“Masha”ya ses veren başarılı piyanist İdil Küner: “Bir eserin her noktasında anlam vardır ve bunu seyirciye etkileyici ve ifadeli bir şekilde yansıtmalıyım”

2004 yılında İstanbul’da doğan İdil Küner’in, bebekliğinden itibaren seslere ve müziğe karşı olan ilgisi anne ve babasının ilgisini çekti. Bunun sonucunda ailesinin yönlendirmesiyle 2009 yılında İstanbul Üniversitesi Devlet Konservatuarı Yarı Zamanlı Piyano bölümünü kazanan İdil, yuva sınıfında öğrenim görmeye başladı. Piyano eğitimine bir yıl sonra Prof. Bahar Yücelen Alpcan’la başladı.

2011 yılında Prof. Eser Bilgeman Şakir’in sınıfına geçan İdil, çok yoğun bir programla çalıştı. “Eser öğretmenim bana konservatuvar programının 2 katı kadar etüt ve Bach programı verdi. Fakat ben kendimi zorlamayı ve zor eserlerle geliştiğimi hissetmeyi çok seviyordum. Bana yeni bir eseri deşifre etmek çok zevkli geliyordu çünkü sanki kendimi yeni bir dünyaya geçmiş gibi hissediyordum ve hemen o dünyaya keşfe çıkmam gerektiğini düşünüyordum.  Lisede derslerim çok yoğunlaşıncaya kadar hafta içi günde 4 saat, hafta sonu günde 6 saat piyano çalıştım” diyor İdil. 

2009-2010 yılları arasında müzikal alt yapısının oluşmasında katkıda bulunan ve yeni dostluklar kurduğu Koroporte’ ye katıldı ve Per Gynt ve Ninnari Ninniler oyunlarında sahneye çıktı.

Ardından İdil’in zaman zaman çocukluğundan da fedakarlık ederek geçirdiği disiplinli ve gayretli çalışma sürecinin meyveleri gelmeye başladı. 2014 yılında 10.Uluslararası Pera Piyano yarışmasına iki kategoride katıldı ve Solo kategoride birincilik, duo kategoride ise 2. lik ödülünü kazandı. Akabinde, 2017 yılında Tiflis Gürcistan’da düzenlenen Uluslararası Mozart Piyano Yarışması’nda birincilik ve 3 adet süpervizör özel ödülünü aldı. 2017 yılında Büyükçekmece Belediyesi tarafından düzenlenen Piyano Günleri’nde “Çocuklar Çocuklar için çalıyor” Piyano etkinliğinde ve Yeldeğirmeni Sanat Merkezi’nde İ.Ü.D.K “Piyano Yıldızları” dinletisinde sahneye çıktı. 2019 yılında Kıbrıs Bella Pais Müzik Festivali’nde “Adanın Rüyası” “Genç Yetenekler” Konseri’nde yer aldı. 2021 yılında Tovak Chopin Piyano Yarışması’nda 3. lük ödülü aldı. 

Müzikal altyapısını geliştirip derinleştirmek için Marta Gulyas, Hüseyin Sermet, Herbert Schuch, Aldo Ragone, Tamara Poddubnaya, Rüya Taner, İbrahim Yazıcı ve Toros Can ile ustalık sınıfı çalışmalarına katılan İdil, bu süreçte hem teknik hem de müzikal açıdan yeni fikirlere ulaşmaya çabaladı. “Derslerde edindiğim yeni bilgilerle çalışma stilimde arada sırada değişiklikler yaptım ve bazı konulara daha fazla önem vermeye başladım” diye açıklıyor.

