Genç kemancı Tanay Totuk: “Kariyerimde başardığım ve başaramadığım her durum benim için birer zirve. Hepsinin sonunda aldığım dersler, açılan yeni kapılar beni hep bir adım üste çıkardı ve bu basamakların sonu yok”

1997 yılında İzmir’de geleceğin değerli genç kemancılarından biri doğdu: Tanay Totuk. Müzik eğitimine 8 yaşında henüz “harika bir oyuncak” olarak gördüğü kemanıyla Prof. Dr. Naile Mirzazade ve Prof. Dr. Hagigat Muharremova ile Erzurum’da başlayan Totuk, keman ve teori-solfej-dikte eğitimi aldıktan sonra 2006 yılında Bilkent Üniversitesi Müzik Hazırlık İlköğretim Okulu’nu kazanarak Elif Enacar’ın keman sınıfına kabul edildi. Ardından 2008 yılında Hacettepe Üniversitesi Ankara Devlet Konservatuvarı’nı kazanarak Prof. Dr. Eylem Önder Başarır’ın keman sınıfında eğitimini perçinledi.

2011 yılında Urla Müzik Akademisinde Prof. Stephan Picard’ın, 2014 ve 2017 yıllarında Ayvalık Uluslararası Müzik Akademisinde Prof. Andrej Bielow, Prof. Pelin Halkacı, Prof. Çiğdem İyicil ve Prof. Elif Tarakçı Akyar’ın, 2017 yılında Igor Pikayzen’in, 2018 yılında da Özcan Ulucan’ın ustalık sınıflarına katılan ve konserler veren Totuk, bir yandan da Doğuş Çocuk Senfoni Orkestrası’nı kazanarak üç yıl boyunca Türkiye’nin çeşitli şehirleri ve salonlarında konserlerin aranan isimlerinden oldu.

Bilkent Gençlik Senfoni Orkestrası üyesi olarak 18-26 Eylül 2014 tarihleri arasında Almanya Bonn’da gerçekleşen Beethoven Fest’e katılan Totuk, Şef Cem Mansur yönetimindeki Türkiye Gençlik Filarmoni Orkestrası üyesi olarak 23 Temmuz-07 Ağustos 2016 tarihleri arasında İstanbul, İspanya ve Portekiz’de; 08 Ağustos-06 Eylül 2017 tarihleri arasında ise İstanbul, Almanya, Çekya ve İtalya’da çeşitli konserlere katıldı. Orkestra, Totuk’a göre, eğitiminin temelini oluşturuyor. “Orada başlayan ve devam eden arkadaşlıklarım, verdiğimiz konserler, keyifle gezdiğimiz şehirler benim için çok değerli” diyor.

Şef Mustafa Mehmandarov yönetimindeki Türksoy Gençlik Oda Orkestrası üyesi olarak Avrupa Turnesi kapsamında 26 Kasım-03 Aralık 2018 tarihleri arasında Ankara, Fransa, Avusturya ve Slovakya’da çeşitli konserlere katılan Totuk, ayrıca Ankara Gençlik Senfoni Orkestrası üyesi olarak çeşitli konserlerde sahne aldı ve Devlet senfoni orkestralarında birçok kez konuk sanatçı olarak yer aldı. Wiener Musikverein, Konzerthaus Berlin, Rudolfinum (Dvorak Hall) gibi önemli salonlarda, birçok önemli orkestra şefi ile çalıştı.

20 Mart 2019 tarihinde Hacettepe Üniversitesi Senfoni Orkestrasının başkemancılığını yapan Totuk, 2020 yılı Temmuz ayında H. Ü. Ankara Devlet Konservatuvarı’ndan mezun oldu.

Keman ve arptan oluşan Duo Nemesis isimli oda müziği grubu ile 2020 yılında Ceren Necipoğlu İstanbul Uluslararası Arp Festivali Oda Müziği Yarışması’na aktif katılarak final turunda yarıştıktan sonra Tonuk için hayallerini süsleyen müjdeli haber geldi: Güzel Sanatlar Genel Müdürlüğüne bağlı sanat birimlerinde 4/B kapsamında görev yapmak üzere yapılan sınavda Cumhurbaşkanlığı Senfoni Orkestrasını kazanmıştı!

Totuk’un son müjdeli haberi de bu röportajı yaptığımız dönemde geldi. 27 haziran günü sonuçlanan ve Akdeniz Opera ve Bale Kulübü’nün (AKOB) gerçekleştirdiği AKOB Ulusal Oda Müziği Yarışması’nın dördüncüsünde, Duo Nemesis grubu ikinci oldu.

Bu değerli kemancımızı henüz tanımadıysanız çok büyük bir şey kaçırmışsınız demektir… Aşağıda kendisiyle gerçekleştirdiğim ve bir müzisyen olmasının ötesinde çok iyi bir insan tanımama vesile olan söyleşiyi paylaşıyorum:

Tanay hanım merhaba. Müziğe olan ilginiz, yeteneğiniz nasıl fark edildi? Çocukluktan itibaren tanımak isteriz sizi. Ve daha sonra bu yeteneğin üzerine nasıl bir eğitim inşa ettiniz?

