İzmir’den Avrupa’ya uzanan disiplinler-arası bir viyola projesi: Nehir Akansu

Bugün sayfamı İzmirli pırıl pırıl bir gence bırakmak istiyorum. Üniversite yaşamına dek İzmir’de büyüyen Nehir Akarsu, ailesinde profesyonel müzik kariyeri yapan ilk kişi. Evinde çok farklı türden müzikleri dinleyerek büyümüş olması çok erken yaşlarda onun kaliteli ve iyi müziğe dair algısını şekillendirmiş.

Nehir, 11 yaşına geldiğinde keman çalmak istediğini fark etmiş. Müzik kulağı olduğu da kanıtlanınca keyfine diyecek yoktu elbette! Ama annesinin bir şartı vardı: buna bir hobi olarak değil, profesyonel meslek hedefiyle başlamak.

Konservatuar sınavını kazandı Nehir. Ancak bir sorun vardı: yaşı, kemana başlamak için geçti. Viyola için ise halen zamanı vardı. İlk viyola öğretmeni emejli İZDSO baş viyolacısı Zeliha Özel, hem Nehir’in kalbini kazandı hem de onu viyola kariyerine yönlendiren ilk kişi oldu. Müzik dünyasında sevecen, hoşgörülü insanlarla bu zorlu yola ilk adımı atmak en önemli avantajlardan biri olsa gerek, değil mi?

İzmir Güzel Sanatlar Lisesi’ne giden Nehir, hiçbir zaman konservatuvar hayalinden vazgeçmedi ve arayı kapatmak için hep çok ama çok çalıştı.

Nehir’in öğretmen açısından şansı da hep güzel gitti. Bir tatilde gittiği Eskişehir’e hayran kaldı. Ardından güler yüzlü ve pozitif enerjisiyle Burcu Yazıcı ile kesişti yolları ve Anadolu Üniversitesi Devlet Konservatuvarı’na açıldı tüm kapılar… Onu dinleyen öğretmeni, “sen varsan ben de varım” deyince dünyalar onun olmuştu. Çok çalışmaya söz verdi. Ve öğretmeni onun hep önünü açtı. Üniversite değişim programları konusunda onu destekledi ve böylece Erasmus programı ile 2010 yılında Avrupa’nın önde gelen okullarından olan Budapeşte Franz Liszt  Muzik Akademisi´nde okumaya gidip son sınıfı orada tamamladı Nehir. Ardından gelen üç yıl Paris yaşamı, Fransızca ve Fransız kültürü ile gelen dört farklı orkestra deneyimi ve konservatuvarda temel müzik ve viyola diploması…

İzmir’den ve ailesinden yedi koca sene uzak yasamanın verdiği özlem ile memleketine geri dönen Nehir, hayali olan konservatuarda o zaman eğitmen olan Hartmut Lindemann’in viyola master sınıfına kabul edildi. Ardından başarılar peşi sıra geldi: Orkestra akademi bursu ile Santiago de Compostela’daki Galicya Filarmoni orkestrasında staj ise önemli bir kırılma noktası oldu ve müzik hayatının rotası yön değistirdi. O güne kadar aldığı müzik eğitimi ya da katıldığı orkestra, calıştaylar hep klasik müzik etrafinda idi, birkac kere dogaclama calma uzerine deneyimi olmustu ancak Galiçya’daki hayatın sağladığı ortam ve network kendisinde müziği çok yönlü öğrenmek, icra etmek isteği uyandırdı- özellikle de insanların dans edip, eşlik edebildiği ortamlarda… Bunun üzerine dünya müziklerinde isim yapmış Berklee muzik okulunun Valensiya kampusune geldi, modern performans ve produksiyon üzerine yüksek lisans çalışmasını gerçekleştirdi.