2021 öğretim yılı sonunda İstanbul Üniversitesi Devlet Konservatuarı bünyesinde yarı zamanlı olarak İleri Devre’yi tamamlayarak Ustalık Sınıfı Devresi’ne geçmeye hak kazanan bu değerli müzisyen, 2021 yılının başından beri Boğaziçi Gençlik Korosu üyesi. Bir yandan da aktif olarak 4 yaşında başladığı seslendirme çalışmalarına devam ediyor. Seslendirme çalışmaları arasında; Masha ve Koca Ayı-tüm bölümler, sinema filmleri, aktiviteler, reklamlar (Masha’nın sözleşmeli sesidir), Karlar Ülkesi (Küçük Anna), Toy Story, Alice Harikalar Diyarında, Otel Transilvanya, Zootropolis, İyi Bir Dinazor, Tetikçi, Hediye Operasyonu yer alıyor.

Bu noktada annesi, İdil’i biraz daha tanımamıza yardımcı oluyor: “İdil’i piyano eğitiminin başından itibaren hep müzikte anlam aramak ve hayatla bağlantısını kurmak metoduyla çalıştırdık. İdil o kadar yerinde oturmayan ve fiziksel hareketi yüksek bir çocuktu ki piyano çalışmanın uzun sürelerini ancak hikayeler yazarak, onları canlandırarak, bu hikayeleriyle ilgili dans koreografileri uydurarak sağlayabiliyordu. Sanıyorum konsantrasyonunu bu şekilde devam ettirebiliyorduk. Bilmeden yaptığımız bu çalışmaları İdil zaman içinde kendisi geliştirdi.”

İdil’in kendine özgü bir piyano çalışma stili de var. Piyano çalışırken hazırladığı eserin araştırmasını yapıyor; bestecinin içinde bulunduğu koşulları hayal etmeye çalışıp tahminler yürütüyor, senaryolar kurup öyküler yazıyor. Eseri anlamaya çalışırken şarkısını söylüyor. “Sesimi eğitmek istememin bir sebebi de ne kadar güzel söylersem, yorumumun da o kadar olgun olacağına inanmam. Eseri anlama, kendime göre bir yorum katma, denge ve bir çeşit özgünlük arayışım var. Piyano çalarken en büyük tutkum; izleyiciyi o parçanın içine sokmak ve kalplerinde bir kıpırtı yaratmak. Müzikte bir parçaya farklı perspektiflerden yaklaşılmasını ve herkesin farklı bir yorumunun olmasını çok ilginç ve heyecan verici buluyorum” diyen İdil, şu şekilde devam ediyor: “Piyano veya herhangi bir enstrümanda sürekli bir olay, fikir, duygu anlatmanın çok önemli olduğunu düşünüyorum. Çalışırken ne zaman bir yer anlamsız geliyorsa veya kaybolduğumu ve bir şey anlatmayı bıraktığımı düşünsem hemen dururum. Çünkü bir eserin her noktasında anlam vardır ve bunu seyirciye etkileyici ve ifadeli bir şekilde yansıtmak istiyorum. Bu anlamı ararken de kendimi bestecinin yerine koyuyorum ve bestecinin yaşadıklarını ve geçmişini inceleyerek, bazı kısımları neden yazdığını olabildiğince doğru yorumlamaya çalışıyorum”. 

Erzurum’da bir ilkokula online müzik dersleri verip çocuklara piyano eşliğinde şarkılar öğretti. Pandemide evlerinde kapalı kalan çocukların keyifli zaman geçirmesi için çalışmalar yaptı. KOA (Keyifli Okul Atölyem) adını taşıyan; ilkokul öğrencilerine eğitici ve eğlendirici bir faaliyetler zinciri sunmak amacıyla Anadolu’daki ilkokul öğretmenleri tarafından MEB’in desteğiyle kurulan bir oluşuma destek verdi. İdil, bu projede kendi üzerinden örnekler verdiği bir sunum yaparak “Anadolu’da velilerin çocuklarını; akademik başarıları etkilenir diye müzik, spor gibi etkinliklerden uzak tutmaya çalışmaları” önyargısını yıkmaya çalıştı, çocukları çalışmaya ve üretmeye teşvik etmeye çalıştı.

