Genç klarnetçi Orkun Uyar: Bu işin tek bir yolu var, Dİ-SİP-LİN!

Orkun Uyar, müzik hayatına Doç. Dr. Oğuz Karakaya’dan aldığı teori eğitimiyle başlayan, ardından klarnet eğitimine yönelen ve bu alanda derinleşme yolunu seçen genç ve başarılı bir klarnetçi. Prof. Dr. Anatol Jagoda ile yaptığı çalışmalar sonucunda, ilk resitalini 21 Haziran 2012 tarihinde Konya Selçuk Üniversitesi Dilek Sabancı Devlet Konservatuvarı’nda veren Uyar, Hacettepe Üniversitesi Ankara Devlet Konservatuvarı’nda Ekrem Öztan’ın Klarnet Sınıfı’na 2013 yılında kabul edildi. Elvan Alpagut Uluçınar ile Korrepetiston, Sedat Civelek ile Oda Müziği çalışan genç klarnetçi, bir sene sonra Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi’ne kabul edildi ve burada Feza Çetin ile Klarnet, Bengü Gülöksuz ile Oda Müziği, İnci Yakar Birol ile Korrepetisyon dallarında çalıştı.

Michel Lethiec, Philippe Cuper, Andrija Mincic, Katsuya Yuasa, Orçun Civelek klarnet ustalık sınıflarına aktif olarak katılmış, Alphecca Ensemble ile Anna Buchberger ile oda müziği çalışmıştır. 2016 Haziran ayında Türkiye de ilk kez gerçekleşen “İstanbul Woodwind Festival”e yaptığı başvurular başarılı bulundu ve oda müziği ve solo resital verme haklarını kazandı. Festivalde İstanbul Klarnet Korosu ile Serdar Yalçın, Burak Tüzün ve Marco Antonio Mazzini Şefliği’nde konserler veren Uyar’ın bir diğer önemli başarısı ise, 13 Nisan 2017 tarihinde İlker Deniz Başuğur yönetiminde Trakya Oda Orkestrası ile seslendirdiği Wolfgang Amadeus Mozart – Kv. 622 Klarnet Konçertosu oldu.

Hacettepe Akademik Senfoni Orkestrası, İstanbul Devlet Senfoni Orkestrası, Bursa Bölge Devlet Senfoni Orkestrası ile misafir sanatçı olarak konserler veren Uyar, ayrıca Hava Kuvvetleri Komutanlığı Bandosu ile büyük festivallere ve turnelere katıldı.

2017 Eylül ayında lisans mezuniyetinin ve 2019 Haziran ayında da Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi İstanbul Devlet Konservatuvarı’nda Dr. Öğr. Üyesi Ebru Mine Sonakın Çeliker’in klarnet sınıfından mezun olmasının ardından Trakya Üniversitesi Devlet Konservatuvarında Dr. Öğr. Üyesi Deniz Yavuz’un klarnet sınıfına kabul edilmiş olan Uyar halen Sanatta Yeterlik/Doktora eğitimini sürdürüyor ve çalışmalarına ve konserlerine grubu “Alphecca Ensemble” ile devam ediyor.

Kendisi son olarak Akdeniz Opera ve Bale Kulübü’nün (AKOB) gerçekleştirdiği AKOB Ulusal Oda müziği Yarışması’nın dördüncüsünde arkadaşı piyanist Gizem Alkan ile mansiyon ödülü aldı. Uyar’a göre başarının tek yolu disiplinli çalışmaktan geçiyor. Klarnetin Türkiye’de yeterince ve doğru bir şekilde tanınmadığını kabul eden Uyar, bu konuda önemli bir tespitte bulunuyor: “Ülkemizde yetişen en büyük değerlerden İdil Biret’in de dediği gibi, konser dinleyicisinin ülkemizde zor yetiştiği mevcut durumda, ben de gerek klarnetin alanımızdaki kullanımı, gerekse başta oda müziği olmak üzere konserler vererek elimden gelenin fazlasını hayatım boyunca yapmaya çalışacağım.” 

