Genç piyanist ve korist Zeynep Ülbegi: “Muhteşem müziklerin yaratım aşamasına şahit olabilmek için Barok döneme ışınlanmak isterdim”

1996 yılı Ankara doğumlu olan Zeynep Ülbegi, 2007 yılında Hacettepe Üniversitesi Ankara Devlet Konservatuvarı’nda Nuran Taşpınar ile piyano çalışmalarına başladı. Aynı yıl Doç. Ahter Destan’ın yönettiği Ankapella Gençlik Korosu’nda söylemeye başladı. Bu koro ile Türkiye, Belçika, Bulgaristan ve Sırbistan’daki koro yarışmalarında birçok uluslararası ödül almasının yanı sıra Palau de la Musica Catalana ve La Sagrada Familia gibi önemli mekanlarda konserler verdi. 

Piyano eğitimi süresince İdil Biret, Peter Katin, Hüseyin Sermet, Gülsin Onay, Ilya Itin, Pawel Kaminski ve Misha Dacic’in ustalık sınıflarında aktif olarak yer alan Ülbegi, 2009-2011 yılları arasında Türkiye’nin en önemli bestecilerinden biri olan Prof. İlhan Baran’dan Çağdaş Müzik Tarihi dersi aldı. 2012 yılından itibaren piyano çalışmalarına Prof. Demet Akkılıç ile devam eden Zeynep Ülbegi, aynı yıl Mart ayında şef Tolga Atalay Ün yönetimindeki Hitit Filarmoni Orkestrası ile solist olarak çaldı. 

2015 yılı Ocak ayında, İspanya’da düzenlenen 11. Huesca Uluslararası Piyano Yarışması’nda üçüncülük ödülü aldı. Nisan ayında Ankara Gençlik Senfoni Orkestrası’nda görev aldı. Mayıs ayında İstanbul’da düzenlenen 10. Uluslararası Pera Piyano Yarışması’nda piyanist Ezgi Göktürk ile birlikte “En Başarılı Duo Ödülü”ne layık görüldü. Kasım ayında 16. Uluslararası Antalya Piyano Festivali’ne davet edilerek “Kamuran Gündemir Anısına” Genç Yetenekler konserinde çaldı. 

2016 yılı Şubat ayında “Genç Yıldızlar” konserine solist olarak seçilerek şef Orhun Orhon yönetimindeki Hacettepe Senfoni Orkestrası ile çaldı. Aynı yıl Oylun Erdayı ile özel olarak şan çalışmaya başladı, daha sonra çalışmalarına Maia Mari Chikhradze ile devam etti. 2017 yılı Eylül ayında 20. Ayvalık Uluslararası Müzik Akademisi’ne katıldı, burada gösterdiği başarılı performanstan dolayı Ekim ayında İstanbul’da İdil Biret ile aynı konserde sahne alan dört piyanistten biri oldu. 2018 yılı Temmuz ayında Hacettepe Üniversitesi Ankara Devlet Konservatuvarı Piyano Bölümü’nden Müzik Bölümü ve Okul Birincisi olarak mezun oldu.

Piyanistliğinin yanısıra şan alanında da umut vaat eden Ülbegi, dünyanın en önemli müzik okullarından biri olan Amerika’daki Eastman School of Music’in şan bölümünü kazanan ilk Türk oldu. Şan alanındaki ilk masterclass çalışmasını 2018 yılı Kasım ayında Ellen Hargis ile gerçekleştirdi. Aynı ay, Rochester Early Music Festival’e solist olarak davet edildi. Aralık ayında, okulun erken müzik topluluğu Collegium Musicum tarafından gerçekleştirilen L. Rossi’nin L’Orfeo operasının konser versiyonunda başrol Orfeo olarak yer aldı.

Ülbegi, 2019 yılı Aralık ayında Cumhurbaşkanlığı Senfoni Orkestrası’nda piyanist olarak görev aldı. 2020 yılı Temmuz ayında hem Boğaziçi Sanat Akademisi I. Uluslararası Online Piyano Yarışması, hem de I. Napolinova Uluslararası Online Şan Yarışması’nda üçüncülük ödülü aldı. 2021 yılı Şubat ayında Caspi Art Maestoso II. Uluslararası Müzik Yarışması’nda piyanist Gizem Alkan ile birlikte birinci oldu. 

