ilgim olduğu için Saksafon’a yönelirdim muhtemelen. Onun dışında zaten klarinet ailesi de geniş bir aile, Mi bemol, Si Bemol, La Klarinet, Bass Klarinet, Alto Klarinet, Do Klarinet, Mibemol alto klarinet, Si bemol bas klarinet, La bas klarinet, Si bemol kontrabas klarinet.. diye gidiyor.

Benim dinleyici olarak en çok sevdiğim; Gershwin’in “Rhapsody in Blue” adlı eserinin klarnet solosu. Peki, klarinetle çalmaktan en çok keyiflendiğiniz parça hangisi?

Ben de bu parçayı ilk Selin Gürol’da keşfettim. Instagram üzerinden challenge başlatmıştı. Çalan herkesten aynı melodiyi duyuyordum. Bir gün aynı eseri ben de çalıştım ve glisandosunu çalarken ayrı keyifli gelmişti bana . Ardından Arnold Copland Klarinet Konçertosu en sevdiğim eser. Yüksek Lisans Ders aşaması final sınavımda çalmıştım o kadar etkileyici ve duygusaldı ki 1.Bölümü çalarken gözlerim dolmuştu. Gerald Finzi’in Klarinet Konçertosu en sevdiklerim arasında; çok anlamlı ve ilkbaharı yansıtan bir teması var. Johannes Brahms Klarinet Sonatı No.2 favorim romantik bir havası var ben ne zaman dinlesem ya da çaldığım zaman mest olurum…Malcolm Arnold Klarinet Sonatı severek çaldığım sonatlardan.. ve daha bir sürü eser var severek çaldığım. Ben her eseri anlamlı ve duygulu bir şekilde yaşayarak, hayal kurarak çalıyorum, bastığım notaların içinde duygularım ve düşüncelerim ön plana çıkıyor bundan ötürü de her eserden sonra güzel yorumlar alıyorum. Yorumculuk ve teknik açıdan kendimi geliştirmeye de lisansüstü eğitimimde devam ediyorum. Çünkü yenilemek, geliştirmek ve tuğlayı üst üste basamak olarak koymak gerekiyor.

Çalışmadığınız zamanlarda klasik müzik mi, caz müziği mi yoksa başka bir müzik mi tercih edersiniz?

Geçtiğimiz yıllarda saksafonda caz çalışmalarıma başlamıştım ama elimdeki saksafon yeterli olmadığı için devam edemedim ve caz müziğini kendi çalgımla yapmayı seviyorum. Son zamanlarda elektronik ve pop müziğe sarmış durumdayım ne dinlesem klarinette melodileri çıkarmaya çalışıyorum. Bir cover kaydım gelebilir sürpriz olarak…

Eğitim hayatınız boyunca herhangi bir kurumsal destekten yararlandınız mı? Müzisyenler için bu tür destek mekanizmaları ne anlam ifade ediyor? 

Lisans eğitimimde faydalanmayı düşünmüştüm ancak öğrencilikte vakit yaratamadım. Ailemin maddi ve manevi anlamdaki yardımları sayesinde yurt dışına çıkabilme şansım oldu. Yabancı dil eğitimini sağlam şekilde almış olsam yurtdışına çıkarken kesinlikle yapacağım şey burs almak olurdu. Vakıf ve burslar çoğunlukla bizler için klasik müzik kariyerine ve eğitimine yurt dışında yön vermek ve kendimize ait enstrümanımıza sahip olabilme şansına ulaşmamızı sağlıyor.

Peki, klarinet özelinde en çok solo beste yapan, konçertolar hazırlayan kompozitörlerden de biraz bahseder misiniz? 

Klarinet için yazılmış eserler ilk olarak Mozart’ın kendi döneminde yazmış olduğu Klarinet Konçertosu ortaya çıkmış, ve çoğunlukla Mozart’ın oda müziği eserlerinde ağırlıklı olarak klarinet soloları bulunuyor. daha sonra klasik dönemde en başta Mozart, Pokorny, Stamitz, Franz Danzi, Rossini, gibi..Barok dönem olarak Bach’ın keman için yazılmış ama uyarlanmış şekilde klarinet solo etüd olarak geçen parçaları da çalıyoruz. Romantik dönemde Brahms, Weber, Spohr, Widor gibi mesela… Orkestra soloları olarak beğenilenler arasında Mendelsohnn, Strauss, Saint-Saens gibi besteciler var. Modern döneme gelecek olursak Darius Milhaud, Malcolm Arnold, Claude Debussy gibi güzel bestecilerimiz var. Modern dönem ve 20’ci yüzyıl başında özellikle 21’ci yüzyılda solo eserler yazılmak üzere bu dönemde ağırlık verilmiş. Örnek verecek olursam bildiklerim arasında Igor Stravinsky’in solo için 3 parçası , Oliver Messian’ın Abîme des oiseaux(Kuşların Uçurumu) , Luciano Berio’un Lied’i ve Jörg Widmann gibi bestecilerin solo eserleri bulunuyor. Daha çok solo eser, konçerto, sonat, oda müziği yazılabilir ve yazılan eserlerin repertuara eklenilmesi gerektiğini düşünenlerdenim. Çünkü klarinet Klasik müziğinin yanı sırada geniş bir repertuara sahip olduğundan Türk müziği,Jazz müziği, Blues müziği gibi birçok müzik türünde duyduğumuz bir enstrüman olarak ön planda çıkıyor..

