Bursalı piyanist İdil Naz Alıcı: “Yarışmalar benim için amaç değil, kendimi geliştirme aracı”

İsmini ailesinin de kendisinin de hayran olduğu devlet sanatçımız İdil Biret’ten alan İdil Naz Alıcı, 12 yaşında ama hayalleri, deneyimleri, kendisini ifade tarzı ve sanatla iç içe geçmiş kişiliği ile aslında yaşının çok ötesinde bir çocuk var karşımızda. Katıldığı yarışmalarda hep önemli başarılar ve ödüllerle eve dönse de aslında yarışmalar onun için bir amaç değil araç; çünkü bu şekilde kendisini geliştirdiğini belirtiyor.

Akademisyen bir ailenin çocuğu olan Bursalı İdil Naz, pandemiden önce sık sık klasik müzik konserlerine giden, piyanosuyla her gün uzun saatler geçirmekten hoşlanan, pandemi sonrasında da ilk canlı konserini verme hayalleri kuran bir küçük piyanist. Ona göre, yetenek doğuştan gelen bir şey olabilir, ama çalışmak daha önemli. “Yetenek bence müziği sevmekle ilgili. Ama başarılı olmak, çalışmakla ilgili. Bir insanın yetenekli olduğu da sadece çalıştığında ortaya çıkar” diye ifade ediyor müzik alanındaki başarısının formülünü. Zaman zaman arkadaşları onu oyun oynamaya veya gezmeye çağırsa bile önceliği her zaman piyanosu oluyor; ancak piyanoyla ilgili günlük çalışmalarını tamamladığında diğer önceliklerine geçiyor.

İdil Naz geçen sene annesiyle Bursa’da bir konser vermiş ve annesinin flütüne ve Soprano Çiğdem Yiğit’in sesine sihirli piyanosunun tuşlarıyla eşlik etmiş. Hem de Caccini / Ave Maria gibi büyülü bir parçaya dair yorumlarıyla.

Daha önce arkadaşlarıyla trio çalışması yapan İdil Naz, en çok piyanoya keman ve flütün eşliğini seviyor. Schubert ve Chopin çalarken kendisini denizin ortasında dalgalara eşlik edermiş gibi hisseden lirik bir kişiliği de var İdil Naz’ın. Klasik müzik alanında bestecilerin yaşamını da annesinin yönlendirmesiyle öğreniyor, dolayısıyla notalar ile tarihi ve yaşanmışlıkları özdeşleştirip yeteneğini ve çalışkanlığını daha sağlam bir temele yerleştirmeyi arzu ediyor.

Önünde biri Polonya, diğeri İstanbul’da olacak şekilde iki Chopin temalı yarışma olan İdil Naz’ın ilk hedefi ise, bir resital veya başka bir fırsatla Mezzo kanalına çıkmak. Geçen sene ise, İBB’nin ilk kez düzenlediği Çocuk Besteciler Yarışması’nda Morning Silence adlı eseriyle birincilik ödülü alması onu hem heyecanlandırmış, hem de çok daha zorlu eserler hazırlamak için bir motivasyon sağlamış.

İdil Naz gibi özel bir piyanist çocuğu tanımak isterseniz, aşağıda kendisiyle keyifli bir söyleşi gerçekleştirdik.

  1. Kendini biraz tanıtır mısın?

12 yaşındayım. Bursa Uludağ Üniversitesi Devlet Konservatuvarı, Piyano Anasanat Dalı öğrencisiyim, Prof. Aylin Çakıcı Uzar ile çalışıyorum. Annem flüt hocası, babam psikoloji alanında profesör. Okul öğretmenlerimin dışında, anne ve babam da her zaman çalışmalarımda bana destek olurlar.

2. Bursa’daki klasik müzik ilgisini nasıl değerlendirirsin? 

Pandemi olmadan önce, sık sık senfoni konserlerine giderdik, ordan biliyorum, her zaman doluydu. Ama bir şey daha var. Bazen yılbaşı gibi özel günlerde daha popüler şeyler çalındığında, seyirciler çok daha kalabalık oluyorlar. Bir de, tabi, Idil Biret, Fazıl Say gibi önemli sanatçılar geldiğinde kalabalık oluyor, bazen bilet bile bulamayabiliyoruz.

3. Uzun süre piyanondan ayrı kaldığında neler hissedersin? 

Sadece tatile şehir dışına çıktığımızda ve bir de Ankara’ya babaannemlere ziyarete gittiğimizde bir hafta, on güne kadar uzun kalıyoruz. O zaman da kuzenlerimle birlikte zaman geçiriyorum, piyano pek aklıma gelmiyor, ama eve geldiğimizde piyanomu özlemiş oluyorum ve onunla uzun süre vakit geçiriyorum. Çok uzun bir süre için piyanomdan ayrılmadım, ayrı kalırsam ne hissederim bilmiyorum.

