Piyano tuşlarının genç “sihirbazlarından” Ecem Alnıaçık: “Müzik kah bir kaçış, kah bir sığınak. İyi ki bu mesleği yapıyorum”

Aile içinde küçük yaşlardan beri sanatla yoğrulan, klasik müziği varlığının ayrılmaz bir parçası olarak gören çocukların sonraki dönemde müzikle aralarında organik ve tutkulu bir bağ kurduklarını bu röportaj serileri boyunca net bir şekilde gördüm. 29 yaşındaki Ecem Alnıaçık da bunun en güzel örneklerinden.

Piyano derslerine altı yaşında başladığı öğretmeni, o her ne kadar çocuksu telaşlarıyla bu sorumluluktan kaçmaya çalışsa da, onu yine piyano tuşlarına mıknatıs gibi çeken bir yol gösterici olarak, Ecem’i bir piyanist olarak yoğurup şekillendirmiş, ufkunu açmış, bu yeteneğini perçinlemesi için desteğini esirgememiş. Ardından da karşısına çıkan piyano öğretmenleri sayesinde Ecem başlangıçta hobi olarak başladığı bu uğraşta mükemmeliyet düzeyine ulaşmak üzere sürekli çıtasını yükseltmiş.

Devlet sanatçımız, değerli piyanist Sn. Gülsin Onay’ın yeri de Ecem için oldukça ayrı; çünkü 14 yaşında onun konserine gidene ve ardından onunla tanışana kadar piyano onun için halen bir hobiydi. “O konserden sonra profesyonel olarak bu mesleği yapmaya karar vermiştim. Yani piyanist olmamdaki en büyük role sahip kişilerden biridir Gülsin Onay. Sonrasında ise tanışma fırsatımız oldu ve her zaman büyük desteğini gördüm. Aynı zamanda benim gibi birçok gence destek oldu ve olmaya da devam ediyor” diye açıklıyor.

Ecem’e göre, müzik, müzisyenlerin kendilerini, duygularını ifade etmenin; dinleyiciler için ise duygularını anlamlandırmanın, ortaya çıkarabilmenin bir yolu. “Müzik, kimi zaman bir kaçış kimi zaman da bir sığınma olabiliyor” diyor. Benzer şekilde, çok yakın bir tarihte çok sevdiği anneciğini yitiren Ecem, duygularını ifade etmekte en çok piyanosuna başvurmuş. “Tam da o dönemde “iyi ki bu mesleği yapıyorum” dedim. Müzik bazen dile getiremediklerimizi aktarmamıza, ortaya çıkarmamıza olanak sağlıyor. Acı, özlem, sevgi… Tüm bu duyguları çok yoğun hissedip, ifade edecek kelime bulamadığınızda anlatmanın en rahat yolu müzik oluyor” diyor o döneme dair.

Pandemi öncesine kadar hem solo hem de oda müziği grubu Nova Trio ile birlikte yurtiçi ve yurtdışı konserlerinde izleyicilere unutulmaz resitaller veren Ecem’e bu üçlü grupta kemancı Çetin Ceviz ve çelloda Seren Karabey eşlik ediyordu. Ecem, Medtner’in piyano konçertosunu “çalmayı en çok istediğim ve sevdiğim konçerto” olarak nitelendiriyor ve başka hiçbir eser için bu kadar yoğun duygular beslemediğini hissettiriyor. Ayrıca bu konçerto, annesinin hastalığının en son döneminde izleyebildiği son konserinde çaldığı eser olması sebebiyle onun için çok özel bir konumda.

Annesinin çok sevdiği eserlerden olan Beethoven Ayışığı Sonatı, Chopin do diyez minör Noktürn’ü piyanosunda zaman zaman çaldığında da sanki onunla zaman ve mekan ötesinde bir bağ kuruyor genç piyanist. Bir yandan da piyanist arkadaşı Ayşegül Yörükoğlu ile Moskova’da beraber okuduğu dönemden beri iki piyano ve dört el çalmayı çok seviyorlar ve müthiş performanslar sergiliyorlar. Hazırladıkları programın ilk yarısı dört el, ikincisi yarısı ise iki piyano için yazılmış eserlerden oluşuyor. “Her konser salonunda iki piyano olmadığı için çalacak yer bulmakta zorlandık aslında ama çalmak istediğimiz birçok eser var ve pandemi sonrası tekrar konserlerimize devam etmek istiyoruz” diyor.