Valensiya´da kalmasını saglayacak bir sebep olan doktora egitimi icin Valensiya Politeknik Universitesi, Guzel Sanatlar Fakultesinde Sanat: Yapimcilik ve arastirma programina kabul edildi ve şu anda üçüncü yılında… Projesi ise folk ve jazz dogaclamanin gorsel santlar ve modern dansla is birligi… Kendisi, bunu konu alan bir eser besteliyor. Piyano partisini tamamladı, şu an görseller uzerine calisiyor. Hepsini montajlayıp bir hikaye yaratacak ve beyaz perdede bunu görüp dinlerken ayni anda viyolası ile dogaclama melodi, efekt ve sesler icra edecek ve dansci arkadaşı da eserin belli bolumlerinde dogaclama bir modern dans koreografisi sergileyecek. Eserin ismi “IMPROV DISIPLINLERARASI: Folk ve jazz doğaçlamanın görsel sanat ve modern dans ile işbirliği”. Bu proje ile Amerika viyola topluluğunun organize ettiği 47. Uluslararası Viyola Kongresi ve Festivali’ne davet edildi. ABD Georgia eyaletinin Columbus şehrinde gerçekleşecek bes günlük konser, panel ve calistayi olan dünyanın her yerinden davet edilen viyolacıların buluşacağı bir etkinlik… “Bunun için heyecanlı ve mutluyum. Bana inanan başta annem ve babam olmak üzere bende emeği geçen bütün öğretmenlerime yürekten teşekkür ediyorum” diyor Nehir. İyi müzisyenlerin en büyük erdemleri de onları yetiştiren, üzerlerinde emekleri olan kişilere duydukları derin saygı ve bağlılık…

Ben kendisini tanıtırken bile çok mutlu oldum ve gurur duydum. Haydi size de kendisini Nehir anlatsın:

Sevgili Nehir, bir hemşerimle röportaj yapmak hep keyifli olmuştur. Hele senin gibi İzmir’den çıkmış böylesine değerli bir müzisyen genci bu vesileyle tanımak ayrıca umut veriyor. İyi ve kaliteli müziğin dinlendiği bir evde doğmuşsun. Peki her ne kadar daha sonra viyolaya yönelmek durumunda kalsan da 11 yaşında keman çalma isteğini tetikleyen ne oldu? Bunu en başta bir hobi olarak mı düşünüyordun, yoksa o yaştan meslek olarak keman sanatçısı olmayı aklına koymuş muydun?

Değerli sözleriniz icin çok teşekkurler Menekşe hanım!
Her şey okuldaki müzik dersinde arkadaşlarımın kendi aralarında kurduğu gitar, flüt, org triosunu dinledikten sonra ben de böyle müzik yapmak istiyorum hissi ve ardından gelen ilk ve tek cevabın “keman çalmak istiyorum” oluşu ile başladı. Başta annem ve babam bunun bir heves olabileceğini düşündü, ancak harçlıklarımla biriktirip oyuncak keman aldım, başucuma koydum ve bir yıl boyunca bu yola gercekten baş koymak istediğimi onlara gösterdim. Onların da “bu yola başlarsak hobi degil geleceğe dönük olur” şeklinde yaklaşımı işin ciddiyetini belirledi. Bir geleceğin çizimi bir ekip işi, önce istek, inanç ve calisma, sonra imkanlar ve istikrar…

Viyola, daha önceden tanıdığın bir enstrüman mıydı? Onunla ilk tanışmanda neler hissetmiştin?

Viyolayı konservatuar kulak sınavını geçtikten sonra tanıdım. Daha önce ismini bile duymamıştım. Keman ve viyolonseli tanıyordum yayli sazlar ailesinden, kontrbasa da jazz müziğinden aşinaydım… Viyola ile aramdaki kuvvetli bağı, benim için yeri çok özel olan Zeliha hocama borçluyum. Tanıyan herkes bilir onun sıcacık kalbini ve yılmaz disiplinini. Benim en büyük şanslarimdan biridir viyolaya onunla baslamak, enstrüman ile arama çok verimli sevgi tohumları ekti ve çalışmanın vazgeçilmez bir erdem olduğunu da…

Peki İzmir Güzel Sanatlar Lisesi sana neler kazandırdı?