Klarnet ile Uyar arasında tutku dolu, çok güçlü bir ilişki var. “Klarnetim bana umudun asla yitmemesini öğretti ve enstrümanım bana yaşam sevincinin sonsuzluğunu, aşkı, hüznü ve sevgiyi her zaman çağrıştırmaktadır. Daha önce de belirttiğim gibi, klarnetin o koyu, kadifemsi rengi ve oval tınısında mutlu ve sevgi dolu bir dünyayı kucaklayan tüm hislerin barındığını söyleyebilirim” diyor bunu tarif etmek için.

Eşi de bir korno sanatçısı olan, evlerinde notaların asla eksik olmadığı bu başarılı sanatçımızla bugüne dek geldiği süreçte yaptıkları, klarnete dair hisleri, klarnet çalan çocuk ve gençlere tavsiyeleri, geleceğe dair planları ve bu enstrümanın incelikleri hakkında çok keyifli bir söyleşi gerçekleştirdik. Okumanızı çok arzu ederim:

Müziğe olan ilginiz ilk olarak nasıl fark edildi ve bunun üzerine nasıl bir eğitim aldınız? 

Sevgili Menekşe Hanım, öncelikle gençlere ve sanata verdiğiniz destekten dolayı çok teşekkür ederim. 1999 yılında babamın evimize bilgisayar almasıyla oyunlara oldukça küçük yaşta daldım. Oynadığım oyunların müzikleri dikkatimi çektikçe onlarla daha çok ilgilendim, onları bilgisayar başında değilken bile mırıldandığımı farkettim. Müziğe olan ilgimi aslında bu şekilde başladı diyebiliriz.

2007 yılında lise düzeyinde bir müzik okulunda okumak üzere Ankara’ya gittim. 14 yaşında farklı bir şehir görmek farklı tecrübeler kazandırsa da çocukluğumun ailemden uzak geçmesi beni çok zorladı diyebilirim. O günden beri de ailemden farklı şehirlerde yaşamak durumunda kaldım. Ankara’da eğitim alabilmem için girmem gereken müzikal yetenek sınavıma beni çok değerli hocam Prof. Dr. Oğuz Karakaya hazırlamıştır. İlk müzikal eğitimime Oğuz Hocamla başlamış olmak da benim için ayrıca değerli bir durum.

Ankara’da 4 sene lise, 2 sene önlisans eğitimi aldım. Mezuniyetimin ardından da Hacettepe Üniversitesi Ankara Devlet Konservatuvarı’nda Ekrem Öztan’ın klarnet sınıfına lisans seviyesine devam etmek için kabul edildim. Elbette ki klarnet adına alınmış bir yolum vardı fakat Ekrem Hocam’ın öğrencisi olmak benim hayatımdaki önemli dönüm noktalarından birisi olmuştur.

Hayatımdaki en önemli kırılma noktası ise 2014 yılında Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi’nde çok değerli ağabeyim, hocam Feza Çetin’in dünyaya kafa tutan klarnet sınıfına dahil olmamdı. Mimar Sinan, kırmızı çizgileri olan ve öğrencilerini zorlayan bir yapıya, geleneğe sahip. Feza Hocam’ın tüm hayatımızı saran disiplinli yapısı, adeta bir fabrika gibi işleyen bir çalışma sisteminin temelini oluşturmaktaydı. Ben eminim ki bizler çalışmalarımızı tam yaptığımız her gün mutluluk içinde uyuyabiliyorsak, Feza Hocam da gece başını yastığa koyduğunda tüm öğrencilerini tek tek, ayrı ayrı düşünüyordu ve hepimiz için her an bir gelişim planı arayışı içerisindeydi. Bütün hocalarımız elbette çok değerli fakat benim için Feza Hocam bambaşka bir yerde.

Lisans mezuniyetimin ardından Mimar Sinan Güzel Sanatlar Ünversitesi’nde Yüksek Lisans eğitimime başladım ve hocam Ebru Mine Sonakın Çeliker ile hem klarnet çalıştım hem de onun danışmanlığında ilk akademik çalışmamı yaptım.