Ecem’in bu yaşına kadar katıldığı sayısız yarışma arasında; 2013 yılında Süreyya Operası’nda düzenlenen piyano yarışması ve 2015 yılında Gümüşlük’te düzenlenen Ahmet Adnan Saygun Piyano Yarışması’nın yeri ayrı. Birçok genç piyaniste sorduğum gibi Ecem’e de onu akustik, mimari ve duygulanım açısından en çok etkileyen konser salonunu sorduğumda, Moskova’da Bolşoy Tiyatrosu’nun salonunu ve Moskova Çaykovski Devlet Konservatuvarı’nda bulunan Rahmaninov Salonu’nu örnek verdi.

Peki Ecem’in üstün yetenekli bir genç piyanist olarak hayattan beklentisi ne? “Bir müzisyen için en büyük mutluluk sahnede olmak, müziğini dinleyicilerle paylaşmaktır” diyor Ecem ve pandeminin sona ermesinden sonra solo olarak ve kurulması ve gelişiminde büyük emeği olan Nova Trio ile birlikte yurtiçi ve yurtdışı konserlerine kaldığı yerden devam edip, kendisi gibi müziğe tutkuyla bağlı piyanist öğrencilerini yetiştirmeyi hedefliyor. Bu güzel kalpli müzisyenin de, kurduğu güzel üçlü grubun da, onun sihirli tuşlarının dokunduğu öğrencilerinin de yolu sonsuz açık olsun. Müziğe bu özel ve güzel dokunuşlarla hayat daha da güzelleşmiyor mu sizce de?

Aşağıda Ecem Alnıaçık ile söyleşimizi bulabilirsiniz:

Kendinizi biraz tanıtır mısınız? Müzik yolculuğunuz kaç yaşında nasıl başladı? Nasıl devam ediyor? 

1991 yılında Bursa’da doğdum. Annem ve babam müziği çok sever ve amatör olarak uzun yıllar klasik müziğin içinde olmuşlardır. Piyano derslerine altı yaşında, Fethiye Sanlıkol ile başladım ve bugün piyanist olmamda en büyük role sahip kişilerden biridir kendisi. O dönemde ailemin istediğiyle hobi olarak başlamıştım ve sürekli bırakmaya çalışıyordum (günlüğümde “bugün ağladım ama annem beni yine de piyanoya götürdü” gibi bir cümle var) fakat neyse ki piyano öğretmenim beni hiç bırakmadı, türlü oyunlar ve deyim yerindeyse beni ‘kandırarak’ her defasında beni piyanoya geri döndürdü. Hakkını asla ödeyemem. Müzik eğitiminde aile desteği çok önemli.  Ailemin büyük desteği olmasaydı bugün burada olamazdım. 

Liseyi Bursa Zeki Müren Anadolu Güzel Sanatlar Lisesi’nde okudum. O dönemde piyano eğitimime Mehmet Okonşar ve Zöhrab Adıgüzelzade ile devam ettim. En büyük şansım karşılaştığım çok iyi piyano hocaları oldu; lisansa başlayacağım yıl Gökhan Aybulus Moskova’dan Türkiye’ye dönmüştü ve Uludağ Üniversitesi Devlet Konservatuvarı’nda ders verecekti, ben de lisans eğitimime üç yıl boyunca Gökhan Aybulus ile devam ettim ve Özgür Ünaldı’nın sınıfından mezun oldum. Ardından Moskova’ya giderek eğitimime  Çaykovski Devlet Konservatuvarı’nda İrina Plotnikova ile devam ettim. Şu sıralar sanatta yeterlik çalışmalarımı Uludağ Üniversitesi Devlet Konservatuvarı’nda, Özgür Ünaldı ile tamamlamak üzereyim. Aynı zamanda yine Uludağ Üniversitesi Devlet  Konservatuvarı’nda ders veriyorum.

Pandemi öncesi hem solo hem de oda müziği grubumuz Nova Trio ile birlikte yurtiçi ve yurtdışı konserlerimizi aktif bir şekilde sürdürüyorduk fakat bu süreçte hepsi iptal edildi. Dilerim bu süreç bir an önce son bulur ve konserlerimize kaldığımız yerden devam edebiliriz.

