Ela Talay şan ve arp konusunda yükselen bir yıldız: “Başarı bence elimizden gelenin en iyisini yapabilmenin mutluluğudur”

14 yaşındaki Ela Talay, bir yandan çaldığı farklı tür arplar, bir yandan müthiş bir şan yeteneğiyle yeniden ruh kattığı aryalar ile hepimizin gelecekten umutlanmamız için müthiş bir örnek sunuyor. Bir yandan Bilsem’de müzik öğretmeni Filiz Kırkar, bir yandan arp sanatçısı Şirin Pancaroğlu’nun yetiştirdiği bu özel yetenek, aynı zamanda İzmir Narlıdere Belediyesi Çocuk Orkestrası’nın arpistti. Bu yıl dört farklı ve seçkin uluslararası online yarışmaya katılan, üçünden ödül alan, dördüncüsünden de ikincilikle dönen Ela, 2019 yılı Ekim ayında ise 4. Uluslararası Slovenya Drustva Harfistov Arp Yarışması’nda Pedallı Arp 12-14 yaş kategorisinde Gümüş Madalya almıştı. Aynı yılın Haziran ayında ise, 5. Uluslararası Mozart Akademi Piyano Festivali’nde Romantik Dönem eser yorumlama Jüri Özel başarı ödülüne layik görülmüştü.

“Başarı bence elimizden gelenin en iyisini yapabilmenin mutluluğudur” diyen Ela, arp çalma teknikleri konusunda öğretmeni Şirin Pancaroğlu’nun yönlendirmeleriyle tekniğini geliştiriyor ve yetkinleşme yolunda büyük çabalar sarf ediyor. “Şirin Hocam her zaman rahat ve  koşmadan çalmamı söyler. Saatlerce, günlerce belki haftalarca çalışıp tekniği oturtabiliriz ama müzikalite için, eseri içselleştirebilmek gerekiyor. Bunun için de stresten uzak, keyif alarak çalmak şart. Şirin Hocam’ın deyimiyle parçaya “dalıp çıkmak”, diye ifade ediyor Ela, Şirin Pancaroğlu ile arasındaki etkileşimi…

Kendi yolundan ilerlemek isteyen müzisyenlere, “Eğer arp çalmak istiyorsanız vakit kaybetmeden arp ile tanışın, ona dokunun, onu deneyin. Lütfen hemen vazgeçmeyin” öğüdünü veriyor Ela ve bu enstrümanın birçok çevrede “normal” bir enstrüman olarak kabul edilmemesinden sitemkar bir şekilde söz ediyor.

Kendisine arp odaklı bir müzik geleceği kurgulayan Ela’yı yakından tanımalısınız:

Merhaba Ela. 14 yaşına arp, piyano ve şan alanında çok değerli bir eğitim geçmişi sığdırmışsın. Peki müziğe olan ilgin nasıl ortaya çıktı ve bunun üzerine nasıl bir eğitim inşa ettin?

Merhaba. Annem ve babam bebekliğimden itibaren müzik dinlemeyi ve şarkı söylemeyi çok sevdiğimi fark etmişler. 3-4 yaşlarındayken bu sevgi ve ilgi iyice belirginleşmiş. İlkokul 1. Sınıfa başlayacağım yaz İzmir Dokuz Eylül Üniversitesi Devlet Konservatuvarı’na eğitmenlerle görüşmeye gittik. Özellikle arp ve keman çalmayı öğrenmek istiyordum. O gün arp bölümü için uygun olduğumu öğrendiğimde çok mutlu olmuştum. Daha sonra kulak sınavına girdim ve beş buçuk yaşında arp kursiyeri öğrencisi oldum.  Bir ay içerisinde Bodrum’dan İzmir’e taşındık. İlkokula İzmir’de başladım ve sınıf öğretmenim beni Bilsem sınavına yönlendirdi. Okulumun korosuna da seçildim.

Bir yandan da İzmir Narlıdere Belediyesi Çocuk Orkestrası’nın arpistisin. Orkestra deneyimi sana neler kattı?

Orkestra ile beraber çalmak çok keyifli. Orkestrada herkese karşı sorumluluğum var. Yalnızca kendi partimi çalıp geçemem, uyum içinde olmalıyım. Bazen çok kısa bir parti de çalsam sıramı beklemeyi, sabretmeyi öğrendim. Ayrıca her çalgıyı tek tek bir bütünün içinde duyabilmenin de kulak gelişimi için çok önemli olduğunu düşünüyorum.

Bu yıl katıldığın uluslararası düzeydeki çevrimiçi yarışmaların üçünden ödül aldın, diğerinin sonucunu bekliyorsun. Online yarışmalarda motivasyonunu nasıl sağladın? Canlı yarışmaları mı online yarışmaları mı tercih edersin?

Aslında yarışmanın hazırlık aşaması online da olsa, canlı da olsa aynı. Online yarışmalarda başka şansım olmadığımı düşünerek konsantre olmaya çalıştım.  Öğretmenlerim ve ailem de motive olabilmem için ellerinden geleni yaptılar. Performans anında ise bence sahnede olmak, kamera karşısında olmaktan çok daha güzel. Kesinlikle canlı yarışmaları tercih ederim.