Dostluk! Acıkfikirlilik, birlik ve beraberlik. Lise çağı bir birey icin çok onemli, yetişkinliğe köprü görevi görüyor. Benim okuduğum dönemde bizim lisede muzik gruplari vardi, ozel gunlerde ogleden sonralari bahcede ya da okul girişinde, sadece klasik müzik değil, pop, rock, alternatif muzik de icra edilirdi. Okul çok buyuktu, duvar resimleri, kocaman atolyeler, heykeller. Sanatı bir bütün olarak gördük. Hep bir etkileşim vardı. Sonra koro dersleri cok önemli idi, yarışmalara gittik. Yani sadece enstruman çalmak degil, müziği ve bununla birlikte sanatı cok yönlü öğrenmek…

Peki Burcu Yazıcı ile tanışıklığını anlatır mısın? Sana neler kattı ve hayatındaki önemi nedir? Kendisini nasıl tanımlarsın?

Konservatuar hayalimden vazgecmemistim ve odaklandigim iki okul vardi, Anadolu Universitesi de bunlardan biri idi. Degerli viyola profesoru Betil Basegmezler´i ziyarete gittigimde hangi okulu dusundugumu sordu, Eskisehir Anadolu deyince, ah benim orada cok degerli ogrencilerim hocalik yapiyor, biri Amerika´dan daha yeni dondu diyerek Burcu hoca´nin ismini verdi sagolsun. Boylece iletisime gectim, beni okula dinlemek icin davet etti. Onun pozitif enerjisi, guclu karakterini gormek beni dogru yone dogru gittigime inandirdi. Amerika´dan donmus vizyonu genis, acikfikirli ve bizimle hem bir arkadas gibi candan hem de bir hoca gibi disiplinli kurdugu bag, muzik dunyasinin kocaman bir deniz oldugunu ama emek verirsen herseyin gerceklesecegini gosterdi. Odasinin anahtarini verdi, kutuphanesinedeki notalari paylasti. Bizim ilerlememiz ve motisvasyonumuz icin herseyi yapti. Aslinda cok guzel bir anim var Burcu hoca ile ilgili. Lisans 3. Siniftayim ve Walton viyola koncertosu calisiyorum. Buyuk bir eser bizim repertuarda ve bir o kadar da muzikal bir anlatimi var. Hissetmek onemli. Bir rutin icindeyim, calisiyorum teknik acidan ama daha muzik tam oturmamis. Derste caliyordum ama muzikalite yok, Nehircim dedi git bir hava al dolas, bir muze gez, gor bak etrafa , besle ruhunu dedi. Cok hakliydi, odalara kapanip calismak bir yere kadar, denge cok onemli yaraticilikta, ruhu beslemek gerek.

2010 yılında Erasmus programıyla Macaristan’a adım atman ve sonrasında yaşadıkların hayatında neler değiştirdi?