Ailesi, İdil’e bu süreçte sonsuz bir destek verip yeteneklerini doğru bir şekilde yönlendirerek, sanat yeteneği ve eğitimini doğru ve verimli alanlara yönlendirmesinde itici güçlerden biri olmuş; İdil’e toplumun bir bireyi olma sorumluluğunu çocuk yaşta, onu şımartmadan, büyük bir mütevazilik ve hümanizmayla kazandırmışlar. Bu benim kişisel gözlemim ve muhtemelen onları tanıyan herkesle de ortak bir değerlendirme bu…

Gelecekte yurtdışında okumak isteyen ve ilk dalı müzik olacak şekilde çift dal okumayı planlayan bu özgün, derinlikli ve müzikte anlam arayışını yeteneği ve çalışma azmiyle uyumlu bir şekilde bütünleştirebilmiş olan piyanisti tanımaya ne dersiniz? Ben bu söyleşiden büyük keyif aldım, umarım size de aynı duyguyu ulaştırabilmişimdir:

Merhaba İdil. Piyano ve seslendirme sanatçılığı alanında önemli başarılar elde ettin. Peki müziğe olan ilgin ve yeteneğin nasıl ortaya çıktı? 

Müziğe olan yeteneğim, ben küçük yaşlardayken ailemin şarkıları öğrenme hızımı ve müzikal hafızamı fark etmesiyle keşfedildi. Radyoda kanalları geçerken veya herhangi bir mağazanın önünden geçtikten sonra çalan şarkıları bir dinleyişte ezberleyip söylemeye başlıyordum. Ben mutlak kulağa sahibim. Amerika’da Kaliforniya Üniversitesi’nin mutlak kulaklılarla ilgili yaptığı bir araştırmada yapılan testlerde bu tespit edilmişti ve solfej öğretmenim de fark etmişti. Sanırım yeteneğimin çok belirgin şekilde görülmesinde kulağımın çok iyi olmasının da etkisi oldu. 5 yaşında İstanbul Üniversitesi Devlet Konservatuvarı yarı zamanlı konservatuvar sınavlarına girdim ve kazandım. Müzik eğitimime bu şekilde başlamış oldum. 

Seslendirmeye ise 4 yaşında, Çılgın Hırsız filminin baş karakterlerinden biri olan Agnes’ın voice-test’i için sesimin yurt dışına gönderilmesi ve seçilmesiyle başladım. O yaşımdan beri düzenli seslendirme yapıyorum. Şan derslerine hiç gitmedim, şan konusunda herhangi bir eğitim almadım; fakat düzenli olarak seslendirmede aldığımız şarkı kayıtları sayesinde sesim de ciddi anlamda gelişti. 

Piyano alanındaki eğitimin nasıl devam ediyor? 

Piyano eğitimimi yarı zamanlı olarak İstanbul Üniversitesi Devlet Konservatuvarı’ nda devam ediyorum. Şu an konservatuvarda 12. senemi bitirdim ve önümüzdeki yıl “Ustalık Sınıfı”na geçeceğim. Anaokulunda başladığım konservatuar eğitimimi sistemli ve planlı çalışmam sayesinde başarıyla yürütebildim. Hem normal okulumu hem de konservatuarı aynı anda yürütmek zorlu bir süreç olsa da düzenli olarak piyano çalışıyorum, öğretmenim Prof. Eser Bilgeman Şakir’le yoğun bir şekilde ders yapıyoruz, fırsat buldukça uluslararası yarışmalara ve sınavlara katılıyorum. 

Piyano eğitimin çerçevesinde katıldığın yarışmalar ve aldığın ödüllerden söz edebilir misin? 