4. Yeni bir yarışmaya hazırlanırken nasıl çalışırsın? 

Haftalar, hatta aylar öncesinden genellikle ne çalacağımız belli olur, ve ben o parçaları çalışmaya başlarım. Önce deşifre ederim, sonra Aylin öğretmenimle birlikte eseri nasıl çalacağıma karar veririz. Nerde piyano, nerde forte, nerde pedal gibi şeyler… Sonra da çalışmaya başlarım. Yani tekrar tekrar çalmaya başlarım.

5. Online yarışmalar mı canlı yarışmalar mı seni daha çok heyecanlandırıyor?

Tabi ki canlı yarışmalar. Online yarışmalarda sadece video kaydı alıyoruz ve gönderiyoruz. Video kaydını genellikle öğretmenim, annem ve bazen de babamla birlikte alırız. Orda da heyecanlanırım bazen, ama canlı konserlerde olduğu kadar değil. Bir yıldır canlı konser vermedim, bundan sonra ilk konserimde nasıl olacak bilmiyorum. Ama bazen evde, anne babamın arkadaşları bizi ziyarete geldiklerinde onlara çalıyorum, ama sahne gibi değil, biraz heyecanlanıyorum, çok heyecanlanmıyorum.   

6. Günde kaç saat piyano çalışıyorsun? Başka şeylerden fedakarlık ettiğin oluyor mu? 

Ortalama günde 3 saat diyebiliriz. Okulda başka derslerim de var. Ne yazık ki bazen onlardan fedakarlık etmek zorunda kalıyorum. Bazen de dışarda arkadaşlarımla buluşup onlarla bir şeyler yapmaktan fedakarlık etmek zorunda kalıyorum. Onlar çağırıyorlar beni, ama çalışmadıysam onlara çalışmam gerektiğini söylüyorum.

7. Çok ilginç bir yerde piyano resitali vermeni istesem nereyi tercih ederdin? 

Denizin ortasında, suyun üstünde hafif hafif dalgalanan bir salın üzerinde, Schubert ve Chopin çalmak isterdim, çünkü onları çalarken bazen denizde dalgalanır gibi hissediyorum.

8. Daha önce bir trio çalışman olduğunu biliyorum. Peki bir resitalde sana başka bir enstrümanın eşlik etmesini istesem, neyi isterdin? 

Keman, flüt, çello, hepsi olabilir, ama en çok keman veya flüt eşlik etmesini isterdim.

9. Klasik müzik konserlerine gider misin? Orada kendini sahnede hayal ettiğin olur mu? 

Evet, pandemiden önce neredeyse düzenli olarak giderdik. Her beğendiğim solistin yerinde olmak isterim, kendimi onun yerinde hayal ederim.

10. Müzikle veya beğendiğin müzisyenlerle ilgili araştırmalar / okumalar yapar mısın? Bu kişileri tanımak senin müziğini nasıl etkiler? 

Evet. Özellikle annem, müzisyenlerin hayatlarıyla ilgili kitaplar, dergiler okumayı çok sever, bazen bana da anlatır, ben de onun okuduğu kitaplardan bazılarını okurum. Aydın Büke’nin bütün kitapları var bizde, ona da burdan selam söylüyor, teşekkür ediyorum.

11. En çok beğendiğin Türk ve yabancı piyanistler kimler? Ve neden onları beğeniyorsun? 

Khatia Buniatishvili, Martha Argerich, Maria Joao Pires,  Denis Matsuev, Evenny Kissin, Daniil Trifonov, bunlar ilk aklıma gelenler, ve adını bildiklerim. Bir de şimdi hemen adını hatırlayamadıklarım var. Babam bir Glenn Gould hayranıdır, bizim evde Goldberg Varyasyonları çok dinlenir, ben de çok seviyorum. Türk piyanistlerden de çok vardır belki, ama ilk aklıma gelen, elbette İdil Biret (benim adım da onun adından gelir), Gülsin Onay, Fazıl Say zaten dünyaca ünlü piyanistlerimiz, Fazıl Say’ın bestlerininin de hayranıyım. Bir de Iraz Yıldız, Can Çakmur gibi daha yeni piyanistlerimiz var, onları da seviyorum ve takip ediyorum.

12. Peki neden seviyorsun onları?

Çünkü güzel çalıyorlar, çaldıkları eserleri güzel ifade ediyorlar, herkesten farklı çalıyorlar.

13. Yaşıtın olan çok yetenekli müzisyenleri dinlediğinde neler hissediyorsun?

Mecbur kalmadıkça dinlemem. Ama bazen merak eder bakarım. Bazılarının benim gibi YouTube kanalları var, eğer benim çaldığım eserleri çaldılarsa bazen merak ederim. 

14. Son dönemde hangi bestecilerin hangi eserlerini çalışıyorsun? 

Önümde iki Chopin yarışması var, biri Polonya’da diğeri İstanbul’da. Çok da yarışmalara katılmayı sevmem ama, bu sene öyle denk geldi. Yarışmalar için birkaç Chopin eseri üzerinde çalışıyorum. Schubert çalıyorum. Bach her zaman çalıyorum. Haydn çalıyorum. Bir de babamın benden istediği özel bir eser var, aslında bir küçük bir büyük iki eser var, birisini bitirdim sayılır, yakında YouTube kanalıma yüklerim. Diğeri büyük bir proje gibi, bir yıl sonra belki hazır olur.