İnanılmaz bir tecrube! Hem yaşam açısından; dil, kültür, coğrafya… Hem de profesyonel açıdan. Franz Liszt muzik akademisi hatrı sayılır bir kurum, tarihi ve yetistirdigi sanatcilarla bir profili var. Macar halki klasik müziği cok seviyor, kulturlerinde koklesmis. Bu da insanda başka bir bilinc ve yaklasim yaratiyor. Ustelik o yil Erasmus sınıfı olarak 35-40 ogrenci civarindaydi ve Avrupa’nin bircok degisik ulkesinden hatta ABD den bile ogrenciler vardi. Birlikte bir kac dersi paylasiyorduk. Yanı sira viyola hocam macardi, ingilizce degil, rusca biliyordu, basta sinif arkadasim ceviriyordu yılın sonunda macarca anlaşmaya basladik. Cokca oda muzigi yaptim, degisik formdan bes grubum olmustu. Bolca konserlere gittim, evimiz Vorosmarty sokaginda okulun ilk tarihi binasinin iki yanindaydi. Sansliydim cunku Eskisehir den canim piyanist arkadasim Ruba ile göğüslüyorduk bu degisimi, ben 20, Ruba 18 yaşındaydı. Ruba ailesinden ilk defa ayrilmisti, kardes, arkadas olduk birbirimize… Hayatimizda unutulmayacak anilar biriktirdik.
Budapeste Avrupa´nin en ozel sehirlerinden biri, orada kalip o kultur icinde yogrulmali miyim diye sormuştum kendime ve icimdeki ses daha buyuk hedefi belirledi. Paris´e gitmeliyimdim cunku dunyanin tum sanatcilarinin geçtiği bir sehirdi, fransizcayi hic bilmiyordum ancak öğrenmeyi cok istiyordum, hazirdim ikinci bir degisime ve hic ara vermeden Budapeste donusu, uc yillik Paris hayatima adım attım. Dil okuluna yazilmistim, cok kapsamli bir eğitim aldim, bu arada Sorbonne Universitesi’nin orkestrasina, iki degisik oda orkestrasi ve operet orkestrasinda calmaya basladim. Bir yandan konservatuarlari, viyola hocalarini arastirdim D.E.M programina baslamak icin. (temel muzik diplomasi)
Sonraki iki yil boyunca Claire Merlet´nin viyola sinifinda Rueil Konservatuari´nda Frank Hergott ve Philippe Pilon ile jazz müziği ve doğaçlamanın ilk kıvılcımlarının ciktigi bir dönem oldu.

Galiçya Filarmoni Orkestrası’ndaki staj, “hayatımın rotasını değiştirdi” diyorsun. Bunu biraz açar mısın?

Galicya, Ispanya´nin kuzeybatisinda kelt kulturunun, tarihinde efsanelerin oldugu mistik bir toprak. Kendine ait bir dili var. Insanlari mert, candan, oldugu gibi ve cesur. Cografi acidan doga ile ic ice olusu bunda onemli bir rol oynuyor saniyorum. Santiago de Compostela, Hristiyanlik tarihinde hac yolculugu yapilan bir şehir , zaman icinde bunun sadece dinsel degil tinsel bir ihtiyaca donustugu bir gercek. Yani o yolu yurumek kendi icine yaptigin bir yolculuk, hayatini gozden geçirdiğin , kaybolduysan aramaya ciktigin, eski senin yeni sene dönüştüğü bir yol. O yuzden cok kutsal, yüksek bir enerjisi var. Sevgi, hosgoru. Herkes kabul ediyor, once kendi hikayesini sonra karsisindakini. Buyuk sehirlerdeki yaşam , mücadele ve kabul görme, yarış… Orada yok. Sen bu hayata neden geldin, senin degerin ne ve bunu nasil gerçekleştirirsin, bu cevaplara ulaşabilirsin. En azindan benim için oyle oldu.

Sence Türkiye’deki müzik eğitiminde, özlemini çektiğin ve seni çok heyecanlandıran bütünlükçü bakış var mı? Avrupa eğitimiyle kıyaslandığında hangi eksikler gözüne çarpıyor?


Turkiye’de yetisen yeni nesil muzisyenlerin dunyaki gelismelerden daha farkinda olduguna inaniyorum, aileler daha bilincli ve izlenecek adimlari arastiriyorlar. Tabi buna etken bircok faktor var. Onceki nesil sanatci ve egitimcilerin yurtdisi deneyimleri ve genis bir vizyon ile ulkeye getirdikleri yenilikci bakis, ayni zamanda
gelisen teknoloji sayesinde istenilen bilgiye ulasma, otodidaktik yontem ile ogrenmenin hep devam etmesi, uzun vadeli ya da kisa vadeli gerceklestiren degisim programlari, yurtdisi proje hareketlilik programlari. Eger Avrupa vize prosedürü biraz daha kolaylasirsa, istenilen belgeler, beklenilen zaman, vs…

Ve özel sirketlerin, bankalarin sanata yaptigi fonlar artarsa, yilda uc kere bir proje cagrisi yapabilirler mesela, iste bu harika bir motivasyon olur. Herseye ragmen inanmak basarmanin yarisi ve bundan asla vazgecmemeliyiz. Hem profesyonel sanatcilar, hem egitimciler hem de ögrenciler olarak.