İlk katıldığım yarışma olan 10. Pera Piyano Yarışması’nda, 2014 yılında hem solo kategorisi hem de dört el kategorisine katıldım. Solo kategorisinde 1.’lik ve dört el kategorisinden ise 2.’lik ödülü aldım. 2016 yılında yaşında Tiflis, Gürcistan’da düzenlenen Mozart Piyano Yarışması’na katılarak 1.’lik ödülü ile ve ek olarak 3 adet süpervizör özel ödülü aldım. 2019’da “Adanın Rüyası Genç Yetenekler” konserinde Kıbrıs’ta, Bellapais sahnesinde konser verdim. Çok uzun senelerdir ABRSM gibi uluslarası bir kurumun sınavlarına katılmak istiyordum ama fırsat bulamamıştım. Bu sene  ABRSM sınavında 8th grade e girdim ve 150 puan üzerinden 149 alarak “ABRSM Global High Scorers Concert” de çaldım. Ayrıca bu sene TOVAK’ın düzenlemiş olduğu Uluslararası Chopin Yarışması’nda 3.’lük ödülünü kazandım.

Bu zamana değin ustalık sınıflarına katıldın mı? Sana nasıl somut katkılar sağladılar? 

Bu zamana kadar birçok ustalık sınıfına katıldım. Bunlardan bazıları Martha Gulyas, Hüseyin Sermet, Tamara Poddubnaya, Maria Radutu, Aldo Ragone, Herbert Schuch, Rüya Taner ve Toros Can. Genellikle müzikal kalite, tuşe ve doğallığımla takdir gördüğüm bu Masterclasslar’da uzman piyanistlerin farklı yorumları duyabilme fırsatına erişebildiğim için çok mutluyum. Ayrıca kendi müziğime ve tekniğime karşı bakış açılarını öğrendim ve onların üzerinden her zaman kendimi geliştirdim. Her bir ustalık sınıfı bana yeni kapılar açtı. 

Piyano dışında öğrenmek istediğin başka bir enstrüman var mı? 

Birkaç sene önce keman ve ondan önce de flüt çalmıştım. Profesyonel olarak üzerinde pek yoğunlaşmadım. Gelecekte bu enstrümanlar üzerinde yoğunlaşıp kendimi bu enstrümanlarda geliştirmek isterim. Şu an kemanım veya yan flütüm yok fakat bir gün umarım alabilirim ve onlar üzerinde de çalışabilirim çünkü birden fazla enstrüman çalmak bence birbirinden farklı karmaşık sorunları çözmeyi öğretir. 

Peki sence piyanonun yanına en çok yakışan ikinci enstrüman hangisi? 

Bence piyanonun yanına en çok yakışan enstrüman çello. Bu iki büyük, olağanüstü sesli enstrümanın birleşimi bana çok kutsal geliyor ve beni adeta farklı bir dünyaya götürdüğünü hissediyorum.

Yurtdışında okuma hedeflerin var mı? Varsa hangi ülke ve neden? 

Yurtdışında okuma hedefim var. Şu anda Şişli Terakki Okulları Tepeören Kampüsü’nde IB Diploma Programında okuyorum. Henüz yurtdışında okumak için herhangi bir ülke belirlemesem de adımlarımı sağlam atarak ve yapabildiğimin en iyisini yaparak müzik alanında kararlı bir şekilde ilerlemek istiyorum. 

Zor bir parçayı çalışırken nasıl bir çalışma yöntemi izlersin, neler yaparsın? 