Neden piyanoyu tercih ettiniz? 

Ben değil aslında ailem piyanoyu tercih etmiş oldu. Annem küçüklüğünden beri hep piyano çalmak istemiş ama dedemin asker olması sebebiyle çok şehir değiştirmişler ve bir şekilde olmamış. Babam ise gençliğinde akordiyon çalarmış. Benim doğumumda aile dostumuz olan piyano öğretmenim Fethiye Sanlıkol “Ecem büyüdüğünde onu ben piyanoya başlatacağım.” demiş ve gerçekten de altı yaşıma geldiğimde “hadi artık derslere başlayalım” demiş ve böylece piyano hayatıma girmiş. 

Sizce piyanoya en güzel eşlik eden enstrüman nedir ve neden? 

Aslında bu soruya tek bir enstrümanla cevap vermek çok zor. Oda müziğini çok seviyorum. Kemancı Çetin Ceviz, çellist Seren Karabey ve benim de içinde bulunduğum Nova Trio isimli bir oda müziği grubumuz var. Keman, çello ve piyano için yazılmış birçok muhteşem trio var ve bu grubun içinde bulunmaktan, birlikte konserler vermekten büyük mutluluk duyuyorum. Özellikle iyi anlaştığınız, müzikal anlamda fikirlerinizin uyduğu kişilerle birlikte çalmak, konser heyecanını, sahneyi paylaşmak hangi enstrüman olursa olsun çok keyifli.

Sizce müzik bir toplumda hangi işlevi yerine getirir?

Müzik, biz müzisyenler için kendimizi, duygularımızı ifade etmenin; dinleyiciler için ise duygularını anlamlandırmanın, ortaya çıkarabilmenin bir yoludur. Duygularımızla yaşıyoruz ve bu duyguları yaşayabilmenin çok önemli olduğunu düşünüyorum. Müzik, kimi zaman bir kaçış kimi zaman da bir sığınma olabiliyor. Dolayısıyla müzik veya sanatın herhangi bir dalı, insanın kendini bulabilmesi, duygularını ortaya çıkarabilmesinin bir yoludur. 

Metner’in piyano konçertosunu “çalmayı en çok istediğim ve sevdiğim konçerto” olarak nitelendirmişsiniz. Bu konçertoyu sizde özel kılan nedir?

Moskova’da okurken hocam İrina Plotnikova ile Metner’in Masallar başlıklı eserlerinden birkaçını çalışıyorduk ve daha öncesinde Metner’in eserlerini hiç bilmiyordum. Masallar’ı çalışmaktan o kadar keyif aldım ki tek tek Metner’in tüm eserlerini dinlemeye başladım. 1. Piyano Konçertosu’nu dinlerken ise çok etkilenmiş ve kendimi esere çok yakın hissetmiştim. O dönemde sürekli bu konçertoyu dinleyip, kendimi çalarken hayal ediyordum. Daha önce hiçbir eser için böyle hissetmemiştim ve o zaman dedim ki “bir gün mutlaka bu eseri seslendireceğim.”  

Fotoğraf: FotoVolkan Kovancısoy

Çok sevdiğiniz annenizi yakın zamanda kaybettiniz. Ona karşı duyduğunuz özlem ve sevgiyi müziğinize nasıl yansıttınız o dönemde? Kendisine dair herhangi bir besteniz oldu mu? 

Tam da o dönemde “iyi ki bu mesleği yapıyorum” dedim. Müzik bazen dile getiremediklerimizi aktarmamıza, ortaya çıkarmamıza olanak sağlıyor. Acı, özlem, sevgi… Tüm bu duyguları çok yoğun hissedip, ifade edecek kelime bulamadığınızda anlatmanın en rahat yolu müzik oluyor. 

Beethoven Ayışığı Sonatı, Chopin do diyez minör Noktürn gibi çok sevdiği eserler vardı annemin, bazen sadece onun için çalıyorum; aramızdaki bir bağ gibi. 9 Mayıs 2019’da şef Can Okan yönetiminde Bursa Bölge Devlet Senfoni Orkestrası ile Metner’in 1. Piyano Konçertosu’nu seslendirdik ve bu konser annemin hastalığının en kötü dönemine denk gelmekle birlikte izleyebildiği son konserim olmuştu. Yukarıda bahsettiklerime ek olarak bu sebeple de bu konçerto benim için hep çok özel olacak. 