Şu an Trakya Üniversitesi Devlet Konservatuvarı’nda Sanatta Yeterlik öğrencisiyim. Hocam Deniz Yavuz ile pandemiyi olabilecek en verimli şekilde değerlendirmeye çalıştık ve bunu başardığımıza inanıyorum. Kendisine hitap ettiğim şekliyle de Deniz abim gerçekten çok ama çok mütevazı fakat bu gerçekleri konuşmam için asla engel değil. 🙂 Deniz Yavuz öngörüsü, dünyaya bakışı ve bana kattıklarıyla gerçekten ufkumun sınırlarını kaldırmamda ve hayal etmenin sınırları olmadığını bana her defasında göstermekte ısrarcı. Öğrencisi olduğum Trakya Üniversitesi de, değerli hocam Deniz Yavuz da benim için şans diyebilirim. 

Almış olduğum bütün eğitimlerimi, akademik kariyerimi de elbette vermiş olduğum konserlerle destekledim. Elimde klarnetim varken de yokken de iyi bir dinleyici olmaya gayret gösterdim. Bunu tüm hayatım boyunca yapmaya devam edeceğim.

Neden başka bir enstrüman değil de klarnet? 

İnanır mısınız ben trompetçi olmak istiyordum. 🙂 Ben klarneti değil klarnet beni buldu. Ankara’da okumuş olduğum müzik okulunda diş, dudak ve parmak yapım klarnet için uygun görüldü. İyi ki büyüklerim beni klarnet sınıfına almışlar diyebilirim çünkü benim hayatım enstrümanım oldu. Canımdan çok sevdiğim eşimi bile klarnetim sayesinde buldum.

Şu ana kadar birçok yabancı sanatçının ustalık sınıflarına aktif katıldınız. İçlerinden sizi en çok etkileyen hangisi oldu? 

Yerli ve yabancı ustaların çalışmalarını kovalamak gerçekten önemli. İlk ustalık sınıfıma (Michel Lethiec) katılmadan önceki gece heyecandan uyuyamadığımı hatırlıyorum.

Istanbul Woodwind Festival’de Philippe Cuper ile çalışmam beni çok terletmişti diyebilirim. 🙂

Gerek aktif gerek pasif katılım sağladığım derslerin hepsinde bütün ustaların söylemlerindeki ortak payda: rahat çalmak, odaklanmak, bol ve büyük nefes, güzel cümleleme ve disiplinli çalışma!

Belki tercih yapmak zor ama Klarnet kendisini sizce oda müziğinde mi orkestrada mı daha çok ortaya koyuyor? 

Sizin de dediğiniz gibi tercih yapmak gerçekten çok zor. Orkestra, kocaman bir renk paleti demek ve klarnet de o paletin içindeki belki de en önemli renk. Dünya üzerindeki tüm duygular klarnet ile anlatılabilir, buna tüm kalbimle inanmasam zaten bunun hayalini bile kurmazdım, ömrümü de adamazdım.

Orkestracı olmak gerçekten zor ve her an dikkat isteyen bir iş. Birlikte çaldığımız icracıları her an dinlemek, grup içinde ve gruplar arası uyumun her an yüksek derecede tutmamızı sağlamaktadır. Orkestranın yolu da bol bol oda müziği yapmaktan, insanlarla aynı hisleri yaşayabilmekten geçer.

Rimsky Korsakov – Scheherazade, Tchaikovsky – 5. ve 6. Senfoniler, Beethoven Senfoniler, Sergei Rachmaninoff 2. Senfoni, 2. Piyano Konçertosu gibi eserler orkestrada klarnetin önem arz ettiği örnekler arasında ilk aklıma gelenler. Dediğim gibi klarnetin rengi orkestranın bence en önemli parçası fakat ben klarneti oda müziğinde dinlemeyi daha çok seviyorum ve bir klarnetçinin oda müziğinde kendini daha güzel gösterebileceğini düşünüyorum.

Türkiye’de ve dünyada en çok beğendiğiniz klarnet ustaları hangileri? 

Feza Çetin ve Ekrem Öztan hocalarım ile gerçekten baba-oğul gibi bir ilişkiye sahibiz ve ikisinin bende yerleri çok özel. Kendilerini bu değerlendirmenin tamamıyla üstünde tuttuğumu belirtmek isterim.

Türkiye’de gerçekten dünyanın her alanında kabul görmüş birçok usta var. Her biri ayrı ayrı hazine ve hepsine saygım sonsuz. Ülkemizdeki en çok beğendiğim klarnet ustaları listesini 3’e ayırmak istiyorum.