Ben genelde parçalara başlamadan önce parçayı analiz[gş1] [MOU2]  ederek çalışma yöntemimi belirliyorum ve genelde her parça için farklı yöntemler kullanmam gerekiyor. Her parçanın farklı açılardan zorlukları olduğu için çalışma sürecinde önemli olan o parçayı ne kadar akıllıca çalıştığın ve çalışırken kullandığın teknikler. Ben yarı zamanlı öğrenci olduğum için ve zamanım hep kısıtlı olduğu için sanırım bu konuda biraz fazla düşünüyorum. Her parçanın en kısa sürede üstesinden gelebilmek için farklı çalışma teknikleri ve yöntemler buluyorum. Genelde zor olan parçalar için fazladan tekrar ve çalışmalar yapmak, çalmayı kolaylaştırabilecek metodlar bulmak gerekiyor. Bu süreç de yaratıcılık gerektiren, zevkli bir süreç benim için. 10 yaşımdayken Bach ’ın  re minör konçertosunu çalmıştım. Bu uzun ve zorlu parçayı bu yaşta çalışmam benim için çalışma sisteminin önemini hissetmem için büyük bir deneyim olmuştu. Başta çalamayacağımı düşündüğüm bu konçertoyu çalışırken; kararlı bir şekilde ilerleyince ve akıllı bir şekilde çalışınca yapamayacağım veya zorlanacağım bir parçanın olmayacağını anlamıştım.

Piyano ve şan çalışmaların boyunca nasıl özverilerde bulundun? 

Aslında benim piyano çalışmalarım hep önceliğim oldu. Piyano çalışmalarımı yarı zamanlı yürütüyor görünsem de seviyemi korumak ve dünyadaki diğer piyano öğrencilerinin seviyesinde ilerleyebilmek için 5 yaşımdan itibaren çok düzenli bir şekilde çalıştım. Liseye başlayana kadar hafta içi her gün 4 saat, hafta sonları ise yaklaşık 6-8 saat çalışmak gerekiyordu. Bu yüzden zaman yönetimimi çok dikkatli bir şekilde yapmak zorunda kaldım. Oyun oynamaktan, arkadaşlarımla zaman geçirmekten ve diğer hobilerimden de vazgeçemediğim için hep çok yoğun bir yaşamım oldu ama bazen de tabi ki bazı uğraşların zamanını kıstım veya katılamadım. Şan çalışmalarım ise daha doğal bir şekilde gelişti. Ben seslendirme yaptığım rollerde genelde şarkı söyleyen karakterleri seslendiriyorum. Küçüklükten itibaren bana şarkı söyleyebilme becerim voice test lerde avantaj sağladı ve bu tip rollerde seslendirme yapma şansım oldu. Seslendirme yaptığım stüdyolar bu alanda Türkiye’nin en büyük ve en ciddi stüdyoları olduğu için çok iyi vokal yönetmenleriyle ve koçlarıyla çalışarak bu becerimi geliştirme şansım oldu. Şimdi düşününce seslendirme için zamanlama ve organizasyon dışında çok fazla özveride bulunmadım gibi hissediyorum. Stüdyoda geçirdiğim uzun saatler; yönetmenlerim ve ses mühendislerinin sayesinde çok eğlenceli ve eğiticiydi. Sanıyorum seslendirme işinde birlikte çalıştığım kişilerin bu süreci benim için eğlenceli hale getiren tiyatrocular olması işin zorluğunu hissetmememde etkili oldu.  

Müzik sence çocukların hayatında nasıl bir boşluğu dolduruyor?

Müzik bence her çocuğun hayatında olması gereken bir şey çünkü müzik ruhu iyileştirir, konsantrasyonunu arttırır ve problem çözme becerisini küçük yaşta itibaren çocuğa aşılar. Benim için müzik, hayatın içinde olan; hayatla iç içe olan bir kavram. Müzik hayatın neşesi, keyfi. Müzikle büyüyen çocukların daha renkli anılarla dolu, büyülü bir çocukluk geçireceğini düşünüyorum.   Benim ailemde kimsenin müzikle uğraşmamasına rağmen ben müzikle büyüdüm. Hatta müziğin çocuk gelişimine etkisini anlatmak için KOA yani Keyifli Okul Atölyem etkinliğinde sunum yaptım. Bu sunum sayesinde, Doğu’daki ilkokul öğrencilerinin velilerine; müzik eğitiminin akademik başarıyı olumlu yönde etkilediğini kendi yaşamımı anlatarak ve örnekler vererek göstermeye çalıştım. 