Katıldığınız ve sizde en çok iz bırakan yarışmalar ve oradan aldığınız derecelerden söz eder misiniz? 

Öğrenciliğim boyunca birçok yarışmaya katıldım. Yarışmaların yaşattığı heyecan ve stresin yanı sıra özellikle hazırlık aşamasının çok öğretici ve geliştirici olduğunu düşünüyorum. Katıldığım yarışmalardan 2013 yılında Süreyya Operası’nda düzenlenen piyano yarışması ve 2015 yılında Gümüşlük’te düzenlenen Ahmet Adnan Saygun Piyano Yarışması’nın benim için yeri ayrı. Süreyya Operası’nda düzenlenen yarışmada ikincilik ödülü almıştım. Yarışmanın finali Gürer Aykal yönetiminde İstanbul Sinfonietta ile gerçekleşmişti ve benim için çok güzel bir deneyimdi. Gümüşlük’te düzenlenen yarışmada ise üçüncü olmuştum. Yarışmanın güzel bir sahil kasabası olan Gümüşlük’te gerçekleşmesi yarışmanın gerginliğinin yanı sıra farklı bir rahatlık sağlamıştı. Bu anlamda ilginç bir deneyim olmuştu. 

Elbette çok fazla ustalık sınıfına katılmışsınızdır. Sizin müzikal gelişiminiz açısından bu çalışmaların önemi ne oldu? Diğer müzisyenlerle etkileşim, müziğinizde nasıl bir katkı sağladı?

Ustalık sınıfları, farklı fikirler edinip onları kendinizinkilerle harmanlayabilmek adına oldukça yararlı oluyor. Ayrıca ustalık sınıflarında tanışıp, hala görüştüğüm birçok arkadaşım var. Farklı şehirlerde, ülkelerde yaşayan insanlarla müziğinizi, fikirlerinizi paylaşıp, arkadaşlık kuruyorsunuz ki bu da çok kıymetli bence.  

Gülsin Onay’ın “dokunduğu” özel müzisyenlerden birisiniz. Kendisinin size katkılarını, desteğini nasıl ifade edersiniz? 

Gülsin Onay ile tanışana kadar piyano benim için hep hobiydi. Fakat 14 yaşımdayken bir konserine gitmiştim ve sahnede duruşu, müziği beni o kadar büyülemişti ki o konserden sonra profesyonel olarak bu mesleği yapmaya karar vermiştim. Yani piyanist olmamdaki en büyük role sahip kişilerden biridir Gülsin Onay. Sonrasında ise tanışma fırsatımız oldu ve her zaman büyük desteğini gördüm. Aynı zamanda benim gibi birçok gence destek oldu ve olmaya da devam ediyor. 

Unutamadığınız bir konserinizi sorsam, hangisini anlatmak isterdiniz? 

Bahsettiğim gibi en unutulmaz ve benim için her zaman en özel olarak kalacak konserim BBDSO ile Metner’in 1. Piyano Konçertosu’nu seslendirdiğimiz konser. Onun dışında Nova Trio ile Moskova Çaykovski Devlet Konservatuvarı’nın Rahmaninov Salonu’nda gerçekleştirdiğimiz konser de öğrenciliğimizde sınavlara, sınıf konserlerine katıldığımız salonda bu sefer festivale davet edilerek çaldığımız için oldukça heyecanlı ve anlamlıydı. 

“Vazgeçilmez” olarak gördüğünüz kompozitörler / piyanistler kimlerdir? 

Beethoven, Rahmaninov ve Metner eserlerini çalmaktan en keyif aldığım besteciler. Günün birinde Metner’in tüm eserlerini kaydetme hayalim var, umarım gerçekleştirebilirim. Özellikle Luganski’nin Rahmaninov ve Metner kayıtlarını çok beğeniyorum. Vazgeçilmez olarak gördüğüm Horowitz, Sokolov gibi efsanevi birçok piyanist var. Türkiye’de ise İdil Biret, Gülsin Onay, Gökhan Aybulus, Özgür Ünaldı, Emre Elivar gibi çok özel piyanistler var. 