2019-2021 yılları arasında Hacettepe Üniversitesi Ankara Devlet Konservatuvarı Opera Bölümü’nde korrepetitör olarak görev yaptı. Hâlen Ankara Devlet Konservatuvarı Üflemeli ve Vurmalı Çalgılar Anasanat Dalı’nda korrepetitör olarak görev yapan ve Piyano Bölümü’nde yüksek lisans öğrenimi gören Zeynep Ülbegi, piyano çalışmalarına Prof. Demet Akkılıç, şan çalışmalarına Maia Mari Chikhradze ile devam ediyor. 

Kendisiyle koro çalışmaları, müzik tarihinde yaşamayı en çok istediği dönem, iyi bir piyanist olma koşulları, yarışmalara dair müzik camiasında getirilen eleştiriler, öğrencisi olduğu Prof. İlhan Baran’dan öğrendikleri gibi çok farklı konularda keyifli bir söyleşi gerçekleştirdik:

Çocukluğunuzdan başlarsak, müziğe olan ilginiz nasıl fark edildi ve daha sonra müzik çalışmalarınız nasıl bir yön izledi? 

Anaokulundan beri müziğe olan yeteneğimi ve ilgimi fark eden birçokkişi oldu hayatımda. Beni konservatuvara yönlendiren kişi ise ilkokul son sınıfta çalıştığım piyano öğretmenimdi. Çok kısa bir hazırlık sürecinin ardından kendimi Hacettepe Üniversitesi Ankara Devlet Konservatuvarı’nda buldum, iyi ki de öyle oldu. Konservatuvar yıllarım dolu dolu geçti: Alanında yetkin birçok insanla çalıştım, yarışmalara katıldım, resitaller verdim, orkestralarla solist olarak çaldım, orkestra üyesi olarak görev yaptım, çok sayıda oda müziği konseri verdim. Piyano eğitimimi ilk olarak Nuran Taşpınar, sonrasında Prof. Demet Akkılıç ile sürdürürken, operaya da çok büyük bir ilgim olduğunu fark edip Oylun Erdayı’dan şan dersi almaya başladım. Daha sonra şançalışmalarıma Maia Mari Chikhradze ile devam ettim. Ankara Devlet Konservatuvarı Piyano Bölümü’nü Okul ve Müzik Bölümü Birincisi olarak tamamladıktan sonra Eastman School of Music’in Şan Bölümü’nü kazanan ilk Türk oldum. Şu anda Ankara Devlet Konservatuvarı Piyano Bölümü’nde yüksek lisans çalışmalarımı Prof. Demet Akkılıç ile sürdürmekteyim, şan çalışmalarıma ise Maia Mari Chikhradze ile devam ediyorum.

Ankapella Gençlik Korosu, sizin piyanoyla birlikte şan ve solfej alanında da yetkinleşmenizde önemli bir başlangıç oldu. Hem de piyano çalışmalarınıza başladığınız sene. Koro çalışmaları sizde piyano karşısında nasıl bir önceliğe ve yere sahip? Şu anda gördüğüm kadarıyla piyano ve şan çalışmalarını eşzamanlı olarak büyük bir özveriyle yürütüyorsunuz. 

Oldum olası insanlarla birlikte müzik yapmayı tek başıma yapmaktan daha çok sevmişimdir, bu yüzden koro çalışmaları benim için çok keyifli zamanlardı. Özellikle koro şefim Ahter Destan’a çok şey borçluyum ki kendisi benim profesyonel şan eğitimi almam gerektiğini söyleyen ilk insandır. Yaklaşık on yıl boyunca koro ve piyano çalışmalarını birlikte sürdürdüm. Hem piyano öğretmenlerim Nuran Taşpınar ve Demet Akkılıç, hem de Ahter Destan’ın özverisi ve desteği sayesinde iki farklı alanda çalışmalarıma devam etmem mümkün oldu. Yoğunluk sebebiyle zaman zaman zorlansam da hep bir yolunu bulup ikisini dengelemeyi başardım. Bu tecrübe, şan okumaya başladıktan sonra şan ve piyanoyu beraber götürebilmemi de sağladı. Hâlâ da aynı şekilde çalışmalarımı sürdürüyorum ve iki dal ile aynı anda ilgilenmekten büyük keyif duyuyorum. 