Piyanonda çalmaktan en çok hoşlandığın parçalar / besteciler kimler? 

Piyanoda sanırım en çok Bach çalmayı seviyorum. Bach’ ın müziğinin zamansız olduğunu düşünüyorum. Bach’ın müziğinin içerdiği polifoni, çalışma sürecimi daha maceralı ve eğlenceli hale getiriyor. Bach çalarken kendimi güvenli bir alanda hissediyorum, yorumumdan emin oluyorum. Ayrıca sol elin aktif kullanımı benim için çok uygun çünkü ben sol elimi de sağ elim kadar aktif kullanmaktan çok zevk alıyorum. Sanırım Bach çalarken bu becerimi daha çok kullanabiliyorum ve her iki eli de ayrı bir şekilde işlemek bana çok büyük bir zevk veriyor. Mozart ise müzik açısından beni en çok zorlayan ama tatmin eden besteci diyebilirim. Onun bestelerini nasıl yazdığını düşünmek bile adeta bir gizem ve bazen çok aldatıcı kısımlarla karşılaştığım zamanlar oluyor. Chopin, Brahms gibi Romantik dönem bestecilerini çalarken de kendimi rahat hissediyorum. Bu bestecileri çalarken sanki farklı bir dünyaya geçtiğimi hissediyorum ve seyirciyi de benimle beraber o dünyaya biraz iteliyorum ve kalplerine dokunmaya çalışıyorum. 

“Mozart benim hem en kafamı karıştıran, hem en kafamı çalıştıran besteci” demişsin, neden? Biraz açıklar mısın?

Mozart çalmak gerçekten zor. Bir masterclassında Hüseyin Sermet’ ten de Mozart çalarken tek benim zorlanmadığımı duyunca gerçekten çok sevinmiştim. Genelde Mozart’ın zorluğu açıklanırken müziğindeki şeffaflık ve saklanacak bir yer olmamasından bahsediliyor. Bu fikre katılmakla beraber bende hissettirdiği başka bir şey daha var: 

Mozart’ın parçalarına ilk bakıldığında sadelikten kaynaklanan bir basitlik olduğu düşünülüyor. Uzaktan açık gibi görünen bu bestelerin içine girince müthiş bir derinlikle karşılaşıyorsunuz ve karşılaştığınız işin yoruma açıklığı sizi şaşırtıyor. Benim için Mozart’ta yorum konusunda verilen karar en zorlayıcı yön. Tabi bu kararı verirken her zaman başarılı olamasam da birçok olasılığı görmem, onları değerlendirmem, farklı açılardan bakmam kafamı çok çalıştırıyor ve benim için çok eğitici. Belki bana özel bir durum ama Mozart’ta bir değil birçok anlatım olanağı duyuyorum.  Ama tabi tüm bu zorluklar Mozart’ı benim için cazip ve heyecan verici yapıyor. Bir dahaki sefer Mozart çalmayacağım deyip kendimi yeni bir Mozart parça deşifre ederken buluyorum.

2009 yılında Aya İrini konserinde İdil Biret ile tanışmışsın. O anları anımsıyor musun? Neler hissetmiştin? İdil Biret’i nasıl tanımlarsın? 

İdil Biret kuşkusuz ülkemizin yetiştirdiği en önemli piyanistlerden birisi.  İdil Biret; müziğe yaklaşımı, bakış açısı, yorumu ve cesaretiyle kendime çok örnek aldığım ve yakın bulduğum bir piyanist. Bu konsere yaşım çok küçük olmasına rağmen açık havada diye annemler beni götürmüşler. Ben bu konsere gittiğimde konservatuvar sınavını kazandığımı da yeni öğrenmiştim ve konseri ve sevincimizi çok net hatırlıyorum. İdil Biret benimle ilgilenmiş ve bana imzalı albümünü vermişti. Bu albümü hala saklarım. O zamanlar ne kadar küçük olsam da, çok özel duygular hissettiğimi hala hatırlıyorum. Onu görünce çok heyecanlanmıştım. İdil Biret’i kendime örnek alıyorum; çok alçakgönüllü, nazik ve cesur biri.