Peki Bilsem’deki eğitim sana neler kazandırıyor? Bunun yanı sıra konservatuara gitme hayallerin var mı?

Bilsemli olmak çok büyük bir şans. Özellikle benim öğretmenim Filiz Kırkar, biz müzik öğrencilerini her konuda besledi. Eğitim okulda sınırlı kalmadı. Festivallere katıldık. Konserlere gittik, konserler verdik. Sosyal sorumluluk projelerinde yer aldık. Projeler hazırladık. Hem bireysel, hem grup halinde birçok çalışma yürüttük.

Şu an için lisede konservatuvara gitme hayalim veya isteğim yok. Üniversite için plan yapıyorum.

Birçoğumuzu arpla tanıştıran değerli müzisyen Şirin Pancaroğlu’ndan özel eğitim alıyorsun. Kendisiyle nasıl tanıştın ve senin sanatına kattıklarından biraz bahseder misin?

İlkokulu bitirdikten sonra konservatuvara tam zamanlı arp öğrencisi olarak devam etmek istemedim. Tam gün okulun yanı sıra arp eğitimini nasıl sürdürebileceğim konusunda kendisine danıştık. Daha sonra Şirin Hocam’la  bir araya geldik. Şirin Hocam dünyaca tanınmış bir arp sanatçısı olmasının yanı sıra çok iyi bir öğretmen. Adım adım ilerledik, her ders bana arp dünyasının başka bir kapısını açtı diyebilirim. Yalnızca arp öğretmekle kalmayıp, beni, kurmuş olduğu Arp Sanatı Derneği’nin çalışmalarında yer almaya, sosyal medya hesapları için içerik hazırlamaya teşvik etti. Bu sayede arp çeşitleri, arp tarihi, arp mekaniği gibi konularda da araştırmalar yapıp bilgi sahibi oldum.

Peki Şirin Pancaroğlu’nun arp tekniğine dair sana verdiği ve hiç unutmadığın birkaç öğüdü de bizlerle paylaşır mısın?

Arp çalarken pozisyonun önemini öğrendim. Doğru duruş ile ellere, vücuda yük bindirmeden uzun süre çalışabilmenin yolunu öğrendim. Şirin Hocam her zaman rahat ve  koşmadan çalmamı söyler. Saatlerce, günlerce belki haftalarca çalışıp tekniği oturtabiliriz ama müzikalite için, eseri içselleştirebilmek gerekiyor. Bunun için de stresten uzak, keyif alarak çalmak şart. Şirin Hocam’ın deyimiyle parçaya “dalıp çıkmak”.

Senin izinden gelip arp çalmaya heveslenen çocuk müzisyenlere neler önerirsin?

Arp ülkemizde ulaşılması çok zor bir enstrüman olarak görülüyor. Bu yüzden arp öğrenmek isteyenler çoğunlukla başka bir çalgıya yönlendiriliyor. Benim arp aşkım yüzünden ailece şehir değiştirirken, çoğu tanıdığımız bu kararımızı garipsedi ve neden “normal” bir enstrüman çalmak istemediği sordular. Bana göre tüm enstrümanlar “normal”. Bu yüzden eğer arp çalmak istiyorsanız vakit kaybetmeden arp ile tanışın, dokunun, deneyin. Lütfen hemen vazgeçmeyin.

Arp, piyano ve şan eğitimini eş zamanlı yürüttüğüne göre sağlığına da çok dikkat ediyorsun. Bu konuda neler yapıyorsun?

Şan performansları öncesi, çok soğuk ve çok sıcak yiyecek içekleri tüketmemem gerekiyor. Bomboş mideyle şarkı söylenmiyor, dolu mide ise diyafram için hiç iyi değil. Şan öğretmenim Özlem Nazlıaslan, sesimde minicik bir değişikliği bile hemen fark eder ve sesimi yormamak için bazen dersi bırakır. Asla ses açmadan söylememem konusunda beni her zaman uyarır. Sanırım iyi uyumak, hem arp, hem piyano hem de şan için en önemli ihtiyaç.

Arp çalmanın zorlukları neler?

Arp çalmanın en büyük zorluğu tellerin dikey konumlanmış oluşu. Göz yanılmasına ve hata yapmaya çok açık. Bu sebeple gözünüz hep tellerde oluyor. Piyano çalarken veya bir arya seslendirirken kolaylıkla notaya bakabilirsiniz. Arp çalarken notaya bakmak kolay değil, bu sebeple ben ezberden çalarsam daha rahat ediyorum. Pedallı arpın boyutu da arp çalmayı zorlaştırıyor. Keman gibi, flüt gibi kutusuna koyup yanınızda taşıyamazsınız. Aynı zamanda arp hassas bir çalgı. Isı değişikliklerini ve yer değiştirmeyi sevmiyor. Akordu çabuk bozuluyor veya tel kopabiliyor. Arp çalacaksanız yazlık – kışlık toz örtüsünü, taşıma kutusu veya kılıfı, taşıma arabası edinmeniz gerek. Bütün bunlar erişilmez değil. Bir defa edinince ve birkaç kez taşıyınca alışıyorsunuz.