İlk grup olarak hocalarımız: Ayşegül Kirmanoğlu, Nusret İspir, Ender Gülenler, Rahmetli Bülent Civelek hocamızın performanslarından etkilendiğimi belirtmek isterim.

İkinci grup, bu ülkede klarnet ekolüne katkıda bulunan ve en verimli çağlarını yaşayan büyüklerim: Evrim Güvemli, Kıvanç Fındıklı, Sercan Büyükedes, Barış Yalçınkaya, Cihangir Nuvasil, Eylül Tosun.

Son grup ise çok sevdiğim ve kendileriyle gurur duyduğum dostlarım: Arda Serindağ, Yağızcan Keskin, Selin Gürol, Fevzi Onur Ustabaş ve Utku Çetin.

Tabiki ülkemizde beğendiğim, saygı duyduğum tüm Türk klarnet ustalarının bir yurtdışı eğitimi, masterclass/festival/yarışma deneyimi ve bağlantıları olmuştur. Dünyadaki gelişmeleri takip etmek ve ona uygun çalışmak boynumuzun borcudur.

Dünyada en çok beğendiğim klarnet ustalarından ilk aklıma gelenleri yazacak olursam, Nicolas Baldeyrou, Martin Fröst, Sabine Meyer, Alessandro Carbonare, Michel Arrignon, Paul Meyer, Andreas Ottensamer, Franck Amet, Florent Héau, Karl Leister ve daha onlarcası…

Bir klarnet sanatçısı olarak hangi ekolü takip ediyorsunuz? Türkiye’de sanırım Fransız ekolü yaygın. 

Konservatuvarların uygulamış olduğu müfredat, program farklılıkları var ve bu farklılıklar sanatçı adaylarını farklı ekollere yönlendirebildiğini düşünüyorum. Ben 3 farklı konservatuvarda 5 farklı hoca ile (resmi olarak 4 hoca ile) çalıştım ve çalışmış olduğum her hocam benim müzikal yaşamıma benzersiz dokunuşlar bıraktı. Bana en yakın gelen ekol tabiki Fransız ekolü, kaldı ki bir önceki sorunun cevabından da rengimi belli ettiğimi düşünüyorum. 🙂 Ayrıca birçok arkadaşım da vardır ki Almanya’ya gidip Türkiye’de öğrenmeye başladığı Boehm Sistem Fransız klarnetleri çalmayı bırakıp Alman Sistem klarnetlere geçiş yaptı. Bu büyük cesaret ve adanmışlık ister. Kendilerini hem tebrik ediyor hem de bol şans diliyorum… 🙂

Sağlığınızda nelere dikkat edersiniz? 

Sağlığıma ciddi anlamda dikkat etmeye çalışıyorum. Çünkü bir gün sadece bedenimizle başbaşa kalacağız.

Elbette kaçamaklar yapıyoruz fakat evimizde eşimin de sayesinde sağlıklı bir beslenme düzeni kurduğumuzu düşünüyorum. Pandemi ülkemizde görüldüğünden beri kendimize çok dikkat ettik ve kilo almadan bütün süreci atlattık. Eşimle mutfakta vakit geçirmeye bayılıyoruz ve ikimizin de elinden muhteşem yemekler çıkıyor. Size bir sır vermek istiyorum: Klarnet sanatçısı olmasaydım aşçı olmak isterdim. 🙂

Spor ve egzersiz anlamında da hareketli bir yaşam sürmeye çalışıyoruz. Yürüyüş yapmaktan çok keyif alıyoruz. Koşmak nefesimi de açtığı için mümkün olduğu kadar kulağımda müzik ile koşmaya çalısıyorum.

Her sabah kalktığımda da bedensel ve ruhsal gevşememe faydası olduğunu düşündüğüm esnetme hareketlerimi yapıyorum ve bunun farkını klarnet çalarken de görüyorum. Her çalışmamdan önce yapmış olduğum esneme rutinimi asla atlamıyorum. Sadece klarnet sanatçıları değil, tüm müzisyenler, yapmış olduğum çalışmamı okuyabilirler. 🙂 (https://doi.org/10.47956/bmsd.872270)

Klarnetin klasik müzikte kullanımı sizce Türkiye’de yeterince bilinen bir durum mu? Enstrümanınızın yeterince ve doğru tanındığını düşünüyor musunuz? 