Müziğe olan ilgim ve yeteneğim küçük yaşta ailem tarafından fark edildi. Ailemde müzisyen olmamasına rağmen sanata ve müziğe her zaman ilgi duyulan bir evde büyüdüm. Kemanı televizyonda bir çocuk programında gördüm, etkilendim ve o heyecanla başlamak istediğimi ailemle paylaştım. O dönemde Erzurum’da oluşumuz böyle bir istek için dezavantaj gibi görünse de babamın ilgi ve desteği beni iki değerli öğretmenle karşı karşıya getirdi. İstanbul’dan kemanım getirtildi, böylelikle keman ve teori-solfej-dikte derslerime başladım.

Peki neden başka bir enstrüman değil de keman? 

O yaşlarımı düşününce keman benim için harika bir oyuncaktı. Kemanı anlamaya, tanımaya ve öğrenmeye başladıkça başka bir enstrümana geçiş yapmak aklımdan geçmedi. 

Sahneye kemanınızla çıktığınızda neler hissedersiniz? 

Sahneye çıkıp çalmaya başladığım süre boyunca, o anki heyecanımla birlikte kendimin bile ne yapacağını bilmediğim, merakla oynadığım bir oyun oldu benim için. Küçük yaştan itibaren sahneye çıkıyor oluşum ise kontrollü, aynı zamanda cesurca risk alabilmeyi öğretti. Bu durum her zaman keyif ve haz duygumu besledi. 

Doğuş Çocuk Senfoni Orkestrası deneyimi birçok müzisyen için kritik önemde. Peki size neler kattı bu orkestrada yer aldığınız dönemler?

Orkestra eğitimimin temelidir. Orada başlayan ve devam eden arkadaşlıklarım, verdiğimiz konserler, keyifle gezdiğimiz şehirler benim için çok değerli. Aynı zamanda içinde bulunduğum diğer çocuk ve gençlik orkestraları benim ve genç müzisyen arkadaşlarımın deneyim ve eğitiminde büyük rol oynamıştır.

Avrupa’nın birçok ülkesinde konserler veriyorsunuz. Sizi en çok etkileyen konser mekanınız hangisi oldu ve sebebi neydi? 

Wiener Musikverein, harika bir deneyimdi. Bu örneği vermemin sebebi dünyanın en eski ve köklü orkestralarından biri olan Viyana Filarmoni Orkestrası’nın evi olmasıyla birlikte bu yapının kendi başına bir sanat eseri olmasıdır. 

Altını çizmek istediğim bir diğeri ise konser salonu amacı ile yapılmış, akustik bilimi ve ses mühendisliği kullanılarak tasarlanan dünya standartlarında bir örnek, Cumhurbaşkanlığı Senfoni Orkestrası’nın yeni binasıdır. 1826’dan günümüze sanat hayatına kesintisiz devam eden en eski sanat kurumlarından birisi olarak, ülkemizde çok sesli müziğin daha da hızlanarak büyük kitlelere ulaşmasındaki en önemli adımlardan birisini atmış ve ülkemiz dünya standartlarında bir konser salonuna kavuşmuştur. Bundan sonra CSO vb. öncü kurumların, ülkemizde sanatın her kesime ulaşması için lokomotif görevi göreceğine inancım tam. Sanat adına atılan bu adım beni heyecanlandırırken bir o kadar gururlandırıyor. 

Peki kemanda kendi tarzınızı nasıl yakaladınız? Bu yıllar içerisinde mi oldu, bir anda mı oluşturdunuz? 

Müzikte kurallar var. Kendine has özellikleri elbette taşımalı ve yansıtmalı insan. Fakat bir icraatçı olarak bestecinin dili, dönemi gibi esaslarla ters düşmeyecek şekilde yapılması taraftarıyım. Yıllar içerisinde ve halen gelişerek, keşfederek, dinleyerek kendimi bulduğuma inanıyorum, her gün öğrenmeye devam ediyorum.

Yorumlarını dinlemekten en çok hoşlandığınız keman virtüözleri hangileri? 

Jascha Heifetz, David Oistrakh, Henryk Szeryng bu isimlerden bazıları.

Repertuarınızın olmazsa olmaz bestecisi hangisi ve neden? 

Johann Sebastian Bach. Entelektüel derinliği, artistik güzelliği, teknik açıdan müziğine olan hakimiyeti vb. nedenlerle birlikte benim için her zaman özeldir.

Bize biraz Duo Nemesis projenizden ve nasıl bir izleyici kitlesine hitap ettiğinizden söz eder misiniz? 

Öncelikle grup arkadaşım İlayda ve ben konservatuvarda okuduğumuz yıllar boyunca beraber birçok konser ve sınav verdik. Duo Nemesis’i kurma amacımız beraber müzik yapmaktan büyük zevk almamız ve bunu dinleyicilerle paylaşma arzumuz. Dileğim büyük kitlelere hitap edebilmemiz… 

Şu ana kadar kariyerinizde “zirve” olarak nitelendirdiğiniz olay hangisi oldu? 