Şu ana kadar katıldığınız yarışmalardan ve ödüllerden kısaca söz edebilir misiniz? İlk ödülünüzü kaç yaşında almıştınız ve o anda sahnede neler hissetmiştiniz? 

Yarışma konusu özellikle bizim camiamızda hayli tartışmalı bir konu. Yarışmalara karşı olanlar da var, benim gibi kendi gelişimleri için kullananlar da. Ben her zaman yarışmalara katılmaktan zevk aldım çünkü hazırlık sürecinde çok gelişiyorum. Yarışmaları kendimizi geliştirmek ve bunun sonucunda ödüllendirilme ihtimalimiz olan bir platform olarak görebilmeyi başarabilirsek çok fayda sağlayacağımızı düşünüyorum.

İlk yarışmalarıma ortaokulda koro ile katıldım, daha sonra onu solo olarak girdiğim yarışmalar takip etti. Koro, solo piyano, dört el/iki piyano ve şan alanında birçok yarışmaya katılma fırsatım oldu. En unutamadığım ödül ise solo piyano dalında İspanya’da aldığım ödüldü. Açıklandığında hissettiğim mutluluk ve gururu unutmam mümkün değil. 

Palau de la Musica Catalana ve La Sagrada Familia gibi çok önemli mekanlarda konserler verdiniz. Şu ana kadar sizi akustiği, mimarisiyle en çok etkileyen konser mekanı hangisi oldu? 

Saydığınız salonların yanısıra çok etkilendiğim diğer sahneler yurtdışında The Metropolitan Opera, Kodak Hall, Kilbourn Hall ve Hatch Recital Hall; Türkiye’de ise Bilkent Konser Salonu, Zorlu PSM ve İzmir AASSM.

Piyano eğitiminiz süresince çok değerli piyanistlerin ustalık sınıflarında aktif olarak yer aldınız. Bu ustalık sınıflarında piyanistlerin yanı sıra akranlarınızla etkileşimden nasıl kazanımlar elde ettiniz? 

Özellikle ortaokul ve lise dönemlerinde çok fazla sayıda ve uzun süren ustalık sınıflarına katıldım. Tanıştığım müthiş piyanistlerin yanısıra güzel dostluklar da edindim. Piyanist akranlarımın performanslarını dinleyebilmek, onlarla bilgi alışverişinde bulunabilmek benim için çok kıymetli olmuştur her zaman. 

Peki, piyanonuzla herhangi bir sosyal sorumluluk projesine katıldınız mı? 

2020’de Lösante’de bir çocuk konserinde piyanist olarak yer aldım. Lösemi hastası çocuklarla bir arada olmak ve performans sergilemek unutulmaz bir deneyimdi, dilerim yine bu tür etkinliklerde yer alma fırsatım olur.

Zeynep hanım, daha genel bir soru da sormak isterim. Müzik sizce toplumda ne tür işlevler yerine getirir? 

Müzikte sınıf ayrımı, din, dil, ırk ayrımı yok. Bu sebeple müziğin, dünyanın her kesiminden insanı bir araya getirebildiğini, tüm ayrımları safdışı bırakarak evrensel ve ortak bir paydada buluşturabildiğini düşünüyorum. 

2009-2011 yılları arasında Türkiye’nin en önemli bestecilerinden biri olan Prof. İlhan Baran’dan Çağdaş Müzik Tarihi dersi aldınız. İlhan beyin belleğinizden hiç çıkmayan öğütleri nelerdir? Size, gerek müzikal yetenekleriniz gerekse entelektüel birikiminiz açısından nasıl katkılar sağladı kendisi? 

İlhan Baran, tanıdığım en özel insanlardan biriydi. Bilgisi, donanımı ve genel kültürü ile çok etkilendiğim bir sanatçıydı. Henüz bir ortaokul öğrencisi olmama rağmen, o yaşımda derslerinde beni birçok yabancı kaynakla tanıştırmış ve ufkumu genişletmişti. Ayrıca bilgilerini aktarmanın yanı sıra öğrencilerinin fikirlerini de sık sık sorar ve düşünmeye teşvik ederdi. Tüm bunlar bana büyük katkı sağladı. 

Bir yandan da orkestralarda solist olarak yer aldınız. Peki sahnede yaşadığınız ve unutamadığınız bir deneyim sorsam hangisinden söz etmek isterdiniz? 