Klarinet, bir orkestrada hangi boşluğu doldurur? Orkestranın haylaz sesi desek doğru olur mu onu tanımlamak için?

“Ateşlidir…Romantiktir…Lirik ve duygusaldır.. Evrenin en gizemli büyülü, etkileyici sesi O’ndadır”…Büyük orkestra için yazılan eserlerin içinde neredeyse hepsinde klarinet sololarıyla dolu ve klarinetsiz bir orkestra düşünemiyorum. O olmayınca eksik kalıyor. Bir nevi puzzle parçası gibi önemli ve hızlı, gösterişli pasajları kolaylıkla yapabilen,  akıcı, parlak bir özelliği var. Duyguları en derinden yaşatan bir enstrüman.. Orkestra içinde tahta üflemeliler olarak Fagot ve klarinet yan yana durduğundan obua ve flüt için bazı solo partilerde eşlik görevi görüyor. “Espressivo” (etkileyici) olan  solo pasajlarda sık sık görevlendirildiği için ses rengi açısından diğer tahta üflemelilerle iyi kaynaşıyor. Klarinet solo partilerinde haylaz ve eğlenceli olduğu kadar bazı solo partilerde ise romantik, duygulu olarak karaktere bürünen eşsiz bir enstrüman.

Klarinete en çok yakışan eşlikçi enstrüman sizce hangisi ve neden?

Klarinet diğer enstrümanlara göre geniş bir repertuara sahip. Bir sürü sonatlar, solo eserler, konçertolar, oda müziği için yazılmış ve konçerto için orkestraya uyarlanmış eserler görüyoruz. Ben piyano eşlikli eserleri seviyorum. Piyano ile klarinet birlikte  olduğunda örnek veriyorum konçerto çalıyorsam orkestrayla eşlik yapabilmem için eşlik olarak piyano ile çalışıyorum. Bunun yanında oda müziğinde keman ya da viyola ile yazılmış piyanoyla yer alan trio eserleri beğeniyorum. Üflemelilerden trio olarak  obua ve fagotla bir araya geldiğinde güzel ve gür  duyuluyor.. Bir de düet olarak iki klarinet için yazılmış eserleri de konserlerimde severek çaldım. Quartet eserleri de çok seviyorum özellikle flüt, obua, fagot ve klarinet ile çalmak ya da dinlemek gerçekten keyifli oluyor. Franz Schubert’ın Soprano, klarinet ve piyano için yazılan eserleri de seviyorum ancak çok az sayıda eser var… Bir konserim olduğunda mutlaka paylaşırım sizinle…

Klarinetinizle sahneye çıktığınızda neler hissediyorsunuz? Sahnede yaşadığınız ve unutamadığınız bir deneyimi merak ediyorum bir yandan da… 

Hatırlamaz olur muyum… Lise 2 sınıftayım, ilk klarinet sınıf konserim olacak. Konserden 1-2 hafta önce Fransa’dan Prof. Alain Bouglin okulumuza bizimle çalışmaya gelmişti. Neyse çalıştık sonra herkes sırayla provaya gidiyor, provalar alındı bitti. Ve o büyük gün geldi çattı. Robert Schumann’ın Fantasiestücke piyano eşlikli eserinin 1.bölümünü çalmıştım ve sahneden indikten sonra Mösyo yanıma geldi ve tebrik etti ancak şu sözünü hep gülerek hatırlarım’’ Bu eser romantik dönem ama sen dalga geçerek çaldın’’ demişti. Bende karşısında iki büklüm olmama rağmen çaktırmadan gülüp geçmiştim…

Bir anım daha orkestradan,  Tchaikovsky’in Romeo & Juliet – Fantasy Üvertürü’nü çalıyoruz.

2-3 ay öncesinden partileri aldık, baya sıkı çalışmıştık provalar güzel gidiyor tabii. Konsere çıkasıya kadar herşey güzel gidiyordu. Hazırlandık. Çıktık hepimiz selam verdik sahneye oturduk konser başlayacak. Birinci klarinetim şefe bakıyorum. Bu konseri de Orkestra şefimiz Vladimir Lungu yönetiyor   Fagot sanatçısı bir arkadaşım yanımda bir solo partisinde aynıyız birlikte başlıyoruz çalmaya. Seyirci kısmında biri konseri çekiyor . Telefonu sessize almamış biz çalarken duyduk sonra şef durdurdu sinirle arkasına bir baktı .Bizde şefe bakıyoruz direktif versin diye, sakin bir şekilde durumu toparladık ve eseri düzgün şekilde seslendirdik. Hiç unutamadıklarım arasındadır bu anım…