15. Şu ana kadar aldığın ödülleri, katıldığın yarışma ve masterclassleri anlatır mısın? 

Sadece önemsediklerimi söyleyeyim size: 7 yaşındayken bir Uluslararası Genç Yetenekler Müzik Yarışmasında Grand Prix ödülü aldım. Ondan hemen sonra Bursa’da Nilüfer Uluslararası Piyano Yarışmasında ikincilik ödülü aldım. Bir kaç yıl yarışmalara katılmadım. Yakın zamanda, geçen yıl Yamaha Music Foundation of Europe tarafından Bursa Uludağ Üniversitesi Devlet Konservatuvarı’nda düzenlenen yarışmada 1.lik ödülü aldım. Bir de İstanbul Büyükşehir Belediyesi tarafından düzenlenen Ulusal Çocuk Besteciler yarışmasında birincilik ödülü aldım.  En son olarak Polonya’da 28. Kez düzenlenen Uluslararası Chopin Piyano Yarışması’nda finalist olarak seçildim ve 13-16 Mayıs tarihleri arasında Polonya’da ülkemi temsil edeceğim.

Ama, yarışma demişken, bizim evin önemli bir sloganını söylemek istiyorum size: Yarışmalar benim için bir amaç değil, araçtır. Amacım benim her gün kendimi geliştirmek.

16. Müzikle uğraşmasaydın hangi sanat dalına yönelirdin? 

Resim. Çok seviyorum resim yapmayı, boyalarla bir şeyler yapmayı. Ama onun da tıpkı piyano çalmak gibi bir pratik ve alıştırma işi olduğunu biliyorum, ben sadece hobi olarak resim yapıyorum, ama piyanist olmasaydım, sanırım ressam olmak için elimden geleni yapardım, her gün çalışırdım.

17. İleride kendini piyano başında nerede hayal ediyorsun? 

İlk hedefim Mezzo kanalına çıkmak. Bir resital için veya orkestrayla, farketmez, minicik bir eser de çalsam kendimi orada görmek beni çok mutlu edecek.

18. Yurtdışında eğitim görme hayallerin var mı? Varsa hangi ülke ve neden? 

Var elbette. Aylin öğretmenim Almanya’ya gitmemi istiyor. O da orada eğitim almış. Annem Fransa’da kalmış, orası da olabilir, Polonya da olabilir, orada da müzik eğitiminin iyi olduğunu sanıyorum, çünkü çok iyi müzisyenler çıkıyor ordan.

19. Geçen sene İBB’nin düzenlediği Çocuk Besteciler Yarışması’nda aldığın ödülü ve o bestenin hikayesini anlatır mısın? Ödül almayı bekliyor muydun, neler hissettin? 

İyi ki bu soruyu sordunuz, çünkü anlatmak istiyorum. Ben aslında geçen sene o yarışmaya, bir sene önce bestelediğim bir eserle katıldım. Adına da Morning Silence demiştim. Bir gün piyanonun başına oturdum, öylesine, içimden geldiği gibi çaldım ve o eser çıktı ortaya. Ama notaya dökerken biraz değiştirmek zorunda kaldım, orijinali daha uzundu. 

Yarışmada dereceye gireceğimi beklemiyordum, çünkü bana göre pek de önemli değildi. Birincilik ödülü aldığımda, biraz şaşırdım biraz da şaşırmadım. Ama annem ve babam ödül alacağımdan nerdeyse eminlerdi. 

Morning Silence’tan önce küçük birçok bestelerim vardı. Yarışmada birinci olduktan sonra daha ciddi ve daha büyük eserler yazmaya başladım. Bir kısmı tamamlandı yazıldı, bir kısmını da yazmaya devam ediyorum.

20. Peki, bir zaman makinesine atlayıp geçmişe ışınlansan hangi müzisyenlerle tanışmak isterdin, neden?

Bach, Mozart, Chopin, Rachmaninoff.. Çünkü onlar müziğin sonsuz dahileri, hiçbir zaman unutulmayacaklar, insanoğlu var olduğu süre onların müziği de var olacak.

21. Sence müzikte sadece yetenek yeterli mi? 

Yetenek doğuştan gelen bir şey olabilir. Ama bence çalışmak daha önemli. Yetenek bence müziği sevmekle ilgili. Ama başarılı olmak, çalışmakla ilgili. Herkes yetenek kelimesini farklı anlıyor olabilir, ama çlışmak deyince herkes aynı şeyi anlar. Çalışmadan yetenek sadece yetersiz olmaz, bence anlamsız da olur, çünkü bir insanın yetenekli olduğu da sadece çalıştığında ortaya çıkar.

4 comments

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s