Yurtdışında oldukça maliyetli bir eğitimden de geçmişsin. Bu süreçte herhangi bir burstan yararlandın mı?

Ilk bursu Anadolu Universitesi’nin sundugu Erasmus değişim programı sayesinde aldim, lisans son sinifin iki donemini Budapeste Liszt Akademi’de tamamladim. En basindan beri Avrupa’da okumak istedigim icin zaten para biriktiriyordum. Paris´teki ilk yilimda ailemin destegi benim icin cok degerli! Sonraki iki yilda ise ogrenciligimin yaninda ozel ders ogretmenligi, cocuk bakiciligi yaptim, restaurantta caldim. Bu sayede hayat boyu surecek dostluklar kurdum. Galicya Filarmoni orkestrasina yine stajerlik bursu ile gittim, orkestra akademi adi altinda geciyor ve aylik maas seklinde odeniyor. Berklee muzik okuluna, giris sinavinda verilen başarı bursu ile basladim sonra produksiyon bolumunde calisan-ogrenci pozisyonuna (fellowship) seçildim oradan da bir miktar harcligim cikti. Ikinci donemde ise okuldan ilk donemdeki performansim uzerine bir burs daha geldi. Berklee bitince kendi ayaklarimin uzerinde durmak uzere is basvurularina basladim. Ozel muzik okulunda keman ve piyano ogretmenligi yapiyorum, ayni zamanda ozel ogrencilerim var. Kisa sureli ensemble projelerim oldu, su an Berklee mezunlarindan kurdugumuz bir kuartet var, meksika folk/jazz stilinde orjinal sarkilardan olusan bir repertuari

Doktora eğitimin sırasında çok değerli bir proje üzerinde çalışıyorsun. Görsel sanatlar, modern dans, folk ve caz doğaçlamanın bu uyumundan bize söz eder misin? Okurken bile heyecanlandırıyor insanı. Müziğe ve dansa dönüştüğünde kimbilir nasıl bir sonuç ortaya çıkıyor!

Dogaclama hem caz muziginin hem de folk muzigin ayrilmaz bir parcasi. Sahnede bu an gerceklesirken arka plandaki fonda buna eslik eden fotograf ve videolarin muzikle senkronize olusu izleyiciyi anin icinde daha cok aliyor. Bu isbirligine modern dansta eklenince ortaya disiplinlerarasi bir etkilesim cikiyor. Amac alginin farkli yerlerden gelerek butune ulasmasi. Buyuk resme baktigimizda ise uc boyutlu canli bir sinema gerceklesiyor.

Bu proje ile Amerika viyola topluluğunun organize ettiği 47. Uluslararası Viyola Kongresi ve Festivali’ne davet edildin. Ne zaman olacak bu festival ve önemi nedir? Bize biraz anlatır mısın?

Uluslararasi viyola kongresi ve festivali her yil dunyanin degisik yerlerinde duzenlenen bir organizasyon. Bu yil ABD Georgia eyaletinin Columbus sehrinde, Amerikan Viyolacilar birligi tarafindan 1-5 Haziran tarihleri arasinda duzenleniyor. Proje cagrilari bir yil oncesinden basliyor. Bu yil viyola dünyasının çeşitliliğini kabul ederek performans, kompozisyon, alternatif stiller, lutherie, pedagoji, araştırma, sağlık ve zindelik, girişimcilik ve ortak projeler secildi. Bes gun boyunca konser, calistay,panel ve sosyal paylasim zamanlari olacak.

Benzer projeler yaygın mı Avrupa’da? Örneğin çağdaş müzisyenler arasında senin üzerinde çalıştığın alanları entegre edenler var mı?