Mükemmeliyetcilik ruhunu aldığım hocamdan bana miras kalan mükemmel olmanın sıkıntılarını da yaşadım. Farkına varmadan “sahne-sınav” yani “SS” lerden heyecan duyuyordum) sahne korkusuyla ve heyecanımı yenmekte epey sıkıntı yaşadım. Durum böyle olunca tabii okuldaki değerli  hocalarımla görüşerek bol bol seçme sınavlarına girip sürekli konser vermem gerektiği konusunda gerekli püf noktaları öğrendim. Zamanla sınavlara gire çıka heyecanımı kontrol etmeyi öğrendim. 4 senedir Meditasyon yapıyorum ve benim için motivasyon, heyecan kontrolüm açısından baya ilerlememi sağladı. Bunun yanında da 1 yıldır yoga yapıyorum, Kitap okuyan bir aileyiz ve kitap okuyorum, yürüyüşe çıkıyorum, resim yapıyorum, mutfağa girip değişik tatlar yaratıyorum özellikle Fransız tatları. Şiirlerimle uğraşıyorum. Şiir kitabımı düzenleyeceğim inşallah fırsat olunca… 100 tane şiir yazdım…) Yüz Yüze Duygular adını mı veririm yoksa bir isim mi… hangi duyguyu yaşıyorsam  adı  yayınlayacağım zaman belli olacak) Hobiyle uğraşmak gerçekten bir müzisyen için artılar sağlıyor… Tüm meslektaşlarıma tavsiye ederim…Bir sanatçının her şeyden bilgisi olmalı derdi Çağatay hocam.. Güncel konuları da ailemle konuşuyorum.. Aile olarak her şeyi açık açık konuşma kuralımız vardır. Çok özel zamanlarda aile içi bireyler ya özel konuşur ya da mektup yazarak birbirimize mesajları, notları , öğüt, tembih her şeyi iletiriz.. Evde 3 tane kedimiz var, bahçede sayıları çok değişiyor bazen 15-20-30…  Aile olarak hayvanları, bitkileri seviyoruz.. Bahçede kirpi, kaplumbağa, bazen minik yılan, kertenkele, karşıda horoz, tavuk, tüylü dostlardan  top oynamaya bayılan Jack , kendini gezdiren Portakal adında köpeğimiz var.. Mutlu bir aileyiz.. Ben Klarinet çalmaya başlıyorum tüm kediler dinliyor, bitkiler eve doğru büyümeye başladı nerdeyse asma ağaçı balkondan eve girdi girecek.. Notaların sihirli sesi evimizi ortak paylaşıma açtı mecburen) bundan mutluyum ve paylaşıyorum. Bu güzellikleri yaşatan yer ise  6. yüzyıldan bu tarafa var olan Yücesahil, Esentepe Mevkii iken, şimdiki adı  Kalabak olan Urla/İzmir incisinden yansıtıyorum..

Zaman içinde kendimde neleri aştığımı farklılıklarımı görüyorum, ilerleyişimi görmek beni daha da hırslandırıyor ve sağlam bir şekilde yoluma devam ediyorum.. Halen klarinet resitalleri yapmak için hazırlık yapıyorum bu pandemi sürecinde dünyanın her kıtasında sayısız masterclass, panel, çalıştay, worksaplara katıldım, geri dönüşlerden mutluyum..projeler üretiyoruz, yakında Dünya Klarinet Orkestrasında bir konser daha vereceğim. İlk Konserimi bu orkestrada 19 Mayıs Gençlik ve Spor Bayramında yayınladılar.. Mutlu oldum.. Gurur duydum…  Yeni projelerle en kısa zamanda duyuru yapmış olacağım… 

Çalışmaya doyamıyorum…

Çok Değerli Menekşe Tokyay hanımefendi, biz sanatçı olan eğitimini alan, bu yolda ilerleyen kişilere kendilerini, düşüncelerini anlatma, paylaşma şansı verdiğiniz, desteklediğiniz için çok minnettarım. Sonsuz teşekkürlerimi, sunuyorum.

Yeniden görüşebilmek ümidi ile kaleminiz susmasın, sanat yaşasın ormanlar kadar kalıcı ve köklü olsun diliyorum. 

Ulu Önderimiz Mustafa Kemal Atatürk’ün kıymetli özlü sözlerinden biri olan “Yüksek bir insan topluluğu olan Türk Milleti’nin tarihi bir özelliği de, güzel sanatları sevmek ve onda yükselmektir” ile hoşça kalın diyorum. 

*** Billur Sedef Soğulcaklı’nın Sosyal Sorumluluk Projesi kapsamında Ankara Müzik Üniversitesi Öğr. Gör Buğra ÇANKIR ile gerçekleştirdiği Klarinet ve Piyano dinletisini izlemek isterseniz: https://sendgb.com/ZgF1NLiQWlk

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s