Piyanist olarak Hacettepe Senfoni Orkestrası ile solist olarak çaldığım konser benim için en önemlisi olabilir. Soprano olarak ise Eastman Collegium Musicum ile yaptığımız L’Orfeo operasının konser versiyonunun başrolünde yer aldığım performansı hayatım boyunca unutmayacağım.

Kişinin iyi bir piyanist olmasının koşulları sizce neler? 

Çok istemek, çok çalışmak ve kendinizi her alanda beslemek. Ayrıca alanında başarılı, pedagoji bilen öğretmenlerle çalışmak da çok önemli.

Dünyanın en önemli müzik okullarından biri olan Amerika’daki Eastman School of Music’in şan bölümünü kazanan ilk Türk oldunuz. Bu süreç müzikal gelişiminiz, olgunlaşmanız açısından sizde nasıl izler bıraktı? Yurtdışı eğitim, imkanı olan piyanistler açısından sizce nasıl bir katkı sağlar?

Amerika’da okumak her şeyden önce mental olarak beni çok geliştirdi. Gitmeden önce aklıma dâhi gelmeyen birçok zorlayıcı faktörle karşılaştım ve tek başıma bunlarla mücadele etmek beni çok büyüttü. Orda bana yardımcı olan öğretmenlerim Prof. Katherine Ciesinski, Prof. Paul O’Dette ve Prof. William Weinert’a da çok şey borçluyum. Yurtdışında yaşamak zorlayıcı bir deneyim olsa da Eastman, hayatımda gördüğüm en destekleyici ortamdı diyebilirim. Herkes çok hırslı ve çalışkan olmasına rağmen, bir yandan da akranlarına sonsuz destek sağlıyordu ve bu beni inanılmaz mutlu etmişti. Yurtdışı eğitimi hem farklı kültürlerden beslenebilmeniz, hem kendi ayaklarınız üzerinde durabilmeniz, hem de dünyaya açılabilmeniz için büyük bir fırsat. O yüzden imkânı olan müzisyenlere kısa süreli de olsa bunu deneyimlemelerini tavsiye ederim. 

Tüm bu mücadeleleriniz sırasında herhangi bir kurumsal destekten yararlandınız mı? 

Maalesef. Bulmak için çok uğraştım fakat ekonomimizin durumu ve Amerika’daki yaşamın pahalılığı sebebi ile Eastman’ın kendi bursu dışında herhangi bir kurumsal destek bulamadım. 

Müzik tarihinde geçmişe ışınlanma şansınız olsa hangi dönemi tercih ederdiniz ve neden? 

Barok dönem. O dönem yazılmış vokal ve koral müzikleri çok seviyorum ve bu muhteşem müziklerin yaratım aşamasına şahit olabilmek için barok döneme ışınlanmayı tercih ederdim kesinlikle.

Eserlerini çalmaktan en çok hoşlandığınız kompozitör ve “vazgeçilmez piyano parçanız” hangisi?

Spesifik bir besteci vermem çok zor ama Chopin ve Beethoven çalmaktan en çok zevk aldığım besteciler olabilir. Vazgeçilmez piyano parçam ise Mendelssohn, Rondo Capriccioso.

Türkiye’de son dönemde klasik müzik dinleyicisinde bir değişim gözlemliyor musunuz? 

Popüler kültürün bizlere sunduğunun ötesinde bir arayışa giren genç dinleyicilerin farklı dinleme alışkanlıklarına daha açık olduğunu düşünüyorum. Bu nedenle özellikle genç dinleyicilerin arttığını gözlemliyorum. 

Piyanonun yanına en çok yakıştırdığınız eşlikçi enstrüman hangisi? 

Viyolonsel, ki kendisi en sık eşlik ettiğim enstrümandır. Bunun yanı sıra şancılarla ve diğer enstrümanlarla çalışmaktan da son derece keyif alırım. 

Yakın döneme dair hedefleriniz ve orta vadeli hayalleriniz neler? 

Pandemi dönemi biter bitmez konserlere başlamayı çok istiyorum. Yeni dönem için etkileşimde olduğum ve birlikte konser yapma planları kurduğum birçok müzisyen arkadaşım var. Onun yanı sıra piyano ve şan eğitimlerimi birlikte kullanabileceğim projeler gerçekleştirmek istiyorum. Umarım hepsi en kısa zamanda mümkün olur. 

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s