Sahneye çıktığında neler hissedersin?

Sahneye çıktığımda korku veya endişe hissetmiyorum. Bugüne kadar en çok Slovenya’daki yarışma öncesi ve Jessy müzikalinin prömiyeri öncesinde heyecanlanmıştım. Ama bir kez başlayınca devamı geliyor. Sınav veya yarışma için sahnede olmak biraz stresli ama konser için sahnede olmayı seviyorum.

Sana ilham veren çağdaş arpistler kimler?

Edmar Castenada, çünkü kendisi için özel tasarlanmış sıradışı bir arp çalıyor. Isabelle Moretti ve Jana Bouskova da bana ilham veren arpistler arasındalar. Ve tabii Şirin Pancaroğlu.

Arpla çalmaktan en çok hoşlandığın eser hangisi?

Bora Uymaz ve Şirin Pancaroğlu’nun A Rose Garden albümünden White, Orange ve Yellow Rose parçalarını hem pedallı, hem mandallı arp ile çalmayı çok seviyorum. Bir de öğrendiğim ilk konçerto olduğu için olsa gerek, Wagenseil’ın Sol Majör arp konçertosu.

Peki keşke arp için daha fazla eser yazsaydı dediğin kompozitör hangisi ve neden?

Debussy en sevdiğim. Debussy’nin inişlerini, çıkışlarını çok seviyorum.  Arp ile çalınabilecek daha fazla Debussy eseri olsaydı ne güzel olurdu. Bir de keşke arp, Mozart’ın ilgi alanına daha fazla girseymiş. Kısacık ömrüne birbirinden güzel bir sürü eser sığdırıp arp için yok denecek kadar az yazmış oluşu üzücü.

Arpın yanına en çok yakıştırdığın enstrüman hangisi?

Flüt bence çok yakışıyor. Ne de olsa tarihin en eski iki çalgısı.

Arpın sesi sende nasıl duygular çağrıştırıyor?

Arpın sesi doğayla çok uyumlu. Bana huzur veriyor.

Bu zamana kadar katıldığın konser ve festivaller arasında seni en çok etkileyen hangisi oldu?

Çok küçükken korist olarak yer aldığım Carl Orff Carmina Burana konseri beni çok etkilemişti. Çok güzel bir salon olan Ahmet Adnan Saygun Sanat Merkezi’nde sahne almıştık ve salon tıklım tıklım doluydu. Çok güzel bir deneyimdi.

Peki senin başarı tanımın nedir?

Başarı bence elimizden gelenin en iyisini yapabilmenin mutluluğudur.

Arpı bir yerden başka bir yere taşırken nelere dikkat edersin? Yurtdışı konser ve festivallere arpınla beraber mi gidiyorsun?

Arpımı hiç yurt dışına taşımadım. Zaten çok eski bir arp, böyle bir yolculuğu kaldıramaz. Arpı evde bir köşeden diğer köşeye taşırken bile tekerlekli taşıma arabasına koymamız gerektiğini öğretti Hocam. Taşıma kılıfı olmadan asla yer değiştirmemeliyiz. Arabaya yerleştirirken altına baloncuklu ambalaj kağıdı veya büyük bir minder yayıyoruz. Pedalların da taşıma konumunda olması gerekiyor ve arpı hangi yöne yatırdığımız da çok önemli. Güvenli taşımayla ilgili Youtube’da videolar var.

Çeltik arp ve pedallı arp çalabiliyorsun. Bu iki arp çeşidini kıyaslarsan hangisinde daha çok zorlandın ilk başta?

Her ikisinin de zorlukları var. Mandallı arpta çok hızlı olmalısınız. Bazen ellerinizi kaldıramayacağınız bir yerde mandalı kaldırmanız gerekiyor. O zaman mandalı önceden müsait olan bir anda hazır etmelisiniz. Bu hareketleri önceden tespit edip, işaretleyip pratik yapmak gerekiyor. Pedallı arpta ise hem eller, hem ayaklar çalışıyor. Pedalları, aşağı bakmadan, sessizce değiştirmek gerekiyor. Bunu başarabilmek için de egzersizler var.

Peki zorlu bir besteyi ilk kez çalarken nasıl bir çalışma programı izlersin?

Genellikle önce bol bol dinliyorum. Yeni bir parça beni hep heyecanlandırır. Baştan sona deşifre etmeden rahat edemem. Yanlış bir hareketi elime yerleştirmemek adına her zaman öğretmenimin yönlendirdiği yolu izliyorum.

Kendine dair hayallerin neler? Bizimle de paylaşır mısın? İleride kendini piyanist olarak mı korist olarak mı arpist olarak mı daha çok hayal ediyorsun?

Piyanist olmam çok zor ama piyano çalmaktan da vazgeçeceğimi sanmıyorum. Arp benim küçüklük aşkım, her zaman da öyle olacak. Her yere taşıyabileceğim, çalıp söyleyebileceğim çok iyi bir mandallı arpım olsun isterim. Arpımla beraber dünyayı gezmek isterim. Kendimi daha çok arpist olarak hayal ediyorum.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s