Sanat dallari arasinda isbirligi ve ortaya cikan eserin icinde cok yonlu teknikler gunumuzde oldukca yaygin. Bunda yapilmayani denemek, anlatimi ve yaraticiligi cesitlendirmek, acikfikirliligi ortaya sunmak, dunyaya genis ve yenilikci bir pencereden bakmak ve elbette sinirlari oteye tasimak felsefeleri rol oynuyor. Ornegin  Stephen Nachmanovitch, dogaclama ve bunun farkli konseptlerde sunulmasi hakkinda kitaplari var, Amerikali kemanci Natalia Ortman performanslarindaki modernizm ve yaraticilik sayesinde biennallere secilmis. Daha sayisiz ornek vardir elbette.

Paris’teki ogretmenim Claire Merlet Baudelaire’den Apollinaire’den, Verlaine’den siirler okuyup bizde yarattigi duyguyu viyolada canladirmamizi isterdi. Hos bir tesaduf ki Rotterdam viyola kongresine, viyola ve piyano icin blues bestemi calmaya gittigimde, sinif arkadasim Olivier ile karsilastim. O da loop station ile japon ezgilerini modern bir stil ile viyolada calarak, arka planda animasyon ile sunuyordu. Oradan anladim ki hocamizin bizde yarattigi deneyim, ikimizde de yeni bir vizyon tohumu ekmisti.

Viyola ile bağını nasıl tanımlarsın? Görsel ve işitsel sanatları bütünleştirici bir araç olarak mı kullanıyorsun onu, yoksa herşeyin başı viyola mı?

Viyola benim icin cok onemli! Onun sesi ile icimden gelen muzigi ortaya cikarmak ve teknik acidan ustalasmak, dogaclama alaninda viyolayi iyi bir yere tasimak benim amacim. Bunun da muzigin tasidigi bilgeligi ogrenmek, pratik etmek ve kendini surekli guncelleyerek ileri tasimak ile gerceklesegine inaniyorum. Yani muzik temel, viyola ise benim ona ulastigim degerli bir anahtar.

Peki modern dans eğitimi de alıyor musun?

Egitim adi altinda olmasa da, birlikte calistigim dans topluluklarinin provalarinda onlarin dunyalarina yakindan tanik olarak, koreografi oncesi isinma hareketlerini onlarla birlikte uygulayarak bir adim attigima inaniyorum. Ayrica kontak dogaclama diye anilan modern dansin bir kolu var, insanin kendi bedenini tanimasi, onunla yaratabilecegi, o anda ortaya cikan bir dizi hareketler serisi, birkac kez onu da deneyimledim. Dilerim ileride bu konuda daha derinlesecerim.

Senin için “başarı” ne demek Nehir?

Inanmak, calismak, uretmek, paylasmak ve bu surecten ogrenerek yola devam etmek.

Dengede kalmak, sağduyulu olmak.

Tüm bu donanımınla, başarıların ve mücadelelerinle gelecekte seni nerede göreceğiz? Yurtdışında eğitimini ve hedeflerini gerçekleştirmek üzere kalacak mısın, yoksa Türkiye’de senin gibi üstün yetenekli öğrencileri yetiştirmek gibi bir hayalin de var mı?
Bir Turk kizi ve cagdas Turkiye’nin Ataturk genci olamaktan her zaman gurur duydum. Ataturk’un ilkeleri ve bize ogrettigi degerler en buyuk hazinemiz, bunun icin  elimden geldigince yeni yetisen Turk nesline ışık tutmak isterim.
Dunyanin neresinde olursam olayım, bir ayağım hep Türkiye’de olacak, diliyorum.

Bu keyifli söyleşi için çok teşekkürler. Ben de okurlarım da senden çok şey öğrendik.

Ben size çok tesekkur ediyorum bu imkan ve özveriyle hazırlanmış sorularınız için. Çok memnun oldum Menekşe hanım.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s