Hepimiz gibi müzisyenler de pandemide büyük bir açmazdan geçtiler, geçiyorlar. Peki siz kişisel olarak bu dönemde müzikal anlamda anlamda en çok neyi özlediniz? Pandemi dönemini müzikal anlamda nasıl geçirdiniz? 

Pandeminin en çok etkilediği meslek gruplarından biri de kuşkusuz biz müzisyenler. Bizim de tüm yurtiçi ve yurtdışı konserlerimiz ertelendi, bazısı çevrimiçi olarak gerçekleşti ama elbette sahnede olmayı çok özledik, seyirciyle dolu salonları, alkışları çok özledik. Ağustos ayında Nova Trio ile Moskova konserimizi gerçekleştirdik; fakat altı yurtdışı konserimiz önce ertelendi, sonra iptal oldu. 

Ben bu dönemde repertuvar ve sanatta yeterlik çalışmalarıma odaklandım daha çok. Çalışmak istediğim ama daha önce vakit ayıramadığım eserleri öğrendim, makale yazdım. Kendi adıma bu dönemi olabileceği kadar verimli geçirdim sanırım. 

Sahneye çıktığınız veya konser izlediğiniz, unutamadığınız konser salonu hangisi oldu? 

Moskova’da Bolşoy Tiyatrosu beni en çok etkileyen konser salonlarından biri oldu. İzlediğim tüm opera ve baleler benim için unutulmazdı. Sahneye çıktığım konser salonlarından da yine Moskova Çaykovski Devlet Konservatuvarı’nda bulunan Rahmaninov Salonu çok büyük bir salon olmamakla birlikte kendimi çok iyi hissettiğim, sahnede olmaktan büyük mutluluk duyduğum bir salon. 

Klasik müzik çalışmalarınız sırasında herhangi bir kurumsal destekten, fon veya burstan yararlandınız mı? Sizce Türkiye’de bu imkanlar yeterli mi? 

Eğitimim süresinde herhangi bir kurumdan destek almadım. Türkiye’de ise imkanların yeterli olduğunu düşünmüyorum. Müzik eğitimi uzun ve ne yazık ki masraflı bir yol. Türkiye’de çok yetenekli müzisyenler var. Keşke daha çok öğrenciye destek olunsa, müzik alanında yetişen öğrenciler için daha büyük fonlar ayrılabilse. 

Piyano çaldığınız en sıradışı yer şimdiye kadar neresi oldu? 

Unutamadığım, çalmaktan çok keyif aldığım konser salonları oldu fakat benim için en farklı deneyim 2015 yılında Gümüşlük’te düzenlenen Ahmet Adnan Saygun Piyano Yarışması’nın finalinin gerçekleştiği Antik Taş Ocağı’ıydı. Antik Taş Ocağı güzel bir ışıklandırmayla sahneye dönüştürülmüş. Açık havada, öylesine büyülü bir atmosferde sahneye çıkmak çok keyifli ve farklı bir deneyimdi. 

Ayşegül Yörükoğlu ile birlikte iki piyanist kadın olarak güzel bir resital vermiştiniz. Dört el piyano çalmayı seviyor musunuz? Zorlukları ve güzel yanları neler? 

Ayşegül’le Moskova’da okuduğumuz dönemde aynı odada yaşadık ve kendisi çok yakın arkadaşım. İki piyano ve dört el çalmayı çok seviyorum ama özellikle Ayşegül’le birlikte konserlere hazırlanmak, sahnede birlikte çalmak çok keyifliydi. Hazırladığımız programın ilk yarısı dört el, ikincisi yarısı ise iki piyano için yazılmış eserlerden oluşuyordu. Her konser salonunda iki piyano olmadığı için çalacak yer bulmakta zorlandık aslında ama çalmak istediğimiz birçok eser var ve pandemi sonrası tekrar konserlerimize devam etmek istiyoruz.  

Kariyeriniz için hedefiniz nedir? 

Bir müzisyen için en büyük mutluluk sahnede olmak, müziğini dinleyicilerle paylaşmaktır sanırım. Ben de solo ve Nova Trio ile birlikte yurtiçi ve yurtdışı konserlerimize bir an önce kaldığımız yerden devam edebilmeyi diliyorum. Konserlerin yanı sıra akademik yönde ilerleyip, müziği, piyanoyu seven öğrenciler yetiştirmeyi hedefliyorum. 

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s