1923’te Cumhuriyetimizin kuruluşundan itibaren “Ulusal Bilinç” ve “Yeni Ulusal Kimlik” çabaları, her alanda kalkındırılmaya çalışıldığı gibi kültür-sanat alanında da etkisini göstermiştir. Eski meclis zabıtlarından da anlaşıldığı üzere Ulu Önder Mustafa Kemal Atatürk’ün vizyonu sayesinde birçok besteci ve icracı dünyanın dört bir yanına eğitim almak için gönderilmişler. Cemal Reşit Rey, Hasan Ferid Alnar, Ulvi Cemal Erkin, Ahmed Adnan Saygun ve Necil Kâzım Akses, Türkiye Cumhuriyeti’nin ilk çağdaş bestecileri olmuşlardır ve Rus beşlerinden esinlenilerek onlara “Türk Beşleri” denmiştir.

Ülkemizde klarnet denilince ilk olarak klasik batı müziği çalgısı gelmiyor. Anadolu’nun kendine has bambaşka bir kültürü var, bu şüphesiz. Ne kendi kültürümüzü gözardı etmemiz ne de dünyadaki gelişmelerden bağımızı koparmamız doğru değildir. Benzersiz kültürümüzü klasik batı müziği formlarında sunmak belki de sadece ilgilenen kesime değil, tüm kesimlerin ilgisini çekmek anlamında bir yol olabileceğini düşünmekteyim.

Enstrümanımın yeterince ve doğru bir şekilde tanındığını düşünmememle birlikle, ülkemizde yetişen en büyük değerlerden İdil Biret’in de dediği gibi, konser dinleyicisinin ülkemizde zor yetiştiği mevcut durumda, ben de gerek klarnetin alanımızdaki kullanımı, gerekse başta oda müziği olmak üzere konserler vererek elimden gelenin fazlasını hayatım boyunca yapmaya çalışacağım. 

Eşiniz de korno sanatçısı. Peki evde beraber besteler yaptığınız oluyor mu? 

Eşimle beraber geçen vaktimizin büyük çoğunluğu genelde müzik üzerine. Beraber müzik dinlemeyi çok seviyoruz. Yeni projeler, yeni fikirler üretmeye bayılıyoruz. Müzikal birliktelik anlamında da yeni insanlar tanımak bizi çok mutlu ediyor. Eşimin de benim de yapmış olduğumuz akademik çalışmalar ve metot çalışmalarımız var fakat hiç beste çalışması yapmadık. Evde enstrüman çalışırken rahat edemeyen iki sanatçı olarak evimizde beste çalışmaları yerine yeni yemek tarifleri denemeyi daha çok seviyoruz. 🙂

Klarnetin yanına en çok yakışan enstrüman sizce hangisi? 

Klarnetin sıcak ve oval tonunda kucaklayıcı bir etki olduğunu her zaman düşünürüm. Keman, viyola, viyolonsel, kontrbas, üflemeli beşlide bulunan tüm çalgılar, sayısız bakır çalgı ile her türlü müziği çaldım ve deneyimledim. Bence bir klarnetçi entonasyon ve birliktelik anlamında kendini geliştirmek isterse, (teknik anlamda belirli bir yeterliğe geldikten sonra) yaylı çalgılar (özellikle viyola veya viyolonsel) ile çalışmasının büyük katkısı olacaktır. 

Ben korno ile çalmaktan çok büyük zevk alıyorum. Hem eşim ile sürekli beraber vakit geçirmemiz hem de sürekli beraber müzik dinlememiz bizi müzikal anlamda da çok yakınlaştırmaktadır. Eşimle çalarken kendimi çok rahat hissediyorum ve birbirimizle çalarken (deşifrede bile) aynı yerlerde nefes alabilen, aynı müzikal duyguları aynı anda hissedebilen kalplerimizin olduğunu hissediyorum. Bunu gönül rahatlığıyla söyleyebilirim. 