Kariyerimde başardığım ve başaramadığım her durum benim için birer zirve. Hepsinin sonucunda aldığım dersler, açılan yeni kapılar, psikolojik yönüyle birlikte beni olduğum basamaktan hep bir adım üste çıkardı ve bu basamakların sonu yok.

Kemana en çok yakıştırdığınız eşlikçi enstrüman hangisi? 

Duo Nemesis ile yaptığım çalışmalar sonucu keman ve arp uyumu diğer eşlik entrümanlarına nazaran son dönemde beni daha çok etkiledi. Viyolonseli de söylemeden geçemeyeceğim.

Hiç spontane bir kararla sokak kemancılarına eşlik ettiniz mi? 

İzmir’de bir akşam tanımadığım bir grup sokak müzisyeninin arasına girip, onlardan birinin kemanını alarak eşlik ettiğim oldu evet. Çok daha küçükken, arkadaşım ile yürürken ani bir kararla kemanlarımızı açıp Ankara’da bir caddede beraber müzik yapmışlığımız da var.

Peki Türkiye’de bir günlüğüne Müzik’ten sorumlu Bakan olsaydınız değiştireceğiniz, düzelteceğiniz ilk üç şey ne olurdu?

Ülkemizin en ücra köşelerine gidip, yetenekli çocukları keşfederek eğitim almalarını sağlamak.

Konservatuvar müfredatını geliştirerek, sayısını artırmak.

Televizyon, sosyal medya vb. platformlarda kaliteli müzik programlarını ulaşılabilir ve ilgi çekici hale getirmek.

Sizi en çok hüzünlendiren keman için yazılmış beste hangisi? 

Antonin Dvorak – Slavonic Dance op.72 Nr. 2, Solo keman için yazılmış olmasa da beni derinden etkileyen bir eserdir.

Sizce bir müzisyenin imkan bulduğu taktirde yurtdışı deneyimi kazanması hangi açılardan önemlidir? 

Sadece müzisyen olarak değil daha geniş bir pencereden bakarak yeni insanlar tanımanın, yeni lezzetler tatmanın, bambaşka bir ülkede tek başına olmanın verdiği sorumluluk ve deneyimin, insanın kendi gelişiminde büyük rol oynadığına inanıyorum. Tabii ki bizler için aldığımız eğitim, icra ettiğimiz müziğin doğduğu toprakları keşfedebilmek ve orada eğitim alma imkanı ayrı bir önem taşısa da, ülkeye dönüp yeni çocuklar yetiştirmek yapılabilecek en büyük güzelliklerden biri olur diye düşünüyorum.

Keman çalmaya yeni başlayan çocuk müzisyenlere neler tavsiye edersiniz? 

Ne olursa olsun çok dinlemelerini, gözlemlemelerini, kendi sınırlarını bilmelerini dolayısıyla kendilerine yüklenmemelerini veya azıyla yetinmemelerini, enstrümanlarıyla uzun vakitler geçirerek tanımalarını ve en önemlisi bunu büyük bir istek ve sabırla yapmalarını içten bir şekilde tavsiye edebilirim. Bu yaşlarda ebeveyn ve öğretmen tutumunun da çocuk üzerinde büyük rol oynadığını söyleyebilirim.

Peki keşke keman için daha fazla solo eser yazsaydı dediğiniz kompozitör kim ve neden?

Türk kompozitörlerimizin keman için daha fazla eser yazmış olmalarını, günümüzde yetiştirdiğimiz kompozitörlerimizin de solo, oda müziği vb. alanlarda yazarak yurtiçi ve yurtdışında bu bestelerin icra edilmesini içtenlikle isterdim.

Kariyerinizin başına dönseydiniz değiştirmek istediğiniz herhangi bir şey var mı? 

Kesinlikle yok. Deneyimlerimi, iyi veya kötü başlıklar altında ayrıştırmadan, beni bugünkü Tanay yaptığı için en ufak ayrıntıyı bile değiştirmek istemem.

Peki müzik tarihinde hangi dönemde yaşamayı tercih ederdiniz ve neden? 

Benim için gelecek, geçmişe nazaran çok daha merak uyandırıcı ama cevap vermem gerekirse Barok dönem. Günümüzde halen kullanılan birçok tekniğin bu dönemde yaratıldığını biliyoruz ve 150 yıllık bir dönemin sanat tarihindeki efsanevi yeri tartışılamaz. Yetiştirdiği sanatçılar ise hayranlık uyandırıcı.

Birçok müzisyenin hayallerini süsleyen Cumhurbaşkanlığı Senfoni Orkestrası’nı kazandınız. Yakın döneme dair hedefleriniz, projeleriniz nelerdir? 

Solo konserler, Duo Nemesis ve akademik kariyerimde ilerlemek en genel önceliklerimden. Daha verimli, dolu ve kişisel tatmin ile birlikte uzun soluklu bir müzik hayatı yaşamak ise dileğimdir.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s