Boğaziçi Gençlik Korosu’nda yer almak nasıl bir duygu? Masis’le birebir çalışıyor musunuz? Bu koro, sesini eğitmende nasıl yardımcı oldu? 

Boğaziçi Gençlik Korosu gibi köklü ve önemli bir koroda bulunmak benim için gurur verici. Gruptaki her bir katılımcının özenli bir şekilde seçildiği bu koroda muhteşem bir özveriyle, canla başla çalışıyoruz. Her hafta 3 saat öğretmenimiz Aram Masis Gözbek’le beraber bilgisayar başına geçip yeni şarkılar öğrenip üzerinde ayrıntılı analizler yapıyoruz. Seneler boyu bu mesleği yapan Masis’in söyledikleri bazı tüyoları da piyano çalışırken öğrendiğim bir sürü teknikle bağdaştırabiliyorum da. Bunun yanında ne kadar pandemi zamanında online olarak derslere katılsak da, koro sesimi ciddi anlamda geliştirdi diyebilirim. Hem ses, duruş ve nefes hakkında bir sürü şey öğrendim hem de sesimi nasıl kullanmam gerektiğini anladım.  

Kendine dünyadan ve Türkiye’den örnek aldığın konser piyanistleri kimler? Onlarda hangi niteliklere hayransın?

Dünyadan Andras Schiff, Maria Jao Pires, Claudio Arrau, Vladimir Ashkenazy; Türkiye’den İdil Biret gibi piyanistleri örnek alıyorum. Bu konser piyanistlerinin hem tekniği hem de müzikalitesini çok beğeniyorum ve kendi duruşum ve fikirlerim dışında ilham kaynaklarım diyebilirim. 

Peki kiminle aynı sahneyi paylaşıp birlikte konser vermek isterdin? 

Ben Cyprien Katsaris’le aynı sahneyi paylaşmayı çok isterdim.  Kendisiyle Ankara’da tanışma fırsatı buldum; müziği, parmaklarını kullanış şekli büyüleyiciydi ve parçaları anlama şeklini de kendime çok benzettim. İleride onunla bir konser vermek benim için çok gurur verici olur.

Bir zaman tüneli olsa en çok tanışmak istediğin kompozitör kim ve ona ne sorardın / söylerdin?

En çok tanışmak istediğim kompozitör Mozart olurdu. Onun bestelerini nasıl yorumladığını dinlemek isterdim. Mozart’ ı doğru yorumlamak diye bir şey var mı onu sormak isterdim çünkü benim hayal gücümü çok çalıştırıyor ve Mozart’ın çeşitli biçimlerde çalınabileceğini düşünüyorum. 

Senin gibi çocuk piyanistlere vereceğin üç öğüt ne olurdu? 

Onlara çok çalışmaları gerektiğini, hayallerinin peşinden gitmelerini; ne kadar zorlansalar da eğer seviyorlarsa bırakmamaları gerektiğini ve her şeyi başarabileceklerini söylerdim.

İleride kendine dair kurduğun hayallerden ve yakın tarihli projelerinden de biraz söz eder misin? 

İki sene sonra üniversiteyle ilgili kararımı vermem gerekiyor. Gelecekte yurtdışında okumak istiyorum ve şu anki planım ilk dalı müzik olacak şekilde çift dal okumak. Yurtdışında büyük salonlarda konserler vermek istiyorum. Pandemi yüzünden Tiflis Senfoni Orkestrası ile konserim ertelendi; bu zor günler bittikten sonra orkestrayla Mozart’ın re minör konçertosunu çalacağım. 


Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s