Sorunuzun cevabını yıllardır düşünsem de net bir cevabım yok. Brahms, Beethoven, Mozart, Schumann, Bruch gibi büyük bestecilerin bende her zaman büyük etkileri olmuştur. İllaki bir net cevap vermem gerekiyorsa viyolonsel ve viyola klarnetin yanına yakıştığını söyleyebilirim. 🙂

Alphecca Ensemble’dan biraz söz eder misiniz? 

Hem de büyük bir mutlulukla! Biz sıradışı bir grubuz. Yılların getirdiği dostluğumuz ve benzersiz enstrüman birlikteliğimizle büyük ilgi gördüğümüzü söylemek isterim. Grup üyelerimizden bahsedecek olursam, Klarnet bendeniz, Korno sanatçımız sevgili eşim Kübra Çadırcıoğlu Uyar, Keman sanatçımız Gizem Başak Tatlıcı ve Piyanistimiz Ela Cansu Bekgöz.

Konserlerimizde üçlüler ve dörtlüler seslendirdiğimiz geniş bir repertuvarımız var. Geniş desem de neler çekmiş olduğumuzu anlatamam. 🙂 Sıradışı enstrüman yapımızın bize getireceği zorlukları bilerek bu yola çıktık ve bunun da üstesinden elbette ki geliyoruz. 

“Alphecca Ensemble ile Müzikal Yolculuk” ismini verdiğimiz 17 Nisan 2019 tarihli ilk konserimizde seyircilerimizden küçük enstrümanlar, kitaplar, kırtasiye malzemeleri gibi isteklerde bulunmuştuk ve toplamış olduğumuz bu materyalleri köy okullarına yardım amacıyla gereken yerlere, küçük kalplerle ulaştırmıştık.

“Alphecca Ensemble ile Müziğin Büyüsü” ismini verdiğimiz 9 ve 16 Kasım 2019 tarihli konserlerimiz de aslında birer çocuk etkinliğiydi. 5-10 yaş için eğitici etkinlik deneyimimiz bizi çok iyileştirdi diyebilirim. Önceki sorularda da bahsettiğim gibi, benim de grubumuzun da vizyonu tüm dünya müziklerine, sanatlarına ilgi duyan güzel nesiller yetiştirilmesinde katkıda bulunmak. Bunun için de elimizden geleni seve seve yapacağız.

“Alphecca Ensemble ile Müzikal Yolculuk” konserinden kesitler: 

Klarnet solo için yapılmış sizce en güzel beste hangisi? 

Solo Klarnet için yazılmış eşsiz-benzersiz eserler var. Solo klarnet repertuvarımı da gün geçtikçe geliştirmeye çalışıyorum. Spotify, Google Podcasts, Apple Podcasts gibi platformlarda yayınlamış olduğum “Claripodcasts” isimli podcastlerimden ikinci serinin ismi “Anlat ve Dinlet”. Adından da rahatlıkla anlaşılacağı üzere bestecilerden, eserlerinden bahsettikten sonra kendi imkanlarımla aldığım kayıtları da aynı podcastin içinde yayınlıyorum. Pandemi bana çok şey öğretti, daha önce çalmış olduğum solo eserleri tekrar elime almamı ve detaylı şekilde araştırmamı sağlayan podcast yayınlarımı pandemide sürdürdüm. Bunun devamını da getirmeyi planlıyorum.

Solo klarnet repertuvarı, günümüz bestecileri tarafından daha çok ele alınmakta bu da klarnetçilerin modern teknikleri de öğrenmesine ve geliştirmesine sevk etti. En güzel eser budur diyemem lakin ülkemiz bestecilerinin de harika solo yapıtları mevcuttur. Özkan Manav hocamınızın “Taksim” isimli solo eserini ve Jörg Widmann’ın “Fantasie” isimli eserini çalmak için sabırsızlanıyorum.

Çalmış olduğum solo eserler arasında en keyif aldıklarım, Stravinsky’nin “Solo Klarnet için 3 Parça” isimli ve Krzysztof Penderecki’nin “Prelude” isimli eserleridir. 

Klarnetin sesi sizde hangi duyguları çağrıştırır? 

Klarnet benim hayatımın her anında var. Kelimenin tam anlamıyla her gün enstrüman çalışıyorum, onu her an özlüyor ve her çalışmamdan önce heyecanlanıyorum diyebilirim. Klarnet benim için en özel bir yerdeyken, haliyle çağrıştırmış olduğu tüm duyguların da derinlik içermektedir. 

Klarnetim bana umudun asla yitmemesini öğretti ve enstrümanım bana yaşam sevincinin sonsuzluğunu, aşkı, hüznü ve sevgiyi her zaman çağrıştırmaktadır. Daha önce de belirttiğim gibi, klarnetin o koyu, kadifemsi rengi ve oval tınısında mutlu ve sevgi dolu bir dünyayı kucaklayan tüm hislerin barındığını söyleyebilirim.

Klarnet bir orkestrada hangi boşluğu doldurur? 

Klarnetin oda müziğinde daha etkin görevi var fakat orkestral ifade anlamında birçok farklı grubun ve rengin olduğu geniş bir yelpazede dinlemiş olduğumuz büyük eserlerin hepsinde gerek yumuşak gerek çığırtkan bir klarnet dokunuşu olduğunu görmekteyiz. 

Dinlemiş olduğumuz büyük ölçekli orkestra eserlerinde (özellikle lirik melodilerde) çoğu zaman ilk duyuluşun klarnete verildiğini gözlemlemekteyim (Örneğin Pyotr Ilyich Tchaikovsky: 5. Senfoni, Andante – Allegro con anima,  Sergey Rachmaninoff: 2. Senfoni, Adagio) ve kendime her zaman şu soruyu soruyorum: “Acaba bu melodiyi, bu cümleyi başka bir enstrüman çalmış olsa nasıl olurdu?” 🙂

Klarnet çalmaya heveslenen çocuklara nasıl tavsiyelerde bulunursunuz? 

O hevese bizim her zaman ihtiyacımız var, o tatlı heves bizim umudumuz. Ailelerimiz çoçuklarını, evlatlarını sanata daima yönlendirmeli ve teşvik etmeliler. Elbette herkesin bambaşka yetenekleri var ve bu yetenekleri doğrultusunda hayatlarını çizmek isteyeceklerdir. Nefesli çalgı çalmaları (doğru nefes alıştırmalarıyla birlikte) ciğer kapasitesi gelişimi açısından da önemli rol oynayacaktır. Buna ek olarak çocuk korolarında şarkı söylemeleri, çevresindeki arkadaşlarını dinlemesi, onlarla birlikte aynı nefesi alması bile çocukların gelecek yaşantılarında daha uyumlu, iletişimi yüksek ve soruna odaklanan bireyler yerine problem çözmeye odaklanan kişiler olacağını bilmelerini isterim. Sanat, kişileri daima olumlu şekilde etkileyecek ve aydınlık sağlayacaktır.

Klarnet çalmak isteyen küçüklere tavsiler vermem gerekirse, “Benim nefesim buna nasıl yetecek?” veya “Çocuğumun nefesi buna nasıl yetecek? Çocuğumun dudakları acır mı?” diye akla gelecek ilk sorulara cevap vermek istiyorum. Hayatımızın her alanında sorunların daima basitten karmaşığa doğru, birer birer çözüldüğünü gözlemliyoruz. Hayatta hiçbir gelişim ansızın olmuyor. Başta disiplin ve sabır gerekiyor. Bu disiplinin ve sabrın karşılığını, başarı ve mutluluğun izleyeceğini, onun da özgüven getireceğini bilmelerini isterim. İster yaşam tarzı olarak istelerse hobi olarak (ya da konservatuvarlarda verilen yarı zamanlı eğitim programlarıyla) çocukların sanata teşvik edilmesi gerektiğinin önemini bilmelerini isterim. Sanat bireyselde kişilik gelişiminde önemli bir rol oynar, toplumsal olarak da karanlıklara ışık tutar. Tek umudumuz bilim ve sanattır. Sanatta başarının da tek bir yolu vardır: Dİ-SİP-LİN!

Peki şu ana kadar klarnet çaldığınız en sıradışı mekan hangisi oldu? 

Çok güzel bir soru lakin benim soruya fantastik cevabım maalesef yok. 🙂 Gerek si bemol ve la klarnetim gerekse bas klarnetim benim için çok önemli. Üzerlerine her zaman titriyorum ve çok titizlikle bakımlarını yapıyorum. 14-15 senelik sanat yaşamım boyunca açık havada enstrüman çaldığım bir elin parmağını geçmez. Türkiye’de bir çok konser salonunda çaldım evet fakat bu sizin sorunuza maalesef cevap olmayacaktır. 🙂

Sanatta yeterlik eğitimini sürdürüyorsunuz. Peki bundan sonra klarnete dair yakın dönem projeleriniz ve uzak dönem hayalleriniz nedir? 

“Sanatta Yeterlik” çok özel bir kavram. Her sanatçının hayali “Sanatında Yeter” olmaktır. Öğrencisi olduğum Trakya Üniversitesi Devlet Konservatuvarı yönetimi ve Hocam Dr. Öğr. Üyesi Deniz Yavuz vizyonları çok geniş. Çalışmak isteyen herkese her alanda tam destek sağlamaktadırlar. 

Yakın dönem projelerim arasında yeni insanlarla, yeni müzikal düşüncelerle birlikte, sevgili eşimin de desteği ile büyük ölçekli oda müziği konserleri vermek istiyorum. Sevgili dostum Piyanist Gizem Alkan’la beraber, bu zor dönemde büyük özveri göstererek 26.05.2021 tarihinde bir klarnet-piyano resitali verdik. Kendisiyle müzikal anlamda çok güzel bir uyum yakaladık, yeni resitallerde ve oda müziği projelerinde de buluşmak isterim. https://www.youtube.com/watch?v=SHBVdoakqAQ

Gelecek planlarıma “Uzak Dönem Hayali” demek yerine, izninizle “Uzun Dönem Kalkınma Planı” demek istiyorum. Hayatımın her anını planlayarak ona göre hamleler yapmayı seviyorum. Bütün planlarım tutmak zorunda mı, tabiki değil. O zaman ona göre yeni hamleleri de planlayabilir ya da ani durum değerlendirmesi ile kararlar verebiliriz. Bu düşünceye inanırsak, disipline ve üretime dayalı bir yaşam sürebileceğimizi düşünüyorum.

Sanatta Yeterlik eğitimimin tez aşamasında Şalümo’dan, Dönem Klarnetleri’nden ve geçmişten günümüze klarnetin tarihsel gelişiminden bahsederek ülkemizde bu alanda yapılmış en detaylı kaynağı hazırlamayı amaçlıyorum. Sanatta Yeterlik eğitimimi tamamlamamla birlikte bilgi birikimimi makaleler, kitaplar, klarnet metotları, albüm kayıtları şeklinde kaynaklaştırmayı amaçlıyorum. Grubum Alphecca Ensemble ile yurtiçi-yurtdışı turnelere çıkmayı istiyorum. Yeni insanlar tanımayı, yeni müzikal düşünceleri anlamayı, öğrenmeyi çok istiyorum. Mümkün olabildiğince Anadolu’nun her yerinde ustalık sınıfları düzenlemeyi, çocukları ve gençleri sanata teşvik etmeyi, güzel sanatlar liselerinde ve Anadolu’nun dört bir yanındaki konservatuvar öğrencileriyle buluşmayı hedefliyorum. Onlara elimden geldiğince ve bilgim dahilinde sanatsal anlamda dünyada olup bitenleri öğretmek, onların hayal güçlerine katkıda bulunmak, yeni ufuklara yeni hedefler koymaları anlamında cesaret vermek istiyorum. 

Kıymetli Menekşe Hanım, 

Gençlere değer verdiğiniz, her birimize yeni bir özgür ifade alanı yarattığınız ve bizi birbirimizle tanıştırdığınız için çok teşekkür ederim. 

Sözlerime tarihin en büyük bestecilerinden olan Ludwig van Beethoven’ın çok sevdiğim ve hayatıma düstur edindiğim bir sözü ile son vermek istiyorum: İnsanlar arasında iyilikten başka hiçbir üstünlük kabul etmem. Karakterin olmadığı yerde, ne büyük sanatçı, ne de büyük mücadele adamı vardır. Orada var olan, zamanın yok ettiği, içleri boş yaratıklardır. Bütün mesele, büyük görünmek değil, gerçekten büyük olmaktır.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s